MD. Uğur YAŞA, Prof. Dr. Hür Mahmut YÜCER

Tebliği Buradan İzleyebilirsiniz.

 

Aile Bütünlüğünün Korunmasında Aile Arabuluculuğunun Gerekliliği[1]

  1. Uğur YAŞA[2]

Prof. Dr. Hür Mahmut YÜCER[3]

 

Özet

Günümüzde, boşanma oranlarında görülen hızlı artış ve buna bağlı olarak gelişen stres ve şiddet olaylarındaki yükseliş birincisi evliliklerin kurtarılabilmesi ikincisi ayrılık durumunda uzlaşı bulma mekanizmalarına ihtiyacı artırmıştır. Türkiye’de son yıllarda yasal olarak gündeme gelen, aile arabuluculuğunun Amerika’da “boşanma arabuluculuğu”, Avrupa ülkelerinde ise biraz daha kuşatıcı tarzda “aile arabuluculuğu” şeklinde kurgulanmış olup 30 yıllık bir geçmişe sahiptir. Ülkemizde ise buna duyulan ihtiyacın artmasına paralele olarak hangi zeminde ve ne şekilde kurgulanacağına ilişkin tartışmalar yeni başlamıştır. Bu süreçte elbette ülkenin sosyo-kültürel, sosyo-psikolojik ve sosyo-dini temelleri dikkate alınacaktır. Buna bağlı olarak yapılandırma salt pozitif hukuk felsefesi, salt devlet görevlisi ve istihdam politikaları tartışmalarının uzağında insanın ve ailenin çoklu yapısına uygun olarak kurgulanacaktır. Bu çalışmada konuya “sosyal hizmet görevlisi” perspektifinden yaklaşılacaktır.

Bu çalışmada aile arabuluculuğunun, aile bütünlüğünün korunmasında önemini irdeleyebilmek ve vurgulayabilmek için nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Veriler elde etmek için yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Olayın çok yönlülüğü dikkate alınarak görüşmelerde olayın çok farklı taraflarından dört aile mahkemesi hâkimi, dört arabuluculuk yapan avukat, dört sosyal çalışma görevlisi, dört boşanmış birey ve dört boşanma süreci içerisindeki bireyin kanaatlerine baş vurulmuştur. Görüşmeler sonucunda üç ana tema oluşturulmuştur. Bu başlıklar ‘Parçalanmış Aile ve Aile Bütünlüğü’, ‘Aile Arabuluculuğu’ ve ‘Aile Bütünlüğünün Korunmasında Doğru Aile Arabuluculuğu Sistemi Nasıl Olmalıdır?’ olarak belirlenmiştir. Bu veriler doğrultusunda aile arabuluculuğu sisteminin aile bütünlüğünü korunmasında gerekli olduğu, bu sayede daha fazla sayıda ailenin kurtarılabileceği, boşanma sürecine giren vakalarda ise daha sancısız, sarsıntısız bir evrenin geçmesine yardımcı olunacağı ortaya çıkmıştır.

Anahtar Sözcükler: Aile, Aile Arabuluculuğu, Boşanma, Aile Danışmanlığı, Sosyal Hizmet Müdahalesi

Necessity of Family Mediation in the Protection of Family Integrity

Abstract

Today, the rapid rise in the divorce rates brought with it a need towards conciliation mechanisms in cases of terminating a marriage and splitting up. Family mediation, which has recently begun to be discussed from a legal standpoint and for the practice of which various studies have been conducted in Turkey, has a 30 year old history in European countries and in USA. Family mediation is primarily exercised in helping divorcing couples, especially ones with kids, come to an agreement on issues that may arise from the divorce such as the arrangements regarding the children, financial matters and acquired properties. All members of the family may participate in this process. Family mediation is a practice that provides supports to family members, enabling them to stay in communication with each other and thus making arrangements based on mutual agreement or retaining familial relationships including those between parents-children or start new ones. The aim of this study is to determine whether the divorced individuals or those still in the process of divorcing can benefit from a system like family mediation in matter such as ascertaining the problems leading to divorce, the resolution of these problems or preserving the family unity. Also, with the help of judges, lawyers and social workers the necessity of such a practice as family mediation were tried to be determined in preserving the family unity before or after the process of divorce. In the study, qualitative research method was used to assess the significance of the family mediation in preserving the family unity. Semi-structured interview technique was used to acquire data. These interviews were made with 4 family court judges, 4 lawyers acting as a mediator, 4 social workers, 4 divorced individual and 4 individuals in the process of getting divorced. At the end of the interviews 3 main themes developed: ‘Fragmented Family and Family Unity’, ‘Family Mediation’ and ‘How an Ideal Family Mediation System Should be in the Preservation of the Family Unity?’ In light of these data it was determined that the family mediation system is necessary in preserving the

Keywords: Family, Family Mediation, Divorce, Family counselling, Social Work Intervention

 

Giriş

Geleneksel aile yapısında aile içinde yaşanan sorunlar, aile büyüklerinin arabuluculuğunda, eşlerin iradeleri doğrultusunda veya aile dışından birinin desteği ile çözülebiliyordu. Fakat günümüzde küçük aile yapısına ve bireyselleşmeye bağlı olarak çevrenin destek ve yardım talepleri giderek azalmıştır. Yaşam ve aile yapısındaki değişimler aile içi sorunları çözebilecek mercileri değiştirmiştir. Geleneksel ailelerde arabuluculuk yapan aile büyüğü görevini aile danışmanlarına bırakmıştır. Bu bağlamda çekirdek aileler, bir önceki neslin nasihat, yönlendirme, tavsiye ve tecrübelerinden yeterince yararlanamamaktadır. Dönüşüme bağlı olarak profesyonel destek ve danışmanlık hizmetlerine daha çok ihtiyaç duyulmaktadırlar. Özbesler bu ihtiyaca şöyle vurgu yapmaktadır: Aile sisteminde artan sorunlar, bu sorunlara çözüm bulunamayış, aileye yönelik psiko-sosyal hizmet bütününde danışmanlık ve tedavi edici hizmetlerine duyulan önemi ve ihtiyacı da gün geçtikçe arttırmaktadır (Özbesler, 2011, s.120).

  1. Arabuluculuk Sistemi ve yararlar, engeller ve temel esaslar.

Danışmanlık, rehberlik ve yönlendirici hizmetlerdeki aksaklık kazalara neden olmakta, aile yıkım hızını her geçen gün artırmaktadır. Hukuki süreç doğrudan ayrılığa ve buna bağlı mal ve velayet tartışmalarına odaklandığı için süreçte taciz, baskı ve cinayete varan süreçler yaşanmaktadır. Halbuki mahkeme öncesi alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri vardır ve bunların pek çok yararı mevcuttur. Bu yararlar: Masraflardan tasarruf sağlaması, zamandan tasarruf sağlaması, uyuşmazlık ile ilgili konularda alanında uzman kişilerin inceleme yapma fırsatının sunulması, uyuşmazlık çözüm sürecinde tarafların doğrudan sürece katılımının sağlaması, esnek ve ılımlı çözüm sağlaması, gizliliğin sağlaması, her iki tarafın kazançlı çıkabileceği bir sonucun ortaya çıkmasını sağlaması yanında psikolojik olarak yıpranmasının önüne geçilmesini beraberinde getirmektedir. (Özbek, 2004, s. 155-174; Şanlı, 2013, s. 407).

Arabuluculuk mekanizmasının önündeki yukarıda sayılan yararların yanında bazı engellerde bulunmaktadır. Güvene bağlı tereddütler, taraflar arasındaki büyük ekonomik farklılıklar, uyuşmazlık yaşayanların birden fazla olması, ekonomik hacmi büyük davalarda, avukatların arabuluculuğa muhalefetinde, gizli sayılabilecek belgelerin açıklanması gibi konular alternatif uyuşmazlık çözümünün önündeki bazı engellerdir (Özbek, 2004, s.180-188; Kocaoğlu, 1999, s.21-22).

Arabuluculuğun başarılı bir şekilde gerçekleştirilebilmesi bazı temel esaslar bulunmaktadır. Bu esaslar; tarafların yaşadıkları sorunların anlaşılabilmesi için iyi bir değerlendirme yapmak, arabulucunun tüm süreç sonrasında gerekli analizleri yaptıktan sonra ortaya çıkan sonuçları taraflara bildirmesi, taraflardaki şüpheyi yok ederek netlik ortamı sağlamak, anlaşmanın sağlanması için farklı teklifleri taraflara sunmaktır. Arabulucunun esas görevi ise, taraflar arasındaki kutuplaşmanın iki tarafa da yarar sağlayamayacağını anlatabilmesidir. Bu, tarafların tutumlarının yanlış olduğu hususunda onları düşündürecektir. Arabulucunun yapmış olduğu bu bildirim eşliğinde taraflara anlamlı ve derin sorular sorarak gerçeğin anlaşılmasını sağlamaktır (Kocaoğlu, 1999, s.21-22).

Süreci yöneten arabulucunun başarılı olabilmesi için çeşitli özelliklere sahip olması gerekmektedir. Bu özellikler ise şu şekilde sıralanmaktadır:

  1. I) Öncelikle uzlaşma konusu ve ilgili olaylar bütün ayrıntılarıyla açığa kavuşturulmalıdır. Çünkü konunun netleştirilmesi tarafların daha iyi anlamasını sağlayacaktır (Cohen, 1996 s.150).
  2. II) Karşılıklı hedefler, gayeler ve bunlara ulaştıracak yolların saptanması gerekir. Taraflar var olan sorunlarını ortaya koyarak çözüme ulaşmayı engelleyen faktörleri ele almalıdır. Sorunları ele almak birlikte adım atmayı sağlayacaktır (Fowler 1996, Akt. Tekin 2008, s.37).

III) Anlaşmazlık esnasında tarafların, kendi düşüncelerinde haklı olduğu yönlerini ortaya koyması gerekmektedir (Türkkan,1998, s.135).

