2020 / 198 Sayılı Kurul Kararı (İhlal, İdari Yaptırım)

KARAR ÖZETİ

 

TV Kanalında, Başörtüsü Aleyhinde Yapılan Açıklamalar Sebebiyle Ayrımcılık Yasağının  İhlal Edilmesi Hakkında Karar

 

Türkiye İnsan Hakları Eşitlik Kurulu, EBA TV’de ders veren başörtülü öğretmen hakkında yapılan açıklamalar nedeniyle; 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu’nun 3’üncü maddesinde güvence altına alınan ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Kararın tam metnini görüntülemek için tıklayınız....

 

RESEN İNCELEME SÜRECİ

 

Bir televizyon kanalının yayınında program sunucusu, Covid-19 tedbirleri kapsamında Eğitim Bilişim Ağı (EBA) Televizyonu üzerinden ilk gün dersini anlatan öğretmen hakkında, ‘milyonlarca öğrenciye rol model olarak türbanlı öğretmeni vermenin yanlış olduğu, imaj olarak öğretmen görüntüsünün türbanlı öğretmen olmadığı, imaj olarak türbanlı öğretmenle (derslere) başlamanın facia olduğu’ yönünde açıklamalarda bulunmuştur.

Televizyon Kanalında yayınlanan işbu ifadelerin, ayrımcılık yasağını ihlal ettiği,  Müslüman kitlenin hissiyatına zarar verdiği, dini değerleri aşağıladığı, iddialarıyla Kurumumuza müracaatlar yapılmış; söz konusu müracaatlar doğrultusunda Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurulu’nun kararı ile söz konusu Televizyonu Kanalı ve sunucusunun açıklamaları hakkında resen inceleme başlatılmıştır.

TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VE EŞİTLİK KURULUNUN DEĞERLENDİRMESİ

 

 Medya Çalışanlarının Sorumluluğunun Değerlendirilmesi

 

 ‘Demokratik bir ülkede basın, kamuoyunda gündemde olan konular bakımından görüş oluşturmak için en iyi araçlardan biridir. Bununla beraber medya çalışanları düşünce ve ifade özgürlüğünün, hoşgörüsüzlük biçimini kışkırtan görüşleri, ayrımcılığın alenen kışkırtılmasını, aleni aşağılama ve karalama veya bir grup insanı dil, din, ırk, etnik köken ve benzeri sebeplerle hor gören ifadeleri içermediğini hatırda tutmalıdır. Yayın hizmetleri ulusal mevzuattaki düzenleme gereği ırk, renk, dil, din, tabiiyet, cinsiyet, engellilik, siyasî ve felsefî düşünce, mezhep ve benzeri nedenlerle ayrımcılık yapan ve bireyleri aşağılayan yayınları içeremez ve teşvik edemez.’

 ‘“Maddi vakıa açısından bakıldığında, iddialara konu yayında Arkamda gördüğünüz öğretmen de türbanlı!” ifadesinin kullanıldığı görülmektedir. Yapılan eleştiri esnasında belli bir türbanlı öğretmen gösterildiği, en azından öyle varsayıldığı açıktır. Kaldı ki başörtülü öğretmenin gösterilip gösterilmemesi önemli değildir. Çünkü sarf edilen ifadelerin, kast edilenin başörtülü öğretmene yönelik olduğu açıkça ortadadır. Keza, aynı günkü eğitim programında başörtüsü olmayan öğretmenin de ders verdiği bir gerçektir. Eleştiri Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim politikasına yönelik olsa da, -ki, Milli Eğitim Bakanlığı uygulaması ayrımcılık içermiyor-, bu eleştiri ayrımcılık yasağını ihlal eder boyutlara ulaşmış, dini bir gereklilik ve değer olan başörtüsü aşağılanmış, başı açık öğretmenlere nispetle başörtülü öğretmenlerin rol model olarak öğrencilere sunulamayacağı ileri sürülerek bu durum bir facia olarak nitelendirilmiştir. Özellikle bu “facia” kelimesi başörtüsünü ve başörtülüleri tamamen ötekileştirmeye yönelik nefret söylemi niteliği taşımaktadır.”’

