TİHEK Ulusal İnsan Hakları Kurumları Küresel Birliği (GANHRI) 13. Uluslararası Konferansına Katıldı

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu 10-12 Ekim 2018 tarihinde Fas Marakeş’te gerçekleştirilen “Kadın İnsan Hakları Savunucuları Odaklı olmak Üzere Tüm İnsan Hakları Savunucularının Korunması ve Geliştirilmesinde ve Sivil Alanın Arttırılmasında Ulusal İnsan Hakları Kurumlarının Rolü” konulu GANHRI 13. Uluslararası Konferansına katıldı. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) ve Fas Ulusal İnsan Hakları Kurumu işbirliğinde gerçekleştirilen Konferansa Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu İkinci Başkanı Mesut Kınalı ve Uzman Ezgi Kaşkaval Okyay katılım sağladı.

GANHRI’yi oluşturan dört ana bölgeden (Afrika, Amerikalar, Avrupa, Asya-Pasifik) seksen altı ulusal insan hakları kurumu ile sivil toplum örgütü, BM ilgili birim temsilcileri ve gözlemcilerinden oluşan üç yüz temsilcinin katılımıyla Marakeş’te geçekleştirilen toplantıda açılış konuşmaları GANHRI Başkanı Beate Rudolf, Fas Ulusal İnsan Hakları Kurumu Başkanı Driss El Yazami ve BM İnsan Hakları Temsilcisi Peggy Hicks tarafından gerçekleştirildi.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 70. Yıldönümü, Paris Prensiplerinin kabulünün ve GANHRI’nin kuruluşunun 25. Yıldönümü, İnsan Hakları Savunucuları Deklarasyonunun kabulünün 20. Yıldönümü olması sebebiyle özel bir önem taşıyan ve üç gün boyunca devam eden Konferans’ta, Sivil Alan ve İnsan Hakları Savunucuları, İnsan Hakları Savunucularının Korunması ve Kadın İnsan Hakları Savucularının Durumu, Sivil Alanın İzlenmesi, Katılımcılık ve İşbirliği ve İnsan Hakları İletişimi gibi konular ele alındı. Konferans sonunda, GANHRI akreditasyonuna sahip olan ulusal insan hakları kurumlarının imzasıyla İnsan Hakları Savunucularının ve Sivil Alanın Korunmasında ve Geliştirilmesinde İnsan Hakları Kurumlarının Rolü konulu Marakeş Deklarasyonu kabul edildi.

Konferans bağlamında gerçekleştirilen tüm oturumlar takip edilerek çalışma gruplarına katılım sağlandı. İlgili katılımcılarla bilgi ve görüş alışverişinde bulunularak gelecekte gerçekleştirilebilecek ikili işbirliği çalışmaları değerlendirildi.

Bu çerçevede, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu İkinci Başkanı Mesut Kınalı, Konferans katılımcılarından Lübnan Ulusal İnsan Hakları Kurumu temsilcisine verdiği röportajda, insan hakları savunucularının demokratik toplumların vazgeçilmez, özgün ve temel ögesi olduklarını dile getirdi. Ulusal İnsan Hakları Kurumlarının, insan hakları savunucularının korunması konusunda faaliyet gösterirken ayrımcılık yapmamaları gerektiğine dikkat çeken Kınalı, Avrupa ülkelerindeki peçe, burka ve başörtüsü yasağı gibi uygulamaların inanç özgürlüğünü ihlal eden uygulamalar olduğunu ifade etti. Eğer güvenlik konusunda endişe duyuluyorsa bu problemin kadın yetkililer görevlendirerek ve kabinler tahsis edilerek çözülebileceğini vurguladı. Düşünce ve inanç sistemleri arasında ayrımcılık yapmanın çifte standart uygulamak olduğunu ifade eden Kınalı, ulusal insan hakları kurumlarının bu bağlamdaki çalışmalarının son derece değerli olduğunu belirtti.

Close