  1. IV) Müzakere esnasında elde edilen her kazanç için diğer tarafa da tavizler verilmelidir. Böylece zamanı geldiğinde karşı taraf da aynı özveride bulunacaktır (Wanly 1996, s.132).
  2. V) Anlaşmazlığın kaynağını belirlemek, uzlaşma önündeki engelleri kaldırmanın birinci aşamasıdır. Bunun için tarafların görüşlerini açıkça dile getirmesi gerekmektedir. Görüşme sürecinde karşı tarafa başta rahatsızlık verici davranışlarını dile getirmemeli diyalog ilerledikçe tüm görüşleri ifade etmelidir. Anlaşmazlığın nasıl başladığı belirlendikten sonra da tarafların lehine bir çözüm yolu bulma üzerinde çalışmaya başlanmalıdır (Fowler, 1997, s.30).
  3. VI) Uzlaşma için mümkün olduğu kadar çözüm alternatifi geliştirmek gerekmektedir. Arabulucunun elinde çözüme yönelik ne kadar çok alternatif varsa sunabileceği seçeneklerde o seviyede fazla olacaktır (Fisher ve Ury, 1989, s.109).
  1. Sosyal Hizmet Literatüründe Arabuluculuk Sistemi

Sosyal hizmet uzmanının rollerinden biri olan arabuluculuk, aile arabuluculuğu alanında gerekli işlevi sağlayacaktır. Bu çerçevede değerlendirildiğinde aile arabuluculuğunun temel hedefi; barışçıl bir ortamın kurulmasını sağlayarak, tarafların kendi kaderini belirleyecek hususlarda, objektif bir arabulucu eşliğinde, adil ve eşit şartları barındıracak bir anlaşma yapmak ve süreç sonrasında aile üyelerinin kaliteli yaşam sürdürebilmelerini sağlamaktır (Şen, 2013, s.96). Arabuluculuk rolü ile uzman, tarafların çatışmalara neden olan tartışmalarında uzlaşmasını ve karşılıklı memnuniyeti sağlamasını gerçekleştirmesidir. Arabuluculuğun uygulandığı gruplar ise, boşanan eşler, çatışma içinde olan komşular, işveren-işçi çatışması gibi tartışmaları içerir (Zastrow, 2014 s. 100-103).

Nadir ve Nuhoğlu’nun bildirdiğine göre genel sosyal hizmetin arabuluculuk boyutu dört farklı şekilde sunulmaktadır. Bunlardan ilki, uygulayan kişinin üstelendiği faaliyet ve görevlerden biri olması, ikincisi sosyal hizmet müdahale yöntemi olması, üçüncüsü birey, aile ve toplumla ilişkili olması, dördüncüsü sosyal hizmetin yaklaşımında bir metot olmasıdır (Nadir ve Nuhoğlu, 2017 s. 330).

Aile arabuluculuğu; sosyal hizmet, terapi, danışmanlık ve yasal uygulamalar gibi boşanma ve ayrılma alanında diğer profesyonel müdahalelerden bağımsız özerk bir mesleki uygulamadır. Bu uygulama yenilikçi, gözlemsel temelden meydana gelmektedir. Aile arabuluculuğu uygulamaları; boşanma ve ayrılmadan kaynaklanan etkenlerin ötesinde olup, çocuk koruma, çocuk kaçırma, genç evsizler ve diğer aile sorunlar içermektedir. Aile arabuluculuğu ailelerdeki çatışmalardan kaynaklı anlaşmazlıkları barışçıl bir yöntem izleyerek çözümlemelerine yardım edecek, fertlerin mahkemeye başvurmasında bir alternatifi olacaktır. (2017, s.330)

Aileye yönelik sosyal hizmet müdahale sürecine başlamadan önce üç konunun açığa kavuşturulması gerekmektedir.

  1. Aile bireyleri arasındaki etkileşimin sorunun net bir şekilde belirlenmesi ve bu sorunun nasıl oluştuğunun belirlenmesi,
  2. Müdahale için aile rızasının olması ve ailenin iş birlik içerisinde olması,
  3. Değişimi harekete geçirmek için süreci belirlemektir (Jansen ve Haris 1997, Akt. Duyan 2003).

Arabuluculuk hizmetleriyle aile üyelerinin sosyal uyumlarını ve işlevlerini, problemlerin çözümüne yardım ederek işlevlerin eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesini, aileyi güçlendirerek ailenin bütünlüğünü ve refahını arttırılmasını, tüm bunları sistematik ve bilinçli bir şekilde yapılmasını sağlayan mesleki faaliyet aile sosyal hizmetidir. Temel amacı ise ailenin bağlarını güçlendirmek, uyum sağlayan aile ilişkilerini geliştirmek ve ailenin topluma uyum sağlamasına yardımcı olmaktır (Bulut, 1993 s.21). Ailelerde bir sorun olmasa da aile üyelerinin sorumluluklarını üstlenme noktasında ilişkilerini güçlendirmek eğitici faaliyetler arasındadır. Sosyal ilişkiler ve aile ilişkileri, ailenin sosyal sağlığının temelini oluşturmaktadır (Koşar, 1992, s.183).

  1. Sosyal Hizmette Problem Çözme Güçlendirme Yaklaşımı

Sosyal hizmet literatüründe, problem çözme; müracaatçının problemlerini tanımlama, problemlerini anlama ve sonrasında müracaatçı ile beraber mevcut sorunları çözmeyi ifade etmektedir. Kısacası insanî değerler, sosyal davranış ve çevre ile olan bağlantılı geniş perspektifli yardım modelidir. (Heinonen, Spear-man ve Hart, 2001 Akt. Danış ve Kara, 2016, s.5).

Güçlendirme yaklaşımına göre çalışan sosyal hizmet uzmanı, uygulamada, ekolojik sistem perspektifi ve güçler oryantasyonunu temel alır. Sosyal hizmet uzmanı, koşullar göre müracaatçının güçleri ve çevresel kaynakları araştırır ve problemler yerine güçlü yönlere odaklanır. Güçlendirme yaklaşımına göre sosyal hizmet uzmanları çoklu sosyal sistemler düzeyinde sorunları çözme becerilerine sahiptirler ve bireysel problemlerle toplumsal konular arasındaki bağlantılara önem vermektedirler (Öntaş, 2004, s.40).

Sosyal hizmet uzmanının güçlendirme kapsamında yerine getirmesi gereken bazı görevler vardır. Bu görevler; müracaatlarına yönelik etiketlemeleri ortadan kaldırmayı sağlamak, mevcut kaynaklara ulaşabilmesi için bireylerin farkındalığının artırılması, müracaatçılardaki değişimin sağlanması için kendilerinin güçlü olduğunu görmelerini sağlamak, bireylerin güçlerine ve kaynaklarına inanmaktır. (Saleebey,1997 Akt. Duyan 2012, s.185).

3.1.Aile Arabuluculuğu ve Aile Danışmanlığı, Aile Terapistleri Arasındaki Farklar

Aile arabuluculuğu, aile danışmanlığı ve aile terapistleri kendi içinde karmaşıklığa neden olabilecekleri uygulamalardır. Bu konunun netlik kazanması ve aradaki farkların daha iyi anlayabilmek adına tablo şeklinde farklar belirtmiştir (Parkinson, 2017, s.23).

 

4.Araştırmanın Modeli ve soruları

Bu çalışmada aile arabuluculuğuyla ilgili Türkiye’deki güncel durum, fırsat ve riskler araştırılmıştır. Bunun için nitel ve betimleyici bir araştırma model tercih edilmiş, İstanbul Bakırköy Adliyesi’nde aile mahkemelerinde görev yapan dört hâkim, dört sosyal çalışma görevlisi (sosyal hizmet uzmanı, psikolog ve pedagog) ve aile mahkemesi dosyasına bakan arabuluculuk yapan dört avukat Bakırköy Adliyesi’nde boşanmış veya boşanmaları devam eden dört birey olmak üzere toplam 20 kişiyle yapılan görüşmeler çalışma evrenini olmuştur. Katılımcıların örnekleme dâhil edilmesinde hâkimlerin ve sosyal çalışma görevlilerin, aile mahkemelerinde çalışıyor olmaları; avukatların aile mahkemesi dosyalarına bakıyor olmaları ve arabuluculuk yapıyor olmaları, boşanmış ve boşanması devam eden bireylerin ise boşanma deneyimini tecrübe etmiş olmalı esas alınmıştır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu oluşturulmuş, görüşmecilere iki temel soruyu cevaplandırmaları istenmiştir. Birincisi, aile bütünlüğünün korunmasında aile arabuluculuğu sistemi gerekli midir? İkincisi ise aile arabuluculuğu sistemi nasıl yapılandırılmalıdır ve nasıl uygulanmalıdır?

Katılımcıların isimleri yerine meslek unvanları ve boşanma durumları numaralandırılmak suretiyle veri analizi yapılmıştır.

 

 

  1. Aile bütünlüğü, aile arabuluculuğu ile korunabilir

Boşanma süreci devam eden bireyler, aile arabuluculuğunun daha öncesinde olması durumunda böyle bir sistemden yararlanabileceklerini ve bu sayede evliliklerinin kurtulabileceklerini düşünmektedir. Fakat boşanma süreci devam eden iki birey, şu an için evliliklerinin bittiği, böyle bir uygulamanın olması durumunda da bile yararlanmak istemediklerini ifade etmektedirler. ‘Boşanması devam eden birey-3’ bu konuda kararsız olup, ‘Boşanması devam eden birey-4’ ise olması durumunda yararlanmak istediğini söylemiştir.

