e-Başvuru
Erişilebilirlik Menüsü

Ekran Okuyucu

Seçili Alan Okuyucu

Bağlantı Vurgula İkonu

Bağlantı Vurgula

Metni Büyüt İkonu

Büyük Metin

Metni Sola Hizala

İmleç

Okuma Kılavuzu

Okuma Maskesi

Disleksi Dostu

Kontrast

Solgunlaştırma

Düşük Doygunluk

Yüksek Doygunluk

İsveç’te Kur’an-ı Kerim Yakılması Eylemine İzin Verilmesi Hakkında Basın Açıklaması
İsveç’te Kur’an-ı Kerim Yakılması Eylemine İzin Verilmesi Hakkında Basın Açıklaması
21.01.2023
A- A+

Yazılı ve görsel basında İsveç’te aşırı sağcı Sıkı Yön Partisi (Stram Kurs) liderinin Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği önünde Kur’an-ı Kerim yakması eylemine izin verildiği yer almıştır.

2019 yılında yayımlanan Birleşmiş Milletler (BM) Nefret Söylemi Stratejisi ve Eylem Planı’nda da tanımlandığı üzere nefret söylemi; toplumun bir kesimini dışlayıcı, baskı ya da şiddet amacı güden, hoşgörüsüzlüğe dayalı nefret biçimlerini yayan, kışkırtan, teşvik eden veya meşrulaştıran ifadelerdir. Müslümanlara yönelik nefret söylemi, çoğunlukla nefret suçu olarak ortaya çıkmaktadır. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi (DKİHB) 2019 Nefret Suçu Raporunda nefret suçlarını; ırkçılık, yabancı düşmanlığı, antisemitizm, engellilere, Romanlara, cinsiyete, Müslümanlara ve Hristiyanlara yönelik önyargılar olarak gruplandırmaktadır.

Nefret söylemi ve nefret suçları bağlamında İslam düşmanlığı sıkça gündeme gelmektedir. İnsan haklarına ve farklı din ve inançlara saygıya dayalı ve küresel barış kültürünü teşvik eden uluslararası çabaların güçlendirilmesi amacıyla geçtiğimiz yıl BM Genel Kurulu tarafından 15 Mart, “Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Günü” olarak kabul edilmiştir. Bu olumlu gelişmeye rağmen küresel barış ve toplumsal huzuru tehdit eden İslam düşmanlığı ve kültürel ırkçılıkla mücadele çabalarının yeterli düzeyde olmadığı görülmektedir.

Dini ayrımcılığın tipik bir göstergesi olarak İslam karşıtlığı, Müslüman bireylere ve gruplara karşı ayrımcı tutumları derinleştirmektedir. İnsan haklarına ilişkin bağlayıcı metinlerde ırk temelinde ayrımcılık bir insan hakkı ihlali olarak düzenlenmektedir. Belirli bir gruba yönelik bu davranışlar Türkiye’nin de taraf olduğu “BM Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme” ve “Irk veya Etnik Kökene Bakılmaksızın Kişilere Eşit Muamele İlkesinin Uygulanmasına İlişkin 2000/43/AT sayılı Avrupa Konsey Direktifi” başta olmak üzere uluslararası temel insan hakları belgeleri ve evrensel insan hakları ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir.

Avrupa Konseyi Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu’nun (ECRI), “Müslümanlara Karşı Hoşgörüsüzlük ve Ayrımcılıkla Mücadele” konulu 5 No.lu Genel Politika Tavsiye Kararı’nda hükümetlerin, din özgürlüğünü destekleme ve istisnasız bütün inanç sahiplerinin yaşadıkları toplumlarda hoşgörüsüzlük ve ayrımcılık korkusu taşımadan yaşayabilmesi ve gelişebilmesini güvence altına alma görevlerinin bulunduğunu belirtmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesinde ifade özgürlüğünün sınırları açıkça belirtilmiştir. Bu çerçevede, Kur’an-ı Kerim yakma eylemine izin verilmesinin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği aşikardır. Bilakis bu türden faşizan eylemlerin nefret suçu oluşturacağı noktasında kuşku bulunmamaktadır. Temel misyonu insan haklarının korunması ve geliştirilmesi, ayrımcılığın önlenmesi ve bu konuda farkındalığın artırılması olan Kurumumuz medyaya yansıyan bu eylemi şiddetle kınamaktadır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Paylaş :