DOÇ. DR NURUZADE ŞEHLA

 

Tebliği Buradan İzleyebilirsiniz.

 

TRADATIONAL FAMILY VALUES AND CONTEMPORARY CHALLENGES OF AZERBAIJANIS

 

 

Abstract        

Under conditions of globalization traditional moral values in the modern Azerbaijani family are subjected to change. The characteristic of a family’s activity, which is a complicated social phenomenon, is determined by a number of different conditions. Karl Marx points out that the relationships within a family are linked to the community: "Like it was in the past, as the society develops, the family needs to develop and as the society changes the family needs to change as well. It is a product of a social system." As a family shapes up in every historical period, it remains as its important social institution. In a condition of contemporary global sociocultural changes, families lose its institutional importance; traditional values and attitudes in marital relationships change in certain ways. The Universal Declaration of Human Rights, adopted by the General Assembly of the United Nations of 10.10.1948 under the number 217 (111), states: " The family is the natural and fundamental group unit of society and is entitled to protection by society and the State." By the UN General Assembly Resolution of the 20th of September, 1993 May 15th is worldwidly celebrated as the International Family Day. In the early years of the Soviet Union, on the territory of USSR including Azerbaijan the communist approach to the "Soviet family" as a "family bourgeois residue" was defeated. Later, the policy of the Soviet government on the "Soviet family" changed: the motto "family is the essence of society" was put forward. What was the main reason for this slogan? What factors contributed to the formation of traditional family values of Azerbaijanis as well as what is happening in modern times, and what are the reasons for the current UN policy on "family"? The article is mainly dedicated to research such issues. What role do family and family values play for the Azerbaijanis? Azerbaijan is a religiously and ethnically diverse country. Historically, neighboring peoples have developed a number of similar features in the field of culture, traditions, family and household. The traditional family values of Azerbaijanis are based on the Caucasus factor, the Turkish factor and the Islamic factor. In modern times the basis of sociocultural success of Azerbaijanis in the field of family relations is subjected to certain changes. Changes in marital relationships are reflected in the relationships between spouses, relatives, relationships of children and parents, child’s upbringing and so on. As K.Marks points out, changes in marital relationships are historically a natural process. The removal of the "iron curtain" after the collapse of the USSR, as well as the processes of globalization have caused certain changes in the values of the Azerbaijanis. Globalization processes have led to the transformation of traditional values in marital relationships. At the same time, the rise of national feelings and the increasing need for national and spiritual values emerged as a reflection of these processes. Socio-economic, political, ideological changes in the society, and thus sociocultural changes, are accompanied by a number of fundamental values, in particular the transformation of family values. Historical experience shows that economics and morality are interrelated. As the economy develops, family values also change. The financial dependance of one on another decreases which leads to the replacement of large families with small. Keeping traditional family values and passing them on to the new generations is one of the main problems that worries the current generation. Parents’ and grandparents’ relations have a special place within family relationships. It is important to consolidate and enhance the traditional national-moral values in personal and public consciousness to stabilize the marriage and family institute and restore the high family values, as well as prevent future negative marital relationships. Thus, the modern family is a unique social institution that develops in complex socio-political and moral conditions. The values that come from modern world influence and traditional family values are opposed to each other.

 

Keywords:  Azerbaijan, family, family values, Soviet family, United Nations.

 

Giriş

 