“Bu sistem uygulanmaya başlamış olsaydı bundan 1-2 sene önce yararlanmak isterdim. Ben evliliğim için gerekli fedakârlıkları yaptım ama eşimde psikolojik sorunlar mevcut. Ben ona ‘gel psikoloğa gidelim’ dedim ama gelmedi. Aile arabuluculuğu da ‘bir hastanın doktora giderek ilaç alması gibi’ evliliklerde böyle bir uygulamanın kesinlikle işe yarayacağını düşünüyorum.” (Boşanması Devam Eden Birey-1)

“Çok şey yaşandı üç yılda, bunları göz önünde bulunduruyorum, şu an da öyle bir durumdayım ki, eşimde eski yaşananların üstünü kapatmaya çalışıyor, bende oğlum için ‘biraz kulaklarımı tıkasam mı?’ diyorum, ‘bir şey filizleniyor mu?’ diyorum, şu an sular duruldu gibi… Şu an için aile arabuluculuğuna gider miydim bilmiyorum ama üç sene önce giderdim. Çünkü yararlı olacağına inanıyorum. Üç sene önce eşim kendi gibi değildi, farklı biriydi, şu an kendi bile yaptıklarını kabullenemiyor. (Boşanması Devam Eden Birey-2)

“Ben kendi evliliğim için belki öncesinde bu uygulamaya gidebilirdim ama şuan bunu yapamam.” (Boşanması Devam Eden Birey-3)

“Eğer bizim ülkemizde olmuş olsaydı fayda göreceksek yararlanmak isterdim. Bence faydası olabilirdi, olurdu.” (Boşanması Devam Eden Birey-4)

Boşanmış bireyler, evlilikleri devam ederken; aile arabuluculuğu gibi bir sistem olsaydı, yararlanmak istediklerini belirtmektedirler. Evlilik içerisinde yaşanan sorunların, dışarıdan profesyonel bir uzmanın bakıp, kendilerine söylemesi durumunda veya evliliklerine doğru bir şekilde müdahale edip, yanlış olan davranışları düzeltmek için gerekli müdahaleleri uygulayabileceklerini düşünmektedirler. Aile arabuluculuğundan faydalanmış olsalardı, evliliklerinin devam edebileceklerini düşünmektedirler. Örnek olması açısından boşanmış birey 2’nin görüşü şöyledir: “Türkiye’de böyle bir uygulama olmuş olsaydı yararlanmak isterdim. Ben kesinlikle giderdim. Gerçekten içinde bulunduğumuz durum kaotiktir. Biz bunu fark etmiyoruzdur. Bir uzman görüşü gerekir bize, bunu perspektif değiştirmek için belki kendime dışarıdan bakabilmek için birinin bizi yönlendirmesine ihtiyacımız vardı.

Boşanmış Birey-3 ise şunları söylemektedir: “Bizim evliliğimiz sürerken böyle bir sistem olsaydı yararlanmak isterdim. En azından devlet bunun ücretsiz olmasını sağlayacaktır. Bu uygulama ile bizim evliliğimize dışardan tarafsız bir şekilde bakan bir arabulucu, belki bize gerekli şeyleri söyleyerek, en azından eşim bir nebze olsun evliliğine daha fazla önem verebilirdi.”

Hâkim-3, aile arabuluculuğu sisteminden faydalanan çiftler için büyük başarılar olabileceği, mahkemeye gelen evli çiftlerin bazen boşanmak istemedikleri, bu yüzden işlerini zorlaştırdıklarını, gerçekten de boşanmak isteyenleri ise daha kolay boşanabileceklerini vurgulamaktadır. Hakim 3 şöyle söylemektedir: “Bu sistem ile büyük sonuçların alınacağı düşünmekteyim. Duruşmaya gelen çiftlerin boşanmak istediğini ya da boşanmak istemediğini, bazen kadının kocasından ‘seni seviyorum gel boşanmayalım’ sözünü duymak için boşanma davası açtığını. Bazen de intikam duygusuyla boşanma davasını açanları bu boşanma davasında ise yıllar boyu devam ettirdiklerini görüyorum. Bu sistem ile gerçekten boşanmak isteyenlerin boşanmalarını kolaylaştıracağını, boşanması gerekmeyen çiftlerin ise boşanmaktan vazgeçeceğini düşünmekteyim.” (Hâkim-3)

Avukatlar aile kurumunun duygu temelli bir kurum olacağını, aile arabuluculuğu sisteminin doğru uygulanması durumunda aile birlikteliğinin ve bütünlüğünün korunmasına yardımcı olacağını vurgulamaktadır. Toplum baskısı altında kalan çiftlere son kez düşünme ve duygularını canlandırma süreci olacağını, arabuluculuk sistemi içerisinde en faydalı arabuluculuğun bunun olacağını belirtmektedir. Görüşülen avukatların düşüncelerinin özetini Avukat 4’ün görüşleri içerisinde bulabilmekteyiz:

 “Belki arabuluculuğun en faydalı olacak alanının bu olduğunu düşünüyorum. Burada işin içerisinde çok fazla talep yok. Öncelikle insan ilişkilerini kurtarmak ya da ilişkilerini bitirmek adına çok keskin bir bıçağın üzerinde yürürken, hangi tarafa geçeceklerini karar verip veremedikleri zamanlar oluyor. Ya da tarafların ailelerinin, yakın dostlarının, çevrelerinin etkisinde kalarak, aslında kendi istemedikleri bir yola çıkıyorlar ve buradan dönmek için bir biçimde bir şeye ihtiyaçları var. Birisinin ‘Lütfen bir daha durup düşünün’ ya da ‘aranızdaki iletişimi kesen şey neyse onu ortadan kaldıralım ve sadece dürüstçe duygularımızı anlatıp, nasıl bir çözüm üreteceğini düşünelim’ gibi bir yaklaşımla gittiğinizde bence mutlaka çözüm olacaktır. …. Tarafları bir araya getirip tarafsız bir kişinin önünde, tek tek duygularını anlatmaları belki karşı tarafa, dinleme konusunda ciddi bir isteklendirme olacaktır ve bu hani köprüden önceki son çıkış noktasını hissetmeleri de bu anlamda faydalı olabilir. Zira gerçekten insanlar üste onur, gurur, gelenekler vs. nedeniyle bazen isteseler de tekrar denemeyi ya da başka bir noktada bir araya gelmeyi bunu söylemekte zorlanıyorlar. Kendilerine bile itiraf edemedikleri anlar oluyor.” (Avukat-4)

Konuyla ilgili olarak Sosyal çalışma görevlisi-1, kendi dosyalarında yola çıkarak, görüştüğü ailelerin barışma şansı verdiklerinde barıştıklarını, bu sistemin doğru uygulanması durumunda boşanmaların engelleneceğini belirtmektedir.

Bu sistem iki tarafın da istek ve ihtiyaçları gözetilerek, ortak bir noktada bulunabiliyorlarsa gerçekleşebilir. Bazen bize evlilik birliğinin devamı gibi bazı dosyalar geliyor bence bu aile arabuluculuğuna giriyor, orda tarafları birlikte alıp; ilişkilerindeki artılar, eksiler, çocukların durumları hepsi değerlendirildiğinde ve genelde çocuk olursa da ortak bir payda da buluşulabiliyorlar. Yani olumlu tarafları fazla. Bana gelen dosyalarda yaklaşık 3 çift barıştırdım, boşanma davasının ortasında, bu yüzden işe yaracağını düşünüyorum.”(Sosyal Çalışma Görevlisi-1)

“Aileler açısından bakacak olursak ulaşılabilirlik çok önemli. Bence ücretsiz olması, yaygın olması ve toplumun bilinçlendirilmesi yani buna tıpkı; ‘başın ağrıyor doktora gidiyorsun, ilaç alıyorsun ya’ buna da başvurabilirsin bu kötü bir şey değil. Bu aile arabuluculuğu ve aile terapisinde kabahatin kimde olduğunu bulmaya gitmiyorsunuz, toplum bu konuda bilinçlenmeli. Bir karı koca olarak sorununuz var, aile olarak siz oraya gittiğinizde ‘kim suçlu, kim kabahatli’ onu bulmaya gitmiyorsunuz. Siz orada sorunlarınıza ortak zemin aramaya gidiyorsunuz toplumda bu bilinç oluşursa; bence verimli olur. (Sosyal Çalışma Görevlisi-4)

Aile arabuluculuğu sistemi, doğru yöntem ile uygulanıp ve ulaşılabilirliği sağlanması durumunda, evliliklerinde sorun yaşayan çiftlere çözüm getireceği düşünülmektedir. Aile arabuluculuğundan yararlanmadan direk mahkemeye başvuran bireyler için farklı bir alternatif sunan aile arabuluculuğu, evlilik ve mahkeme arasında tampon görevi göreceği ve bu sayede aile bütünlüğünün korunması amaçlanmaktadır. Evlilik birlikteliğinin sonlanması durumunda bile boşanma sürecinde iletişim kurulacağı ve bu sayede müşterek çocuklara boşanma sürecinin etkisi yansıtılmayacağı; adliye çalışanlarının ortak düşüncesidir.

  1. Aile arabuluculuğundan faydalanan çiftlerin çocuklarına katkısı

Boşanmış bireylerle yapılan görüşmelerde, boşanma sürecinin en olumsuz etkilenin çocuklar olduğu, velayeti kendisinde olmayan ebeveyn ve çocuğun ilişkilerinin nötr seviyeye ilerlediği, taraflar arasındaki iletişimsizliğin çocuklara kötü yansıdığı belirtmişlerdir.

Boşanmış birey 2, boşanma sürecinde eşler arasında yaşanan olumsuz tecrübeden dolayı kızının “erkeklerin hepsinin kötü olduğu bu sebeple hayatının sonuna kadar evlenmeyi düşünmediğini” ifade etmiştir.

Boşanmış Birey-3 ise “evdeki yaşanan sorunlar ve şiddetten çocuklarının çok kötü etkilendiklerini, gece ağlayarak uyandıklarını, boşanmaktan vazgeçirmek için eşinin çocukları koz olarak kullandığını söyleyip aile arabuluculuğunun eşlerden ziyade çocuklar için uygulanması gerektiğini” söylemiştir.

Boşanmış Birey-4 “Boşanma sürecinde çocuklarım 14 ve 10 yaşında olduğunu, arabuluculuktan yararlanmış olsa evliliğini kurtaramasa bile çocuklar açasından kaliteli bir ayrılık yaşayabileceğini o dönemki yıpranmanın etkisinin halen devam ettiğini” belirtmiştir. Boşanması Devam Eden Birey-1’de “şu anda aynı sorunları yaşadığını çocuklar için mutlak lüzumuna” işaret etmiştir.

