Ayşe Zeynep AKKOYUN

 

TEBLİĞİ BURADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ.

 

MADDE BAĞIMLILIĞI VE MADDE BAĞIMLILIĞIYLA MÜCADELE BAĞLAMINDA AİLENİN DESTEKLENMESİ

 

Ayşe Zeynep AKKOYUN

 

Özet

Bağımlılığın toplumda görülme sıklığı gün geçtikçe artmaktadır. Artan bağımlılık oranları ve psikososyal sonuçları bir arada düşünüldüğünde bu hastalık; çağımızın belki de en önemli halk sağlığı sorunu olarak karşımızda durmaktadır. Ruh sağlığı yazınında bağımlılık kavramı; bireyin kullandığı bir nesne ya da sergilediği bir davranış üzerinde kontrolünü kaybetmesi ve adeta kullandığı nesne olmadan ya da sergilediği davranışı yinelemeden yaşayamaz hale gelmesi olarak tanımlanmaktadır. Tanımda bahsi geçen nesnelerden biri de bağımlılık yapıcı maddelerdir. Bağımlılık yapıcı maddelerden bir kısmı doğal olarak doğada bulunurken diğer kısmı ise laboratuar ortamlarında üretilmektedir. Bu maddeler ister doğal isterse sentetik olsun; kullanıcısı üzerinde hem fiziksel hem de ruhsal sayısız probleme neden olmaktadır. Bağımlı kişiyse; bahsi geçen problemleri fark etmesine rağmen maddeyi kullanmaya yönelik aşırı bir istek duymakta, işlevselliğin hemen her alanında kayıp yaşamasına rağmen bağımlılık yapıcı maddeyi bir türlü bırakamamakta ve maddeyi bırakmaya yönelik çabaları olsa da hep boşa çıkmaktadır. Ayrıca aldığı dozu gittikçe artırmakta, maddeye ulaşamadığında ya da aldığı dozu azalttığında yoksunluk belirtileri yaşamakta, zaman zaman maddeyle ilişkili yasal sorunlar yaşayabilmekte, kendisinden beklenen sorumlulukları yerine getirememekte, tehlike arz eden durumlarda dahi madde etkisi altında olabilmektedir. Tüm bunlar bize göstermektedir ki; madde bağımlısı kişi için madde ve maddeye ulaşmak; hayatının adeta en önemli meselesi haline gelmektedir. Madde bağımlılığı yalnız bağımlı kişiyi değil aynı zamanda bireyin ailesini de derinden etkilemekte ve aile içi ilişkilerini büyük oranda bozmaktadır. Dolayısıyla madde bağımlılığı ile mücadele programları hazırlanırken birçok soruna göğüs germek zorunda kalan ailenin göz ardı edilmemesi ve programlara dahil edilmesi gerekmektedir. Madde bağımlılığının biyolojik yönü olduğu kadar psikososyal yönü de olduğundan dolayı; madde bağımlılığını kolaylaştırıcı ailesel faktörler üzerine düşülmesi ve ayrıntısıyla ortaya konması gereken önemli bir  diğer konudur. Dolayısıyla madde bağımlılığı ile mücadele ederken ailenin desteklenmesi; koruyucu müdahaleler anlamında da önem arz etmektedir. Psikiyatri literatürü derlenerek hazırlanan bu bildiri; hem madde bağımlılığı hem de madde bağımlılığı ile mücadele bağlamında ailenin desteklenmesinin önemi hakkında farkındalık oluşturabilmek amacıyla hazırlanmıştır. Bildirinin içeriğinde çözüm önerilerine de yer verilmiştir.

 

Anahtar kelimeler: aile, bağımlılık, madde bağımlılığı, ailesel faktörler, bağımlılık ile mücadele.

 

SUBSTANCE DEPENDENCE AND SUPPORTİNG THE FAMİLY İN TERMS OF FİGHTİNG AGAİNST SUBSTANCE DEPENDENCE

Abstract

The prevelance of addiction throughout the society is increasing day by day. When increasing addiction rates and the various psychosocial consequences of addiction are considered together, addiction probably stands as the most important public health problem of our age. In mental health literature; the term addiction means that an individual loses control over an object he uses or the behavior he exhibits, and becomes unviable without the object he uses or without repeating the behavior he exhibits. One of the subjects aforementioned in the definition is addictive substances. Some of these subtances are found naturally in nature. The others are produced in the laboratory. The addictive substances both found in nature and produced in the laboratory cause numerous problems both physically and mentally on substance users. Although the addicted user notices the aforementioned problems, he persistently continues to use the substance. Despite the loss of functionality in almost every aspect, he cannot leave the addictive substance. Even tough he tries to abandon the substance, all efforts are always wasted. Besides, he increases the dose of the substances day by day. When he cannot reach the subtance or reduces the dose of the substance, he shows the withdrawel symptoms. Sometimes, he experiences legal problems related to the substance, and the continues to use the substance in a way that prevents him from fulfilling the responsibilities expected from him. Or even, he may be under the influence of the substances in hazardous situations. All these show that reaching the substance and substance becomes the most important issue of his life fort he addicted user. However, the substance addiction affects not only th addicted user but also the other member of the family in deeply. İnter-family relations are greatly damaged due to these impacts. Therefore, while preparing the programs for fighting against the substance addiction, families who have to face both the metariel and spiritual problems should be included and not ignored in these programs. Substance addiction is a mental disorder with psyhosociol aspect as well as its biological aspect. At this point, facilitative familial risk factors become a part of the substance addiction. Thus, supporting the family is important in the scope of protective interventions when fighting against substance addiction. This paper prepared by compiling the psychiatric literature, has been prepared by compiling the psychiatric literature, has been prepared for the sake of the aim to create awereness of the importance of supporting the family in scope of fighting against substance addiction and substance addiction. Suggestions for solutions in the scope were also included within this paper.