Bilindiği gibi, Aile toplumun sosyal yapı taşını oluşturuyor. Konunun araştırılması küreselleşme şartlarında çağdaş Azerbaycanlı ailesinde geleneksel manevi değerlerin belli değişikliklere uğraması ile ilgilidir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 10/12/1948  tarihli ve 217 (111) sayılı kararıyla kabul edilen “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”ne göre: “1. Evlilik çağına varan her erkek ve kadın, ırk, uyrukluk veya din bakımından hiçbir kısıtlamaya tabi olmaksızın evlenmek ve aile kurmak hakkına haizdir. Her erkek ve kadın evlenme konusunda, evlilik süresince ve evliliğin sona ermesinde eşit hakları haizdir.; 2. Evlenme akdi ancak müstakbel eşlerin serbest ve tam rızasıyla yapılır; 3. Aile, cemiyetin tabii ve temel unsurudur, cemiyet ve devlet tarafından korunmak hakkını haizdir (m. 16).1  BM-in Genel Kurulu’nun 20 Eylül 1993 tarihinde kararı ile her yıl 15 Mayıs tarihi dünyada Uluslararası Aile Günü gibi kaydedilmiştir. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Anayasası ile aile-nikah münasibetleri hukuki esasla düzenlenir ve korunur. 17. Maddeye göre: “I. Toplumun asıl özeği gibi aile devletin hususi himayesindedir; II. Çocuklara bakmak ve onları terbiye etmek ebeveynlerin yükümlüğündedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmesini devlet denetler. 34. maddede her bir Azerbaycan vatandaşının nikah hukuku kendi yer alır: “III. Nikah ve aile devletin yetkisi altındadır. Annelik, babalık, çocukluk kanunla korunur. Devlet çok çocuklu ailelere yardım ediyor; IV. Bir kadınla bir erkeğin hakları eşittir. Ebeveynlerine saygı duymak ve özen göstermek çocukların görevidir. V. Ebeveynlere saygı göstermek, onların bakımını yapmak çocukların borcudur. 18 yaşına varmış ve çalışmak durumunda olan çocuklar, çalışamayan ebeveynlerinin bakımını sağlamak zorundadır.”2

 

Mürekkeb sosyal fenomen olan ailenin faaliyetinin karakteri bir dizi farklı şartlarla tanımlanır. Karl Marx ailede başgösteren değişiklikleri toplumla ilişkilendirmektedir. Marx’ın bakış açısına göre “Geçmişte olduğu gibi, toplum geliştikçe aile de değişim gösterecektir ve toplum değiştikçe aile de değişmelidir. O sosyal sistemin bir ürünüdür”.[1] Aile, her bir tarihi devirde gelişir ve önemli bir sosyal kurum olarak kalır. Ailenin işlevi ile, 19. yüzyılda modern toplumdaki yeri ve rolü, özellikle de evrim teorisinin temsilcileri Luis Morqan, Frindix Engels ve Maksim Kovalevskiy tarafından araştırılmıştır. Araştırmacılar, ailenin toplumun gelişimi ve ekonomik ilişkileriyle ilgili olduğunu göstermiştir. L.Morqan’a göre “Belirli bir sosyal sistemin ürünü olan aile, gelişim durumunu yansıtmaktadır. Bu yüzden, uygarlığın başlamasından bu yana, modern çağda tek eşli aile gelişmiştir. En azından, toplumsal cinsiyet eşitliğinin daha da geliştirilebileceği varsayılabilmektedir”.[2] Evlilikte ve ailede eşitlik fikri 20. yüzyıl siyasetçilerinin ve araştırmacılarının konusu içerisinde yer aldı. Bu fikirler 1920’lerde Sovyet ailesinin ailesinin oluşumunun temelini oluşturmaktaydı..