Boşanması Devam Eden Birey-3, “çocukları için evliliğini devam ettirdiğini ama çocuklarına bu durumun kötü yansıdığını ve şu an kızının babasından nefret ettiğini” söylerken Boşanması Devam Eden Birey-4 de çocuklar üzerindeki etkisine vurguyla “aile arabuluculuğuna gitseydik oradaki alacağımız eğitimler ve yönlendirmeler doğrultusunda değişirdi.” demektedir.

Boşanma sürecini devam eden bireyler, boşanma sürecindeki sorunları çocuklara yansıdıkları, mevcut sorunlar, iletişimsizlik, çocukların kullanılması gibi faktörler boşanma sürecinde çocukları yıprattığı, aile arabuluculuğundan yararlanmış olmaları durumunda; çocukların boşanma sürecinden daha az etkilenebileceklerini düşünmekte, en azından boşanma gerçekleşse bile, aile arabuluculuğundan alacakları eğitimle, eşleri ile iletişim konusunda zorluk yaşamayacakları bu sayede çocukların etkilenmemesini sağlayacakları bulgusuna ulaşılmıştır.

Hâkim-3, boşanma sürecinde çocukların eşler tarafından yok sayıldığı, aile arabuluculuğu sistemi ile ebeveynlere farkındalık kazandırılacağını onlara çocuklarının önemini kavratabileceğini vurgulamaktadır. O şöyle demektedir: “Duruşmalardaki ve genel hayat felsefemdeki çıkış noktam, çocuklardır. Bireylerin evlilikleri bitebilir fakat çocukları hayatlarında baki kalacaktır. Tarafların boşanma sürecinde çocukları yok saydığı, onlara boşanmayı anlatmadığı fakat aile arabuluculuğu sistemin işleyişi durumunda bir çocuğun bile hayatının değişebileceğini düşünmekteyim. Tıpkı denizyıldızları gibi, bir tanesini denize atsak hayatları değişebilir.”(Hâkim-3)

Hâkim-4 de konuyu kanaatini genç ve toplum sağlığı açısından ele almaktadır ki aslında boşanmanın en büyük travmasını onlar yaşayacaktır: “Sistemin taraflara, çocuk meselesini düşündüreceğini, ayrılsalar bile hiç olmazsa çocukların psikolojik ve sosyal durumları sağlıklı kalabilecektir”.

Avukat-1, boşanma sürecinde çocukların mevcut düzeninin bozulduğunu, duygusal olarak kötü etkilendiklerini ve bir ebeveyni ile daha az görüştüğünü, aile arabuluculuğu ile çocukların tüm bunlardan daha az etkilenebileceğini vurgulamaktadır.

Avukat-2, “Ebeveynlerin %99’unun boşanma sürecine kendi açısından baktığını ancak küçük bir kısmının ‘çocuğum bu süreçten nasıl etkilenir’ diye düşündüğünü ama eşler dışında herkesin ‘benim çocuğum ne düşünüyor ne hissediyor?’ düşüncesini yaşadığını ifade etmiştir.

Avukat-4 “sürecin doğru yönetilmediğinde çocukların boşanmadan dolayı ne kadar örsenebileceği, travmalar yaşayabileceği ya da çocukların nasıl kaygılar endişeler taşıyabilecekleri konusunda bir biçimde bilgilendirmenin yapılması gerektiği” ihtiyacını vurgulamıştır.

Sosyal çalışma görevlileri de aile arabuluculuğunun uygulanması durumunda çocukların yüksek yararının gözetileceğini belirtmektedir. Sosyal Çalışma Görevlisi-1 “Çocuğun yüksek yararını gözetecek şey, ebeveynin de sağlıklı bir ilişki etrafında birlikte yaşaması gerektiği Sosyal Çalışma Görevlisi-3, “arada kalan çocuklar ve sağlıklı nesiller yetiştirme ihtiyacına değinirken” Sosyal Çalışma Görevlisi-4 parçalanmış aile çocuğu olmayı kimsenin tercih etmeyeceğine” dikkatleri çekmiştir.

            Adliye çalışanları, boşanma sürecinde çocukların ebeveynlerinin öncelikli olarak kendilerini düşündüklerini, çocukların boşanma sürecinde ve sonrasında ‘nasıl bir ruh haline sahip olacaklarını’ düşünmediklerini, çocuklarının ikinci plana attıklarını, aile arabuluculuğu sisteminin çocuklu ebeveynlere bu konuda uyarıcı bir telkinde bulunacağını, çocuk odaklı aile arabuluculuğunun ebeveynlere farkındalık kazandırarak, çocukların doğru yönetilen bir boşanma sürecinde ebeveynlerin doğru tutum sergileyerek çocuklarını ikinci plana atmayıp, ilk planda çocuk odaklı düşüneceklerini ve bu sayede çocukların boşanma gibi bir düşüncede yıpranmayacaklarını veya daha az yıpranacakları bulgularına ulaşılmıştır.

  1. Aile Bütünlüğünün Korunmasında Doğru Aile Arabuluculuğu Sistemi Nasıl Olmalı?

Aile arabuluculuğu gereksiniminde olan aile üyeleri, tercih ettikleri arabulucu tarafından organize edilen, gizlilik ilkesinin gözetildiği, bilginin paylaşıldığı ve çözüm alternatiflerinin tartışıldığı görüşmelere katılırlar. Süreç içinde gereksinim duyulan bilgi ve belgelerin edinilerek paylaşılması ile müzakere edilecek konuların netleştirilmesi için arabulucu yardımcı olur. Her biri maksimum bir saat olarak planlanan görüşmelere taraflar birlikte katılırlar ve her birey kendini ifade etme hakkını kullanır. Aile arabuluculuğu sürecinde genelde 3-6 seans görüşme yapılarak sonuca ulaşılmaktadır (İl,2009 s.28)

Aile mahkemesi hâkimleri, aile arabuluculuğu sisteminin psikoloji ve psikiyatri alanında eğitimin almış kimselerce yapılacak, taraflar arasındaki iletişimsizliği saptayıp çözüm bulabilecek bir uygulamanın doğru sonuç alabileceğini düşünmektedir. Halihazırdaki arabuluculuk sisteminin uygulamadaki halinin pasif ve işlevsiz olduğunu, aile arabuluculuğu sistemini gizlilik ilkesine bağlı, yol gösterici ve çözüm odaklı olması, gerektiğini vurgulamaktadır. Bir hâkim de aile ve sosyal politikalar bakanlığı bünyesinde aile terapistleri ve aile danışmanlığından oluşacak bir kurulun bu işi üstlenmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Hâkim-1, “Gerçekten bunun eğitimini almış psikolog, psikiyatristin ya da aile terapistlerinin sağlayabileceğini düşünüyorum. Diğer türlü olursa bile arabulucuların, ailelerin müdahalesi ya da insanların birbiriyle iletişimsizliğini, saptayıp da çözüm bulmasını, mümkün olmayacağını düşünüyorum çünkü gerekirse bunlar bir tedavi ile sağlanabilecek şeyler.”

Hâkim-3, “Aile mahkemesi bünyesinde çalışan uzmanlar tarafından dışarıya bilgi sızdırılmadan, aile mahkemesi hâkiminin direktifi ile yapılması gerektiğini söylemektedir. Buna göre uzmanların mahkeme dilekçeler verilmeden önce çiftlerin profillerini çıkartarak, fotoğrafını çekmesi gerektiğine inanıyorum. Sonuçta iş uzmanına havale edilecek çözüm daha kısa gelecektir.

Hâkim-4 ise çözüm olarak “Aile müdürlüğü (ASPB), bünyesinde, sadece bu kurumun çatısı altında aile terapisti veya aile danışmanlığı gibi bir kurul olması gerektiği, bu sistemin çözüm odaklı olması gerektiği” önerisini getirmektedir.”

Sonuçta hâkimlerle yapılan görüşmelerde, aile arabuluculuğu sisteminin normal arabuluculuk sisteminden farklı olarak, çözüm odaklı, yol gösterici, alanında uzmanlaşmış kişiler tarafından verilmesi halinde başarılı olacağı, aile arabuluculuğun devlet himayesinde kurularak ranta çevrilmemesi gerektiği bulgularına ulaşılmıştır.

Sosyal çalışma görevlileri, aile arabuluculuğu sisteminin, hâkim yönlendirmesiyle aile mahkemesinde çalışan sosyal çalışma görevlilerine gelmesi gerektiği, bu uygulamanın bir süreç şeklinde ilerlemesini ve takip aşamasında kat edilen yolların somut olarak görülmesiyle yol alınması gerektiğini ifade etmiştir. Aile mahkemesinde çalışan sosyal çalışma görevlileri, aile arabuluculuğunun ücretsiz, ulaşılabilirliği kolay olan bir kurum, ön yargıdan uzak bireyler; alanında uzmanlaşmış aile arabulucuları ile bir sistemin kurulması halinde aile arabuluculuğunda başarılı sonuçlar elde edeceği bulgularına ulaşılmıştır.

“Hâkimlerin yönlendirilmesiyle biz sosyal çalışma görevlilerine gelebilir, velayet davasında bize nasıl geliyorsa bu da bize böyle gelmeli çünkü hâkimin gönderdiği bir dosyayı daha çok dikkate alıyor taraflar. Düzenli bir şekilde olmalı, en az iki haftada bir görüşmelerin devam etmesi gerekiyor, bu iki hafta da tarafları planmış süreçlere uyup uyulmadığına bakılmalı, işte ‘bu süreçte şunu planlıyoruz, aşabilmişiz mi aşamamış mıyız’ diye.” (Sosyal Çalışma Görevlisi-1)

 “Bu sistem adliye dışında bir bürosu olan, herkesin ulaşabileceği göz önünde bir yerde olabileceği, örneğin kaymakamlık gibi bir yerde olmalıdır. Bu sistem çerçevesinde, profesyonel meslek elemanlarının barındırdığı, mesela bir sosyal hizmet uzmanı, bir psikoterapisti gibi. Ciddi bir şekilde işlerliğinin olduğu, oraya insanların önyargısız ’gidelim, sorunumuzu konuşalım deyip’ rahatlıkla gidebileceği, utanıp sıkılmadan gidip, uzmanla görüşüp, sorunları uzmanla süzgeçten geçirip bir sistem olmalıdır.”(Sosyal Çalışma Görevlisi-2)

 “Aileler açısından bakacak olursak ulaşılabilirlik çok önemli. Bence ücretsiz olması, yaygın olması ve toplumun bilinçlendirildiği bir sistem olmalıdır.” (Sosyal Çalışma Görevlisi-4)

Avukatlar aile arabuluculuğunda doğru sonuç alabilmek için tarafların istekli olarak gelebileceği, birlikte başvuru şartı arandığı, bir tarafın istememesi durumunda ise arabulucunun ikna kabiliyetinin yüksek olması gerektiğini, bu özellikleri taşıyan bir sistemin daha doğru sonuçlar elde edeceğini belirtmektedir. Arabuluculuk yapan avukatlar, iş arabuluculuğunda yapılan arabuluculuğun daha çok prosedür gereği yapıldığı ve sonuç elde edilemediği, aile arabuluculuğun ise, prosedürden ziyade tarafların bir araya gelerek, sorunlarını konuşabileceği bir sistemde, psikoloji alanında eğitim almış kimselerce yapılmasının doğru aile arabuluculuk uygulaması olacağı bulgusuna ulaşılmıştır.

