1. Genel Olarak Eşitlik Kurumları

Ayrımcılıkla mücadele ve eşitlik konusu AB’nin kurucu antlaşmalarında da ikincil mevzuatında da öne çıkan ilkelerden ve çalışma alanlarından birisidir. BM ve Avrupa Konseyi bünyesindeki sözleşmelere dayalı ve kurumsal mekanizmalarla birlikte AB düzeyinde geniş bir mevzuat çerçevesi olduğu söylenebilir. Bu çerçevenin yerine getirilmesi anlamında öne çıkansa eşitli kurumları olmuştur. Halihazırda birlik üyesi 27 ülkede farklı yapılarda ve yetkilere sahip eşitlik kurumları bulunmaktadır.

Eşitlik kurumları, özellikle ilgili AB direktiflerinin getirdiği yükümlülükleri yerine getirmek ve eşitlikle ilgili düzenleme ve ilkelere uygulamada etkinlik kazandırmak ve eşitliğin korunması ve güçlendirilmesi, ayrımcılıkla mücadele edilmesi amacıyla kurulmuş kurumlardır.

Müktesebatta eşitlik kurumlarının ne şekilde yapılandırılacağı konusunda açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle AB düzeyinde farklı modeller olduğu söylenebilir. (ombudsmanlık, insan hakları kurumu, karma modeller gibi).

İlgili AB direktifleri gereğince eşitlik kurumlarının asıl çalışma alanları, bunlarla sınırlı olmasa da, ırk, etnik kökene ve cinsiyete dayalı ayrımcılıktır.

Eşitlik kurumlarının eşitliğin güçlendirilmesi ve ayrımcılıkla mücadele alanındaki çalışmaları farklılık gösterebilir. Mağdurlara hukuki yardım, arabuluculuk, davalara müdahil olma, danışmanlık, idari usuller kullanma, dava açma yargısal, yarı yargısal çalışma usulleri arasında gösterilebilir.

(Yarı) yargısal işlevler dışında tematik raporlar, inceleme-araştırma ve istatistik üretme, bağlayıcı kararlar alma da bu kurumların çalışma usulleri arasındadır.

İlgili olabilecek mevzuata görev alanıyla ilgili görüş verme, hükümete, parlamentoya görüş verme, farkındalık çalışmaları yürütme de diğer çalışma yöntemleri arasında sayılabilir

2. Türkiye’deki Süreç

a) Genel Olarak

1999’da aday ülke statüsünü kazanmasından bu yana eşitlik çerçeve yasası hazırlanması ve bir eşitlik kurumu oluşturulması Türkiye’nin gündeminde yer almıştır. On yılı aşkın süredir üzerinde tartışılan çalışmalar, 6701 sayılı Kanun’la bir anlamda somutlaşmış, eşitlik kurumu TİHEK bünyesinde yapılandırılmıştır.

Kanun’un genel gerekçesinde ifade edildiği üzere Kurumun eşitlik kurumu olarak tayin edilmesinin temelinde Anayasa’nın kanun önünde eşitlik kenar başlıklı 10. maddesi ve tarafı olduğumuz insan hakları sözleşmeleri ile düzenlenen ayrımcılık yasağıyla etkin mücadele için duyulan kurumsallaşma ihtiyacı bulunmaktadır. Yine Genel Gerekçede ifade edildiği üzere eşitlik kurumuna duyulan ihtiyaç bir taraftan da AB müktesebatına uyum kapsamında ele alınmış ve bu alanda öne çıkan direktiflere örnekleme yoluyla atıfta bulunulmuştur.

Kanun’da eşitlik kurumuyla ilgili hükümlerin düzenlenmesine esas teşkil eden belgeler asıl olarak ilgili AB Direktifleri dir.

İlgili direktifleri görmek için tıklayınız.

b) Görev ve Yetkiler ile Bunların Kapsamı

Kurumun, ayrımcılıkla mücadele ve eşitlik konusundaki görev ve yetkileri için tıklayınız.

6701 sayılı Kanun’da ayrımcılıkla mücadele ve eşitlik konusundaki görevler incelendiğinde AB düzeyinde eşitlik kurumları için öngörülen işlevlere benzer görev ve yetkilerin tanımlanmış olduğu belirtilebilir.

Bu bağlamda, Kanun’un 9. maddesinde ayrımcılıkla mücadele kapsamında Kurum,

  • ayrımcılığın önlenmesine ve ihlallerin giderilmesine yönelik çalışmalar yapmak,
  • bilgilendirme ve eğitim çalışmaları aracılığıyla kamuoyunda duyarlılığı geliştirmek
  • ve eğitim müfredatlarında ayrımcılık yasağıyla ilgili bölümlerin hazırlanmasına katkı sağlamak
  • ayrımcılık yasağı ihlallerini resen veya başvuru üzerine incelemek, araştırmak, karara bağlamak ve sonuçlarını takip etmek
  • ayrımcılık yasağı ihlalleri nedeniyle mağdur olduğu iddiasıyla Kuruma başvuranlara mağduriyetlerinin giderilmesi için kullanabilecekleri idari ve hukuki süreçler konusunda yol göstermek ve başvurularını takip etmelerini sağlamak amacıyla yardımcı olmakla görevlidir.

Bununla bağlantılı olarak,

  • Kurum, ayrımcılık yasağının ihlal edilmesi halinde ayrımcılık yapan kurum, kuruluş ve/veya özel hukuk tüzel kişiler ve gerçek kişilere idari yaptırım uygulayabilmektedir.
  • Ayrıca ihlal başvurularında gerekli görülmesi halinde uzlaştırma süreci de devreye sokulabilmektedir.

Kanun kapsamında cinsiyet, ırk, renk, dil, din, inanç, mezhep, felsefi ve siyasi görüş, etnik köken, servet, doğum, medeni hâl, sağlık durumu, engellilik ve yaş temellerine dayalı ayrımcılık yasaklanmıştır.

Kanun ile ayrımcılık yasağının kapsamının oldukça geniş tutulduğu ayrıca belirtilmelidir. Kanun’un 5. maddesine göre ayrımcılık yasağı; eğitim, yargı, kolluk gibi alanlarda hizmet sunan bütün kamu kurum ve kuruluşlarını, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını, gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişilerini, kamuya açık hizmetlerin sunulduğu alanlar ve binalara erişimi, makul düzenlemelerin yapılmasını kapsamaktadır. 

Kanun’da istihdam ve serbest meslek alnının ayrı bir maddede düzenlenmiş olduğu vurgulanmalıdır.

Bu anlamda Kurumun konuyla ilgili görev alanı, özellikle ihlal iddialarının alınması, takibi ve sonuçlandırılması açısından oldukça geniştir.

Close