 

“Türbanlı Öğretmenin Rol Model Olamayacağı” İfadelerinin Değerlendirilmesi

 

‘“Milyonlarca öğrenciye rol model olarak türbanlı öğretmeni vermek çok yanlış.”, “Öğretmenin görüntüsü türbanlı öğretmen değil. Yani imaj olarak.” ve “ imaj olarak türbanlı öğretmenle başlamak kadar facia bir şey olamaz.” ifadeleri dinin gereği addedilen bir kıyafeti ve bu kıyafeti kullanan kişileri aşağılayıcı ve ayrımcı ifadeler olup türbanın (başörtüsü) öğretmenlik gibi şerefli bir meslekle bağdaşmadığını, dini inancı gereği başörtüsü takan kişilerin başı açık kişilerle rol modellik açısından aynı düzeyde olamayacağını, nesillere örnek olarak gösterilemeyeceğini ifade etmektedir. Bu düşünceye göre çocuklar için en büyük ve değerli rol model olan başörtülü tüm annelerin de başörtülerini çıkartmak gerekecektir.

Diğer yandan başörtüsü, Türkiye nüfusunun tamamına yakınının mensup olduğu İslam dininin bir gereği olarak kabul edildiği gibi, milletin binlerce yıllık geçmişindeki rol model kadınlar başörtülü kadınlardır. Anadolu’ya adını veren analar, İstiklal harbinde düşmana karşı verdikleri mücadelede rol model olarak öne çıkan Nene Hatun, Kara Fatma, Şerife Bacı gibi kadınlar başörtülü kadınlardır. Bu yüzden, sadece başı açık olan öğretmenleri rol modelliğe layık görmek; anneleri, ablaları ve akrabaları başörtülü olan milyonlarca çocuğu onlardan ayırmayı da gerekli kılacaktır. Dolayısıyla bu denli yanlış düşüncenin demokrasilerde hala dillendirilmesi kabul edilecek bir durum olmasa gerek. Çünkü başı açık öğretmen ne kadar rol modelse inancı gereği başörtülü olan öğretmen de o kadar rol modeldir.’

 

Ayrımcılık Yönünden Değerlendirme

 

Kamuda başörtüsü yasağı, 8 Ekim 2013 tarihinde kaldırılarak bir sorun alanı olmaktan çıkarılmıştır. Bu yasağa geri dönüşe yol açacak dinsel hoşgörüsüzlük içeren ifade ve yayınların etkisiyle zaman zaman ülke içerisinde kadınların başörtülerinin fiili saldırıyla başlarından çekilip çıkarılması olaylarına veya başörtüsü dolayısıyla istihdamda ayrımcı uygulamalara şahit olunmaktadır. Bu nedenle de bu tip yayınlar kamuoyunda büyük tepkilere neden olmaktadır. Yapılan eleştiri esnasında kullanılan halkın büyük bölümünün kullandığı başörtüsünü ve başörtüsü takan öğretmenleri aşağılayan ayrımcı ifadelerin kullanılmasında makul ve nesnel bir temel olmadığı ve başkalarının hak ve özgürlüklerini tehdit ettiği gibi bu konudaki tarihsel geçmiş dikkate alındığında toplumsal çatışma ve gerilimlerin kaynağı olduğu açıktır.

 

Yapılan Açıklamanın Laiklik İlkesi Çerçevesinde Değerlendirilmesi

 

‘Televizyon programında açıklanan ifadeler değerlendirildiğinde; görsel ve işitsel medya aracılığıyla iletişim ve kültür hizmeti verilirken haber verme sınırlarını aşan dinsel hoşgörüsüzlük temelli nefret biçimlerini yayan ve teşvik eden ayrımcı ifade biçimleri kullanılmıştır. Bir gazeteci tarafından toplumun tüm kesimini ilgilendiren eğitim konusu hakkında yapılan eleştiriler ve değerlendirmelerle sınırlı kalmamış, ayrımcılık boyutuna ulaşmıştır. Bu ayrımcı ifadelerin laiklik ilkesi çerçevesinde de haklı görülmesi mümkün değildir. Zira otoriter devlet laikliği dışındaki demokratik laiklik, iddia edilenin aksine din ve inanç özgürlüğü önündeki engelleri kaldırarak herkesin inandığı gibi giyinmesini, ibadet etmesini ve yaşamasını temin eden laiklik olarak anlaşılmaktadır.

Demokratik toplumun gerekleriyle bağdaşmayan ve çoğulcu yapısını, başkalarının haklarını ve kamu düzenini tehdit eden bu ayrımcı ifadeler 6701 sayılı Kanunun 3’üncü maddesi 2’inci fıkrası uyarınca iletişim hizmeti sunulurken yapılan inanç ve cinsiyet temelli çoklu ayrımcılık olduğundan ifade özgürlüğünün kullanımı olarak değerlendirilememektedir.’

 

KARAR

 

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurulu açıklanan gerekçelerle; 6701 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinde güvence altına alınan ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine, program sunucusu hakkında 15.000,00 TL, yayın kuruluşu hakkında 15.000,00 TL idari para cezası uygulanmasına karar vermiştir.


Paylaş:
İşlem Sonucu