Avukat-1, arabuluculukta iki tarafın da gönüllü ve istekli olması, arabulucunun ikna kabiliyetinin yüksek olması gerektiğine dikkat çekerken Avukat-2, arabulucunun sadece eşleri bir araya getirerek çözemeyeceğini çünkü amca, yenge, teyze gibi “bu kadar olay gözümüzün n önünde oldu, onlar ne der” diyebilecek eşlere ait çok taraflı akrabaların olduğunu, eşlerin bunları da düşünerek hareket ettiği için kişiye ve çevresine özel sosyo-psikolojik teknikleri kurgulayıp uygulayabilecek donanıma sahip kimseler olmasına dikkatleri çekmektedir. Avukat-4 de, aile arabuluculuğunda işin niteliği gereği şekilcilikten kaçınılması gerektiğini tarafların psikolojik problemi yoksa yüz yüze görüşme sağlamanın mahzuru olmayacağını ifade etmiştir.

Boşanmış Birey-3, “Eşler görüşme günleri sonunda bir günlük tutmasını, bu günlüğü arabulucuya rapor etmesini, arabulucunun günlükten hareketle, eşlere ‘nelerin doğru, nelerin yanlış yapıldığını’ anlatmasını, bu doğrultuda sorumluluklarını yerine getirmelerini”, Aile arabulucusu eşlere ‘sonuna kadar dürüst davranmalarını gerektiğini ve paylaşımların eksiksiz bir şekilde olması’ gerektiğini söylemeli ki eşler bu duruma hassasiyet göstersin önerisinde bulunmaktadır.

Adliye çalışanları, aile arabuluculuğu sistemi için iki farklı sistem önermektedirler. İlki, adliye bünyesinde çalışan sosyal çalışma görevlileri ile yapılacak bir uygulamanın olması ve bu uygulamanın gizlilik ilkesiyle hareket etmesi gerektiği. İkinci ise adliyeden farklı bir yerde; bürosu olan devlete veya özel kurumda kurulması gerektiğini ifade etmişlerdir. Aile arabuluculuğunun sahip olması gereken özellikleri ise, ön yargısız, sorunların konuşarak çözümünün sağlanacağı, ücretsiz, yaygın ve toplumun bilinçlendirildiği, kişiye özel tekniklerin uygulandığı ve yüz yüze gelmelerini sağlayabilecek bir sistem olması gerektiğini belirtmektedirler.

Boşanması devam eden birey-1, insanların boşanma sürecinde sorunlarını rahatça konuşabileceği destek alabileceği bir profesyonel yardımın ulaşılabilir olmadığı, bu yüzden sorunların giderek arttığını, konuşabilecek bir profesyonel yardımda sorunların çözümüne daha rahat ulaşabilecekleri, her aileye farklı bir uygulama sunabilecek aile arabuluculuğunun doğru sonuçlar alabileceğini vurgulamaktadır.

Boşanması Devam Eden Birey-4, “sistemin mahkemeye gitmeden önce çalıştırılması gerektiğini, dava açmaların şarta bağlanmasını belki altı ay kadar arabulucu gözetiminde tarafların birbirlerini daha iyi anlamaları, problemlerinin niteliği, boyutu ve derinliğini görmelerinin sağlanması gerektiğini söylemektedir. Aynı duruma vurgu yapan Boşanması devam eden birey-2, “Boşanmakta olan insanların konuşamadığını, konuşacak birini bulamadığını, yaşananları içine attığını, konuyu içinde büyütüp intikama dönüştüğünü sonra da düşmanlıkların başladığını” dolayısıyla arabuluculuk sistemiyle olayın tehlikeli boyuta varmadan önüne geçilebileceğini söylemektedir. Her aile ve yaranın farklı olması nedeniyle görüşmelere öncelikle tek tek çağrılması gerekmektedir.

Boşanmış Birey-1 de arabulucunun sorunları dinlerken “bu olayı nasıl ederim de çözerim” düşüncesiyle hareket etmesi gerektiğini, aksi takdirde başarılı olamayacağını söyler.

Sistemin başarılı olması için arabuluculuk ücretinin sadece devlet tarafından değil belli oranda tarafların da katkısı olması gerekmekte olduğunu söyleyen Boşanmış Birey-2,bu durumun hem arabulucuyu hem de müracaatçıları sorumluluk altına sokacağına” dikkatleri çeker. Zira iş “devlet memurluğu” zihniyetine dönüşebileceği için gerekli motivasyon ve isteklilik kaybolabilir. Yine müracaatçılar da işe “çözüm nazarıyla değil, mahkemeden sonraki geçirilmesi gereken lüzumsuz zaman kaybı” olarak görmezler. Boşanmış Birey-4, konuyu teyid eder mahiyette şöyle demektedir: “Bugün rehber öğretmenine giden bir çocukla psikoloğa giden bir çocuğun aldığı verim aynı değil, arada fark var, psikoloğun saygınlığı var ve sizi dinliyor. İşi devlet yaparsa pek de profesyonel olmamaktadır. Ülkemiz insanı para verince işler daha farklı olmaktadır”

Boşanmış ve boşanma davası devam eden bireyler, aile arabuluculuğuna gitmek istediklerinde, gittikleri aile arabuluculuğunun; kişiye özel programların olması, tarafsız bir arabulucu tarafından yönetilmesi, uzun süreli terapilerin olması, duygu ve sevgi temelli olması, taraflara sorumluluklar yüklediği ve bu sorumlulukların yerine getirilmesi gereken bir uygulama olması gerektiği ve aile arabuluculuğunun ücretsiz bir sistem temelli kurulması durumunda doğru sonuçlar alınabilmesi muhtemel bir uygulama olduğu kanısında oldukları bulgusuna ulaşılmıştır.

  1. Aile Arabuluculuğu Hangi Süreçte Uygulanmalı

Boşanması devam eden bireyler eşler arası sevgisinin devam ettiği, mahkemeye gitmeden önce, boşanma gerçekleşmeden hatta bulundukları sıkıntılı noktaya gelmeden önce aile arabuluculuğuna gitmek istediğini vurgulamaktadır.

“Bizim sorunlarımız yaşanırken, ben eşimi seviyorken böyle bir sisteme giderdim ama şu saatten sonra asla gitmem. Benim için gerçekten bitti. Biz bu noktaya gelmeden önce olmalıydı. Benim attığım adımı eşimde atabilirdi.” (Boşanması Devam Eden Birey-3)

“Bazen insanlar bir anlık sinirle ‘bitti, yapamıyorum’ diyebilirler ama aradan belli bir zaman geçtiğinde acaba şöyle yapsaydık diyebiliyor, mesela şu an ki hayat tecrübem olsaydı belki de ben idare edebilirdim bir şekilde. Bende evliliğimde bazı şeyleri çoğaltmış büyütmüş olabilirim. Aile arabuluculuğuna gitseydim, profesyonel bir destek almış olsaydım, şu an hissettiklerimi o an hissedecektim ve bir şeylerin çözümüne gidebilecektim. Belki de evliliğimiz bitmeyebilirdi.”(Boşanmış Birey-1)

            Sosyal çalışma görevlileri de benzer kanaatleri taşımakta olup sistemin boşanma öncesinde veya boşanma devam ederken de uygulanabileceğini vurgulamaktadır.

“Bu süreç boşanmanın ilk aşamasında veya dava açıldıktan sonra olabilir. Çünkü boşanma devam ederken barışan çiftler oluyor.” (Sosyal Çalışma Görevlisi-1)

“Boşanma davası açılmadan önce veya sonra diye ayırmamız lazım. Aile arabuluculuğu hiç dava açmadan önce olması gerekiyor. Dava açıldıktan sonra o dosyaya daha önce evlilik içerisinde dile getirmediğin bir şekilde idare ettiğin, rol yaptığın durumları; o dilekçeye yazdığında ve dilekçe karşı tarafa tebliğ edildiğinde, karşı taraf dilekçeyi okuduğunda artık o aile için aile arabuluculuğu hiçbir işe yaramaz. Sorunları dava dilekçesine girmeden önce insanlar konuşabilirse fayda sağlar.” (Sosyal Çalışma Görevlisi-4)

Sosyal çalışma görevlileri, tarafların boşanma davası açmadan önce aile arabuluculuğundan yararlanması durumunda daha çok olumlu sonuçlar alabileceklerini, boşanma davası açıldıktan sonra dile getirilen sorunlarla birlikte zor bir sürecin başladığı, bu süreçte de aile arabuluculuğunun kullanabileceği fakat çok fazla işlevsel olmayacağı bulgusuna ulaşılmıştır.