Key Words: family, addiction, substance addiction, familial factors, fighting against addiction.

 

Giriş:

 

Bağımlılık; görülme sıklığı günden güne artış gösteren ve daha tehlikeli boyutlara ulaşan ruhsal bir hastalıktır. Bağımlılık en genel tanımıyla; bireyin kullandığı bir nesne ya da sergilediği bir davranış üzerinde kontrolünü kaybetmesi ve adeta kullandığı nesne olmadan ya da sergilediği davranışı yinelemeden yaşayamaz hale gelmesidir (TBM, 2016: 2). Tanımda bahsi geçen nesnelerden biri de bağımlılık yapıcı maddelerdir.

Bağımlılık yapıcı maddeler arasında çeşitli maddeler yer almaktadır. Bunlardan bir kısmı doğal olarak doğada bulunurken diğer kısmı ise laboratuar ortamlarında farklı yöntemlerle üretilmekte ve farklı isimlerle piyasaya sürülmektedir. Laboratuar ortamında üretilen bu maddeler sıklıkla sentetik madde olarak adlandırılmaktadır. Bağımlılık yapan madde ister doğal olsun isterse sentetik olsun; kullanıcısı üzerinde hem fiziksel hem de ruhsal birçok probleme neden olmaktadır (Köroğlu; 2007, Öztürk; 2015). Bu maddeler bireysel etkilerinin yanında ayrıca ailenin tüm bireylerini ve toplum genelini etkileyen birçok psikososyal soruna da sebebiyet vermektedir  (Çakmak; 2006, Sadock; 2016). Artan bağımlılık oranlarıyla birlikte bahsi geçen sorunlar bir arada düşünüldüğünde madde bağımlılığı; aile ortamına ve toplumun sahip olduğu değerlere büyük zararlar veren, sadece bağımlı bireyin değil aynı zamanda toplum ruh sağlığını da tehdit eden evrensel bir problem olarak karşımızda durmaktadır.

Psikiyatri literatürü derlenerek hazırlanan bu bildiri; hem madde bağımlılığı hem de madde bağımlılığı ile mücadele bağlamında ailenin desteklenmesinin önemi hakkında farkındalık oluşturmak amacıyla hazırlanmıştır. Bildirinin içeriğinde madde bağımlılığıyla mücadele kapsamında ailelere yönelik çözüm önerilerine de yer verilmiştir.

 

Madde Bağımlılığı:

 

Bağımlılık yapıcı maddeler; belirli dozda alındığında bireyin merkezi sinir sistemini etkileyen, psikolojik ve fizyolojik dengesini bozan, gittikçe artan miktarlarda kullanma isteği doğuran, kesilmesi ya da dozu azaltılması halinde yoksunluk belirtilerine neden olan maddeler olarak tanımlanmaktadır (E.G.M.; 1994: 7, Kaçakçılık ve Organize Suçlar Raporu; 2003).

Günümüzde bağımlılık yapıcı birçok maddenin varlığından bahsedilmektedir. DSM-5’de bağımlılık yapıcı maddeler 10 farklı sınıfa ayrılarak ele alınmaktadır. Bunlar: alkol; kafein; kenevir (kannabinoid: esrar, marihuana; sentetik kanabinoid: bonzai, jamaika); hallüsinojenler (LSD, meskalin, psilosibin, fensiklidin, arilsikloheksilamin vb.); uçucular (tiner, bali vb.); opiyatlar (morfin, kodein, eroin, metadon, meperidin); sedatif, hipnotik ve anksiyolitikler (barbitürat, benzodiazepin); uyarıcılar (amfetamin, kokain, ekstazi, metilfenidat, kafein, efedrin vb.); tütün ve diğerleridir (DSM-5; 659, Ögel; 1998, Öztürk; 2015: 545-551). Her maddenin kendisine has bir takım özellikleri ve etkileri bulunmaktadır. Bununla birlikte ilgili yazında bağımlılık yapıcı maddelerin ortak özelliklerinden de bahsedilmektedir. Bahsi geçen ortak özellikler; beyinin ödül, motivasyon, hafıza ve karar verme mekanizmaları üzerinde etkili olarak keyif vermesi, bu sebeple kullanıcısında maddeye karşı aşerme haline neden olması ve maddenin tekrar kullanılmasını pekiştirmesi olarak sıralanmaktadır (Stahl; 2015; 537-575).