Dünyanın diğer birçok ulusunda olduğu gibi, Azerbaycan’daki tarihsel gelişim sürecinin bir sonucu olarak, iki aile biçimi oluşmuştur: Aile üyelerinin sayısı ve yapısına göre büyük ve küçük aileler. Büyük aileler üç, dört ve bazen beş kuşaktan oluşuyordu. Birkaç aile (baba ve anne; onların oğullarının aileleri, torunları ve torunlarının evlatlarının aileleri) ortak ekonomi oluştururdu. Aile topluluğunun özelliği, tüm üyelerin toprak alanlarını, emek aletlerini (tarım aletleri), evcil hayvanları ve diğer mülkleri birlikte kullanılmasıydı. Büyük ailelerde aile üyeleri arasındaki ilişkiler gelenek ve görenekler ile düzenlenmiştir. Yaş sınırına bağlı olarak, aile üyelerinin davranışlarında belirli kurallar vardır. Ailenin başı aksakal olarak kabul edilirdi. Kural olarak, ailenin en büyüğü baba idi. Aksakal,  aile üyeleri arasında sorumlulukların dağılımı, aile içi liderlik ve aile bütçesi dağılımı gibi büyük güçlere sahipti. Bütün aile, ailenin en büyük annesi –  ağbirçek tarafından yönetilirdi. İlginçtir ki, ailenin reisi – aksakal ve ya ağbirçek öldükten sonra da ailenin mülkü bölünmezdi. 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında, küçük aileler Azerbaycan’da yaygınlaşmaya başladı.[3] Bu tip Aile yapısı farklı olsa da, Azerbaycan ailesiyle birlikte akrabalık ilişkileri, ağbirçek anlayışı vb. ilişkiler geleneksel olarak devam ediyordu. Ailenin reisi babasıydı, anne ise, geleneklere uygun olarak çocuk yetiştirmekten sorumluydu. Annenin ailede, çocukların terbiyesindeki rolü Azerbaycanlıların atasözlerinde de kendini göstermektedir: Ana оlanda kişi anası оl; Ana südüne haram katmak оlmaz; Ana tökeni bala yığar; Analı kız, belli kız, anasız kız deli kız; Ana evin direğidir; Ana hakkıı – Tanrı hakkı; Ana kimi yar olmaz, Vatan gibi diyar olmaz. –  vs.[4]

Geleneksel olarak, Azerbaycanlı ailesinde babanın çocuğunun üzerinde üç yükümlülüğü vardı: terbiye, eğitim ve evlendirme. Aile üyeleri arasında ki ilişkiler aile topluluğunda kadının statüsü ve durumuna bağlı idi. Yoksul ve orta gelirli ailelerde aynı hanede yaşayan kadınlar eşleriyle birlikte aynı çiftlikte çalışırdı. Çiftlikte çalışan kadınların ailelerinde sosyal durumları daha güçlüydü. Bu durumda erkekler ekonomik meseleler konusunda kadınlarla ortak karar verirlerdi. Tarihsel ve modern zamanlarda, kadınların ailedeki durumu bölgelere göre farklılık göstermektedir. Kadının ailede statüsü bölgelerin ve ailelerin kültürel gelişim düzeylerine ve  geleneğine bağlıdır.

Azerbaycan toplumunda kadınların yeri ve hakları, aile yapısında ki ilişkileri meseleleri aydınları rahatsız eden bir sorun idi. Hala, 1907’de, Rusiya Dumasın’da Azerbaycan’ı temsil eden H. Xasmammadov, Müslüman kadınlara seçme hakkı vermeyi teklif etmiş ve Müslüman Kesimi yoğun bir tartışmadan sonra bu teklifi kabul etmişti.[5] 1907’de Molla Nasreddin dergisi medyada bu konuyu tartıştı. Aynı yılın 23 Mayıs  tarihinde, Tiflis’teki Şeytanbazar’da yerleşen Şah Abbas caminin mollası Mirbagir Mirheydarzade, Molla Nasreddin dergisini boykot etmek için bu camiide bir toplantı yaptı. Samadağa Ağamalioğlu, Firidun bey Koçarlı, Eynali bey Sultanov, Hüseyn Minasazov, Ömar Faik Nemanzade ve diğer tanınmış aydınlar da bu konuda "Molla Nasreddin" pozisyonunu destekledi. Molla Nasreddin dergisi tarafından Azerbaycan kadını için istenilen hukuk ve eğitim hakkı camilerde tartışıldı ve yoğun tışmaların ardından Ömar Faiq Nemannzade’nin konuşması cami dinleyicileri tarafından memnuniyetle karşılandı ve cami üyeleri "Molla Nasreddin" dergisinin kadınlara seçme hakkı verilmesi fikrini destekledi. 1911’de Ağahuseyn Rasulzade’nin "Bakü" gazetesinde yayınlanan "Nöqsanlarımız" adlı makalesinde yazar, insanlığın ortak düşmanı olan cahillik ile mücadele etmek için kadınları bilim ve eğitim ile silahlandırmak çağrısında bulundu.[6] 1911-1912’de Bakü’de Azerbaycan basınında ilk kadın gazetesi – "Işık" yayınlandı. Gazetenin editörü tanınmış entelektüel Xadija Alibeyova ve yayıncı Mustafa Alibeyov’du.