Hâkimler de aynı şekilde boşanma davasında dilekçelerin somut delillere dayandığını, bunları diğer tarafın görmesi durumunda işlerin zorlaşabileceğini bu yüzden boşanma davasından önce sistemin kurgulanması ve işletilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Sistem işlediğinde mahkemelerin iş yükü de hafifleyecektir

“Bu sürecin tarafların mahkemeye dilekçe vermeden önce gitmesi gerektiğini düşünüyorum. Verilen dilekçelerde somut olaylar aktarıldığı, deliller belirtildiği için geri dönüşü olmayan bir yola girildiği bu yüzden durumun karmaşıklaşabilmektedir.” (Hâkim-2)

“Bu sistem davadan önce uygulanmalı ki mahkeme iş yükünü hafifletsin, taraflara aile arabuluculuğuna git müracaat et diyebilmeliyim.” (Hâkim-4)

Aile mahkemelerinde yargılayıcı olan hâkimler, aile arabuluculuğu sisteminin mahkeme öncesi olması gerektiğini çünkü dava dilekçelerinde somut delillerin aile arabuluculuğu uygulamasını zorlaştırabileceği, aile mahkemelerinde iş yükünün hafiflemesi içinde dava açılmadan önce uygulanması gerektiği bulgularına ulaşılmıştır.

Görüşülen avukatlar ise sistemi her ne kadar mahkeme öncesi işlerlik kazanmasının yararına dikkat çekseler de biraz daha geniş ve kapsamlı kurgulanması ve her süreçte uygulanabileceği için bir sınır çizmenin doğru olmayacağını vurgulamaktadır.

“Bir dava açmadan önce, dava açmayı niyetlenmiş gelmiş, işte başvuru yapıyor, aynı iş hukukundaki gibi. Dava açmadan zorunlu bir aile arabuluculuğu şartı gelecekse; ‘önce gidiyorum arabulucuya başvuruyorum, arabulucu da karşı tarafı çağırıyor, ikisini birlikte görüştürüyor’ ama buradaki amaç ne? Amaç, dava açılacak ve bunun için şartların konuşulması mı yoksa bu insanların dava açmaktan vazgeçmesi aile bütünlüğünü tekrar sağlanması mı? Öyleyse ‘gerçekten bu insanlar boşanmak için kesin kararlı mı, yoksa acabalarla mı gelmişler veya bu evlilik kurtarılabilecek durumda mı.’ Eğer kurtarılabilecek durumdaysalar bizim bilgimiz yeterli olmuyorsa, biz dışarıdan destek almalarını istiyoruz. Arabuluculukta da belki şu olabilir; aile mahkemelerinin pedagogları gibi resmi görevliler olabilir. Hukukçu arabulucuya gelir taraflar, dertlerini ilk toplantıda, iki tarafta mutlaka anlatırlar. Ne olduğunu anlamaya çalışır, yardımcı olunmaya çalışılır. Ondan sonra eğer bir profesyonel destek alınması gerekiyorsa, aile mahkemesine şöyle bir bilgi verilebilir: Bu çiftle ilgili ‘şöyle bir sonuca vardık. Taraflarda bunu istiyorlar. Boşanma davası açılmadan önce bir profesyonel destek almak istiyorlar’. Bu konuda işte desteğinizi istiyoruz’ gibi. O mahkemenin; psikoloğu, bu çiftle bir görüşme yapabilir, arabulucu ile beraber ya da ayrı bence herhalde öyle daha sağlıklı olur.”(Avukat-3)

“Ben kendi adıma her zaman müvekkillerime şunu yapmaya çalışıyorum; boşanmak için görüşmeye gelen taraflardan birini dinleyip, ardından hani bir biçimde ‘gerçekten istiyor musunuz? Son kararınız mı ya da başkalarının etkisi altında kalmadan sadece kendinizde kaldığınızda, içinize döndüğünüzde, bu evliliği bitirmek mi niyetiniz, yoksa kaç tarafa cezalandırmak ya da birilerine bir şey ispat etmek mi? Sonrası ki süreçte mi ne yaşayacağınızı biliyor musunuz? Boşandıktan sonra hayatınızı düzenlemek adına bir planınız var mı? Tek başımıza yaşayabilecek misiniz? Ekonomik anlamda, psikolojik anlamda bunun altyapısını hazırladınız mı? Bunu yapabileceğinizi düşünüyor musunuz?’ Böyle bir konuşma mutlaka oluyor. Hatta şey yapıyorum. ‘Evet gerçekten istiyor musun? Son kararın mı? Lütfen bir 72 saat geçsin, tekrar bir daha düşünün, sonra gerçekten eminseniz isteğiniz buysa vekâletinizi çıkartın ve biz gerekeni yapmaya çalışalım.’ böyle bir şey yapıyoruz. Ardından genellikle şunu yapıyorum karşı tarafı arıyorum. Taraflardan birinin boşanma isteğini iletip, onun da bu konuda ne düşünüp düşünmediğini anlayıp, gerekirse çiftleri bir biçimde karşılıklı dinlemeyi tercih ediyorum. Bu hem boşanmanın, boşanma olup olmayacağı konusunda hem de anlaşmalı boşanmaya dönüştürme imkânı varsa, işte boşanma ve boşanmanın ferilerine ilişkin birtakım ortak fikrin oluşmasına neden oluyor. Özellikler çocuk varsa! Velayet konusu, ebeveynlerle olan şahsı ilişkisinin nasıl olacağı, bunlardan hangisinin çocuğun daha faydasına olacağını, karşılıklı konuştuklarından da sanki doğru çözümler bulunuyormuş gibi geliyor. İşin özünde şunu itiraf etmeliyim gerçekten sosyal sorumluluk projesi gibi boşanma davası yaptığımı düşünüyorum. Boşanmak için gelen insanların %30 tekrar düşünmeye ikna edip bir biçimde gönderdiğimiz de evliliklerinin devam ettiğini görüyorum.” (Avukat-4)

Arabuluculuk yapan avukatlar, aile arabuluculuğunun mahkeme öncesinde uygulanmasının doğru sonuçlar için daha yararlı olacağı söylediği gibi mahkeme sürecinde de uygulanabileceği bulgusuna ulaşılmıştır.

Adliye çalışanları, aile arabuluculuğu sisteminin boşanma davasından önce olmasında büyük yarar sağlayacağını fakat boşanma devam ederken de uygulanabileceğini söylemektedir. Boşanma davası açıldığında, verilen boşanma dilekçesinde var olan veya dile getirilmeyen sorunların, dile getirilmesi tarafların tekrar barışma ihtimallerini düşüreceği için boşanma davasından önce olması gerektiğini bulgularına ulaşılmıştır.

  1. Aile Arabuluculuğu Hangi Esasa Dayanmalı: Gönüllük Mü, Zorunluluk Mu?

Hâkimler, boşanma girişiminde bulunacak çiftlerin bir yaptırıma dayalı olmadan aile arabuluculuğuna yararlanacak çiftlerin sınırlı sayıda kalacağını herkesin yararlanmayacağını düşünüyorlar. Diğer yandan boşanma girişiminde bulunan taraflar, yaşadıkları psikolojik ruh haliyle birlikte aile arabuluculuğundan yararlanmak istemeyeceği, bu uygulamanın mahkemeye başvurmanın ön koşulu olması gerektiği yani zorunluluk esasına dayalı olması gerektiği vurgulanmıştır.

Hakim 1, arabuluculuk işleminin zorunlu olması gerektiğini ifade ederken Hakim 2 en azından bir tarafın gönüllü olması gerektiği fikrini ileri sürmüş, Hakim 3 ise “sonuçta taraflar boşanma davasından önce belge getirecekleri için zorunluluk olacağını” söylemektedir.

“Gönüllük esasına değil çünkü insanlar gönüllük esasına dayalı olursa, içinde bulundukları psikoloji içerisinde özellikle aile mahkemelerinde birbirine karşı negatif duygularla gitmezler. Zorunluluk olmalı, yaptırım olmalı en azından dava şartı olmalı, yani gidip bir tedavi olmazsanız bir dava açamazsınız bununla ilgili bir raporu da dava dilekçenize eklemeniz gerekir şeklinde bir zorunluluk olmalı.”(Hâkim-1)

Sosyal Çalışma Görevlileri yapılan görüşmelerde, 2 sosyal çalışmacı sistemin başarılı olması için gönüllük esasına dayalı olması gerektiğini, ikisinin ise zorunluluk esasına dayalı olması gerektiği bulgularına ulaşılmıştır.

“İnsanlar kendiliğinden gitmiyorsa, bu sistemden geçmeden boşanma davası açamazsın gibi bir zorunluluk getirilmeli. Ön görüşmeyi aile arabuluculuğu bürosunda yapmalı.” (Sosyal Çalışma Görevlisi-2)

“Ciddi bir yaygınlaşmanın gerçekleşmesi durumunda, metropol şehirlerinde gidenler olur fakat kırsalda yine de gitmeyebilirler. Gitmedikleri durumlarda ASPB ve adalet bakanlığı eşgüdümlü çalışarak zorunlu ve gönüllü ortasında bir çalışma yapılabilir. Bu sistem ilk kurulduğunda zorunlu olması gerekir.”(Sosyal Çalışma Görevlisi-4)

Arabuluculuk yapan avukatlardan ikisi, arabuluculuğun tamamen gönüllülük esasına dayalı olduğunu, bu yüzden aile arabuluculuğunun da gönüllük esasına dayalı olması gerektiğini söylerken, Avukat-2’in zorunlu olması gerektiği, Avukat-4, mevcut arabuluculuk sisteminin gönüllük esasına dayalı olduğunu fakat aile arabuluculuğunun ihtiyari veya zorunlu olabileceğini, çocuklu aileler için; arabuluculuğun zorunlu olması gerektiği bulgularına ulaşılmıştır.