Bağımlılık yapıcı maddeyi deneyen herkes madde bağımlısı olmamaktadır. Ancak madde bağımlılığına giden sürecin bağımlılık yapıcı maddeyi denemekle başladığı bilinen bir gerçektir. Zamanla kullandığı dozu ve kullanma sıklığını artıran birey için kullandığı madde; bir süre sonra artık vazgeçilemez hale gelmektedir. Bu noktada madde bağımlılığı kavramı gündeme gelmektedir. Aslında birey herhangi bir sebepten dolayı bağımlılık yapıcı maddeyi deneyimlediğinde; belki de tanısını ilk kullanımdan aylar ya da yıllar sonra alacağı hastalığa doğru adeta adım atmış olmaktadır.

Bağımlılık yapıcı maddelerin kullanımı; sağlık yanında sosyal, kamusal, hukuki ve idari birçok boyuta sahip bir problem olarak görülmektedir (Albayrak; 2014, Doğan; 2001). Bahsi geçen durum madde bağımlılığıyla mücadele konusunun multidisipliner olarak ele alınmasını zaruri kılmaktadır. Bu noktada özellikle sağlık ve hukuk; birbirinden ayrı düşünülmemesi gereken ve birbirini tamamlayan iki önemli disiplindir.

Madde bağımlılığı; bağımlı kişinin sosyal çevresine özellikle de bakımından sorumlu olduğu ailesine verdiği zararlardan, ailesine karşı olan sorumluluklarını ihmal etmesinden ve toplumsal sorunlara yol açmasından dolayı yasal mevduatta çok önemli bir yere sahiptir (Öncü; 2014). Her insanın haklarını eşit şekilde kullanmasını sağlayabilmek için madde kullanımıyla ilgili çeşitli kanunlar oluşturulmuştur. Örneğin uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin temin edilmesi, alınması, kullanılması ve satılması yasalar tarafından suç olarak kabul edilmektedir (Can; 2012, Çakmak; 2006). Bu bağlamda psikiyatri polikliniği pratiğinde adli merciler tarafından bireyler hakkında madde kullanımı ya da bağımlılığı olup olmadığı yönünde rapor tanzimi ile bahsi geçen maddelerin kullanımı ya da bağımlılığı olanların tedavileri istenebilmektedir. Böyle bir disiplinler arası etkileşimin amacı ise; suç oranlarını azaltmak; kişinin sağlığını, medeni haklarını ve başta ailesinin olmak üzere çevresindeki insanların haklarını korumak; maddi kayıplar yaşanmasını engellemek; bağımlı bireyin tedavisini gecikmeden sağlamak; ebeveyni bağımlı olan çocukların ruhsal ve fiziksel gelişimini olumsuz etkileyecek faktörlere engel olmaktır. Diğer bir değişle; aileyi korumak, toplumsal düzeni sağlamak, toplumun refah ve huzur seviyesini artırmaktır (Can; 2012: 180-192, Demirel; 2015, Evren; 2011, Öncü; 2007, Soysal; 2012, Türkcan; 2007).

Ruh sağlığı yazınında madde bağımlılığı; kronik bir ruhsal hastalık olarak ele alınmaktadır (Kalyoncu; 2014). Her kronik hastalıkta olduğu gibi madde bağımlılığında da bağımlı kişinin gerek tedavisi gerekse topluma yeniden kazandırılması için verilen emeğin ve maliyetin çok fazla olduğu yadsınmaz bir gerçektir. Dolayısıyla maddi kayıpların ve emek israfının önüne geçilebilmesi noktasında; madde bağımlılığını önleme ve erken müdahale politikaları büyük önem arz etmektedir.