İlk defa Yakın ve Orta Doğu’da, Azerbaycan Halk Cumhuriyeti insan değerlerini - insan haklarını, kadınlar ve erkekler için eşit hakları ilan etti. 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Halk Cumhuriyeti tarafından ilan edilen İstiklal Beyannamesi "4. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti, ulus, tarikat, sınıf, tabaka, toplumsal ve cinsiyet farklılıklarının tümü için  vatandaşlarına yasal, siyasi ve yurtsever destek vermesini” ilan etti.”[7]

Kadın meselesi, Azerbaycanlı yazar ve şairlerin yazılarına da yansıdı. 1923’te Hüseyin Cavid “Peygamber”adlı eserinde, kadının aile içindeki ve toplumdaki rolünü Hz. Muhammed (s.a.v.)’in şu sözleriyle işlemiştir:

Kadın-güneş, cocuq-ay... nuru ay güneşden alır

Kadınsız ülke çapuq mehv olur, zavallı kalır

Kadın eliyle fakat bextiyar olur bu cahan...

Onun ayaqları altındadır fakat Cennet

Kadın gülerse bu issız mühitimiz gülecek,

Sürüklenen beşeriyyet kadınla yükselecek...[8]

Sovyet hakimyetinin ilk yıllarında Sovyet devletinin hukuk ve aile-nikah ilişkileri alanında yürüttüğü aile politikası geleneksel ataerkil (patriatxal) Azerbaycan ailesinin yıkılmasına yol açtı. Komünistlerin ülkede dine karşı mücadele kampanyası yürütmesi, ateizmin yayılması aile-yaşam ilişkilerine de tesir etti. Ailede şeriat yasalarının zayıflatılması için  kadının okuryazarlığı, ictimaı-siyasi hayata katılımı, başörtüsü vb. bu gibi tedbirlerin hayata geçirilmesi planlandı. 1929’da Tüm Birlikler Komünist (Bolşevik) Partisi Merkez Komitesi (ÜİK(b)P MK) “Transkafkasya’daki kadınlar arasında propaganda kampanyası hakkında” ki Kararı[9] kabul etti. Kararda kadın kulüpleri ve kadın şubelerinin oluşturulması, kadın kulüplerinin nezdinde atölyeler, anne ve çocuk evleri, bebek evleri, okuma-yazma okulları ve kütüphaneler, tiyatrolar vs. oluşturulması göz önünde tutulmuştu. 1928 Aralık ayında ÜİK(b)P MK özel oturumunda edebiyat ve sanat adamlarına dine karşıtı mücadeleyi güçlendirmek çağrısında bulundu.[10] Bundan sonra edebiyatta yeni karakterler oluşturulmaya, yeni Sovyet kuruluşu, esasen olarak yeni Sovyet aile ve aile-yaşam sorunları kendi yerini bulmaya, basında yeni Sovyet ailesinin ve sosyalist yaşamın meseleleri yer almaya başladı. Kadınların okuma-yazarlığı, sosyal-siyasi hayata katılmaları ve başörtülerinin kaldırılması ile aileiçi ilişkilerde köklü değişiklikler yaşandı. Kadınların üretime katılması ile aile yaşamında da köklü değişlikler meydana geldi.

1920-1930 yıllarında Sovyetler Birliği’nde aile politikası ile ilgili kamuoyu tarafından ileri sürülen üç temel yöntem gösterilebilir – Komünist ideolojiden ileri gelerek ailenin tamamen ortadan kaldırılması; aileyi bir arada tutmak ve çocukları devletle birlikte eğitmek; ailenin korunması ve çocukların terbiye edilmesi için devlete verilmesi. O yıllarda Sovyet hükümetinin yürüttüğü siyasete esasen “Bolşevik bir kadın, öz altın zamanını çocuklarını büyütmeye ve erkeklere kulluk etmeye harcayamazdı”[11]. Yaşamı sosyalleştirmek için atılan adımlardan biri de kadının ev bakımından serbest bırakılmasıydı. Bu amaçla “bireysel hane halkından kolektif, toplumsal tarıma geçiş" kampanyası yapıldı. Toplu konutlarda ortak girişimler – yemekhaneler, çamaşırhaneler, çocuk evleri vs. oluşturulmak istendi, ancak 1930lı yıllarda basında 500-1000 kişilik toplu konutlarda yaşamak için yapılan çağrılar[12] toplum tarafından destek görmemiştir.