“Bu sistemde uzun çalışmalar yapılması gerekiyor, tarafların istekli olması lazım, birlikte başvuru şartı olması lazım, her iki eşin istekli olması lazım. Bu sistem gönüllük esasına dayalı olmalı bence.”(Avukat-1)

“….Toplumumuzda şöyle bir durumda var ‘işte psikoloğa gidilir mi, aile danışmanına gidilir mi, ben o kadar sorunlu değilim ben kendimi biliyorum’ diye bir yanılgı var. Dolayısıyla zorunlu olmadığı sürece kimse kolay kolay ‘ben buraya gideyim böyle bir çabaya gideyim’ demeyecek. Arabuluculuğun ruhunda zaten genel olarak gönüllük esası var ama dayatmanın olması gerektiği, en azından bir süre o sürecin içerisinde gelene kadar olması gerektiğini düşünüyorum.” (Avukat-2)

“Bu belki iki aşamalı olarak değerlendirilebilir: zorunlu olması değil ihtiyari olması bence daha doğru olabilir. Zira bir evlilik başladıktan sonra çok kısa zaman içerisinde çiftler uygun olmadıklarını, uygun partnerler olmadıklarını ya da birlikte bu evliliği sürdüren yiyecekleri konusunda emin olduklarında bunu tekrar müzakere etmek çok anlamda olmayabilir. Sadece ihtiyari olarak bunu gerçekten müzakere etmek istiyorlarsa bu yapılabilir. Daha uzun süreli evliliklerde bence daha faydalı olabilir çünkü burada işin içerisine çocuklar da girdiği için daha önemli, aile birliğinin devam edebilmesi. Diğerinde insanların vereceği kararlar çok bireysel, sadece kendilerini ilgilendiren sonuçları kendileri üzerinde olabilecek bir karar olduğu için çok zorunlu olmasına gerek yok diye düşünüyorum. Sonuçları itibarıyla gerçekten iradesi dışında başka insanları, çocukları etkileyecek bir kararda bence bir kere bir kez daha düşünmek için böyle bir zorunluluk olmalı.”(Avukat-4)

  1. Aile Arabuluculuğunu Kimler Yaparsa Doğru Sonuç Elde Edilir

Bir adliye çalışanı olan ve yargılayıcı yetkisi bulunan hâkimler, aile arabuluculuğunu yapacak kişilerin, yol gösterebilecek yeterli düzeyde eğitim almış kişilerin olabileceğini söylerken, aile mahkemesinde çalışan sosyal çalışma görevlilerin bu işi için ideal kişiler olacağını söylemektedirler. Aile arabuluculuğuna meslek bazında ise, psikolog, emekli hâkim, uzun süreli deneyimli çiftler, sosyal hizmet uzmanları ve evlilik danışmanlarının olabileceğini söylemektedirler.

Hakim 1 “Aile arabuluculuğunu, psikologlar, psikiyatri, aile terapisti, eğitim alan uzmanlar yapmalıdır.” Bunlara ilaveten Hâkim-4 “emekli aile mahkemesi hakimler, 30- 40 yılını geçmiş çiftler, din adamları olabilir” görüşünü getirmektedir.

“Aile arabuluculuğunu yapacak kimselerin yol gösterici kişilerden oluşmalı. Sadece tarafları dinleyip bununla yetinecekse böyle bir arabuluculuğa gerek yoktur. Taraflara çözüm önerileri üretmelidir. Bu arabuluculuğunu alanında profesyonel kişiler tarafından yapılması gerekmektedir. Bunlar sosyal hizmet uzmanı, evlilik danışmanı, psikologlardan oluşmalıdır. Fakat bu işi yapacak kişilerin yetkisi olmalıdır. Yoksa bu sistem işlemez.”(Hâkim-2)

Aile mahkemesinde çalışmakta olan sosyal çalışma görevlileri, daha çok boşanma davaları süren bireylerle yüz yüze görüşme yaptıkları, boşanma sürecinde velayet hususunda rapor hazırladıkları için aileyi, takip sürecinde izlemektedirler. Aile arabuluculuğu sistemine, aileyi yakından tanıklarını düşündüklerini bu yüzden aile arabulucusu olarak aile mahkemesinde çalışan sosyal çalışma görevlilerin doğru kişiler olacağını düşünmektedirler. Bunun dışında; aile hâkimleri, boşanma davasına bakan avukatlar, psikoterapistlerin yapması gerektiğini de söylemektedirler.

Boşanma davalarında taraflara müvekkil olan ve arabuluculuk görevini yapan avukatlar, aile arabuluculuğunu kimin yapması gerektiğine dair farklı cevaplar vermişlerdir. Avukat-1 aile arabuluculuğunun kesinlikle avukatların yapmaması gerektiğini çünkü ailenin zaman isteyen sorunları olduğunu fakat avukatlığın sonuç odaklı bir meslek olduğunu söylemektedir. Avukat-2 ise alanında deneyimli olan psikologların veya iyi bir eğitimden geçmiş avukatların yapabileceğini düşünmektedir. Avukat-3 ise aile arabuluculuğunun avukatların yapması gerektiğini, avukatların yetersiz kalacağı yerde psikoloğa yönlendirilebileceğini söylemektedir. Avukat-4 ise bu işin avukatlar tarafından yönetilmesini, bu avukatların evli veya boşanma deneyimi yaşayan avukatlardan oluşması gerektiği bulguların ulaşılmıştır.

“Aile arabuluculuğu sistemi Türkiye’de uygulamaya konulduğunda, aile terapistlerinin yapması gerekiyor. Mevcut arabuluculuk sisteminde Türkiye’de avukatlar yapabiliyor sadece ama aile arabuluculuğu konusunda avukatların başarılı olabileceğini düşünmüyorum. Çünkü biz sonuç odaklı bir mesleğiz. Aile daha hassas bir konu, uzman kişilerce yapılabilir ancak. Aile arabuluculuğun temel amacı boşanmayı engellemek ise sadece avukatların yapmaması lazım.”(Avukat-1)

Konu hem psikolojiye giriyor hem kanunları ilgilendiriyor. …..Belki bu süreçte avukat, psikolog ile birlikte hareket edebilirler çünkü çocuklarda olacak işin içerisinde.”(Avukat-2)

Boşanmış bireylerle yapılan görüşmeler neticesinde, aile arabuluculuğu rolünü üstlenecek kişilerin, insan ilişkilerini analiz edebilecek, sorunların çözümünde yol gösterebilecek, sosyolog, psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve profesyonel meslek elemanların yapması gerektiği bulgusuna ulaşılmıştır.

“Bu işin profesyonel, tecrübeli, insanların sorunları anlatıldığında anlayabilen derine inebilen profesyonel meslek elemanları.”(Boşanmış Birey-1)

“Bu sistemde tabii ki psikoloğun olmasın isterdim, ilişki danışmanı olması lazım. Sosyologlar ve sosyal hizmet uzmanları da olması gerekir.”(Boşanmış Birey-2)

Boşanma süreci devam eden bireylerle yapılan görüşmelerde, aile arabuluculuğuna gitmiş olmaları durumunda kendilerine en yakın arabulucunun: dinleyen ve kendini anladığını hissettiren, profesyonel ve tarafsız olan, yaşanılan durumu analiz eden ve bunu uygulamaya dökebilen kişilerin, meslek bazında psikolog, sosyolog, sosyal hizmet uzmanı veya din görevlilerinin bu işi yapabileceği bulgusuna ulaşılmıştır.

“Bu sistemde, resmi olmayan bir meslek elemanı olmalı. Hâkimlerin mesela bir duruşu var, karşısına çıkarsam, konuşamam ben hâkimle.” (Boşanması Devam Eden Birey-2)

“Bu süreci psikologlar yürütebilir. Tabii bir din görevlisi veya aile büyüğü belki bize bu süreçte yardımı dokunabilir.” (Boşanması Devam Eden Birey-4)

Sonuç

Araştırmada, aile bütünlüğünün korunmasında aile arabuluculuğunun önemi araştırılmıştır. Bunun için dört aile mahkemesi hâkimi, dört aile mahkemesinde çalışan sosyal çalışma görevlisi, dört aile mahkemesi dosyalarına bakan ve arabuluculuk yapan avukat, 4 boşanmış birey ve 4 boşanma süreci devam eden bireylerle görüşülmüştür.

Yapılan araştırma sonucunda, aile mahkemesi hâkimlerinin genel düşüncesi; aile arabuluculuğunun aile bütünlüğünü koruyacağı; bireylerin herhangi bir mekanizmadan geçmeyip direk boşanma davası açtığı, çoğu bireyin boşanma nedenlerinin boşanmayı gerektirmeyecek nedenler olduğu, aile arabuluculuğu gibi bir sistemin bu tarz boşanmaların önüne geçebileceğini vurgulamaktadırlar. Boşanma işlemine devam edilse bile sistemin çocuk-çocukların süreçte bir silah olarak kullanılmasını engelleyeceği, taraflar arasında iletişim becerileri kazandırılacağı, çocuğun boşanma sürecinde fiziksel ve ruhsal yıpranmadan uzak tutulmasına yardımcı olacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Aile mahkemesinde çalışan sosyal çalışma görevlileri ise; evlilik sürecinde en büyük problemin eşler arasındaki iletişim problemi olduğu, bu problemin diğer nedenlerin ana kaynağı olduğunu belirtmişlerdir. Aile arabuluculuğu ile çiftlere doğru iletişim tekniklerinin öğretilerek, iletişim engellerinin önüne geçilebileceği, bu sayede; boşanma oranlarının azabileceği ve aile bütünlüğünün korunabileceğini vurgulamaktadırlar. Boşanma sürecinde en çok yıprananın çocuk olduğu, boşanan ebeveynlerin çocuk konusunda bilinçli davranmadıkları bu yüzden çocuğun manipüle edilerek bir taraf tutturulduğu ve çocuğun yerleşik düzenini bozularak, tek bir ebeveynin yönlendirmesiyle çocuğun karşı tarafa karşı kullanıldığı vurgulanmaktadır. Aile arabuluculuğunun daha çok çocuklu ebeveynler üzerine, çocuk odaklı bir sistem olması halinde, çiftler boşanmışta olsa aile bütünlüğünü koruyacağı ve çocuğun boşanmadan minimum düzeyde etkileneceğini düşündükleri sonucuna ulaşılmıştır.

Aile mahkemesini dosyalarına bakan ve aktif olarak arabuluculuk yapan avukatlar ise, arabuluculuk sisteminin doğru uygulanmasıyla olumlu sonuçlar elde etmişler, aile arabuluculuğun arabuluculuk bünyesinde en önemli arabuluculuk olacağını, bu arabuluculuk ile hem boşanmış bireylerin azalacağı hem boşanmadan etkilenen çocukların azalacağını hem de aile bütünlüğünün korunacağını belirtmişlerdir. Aile arabuluculuğu, normal arabuluculuktan farklı olarak davalı kimselerin mahkeme atmosferinin öncesinde yüz yüze gelmesiyle ve doğru tekniklerin uygulanması sonucunda bir çocuk ailenin kurtarılabileceğini düşündükleri sonucuna ulaşılmıştır.