Her maddenin kendisine özgü etkileri vardır. Bağımlılık yapıcı maddelerin birbirinden farklı etkileri olmasına karşın bağımlı bireylerin benzer davranışsal, bilişsel ve ruhsal bir takım belirtilere sahip olduğu da dikkati çekmektedir (DSM-5). Bunlardan bazıları kişinin; madde kullanımına bağlı birçok sorun yaşamasına rağmen maddeyi kullanmaya devam etmesi, maddeye aşermesi, maddeyi kullanmadığında ya da aldığı dozu azalttığında yoksunluk belirtileri yaşaması, tolerans gelişmesi nedeniyle beklediği etkiyi görebilmek için maddenin dozunu gittikçe artırması, maddeyi bırakmak istese bile bu yöndeki gayretinin boşa çıkması, zamanının çoğunu maddeye ulaşmak için harcaması ve işlevselliğin çeşitli alanlarında kayıplar yaşamasıdır (TBM, 2015). Bahsi geçen işlevsellik kaybı madde bağımlılığının daha çok bireysel etkilerine vurgu yapmaktadır. Ancak bağımlılığın etkileri bireysel etkilerle sınırlı olmayıp bağımlı kişinin ailesine doğru uzanmakta ve ailenin her bir üyesi bu durumu belirgin olarak hissetmektedir. Ayrıca bağımlılığın aile üzerindeki etkileri; ailenin içinde var olduğu topluma da yansımaktadır. Zira bağımlı birey; toplumsal rollerini, görevlerini, sorumluluklarını yerine getiremediğinden dolayı toplumsal sistemden kopmakta ve içinde yaşadığı topluma sağlayacağı katkılarda belirgin kayıp yaşamaktadır (Doğan; 2001). Dolayısıyla bireysel sağaltım ile eşzamanlı olarak ailenin desteklenmesi; madde bağımlılığıyla etkin bir şekilde mücadele etme ve toplumsal etkilenmeyi engelleyebilme bağlamında zaruriyet arz etmektedir.

 

Madde Bağımlılığı Bağlamında Ailenin Desteklenmesi:

 

Madde bağımlılığının etyolojisinde biyolojik, psikolojik, davranışsal ve çevresel çeşitli etkenler bir arada rol oynamaktadır (Ögel; 2002, Öztürk; 2015). Çevresel etkenler arasında birçok etken sayılabilse de ailesel faktörler; bu grupta çok önemli bir yere sahiptir.

Son yıllarda gerek sokakta yaşamını kaybeden madde bağımlısı kişilerin gerekse bağımlılık nedeniyle parçalanan ailelerin artması ve bu tarz haberlerin daha fazla basına yansıması; ilgili disiplinleri madde bağımlılığı üzerine eğilmeye sevk etmiştir. Bu durum hastalığı ayrıntılarıyla ortaya koyabilmek ve hastalıkla daha etkili bir biçimde mücadele edebilmek adına madde bağımlılığının nedenleriyle ilgili yapılan araştırmalara ivme kazandırmıştır. İlgili yazın bireylerin daha çok ailevi nedenlerle bağımlılık yapıcı maddeyi kullanmaya başladığına işaret etmektedir (Ögel: 2004: 112-118, Wills; 2003). Bu noktada aile ortamının toplum ruh sağlığı ve toplumsal kalkınma üzerindeki belirleyici etkisi de açıkça ortaya çıkmaktadır.

Aile; insanoğlunun kendi kültürünü, değerlerini, geçmişte yaşadığı tecrübelerini kuşaktan kuşağa aktarmaya aracılık eden sosyal bir kurumdur (Akkoyun; 2019). Çocuğun içine doğduğu aile ortamının özellikleri; hayatı boyunca hem sergilediği davranışlarında hem de tercihlerinde belirleyici role sahiptir. Bu bağlamda aile ortamının niteliksel ve niceliksel özellikleri çocuğun gelişiminde adeta bir iskelet görevi görmektedir.

Çocuğun ruhsal anlamda sağlıklı bir gelişim gösterebilmesi için; sevgi, ilgi, güven ve huzur dolu aile ortamına sahip olması çok elzemdir. Böyle bir aile ortamında yetişmeyen çocuğun ruhsal gelişimi olumsuz şekilde etkilenmektedir (Öztürk; 2015, Sadock; 2016). Sevgi, ilgi, güven ve huzur dolu ortamda yetişmeyen çocuklar ihtiyacı olan bu değerleri arkadaş çevresinde arayabilmekte, yanlış arkadaşlıklar kurup arkadaşlarını ailesine tercih edebilmekte, sağlıklı olmayan problemle baş etme mekanizmaları geliştirdiklerinden dolayı madde bağımlılığı gibi kötü alışkanlıklar edinebilmektedir (Akkoyun; 2019).

Bazı ebeveyn tutumları ve bir takım aile dinamikleri; çocuğun yukarıda değinilen ihtiyaçlarının karşılanmasını engellediği için çocuğu bağımlılığa daha yatkın hale getirebilmektedir. Çatışmalı aile ilişkileri, zayıf aile bağları, ebeveynlerden birinin aşırı otoriterliği, diğerinin ezilmişliği, çocuğa ayrılan vaktin yetersizliği, aile içi denetim eksikliği, ailede bağımlı bireyin olması, parçalanmış aile, ilgisiz ebeveyn, çocuğa katı kuralların dayatılması ya da kural koymaksızın çocuk yetiştirme, ebeveynler arası geçimsizlik, aile içi şiddet, çocuk istismarı, çocuğa verilen mesajların süreklilikten yoksunluğu ve yetersiz aile içi ödüllendirme mekanizmaları; bahsi geçen tutum ve dinamikler arasında yer almaktadır (Akkoyun; 2019, Altıntaş; 2004, Çakıcı; 2000, Ekşi; 1999: 182, Işık; 2016, John; 1993, Ögel; 1997: 75-82, Ögel; 2014, Ögel; 2005, Öztürk; 2015, Rescnic; 1997, Şengezer; 2014, TBM Programı; 2015, Ünal; 1991). Dolayısıyla madde bağımlısının tedavisi planlanırken sürecin hızlanması ve nükslerin azalması bağlamında; kişinin maddeye yönelmesinde rolü olan ailevi problemlerin ortaya konması ve bu problemlerin ortadan kaldırılmasına yönelik müdahaleler büyük öneme sahiptir.