Edebiyatta en çok tasvir edilen problem kadın meselesi idi. Bazı Sovyet yazarları modern kadını ev işlerinden kurtarılmış bir adama benzetmişlerdir. Edebiyatta elinde bir çubuk ve kamçı olan, “köle olarak yaşamaktansa evlenmemeyi tercih eden, ekonomik açıdan bağımsız olan” vs. gibi karakterler yaratıldı.[13] Bu konu hakkında aydınlar arasında fikir ayrılıkları var idi. Hatta basında böyle yazarları eleştiren makaleler de yayınlandı. Kuşkusuz,  hatta komünist kişiler kadınların aile kurmaması ve dünyaya çocuk getirmemesi gibi sloganları kabul edemezdiler, ister-istemez insan tabiatı Bolşeviklerin ileri sürdüğü bu sloganlara karşı çıkardı. Kadının kişi esaretinden azad olması yolunda yapılan kampanyalardan biri de geleneksel milli ve Avrupa giyimine karşı bir propaganda kampanyasıydı. Giyim tarzları etrafında yoğun bir tartışma oldu. Birçoğu geleneksel giyim  ve kelağayıya (geleneksel kadın baş örtüsü) karşı çıkarak, onları “fars” giyimi, “kölelik ve tahkimcilik sembolleri” hesap ediyorlardı.[14] Parti görevlilerine göre, geleneksel giysiler gericilik olup, dine özgü özellikler taşıyordu. Diğerleri ise yüksek topuk çizmeleri, ipek çorapları eleştirir ve onları burjuva modası olarak görürdüler. Bolşevik kadını erkeklerin dikkatini çekmemek ve inkılapçı fikirlerden uzaklaşmaması için esasen basit elbiseler giymeli ve kırmızı baş örtüsü (inkilab sembolü) örtmeliydiler. Modern giysilere eleştiri kamuoyunda geniş bir yankı bulmadı.

Sovyet hükümeti devletle birlikte çocukların yetiştirilmesi amacıyla ailenin korunması ve çocukların yetiştirilmesi için devlete vermek gibi politikasını hayata geçirmek için bazı adımlar atmıştır. Fakat bu politika da başarısız olmuştur. Örneğin, “Oktyabrinalar” (“Ekimciler” – Rusya’da Ekim 1917 darbe münasebetiyle), "kırmızı dügünler" (Bolşevik dügünleri) olarak adlandırılan önlemler alınabilir. "Oktyabrinalar" tedbiri "İnternasional" himni ile açılır, parti veya Sovyet yöneticilerinden birinin yeni olanaklar hakkında raporu ile devam ediyordu. Daha sonra çocuk onu himaye altına götürecek kuruma teslim edilirdi. Küçük çocuklara döneme uygun olan isimler – Zehmet, Şura (Sovyet hükümeti), Komintern, İnkılap, Komünist, Oktyabr (Rusya’da Ekim 1917 darbe münasebetiyle), Aprel (Azerbaycan’da Nisan 1920 tarihinde bolşevik darbesi nedeniyle), Roza (Roza Lüksemburg’un şerefine), Maya (Uluslararası Dayanışma İşçileri Günü – 1 Mayıs), Marlen (Marx, Lenin) vs. isimleri verilirdi[15]. Tedbir “Yaşasın komintern”, “Yaşasın Sovyet hükümeti, yeni yaşam ve onun yaratıcıları” sloganlarıyla sona ererdi. Ebeveynin konuşması daha etkili olurdu. Örneğin, l924’de Bakü’de çocuğunu Kadınlar şurasının nümayendesine teslim eden anne şöyle dedi: “Örneğin, l924’de Bakü’de çocuğunu Kadınlar şurasının temsilcisine teslim eden anne şöyle dedi: “Biz kadınlar yeni hayat kurma konusunda özel bir dikkat göstermeliyiz. Size gerçek bir Bolşevik olarak yetiştirilmesi için çocuğumu veriyorum”. Yukarıda belirtildiği üzere, aile yaşantısında bir dönem köklü değişikler yaşanmıştır. 1920-1970 yıllarında “kırmızı düğünler” ve “komsomol dügünleri” üretimde organize edilirdi. Kulüpte aktif komünistlerin katılımıyla yapılan  düğünden sonra film gösterilirdi.[16] Kulüpte aktif komünistlerin katılımıyla yapılan düğünden sonra film gösterilirdi.