Boşanmış bireylere bakıldığında, evliliklerinde aile arabuluculuğu sistemine yakın aile danışmanlığı gibi sistemden yaralanmak istedikleri fakat bunu iki boşanmış bireyin yapabildiği, diğer ikisinin ise ekonomik ve iletişimsizlik nedeniyle gidemediği görülmüştür. Boşanmış bireylere aile arabuluculuğu sistemi anlatıldığında hepsi bu sistemden yaralanmak istediklerini ve yararlanabilmiş olsaydı evliliklerinin halen sürebileceğini belirtmişlerdir. Boşanmış bireylerin diğer sorunları ise boşanma sürecinde, boşanma sürecinin çocuklara yansıması ve velayet konusudur. Yine boşanmış bireyler aile arabuluculuğu sisteminden yararlanmış olsalardı çocuklarının boşanma sürecinde yıpranmayacaklarını ve her iki ebeveyni de sağlıklı ilişkiler geliştirebilecekleri sonucuna ulaşılmıştır.

Boşanma aşaması devam eden bireylere bakıldığında, şu an için aile arabuluculuğu sistemi olsa bile yararlanmak istemeyeceklerini çünkü onlar için evliliklerinin bittiğini düşünmektedirler. Fakat evliliklerinde sorun yaşadıkları zaman aile arabuluculuğu gibi bir sistemin olması durumunda gidebileceklerini, bu sistem sayesinde evliliklerinin toparlanabileceğini düşünmektedirler. Boşanması devam bireylerde çocuk konusunda, boşanma sürecinin başında sorun yaşamakta olduğu, çocuklarıyla sağlıklı iletişim yolu bulamadıklarını ve çocukların bu süreçten olumsuz etkilendiğini belirtmektedirler. Aile arabuluculuğu sistemine dâhil olmaları durumunda, kendilerine ve eşlerine iletişim tekniklerini öğretebileceği bu sayede çocukların daha az yıpranabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Günümüzde boşanma kararı alan bir birey, öncelikle mahkemeye giderek boşanma davası açmakta ve eşinden boşanmak istemektedir. Fakat mahkemeye gitme kararına ulaşmadan önceki süreçte hem tansiyonu düşürerek rehabiliteyi sağlayacak hem de şiddet ve kadın cinayetlerini durduracak tampon bir görev yapacak bir mekanizmanın kurulması gerekmektedir. Bu mekanizma aile arabuluculuğudur. Aile arabuluculuğu, doğru bir uzman, doğru bir zaman ve doğru uygulamalar kullanıldığında aileler için büyük önem arz etmektedir. Aile arabuluculuğu, aileye dışardan ve tarafsız olarak bakan bir profesyonel meslek elemanın ailedeki sorunları tespit ederek, aileye ödev vereceği, sorumlukların yerine getirilmesi durumunda aileyi boşanmadan kurtararak aile bütünlüğünü koruyacaktır. Aile arabuluculuğunun uygulanması ve boşanma kararının devamı hususunda, aile arabuluculuğu taraflara çocuğun önemi vurgulayarak, çiftlere iletişim tekniklerini öğreterek sağlıklı iletişim kurmalarını sağlayıp, çocuğun yüksek yararı doğrultusunda ebeveynleri bilinçlendirecektir.

Öneriler

Çalışmaları devam eden aile arabuluculuğu sistemine araştırma bulgularından hareketle şu öneriler tavsiye edilmektedir.

  • Aile arabuluculuğu kurumu herkes tarafından ulaşabilir bir kurum olması gerektiği, aile arabuluculuğu sisteminin maliyetinin tamamını veya büyük bir kısmının devlet tarafından karşılanmasının gerekli olduğu, ekonomik durumu iyi olmayan ailelerinde bu sistemden yararlanması sağlanmalıdır.
  • Aile arabuluculuk sisteminin, boşanmaları engelleyebilmesi, mahkemelerde dosya sayısını azaltması için gayri ihtiyari bir esasa dayanması gerektiği, burada çocuksuz ailelerin aile arabuluculuğuna katılımlarının gönüllük esasına dayalı olması gerektiği, çocuk sahibi ailelerin ise mahkeme öncesinde bu sisteme katılmalarının zorunlu tutulması gerektiği veya bir tarafın istemesi durumunda aile arabuluculuğunun zorunluluk esasına dayalı olması gerektiği tavsiye edilmektedir.
  • Aile arabuluculuğu sisteminde aktif olarak rol alacak arabuluculara; aile arabulucularının sisteme başvurmuş kişilere doğru uygulama ve öneriler sunması sağlayacak, arabuluculuk yöntemlerini kapsayan eğitimlerin verilmesinin sağlanması, arabulucunun bunu doğru uygulaması durumunda ise bu sistemin yüksek başarı elde edeceği düşünülmektedir.
  • Aile arabuluculuğunun boşanmanın her sürecinde uygulanması ile birlikte, mahkeme öncesinde uygulanmasının daha doğru olacağı, mahkeme sürecinde anlaşmazlıkların ve çatışmaların artabileceği, mahkeme öncesinde uygulanacak aile arabuluculuğu sisteminin taraflar arasındaki çatışmaları minimum düzeye indirgeyebileceği düşünüldüğü; aile arabuluculuğunun yasal süreçle bağlantı kurabilmesi için bu sistemden yararlanmış kişilere rapor verilmesinin bu raporu mahkemede delil olarak kullanabilmelerini sağlanmalıdır.
  • Aile arabuluculuğundan yararlanan kişilere, aile bütünlükleri koruyabilmelerini, çocuk sahibi ailelerin boşanma sürecinde çocuklarını sağlıklı gelişimlerinin sürdürebilmelerini sağlayabilmesi ve çocukların boşanma sürecindeki olumsuz etkilerden koruyabilmesi için arabulucu tarafından çiftlere iletişim tekniklerinin öğretilmesi, boşanma gerçekleşse bile aralarındaki iletişimi koruyabilmelerini sağlayacak uygulama ve metodları ebeveynlere sunulması, çocuk ve ebeveyn arasındaki ilişkileri uzun vadede iyileştirmesinin arabulucu tarafından sağlanmalıdır.
  • Aile arabuluculuğu sistemi uygulamasında ailelerin geçmişindeki sorunlardan ziyade şimdiki zamana ve gelecek zamanlarına odaklanılması ve aile üyelerinin otonomlarının güçlü kılınmasını sağlanmalıdır.
  • Avrupa’da ve Amerika’da aile arabuluculuğu avukatlar ve sosyal hizmet uzmanları tarafından yürütülmekte olup, Türkiye’de sosyal hizmet uzmanlarının; aile, çocuk, iletişim vb. konularda gerekli eğitimi aldığı düşünüldüğünde aile arabuluculuğunda sosyal hizmet uzmanlarının aktif olarak rol alması gerektiği tavsiye edilmektedir.
  • Sistem sayesinde mahkemelerin iş yükü hafifletilecek, fertlerin psikolojik sıkıntı ve travmaları hafifletilecek, kurtarılacak ailelerle kısa insan ömrüne ait zaman ve ekonomik tasarruf sağlanacak, en önemlisi birleşik aile üzerinden toplum sağlığı ile millet ve devletin bekasına destek verilmiş olacaktır.

Kaynakça

BULUT, I. (1993), Ruh Hastalığının Aile İşlevlerine Etkisi, Başbakanlık Kadın ve Sosyal Hizmetler Müsteşarlığı Yayını, Ankara

DANIŞ, ZAFER M. (2006), Davranış Bilimlerinde Ekolojik Sistem Yaklaşımı, Aile ve Toplum Dergisi, Cilt:3 Sayı:9 S:45-53

DUYAN, V. (2003), Aileye Yönelik Planlı Müdahale Sürecinin Aşamaları, Toplum ve Sosyal Hizmet Dergisi, No:14 Sayı: No:1, s.41-61.

FİSHER, R., URY, W. (1989), Evet Dedirtme Sanatı, İstanbul: İlgi Yayıncılık.

KOCAOĞLU, M.A. (1999), Türk İş Hukuku’nda Arabuluculuk Kurumu, Ankara: Türk Ağır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendeki Yayını.

NADİR U., NUHOĞLU H. (2017), Adli Sosyal Hizmet Açısından Mesleki Bir Rol Olarak Aile Arabuluculuğu. Yücel D., Gönültaş M.B (Ed.) Adli Sosyal Hizmet Müdahale ve Yaklaşımları, Ankara: Nobel Yayınları

ÖZKAN, Z. (1989), Türkiye’de Boşanmaların Sebep ve Sonuçları, Yayınlanmış Doktora Tezi, M.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.

ÖZTÜRK, S. (2006), Anne Babası Boşanmış 9-13 Yaşları Arasındaki Çocuklar ile Aynı Yaş Grubundaki Anne Babası Boşanmamış Çocukların Benlik Saygısı ve Kaygı Düzeyleri İlişkisi, Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü. İzmir

ŞANLI, C. (2013) Uluslararası Ticari Akitlerin Hazırlanması ve Uyuşmazlıkların Çözüm Yolları, İstanbul: Beta Yayınları.

TEKİN, A. (2008), Türk Emniyet Teşkilatında Müzakere ve Arabuluculuk, Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi, Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü Güvenlik Stratejileri ve Yönetimi Anabilim Dalı, Ankara

ZASTROW C. (2014), Sosyal Hizmete Giriş. Ankara: Nika Yayınevi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[1] Bu çalışma Uğur Yasa tarafından Üsküdar üniversitesi Sosyal Hizmet anabilim dalında aynı isimle yapılan yüksek lisans tezinden üretilmiştir.

[2] Bakırköy Adliyesi Sosyal Hizmet Uzmanı ugurryasa@gmail.com

[3] Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Sosyal Hizmet Bl., hurmamahmut@gmail.com.

 


Paylaş
İşlem Sonucu