Bağımlılığı yordayıcı ailesel faktörleri tersten ele almak da mümkündür. Nitekim ailesinden yeterli sevgi ile ilgiyi gören çocukların kötü alışkanlıklar edinme olasılıkları azalmakta ve böyle bir aile ortamı madde bağımlılığına karşı koruyucu bir faktör olmaktadır (Pirinçci; 2003). Bir başka değişle ailede sevgi bağlarının güçlü, aile ortamının sorunsuz ve huzurlu olması; çocukların karşılaştıkları sorunlarla maddeye yönelmeden baş edebilmesi adına büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla; bireyin içinde var olduğu ailenin dinamikleri bireyi bağımlılığa yatkın hale getirebildiği gibi madde bağımlılığına karşı koruyucu da olabilmektedir. Bu noktada madde bağımlılığı meydana gelmeden yatkınlaştırıcı ailesel faktörlerin tespiti ve tespit edilen faktörlere erken müdahale; zorlu ve maddi açıdan da külfetli olan bağımlılığın tedavi süreci başlamadan bağımlılığı engellemek adına çok önemlidir.

Bağımlılık ile aile arasındaki ilişki; sadece ailesel faktörlerin bağımlılığa giden süreci kolaylaştırma ya da engelleme noktasında değildir. Evde bağımlı bir bireyin varlığı ailedeki dengeleri tümden bozmakta ve sağlıksız aile içi ilişkilere neden olmaktadır. Maddeyi temin etmek için yapılan harcamalar nedeniyle ailenin ekonomik kayıplar yaşaması, bu kayıplara bağlı olarak diğer üyelerin ihtiyaçlarının karşılanamaması, aile üyeleri arasında iletişimin ve paylaşımların azalması, ailedeki rollerin değişmesi, eve istenmeyen arkadaşların davet edilmesiyle ilişkili aile içi tartışmalar yaşanması, şiddet ve boşanma; madde bağımlılığının aile üzerindeki etkilerinden bazılarıdır (Ögel; 2014, Ünal; 1991). Dengelerin değiştiği böyle bir aile ortamı bağımlı bireyin maddeyi bırakmasını engellediği ve ailenin diğer üyelerini de maddeye yönlendirebildiği için; bağımlı bireyin olduğu ailelerin desteklenmesi ve bu ailelere gerekli müdahalelerin zamanında yapılması madde bağımlılığıyla mücadele anlamında büyük önem arz etmektedir.

Bağımlı kişinin hastalıkla birlikte birçok nesne kaybı yaşadığı klinik pratikte dikkati çeken bir durumdur. Ancak kişi sosyal statüsünü, işini, arkadaşlarını, yaşam gayesini kaybetse de ailesi; genelde onun yanında olmayı seçmekte, bir noktada bağımlılığın tüm sonuçlarına katlanmayı ve ona uyum sağlamayı tercih etmektedir. Bağımlı kişinin kontrol kaybına rağmen tüm üyeleri bir arada tutmaya ve bağımlı kişiyi telafi etmeye çalışan aileler bu süreçte; ruhsal ve fiziksel anlamda belirgin olarak yıpranmaktadır. Tüm bu nedenlerden dolayı bağımlılık; sadece bireyi etkileyen hastalık olarak değil aynı zamanda bir “aile hastalığı” olarak ele alınmaktadır (Ögel; 2014).

Aile bireyleri; üyelerinden birinin madde bağımlısı olduğunu öğrendiğinde genellikle hayal kırıklığı, suçluluk, nerede hata yaptıklarını sorgulama, umutsuzluk, ümitsizlik, karamsarlık gibi duygular deneyimlemekte ve madde bağımlılığı gibi zorlu bir süreci nasıl yöneteceklerini bilmedikleri için tedirgin, huzursuz, kaygılı olabilmektedir. Öyle ki böyle bir kriz anını yönetmeyi bilemeyen aile üyeleri bazen bağımlı kişiye karşı öfke patlamaları yaşayabilmektedir (Gövebakan; 2015). Sağlıklı bir problem çözme mekanizması olmadığından dolayı öfke patlamaları; ailenin sorun çözme gayretlerine çoğu zaman ket vurmaktadır. Bu durumsa yeterince zorlu olan süreci daha da sarpa sardırmaktadır. Dolayısıyla ailenin içinde bulunduğu kriz anını ve hissettikleri duyguları fark etmesi ve sağlıklı problem çözme mekanizmaları geliştirmesi; süreci daha iyi yönetmesine fayda sağlayacaktır. Bu bağlamda ailelere verilecek psikoeğitimler bahsi geçen zorlu süreci kolaylaştırma anlamında çok önemlidir.

Madde bağımlısı kişiler yoksunluk dönemlerinde maddeye ulaşabilmek için riskli davranışlarda bulunmak ve sonuçlarını düşünmeksizin uygunsuz eylemlere geçmek gibi çeşitli yollara başvurabilmektedir. Parası yoksa hırsızlık yapabilmekte, hırsızlık esnasında şiddete başvurabilmekte ve hatta adli olaylara dahi karışabilmektedir (Köroğlu; 2007, Öztürk; 2015, Sadock; 2016). Her ailenin bir sosyal statüsü olduğundan dolayı tüm bu bahsedilenler aile için sıklıkla büyük bir utanç kaynağı olmaktadır. Dolayısıyla ailenin diğer üyeleri olanlardan kimseye bahsetmek istemediği ve olanları saklamak istediği için çevresinden adeta kaçmaya başlamaktadır. Bazen aileler bağımlı bireye duydukları güveni yitirdiklerinden dolayı; bağımlı yakınlarını dışlayıp onlara karşı daha mesafeli olmayı tercih etmektedir. Bu durumsa kişiyi genelde kabul gördüğü kötü arkadaş gruplarına doğru sürükleyerek süreci adeta çıkmaza ve kısır döngüye sokmaktadır. Bazen de ailelerin; bağımlı üyesi maddeye ulaşabilsin, yoksunluk belirtileri ortaya çıkmasın, çatışmalar yaşanmasın, tartışmalar diğer insanlar tarafından duyulmasın diye bağımlı üyeye düzenli olarak para vermek gibi sınırsız destek sağladığı görülmektedir. Aileler bağımlı kişiye bu şekilde destek olmazsa durumun daha kötü boyutlara ulaşacağını düşünseler ve bu davranışı iyi niyetle yapsalar da böyle bir tutum; hem bağımlılığı beslemekte hem de ailelerin ekonomik olarak büyük kayıplar yaşamasına neden olarak süreci çıkmaza sokmaktadır (Gövebakan; 2015).

Ailede bağımlı bir üye olduğunda ebeveynin bağımlı kişiye odaklandığı ve kendilerini ihmal ettiği klinik pratikte sıklıkla gözlemlenmektedir. Ebeveynin kendi yaşamını ikinci plana atması; diğer çocukları korumasını, onlara ihtiyacı olan ilgiyi yeteri kadar göstermesini, ailenin öteki üyelerine karşı görev ve sorumluluklarını yerine getirmesini büyük ölçüde engellediğinden dolayı birçok olumsuz sonuçlara neden olmaktadır (Gövebakan; 2015). Bahsi geçen olumsuz sonuçların başında ise; ailenin diğer üyelerinin de bağımlılık açısından risk altında olması gelmektedir. Dolayısıyla yurt genelinde ilgili kurumlarca böyle bir dönemden geçen ailelerin bilgilendirilmesini sağlayacak ve onlara psikososyal anlamda destek olacak alanında uzman kişilerin yer aldığı danışmanlık hizmetlerinin düzenlenmesi; sürecin daha kolay ve daha az zararla atlatılması adına elzemdir.

 

Sonuç:

 

Madde bağımlılığı; bireysel ve toplumsal birçok soruna neden olmaktadır. Bu durum madde bağımlılığı meydana gelmeden önce risk gruplarına yapılacak erken müdahalelerin hayata geçirilerek bağımlılığın etkin bir biçimde önlenmesini, bağımlılık söz konusuysa bağımlı bireylerin tedavisi ve rehabilitasyonu konusunda kalıcı stratejilerin belirlenmesini zorunlu kılmaktadır.

Bireyi madde bağımlılığına karşı koruyan faktörlerden en önemlilerinden biri sağlıklı aile ortamı ve olumlu ebeveyn tutumlarıdır. Ebeveynlerin çocuk yetiştirme konusunda bilinçli olması, çocuğuna sağlıklı birer rol model olması, ona yeterli sevgi ve güven dolu ortamı sağlaması, onun ruhsal gelişimine ket vuracak tutumlar sergilememesi; bahsi geçen koruyucu ailesel faktörlerden bazılarıdır. Bu kapsamda çocuklarına nasıl davranmaları gerektiği ve onları tehlikelerden ne şekilde koruyabilecekleri konularında psikoeğitimler verilerek ailelerin bilinçlendirilmesi; birçok toplumsal kazanım sağlayacaktır.

Madde bağımlılığı bireysel etkileriyle birlikte aile ortamı üzerinde de yadsınamaz etkilere sahiptir. Ailede madde bağımlısı bir üyenin varlığı; hem aileyi ekonomik zorlukların içine itmekte hem de ailenin sosyal çevresiyle ilişkilerini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu durum aile dinamiklerini daha fazla sarsarak diğer üyelerin ruh sağlığı üzerinde de derin izler bırakmaktadır. Dolayısıyla madde bağımlılığıyla mücadele edilirken bireysel sağaltımla eş zamanlı olarak; ailenin desteklenmesine gerekli ağırlığın verilmesi zorunludur. Bu noktada ailenin tüm üyelerinin psikiyatrik görüşmeye alınması, onlara süreç boyunca ailenin desteklenmesinin neden önemli olduğunun anlatılması, bağımlılık sorunuyla başa çıkabilmeleri için aileye yönelik psikososyal destek ve danışmanlık hizmetlerinin verilmesi, bağımlı kişilerin tedavisiyle beraber diğer üyelere de gerekli müdahalelerde bulunulması çok önemlidir. Tüm bunlarla birlikte bağımlılığın psikososyal etkileri aileyle sınırlı kalmayıp topluma da yansıdığından dolayı aile içi ilişkilerin güçlendirilmesine ve aile bütünlüğünün korunmasına yönelik projelerin geliştirilmesi ve bu projelerin yurt genelinde uygulamaya geçilmesi; bağımlılığın toplumsal etkilerini azaltmak ve toplumsal düzeni sağlamak anlamında da büyük önem arz etmektedir.

 

Kaynaklar:

Akfert S., Çakıcı E., Çakıcı M., Üniversite Öğrencilerinde Sigara-Alkol Kullanımı ve Aile Sorunları ile İlişkisi. Anatolian Journal of Psychiatry, 2009: 10; 40-47.

Akkoyun A.Z. (2019) Aile ve Bağımlılık Kavramı. Amasya Üniversitesi Uluslararası Sağlık, Toplum ve Kültür Sempozyumu Bildiri Özetleri, Amasya, 7-10 Mart 2019; 39.

Albayrak S., Balcı S., Gençlerde Madde Bağımlılığı ve Önlenmesi, Hemşirelikte Eğitim ve Araştırma Dergisi,  2014: 11(2); 30-37.

Altıntaş, H., Temel, F., Benli, E., Çınar, G., Gelirler, Ö. ve ark., Tıp Fakültesi Birinci Sınıf Öğrencilerinin Madde Bağımlılığıyla İlgili Bilgi, Görüş ve Tutumları, Bağımlılık Dergisi, 2004: 5(3); 107-114.

Can Y. (2012) Alkol Madde Kullanımının Hukuki Yönü. Evren C., Ögel K., Uluğ B (Ed.) Alkol ve Madde Bağımlılığı Tanı ve Tedavi El Kitabı’nda, Türkiye Pskiyatri Derneği, Ankara: Tuna Matbaacılık.

Çakıcı M. (2000) Uyuşturucu Madde Kulanımı. Lefkoşa: KKTC Devlet Basımevi.

Çakmak D., Balkan R., Tüz C. (2006) Esrar: Etkileri ve Bağımlılığı.İstanbul: Özgül Matbaacılık.

Demirel Ö.F., Balcıoğlu İ., Alkol ve Madde Bağımlılığında Ceza Sorumluluğu ve Fiil Ehliyeti, Yeni Semposium Dergisi, 2015: 53(1); 27-31.

Doğan Y., Madde Kullanımımı ve Bağımlılığı. Aile ve Toplum, 2001; 1(4): 1-8.

E.G.M. İnterpol Daire Başkanlığı Milletlerarası Kaçakçılıkla Mücadele Şube Müdürlüğü (1994) Uyuşturucu Maddeler: Öldürücü Tuzak. Ankara: Milli Eğitim Basımevi.

Ekşi A. (1999) Ben Hasta Değilim. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevi.

Evren C., Yasadışı Madde Kullananlarda Denetimli Serbestlik: Psikiyatrik İzleme Süreci, Psikiyatri Güncel, 2001: 1(1); 26-39.

Fleming M.F., Barry K.L., Manwell L.B., Johnson K., London R., Brief Physician Advice for Problm Alcohol Drinkers. A Randomized Controlled Trial in Community-based Primary Care Pratices. JAMA, 1997: 277; 1039-1045.

Gövebakan, R., Duyan, V. (2015) “Madde Bağımlılığı ve Aile”. İstanbul: Yeni İnsan Yayınevi.

Işık E., Işık U. (2016) Alkol-Madde Bağımlılığı: Nörobiyolojisi, Kliniği, Tedavi ve Psikofarmakolojisi. İstanbul: Sigma Publishing.

John S.B. (1993) Psychiatric Mental Healt Nursing; Addiction and Growth (third edition) USA: Philadelphia Lippincatt Company.

Kaçakçılık ve Organize Suçlar Raporu (2003) Ankara: Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı Yayınları.

Kalyoncu Ö., Ünlü B., Taştan U., Gençlerin Tehlikeli Oyunu: Sentetik Kannabinoidler (Bonzai) Üzerine Bir Gözden Geçirme. Bağımlılık Dergisi, 2014: 15(3); 150-155.

Köroğlu E., Güleç C. (2007) Psikiyatri Temel Kitabı. Ankara: HYB Yayınları.

Ögel K., Defne T. (1997) Uyuşturucu Maddeler ve Bağımlılık Eğitimi Paketi Eğitici Kılavuzu. İstanbul: Özel Okullar Derneği, AMATEM.

Ögel K., Karalı A., Tamar D., Çakmak D. (1998) Alkol ve Madde El Kitabı: Hekimler İçin Alkol ve Madde Eğitim Programı. İstanbul: Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi AMATEM Ütopya Projesi.

Ögel K. (2002) Bağımlılığı Önleme Anne-Babalar-Öğretmenler için Kılavuz. İstanbul: IQ Kültür Sanat Yayıncılık.

Ögel K. ve ark., Türkiye’de Dokuz İlde İlk ve Ortaöğretim Öğrencilerinde Tütün, Alkol ve Madde Kullanım Yaygınlığı. Türk Psikiyatri Dergisi, 2004: 15(2); 112-118.

Ögel K., Erol B. (2005) Çocuklarda Sigara, Alkol ve Madde Bağımlılığı. İstanbul: Morpa Kültür Yayınları.

Ögel K. (2014) Bağımlı Aileleri İçin Rehber Kitap: Alkol, Uyuşturucu, Bilgisayar, Sigara ve Diğer Bağımlıları Olanların Yakınlarına Bilgiler. İstanbul: T.C. İş Bankası Yayınları.

Öncü F., Ger C. (2007) Zorunlu Tedavi. Sercan M. (Ed.) Adli Psikiyatri Uygulama Kılavuzu’nda. Türkiye Psikiyatri Derneği, Ankara: Tuna Matbaacılık.

Öncü F., Can F.Y., Alkol ve Madde Kullanım Bozukluğunun Adli Süreçlere Pratikte Yansıması, Türkiye Psikiyatri Derneği, 2014: 4(2); 178-193.

Öztürk, O., Uluşahin, A. (2015) Ruh Sağlığı ve Bozuklukları, Gözden Geçirilmiş ve Yenilenmiş 13. Baskı. Ankara: Nobel Tıp Kitabevleri.

Pirinçci, E., Erdem, R., Fırat Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinde Sigara Kullanım Sıklığı, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Dergisi, 2003: 20; 193-201.

Rescnic M., Bearman L., Blum R., Bauman K., Harris K., Tabor J. ve ark., Protecting Adolescents from Harm: Finding from the Nationallongitudinal Study on Adolescents Health. JAMA, 1997: 27; 823-830.

Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı (DSM-5) Amerikan Psikiyatri Birliği (2013) (çev. Ertuğrul Köroğlu) Ankara: HYB Yayıncılık.

Sadock, B.J., Sadock, V.A., Ruiz, P. (2016) Kaplan&Sadock Psikiyatri: Davranış Bilileri/Klinik Psikiyatri, 11. Baskı (Çev. : A. Bozkurt), Ankara: Güneş Tıp Kitabevi.

Soysal H. (2012) Adli Psikiyatri, gncellenmiş basım, İstanbul: Özgür Yayınları.

Stahl S.M. (2015) Stahl’ınTemel Psikofarmakolojisi: Sinirbilimsel Temeli ve Pratik Uygulaması (çev. Ed. Tunç Alkın) İstanbul: Tıp Kitap Evi.

Şengezer, T., Sivri, F., Dilbaz, N., Sunay, D., Ankara İli Yenimahalle İlçesinde Birinci Basamak Sağlık Kuruluşuna Başvuran Bireylerde Tütün Bağımlılığı ve İlişkili Risk Faktörleri, Türk Aile Hek Der, 2014: 18(1); 42-48.

Türkcan A., Öncü F., Sercan M. (2007) Alkol Madde Kullanımı ve Bağımlılığı ile İlgili Adkli Psikiyatri Uygulamaları. Sercan M. (Ed.) Adli Psikiyatri Uygulama Kılavuzu’nda. Türkiye Psikiyatri Derneği, Ankara: Tuna Matbaacılık.

Türkiye Bağımlılıkla Mücadele (TBM) Eğitim Programı-Yeşilay (2015) Yetişkin Kitabı/Uyuşturucu-Özgürlüğün Sonu. İstanbul: Kültür Sanat Basımevi.

Türkiye Bağımlılıkla Mücadele (TBM) Eğitim Programı-Yeşilay (2016) Teknoloji Canavara Dönüşmeden. İstanbul: Kültür Sanat Basımevi.

Ünal M., Madde Bağımlılığı ve Alkolizmde Aile, Aile ve Toplum, 1991: 1(1); 80-85.

Wills T.A., Yaeger A., Family Factors and Adolescent Substance Use: Models and Mechanisms. American Psychological Society, 2003: 12(6); 222-226

 

 

 

[1] Kastamonu Tosya Devlet Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü, Psikyatri Uzmanı


Paylaş
İşlem Sonucu