1960-1970 yıllarında işçi kulüplerinde oluşturulan düğünlerde 20-30 komsomolçunun nikahı kıyılır ve devlet onlara evler hediye ederdi.

 Tüm bu önlemlerin hayata geçirilmesindeki maksat aile ve yaşam ilişkilerinin dinin etkisi altına girmesini engellemekt idi. Ancak Azerbaycan’da “kırmızı düğünler” veya “komsomol dügünleri” yalnızca şehirlerde hayata geçirildi ve geniş alanlara yayılamadı. Müslümanların dini nikahı kenar şahısların iştirakı olmadan kıyıldığında, yeni hayat kuralları dini nikah adet ve geleneklerini kökünden değiştirmedi. Hıristiyanlarda ise, dini nikah kilisede, topluluk karşısında ve törenle kıyıldığıdan dolayı geleneksel nikah onlarda daha çok baskıya maruz kaldı. Böylelikle, Sovyet hakimiyetinin ilk yıllarında bütün SSCB’de olduğu gibi, Azerbaycan’da da Bolşeviklerin “Sovyet ailesine” kendine özgü yaklaşımı – “ailenin burjuva kalıntısı” gibi değerlendirilmesi politikası başarısızlığa yenik düştü. Sonrakı yıllarda ise Sovyet hükümetinin “Sovyet ailesi” ile ilgili siyaseti değişti: artık “aile toplumun özekidir”, “aile küçük devletdir” sloganları ileri sürülmeye başladı. “SSRİ-də Müasir Etnik Prosesler” adlı kitapta  (Moskova, 1977) ailenin tarifi aşağıdaki gibi yapılmıştır: “Aile – insanlığın sosyal ve kültürel değişiminden meydana gelen aşamalı bir durumdur ve toplumun sosyal çekirdeği gibi, o, ilişkilerin ve alakaların esas sistemlerine – sosyal-iktisadi, devlet, hukuki, etnik, vs. dahildir. Aileiçi ilişkiler ve ailenin diğer sosyal kurumlarla ilişkisi sisteme has kanunlara göre düzenlenir. Kişinin sosyalleşmesinde, onun ailenin temel ahlaki özelliklerini şekillendirmede önemli bir rolü vardır. Belirli bir etniğin parçası olarak aile, gençlerin sosyalleşmesinde ve ulusal kimliklerini şekillendirmede önemli rol oynamaktadır. Sovyet insanlarının yaşantısının özellikle uluslararasılaşmada (beynelmilleşmesinde) milletlerarası (karışık) nikahların rolu büyüktür. [17]

Görüldüğü üzere, sonraki yıllarda Sovyet ailesinin iktisadi, demografik, sosyo-kültürel, sosyo-psikolojik fonksiyonlarının değişikliğe uğraması devletin aile ile ilgili siyasetinin temelini oluşturuyordu. Bilimsel literatürde Sovyet devletinin aile değişimi aşağıdaki gibi haklı temellendirildi: büyük aileler dağılsada özellikle aile üyeleri arasında birbirine iktisadi destek korunup gözetilmiştir; aile ahali sayının artırılmasında asas rol oynayan sosyal kurumdur; aile sosyal-kültürel fonksiyonu yerine getirir – aile, insanların kimliğinin sosyalleşmesinde birincil rol oynar, onların davranışları üzerinde sosyal kontrolü hayata geçirir vs.; ailede insanın bireysel talabatları hayata geçirilir, duygusal gerginlik ortadan kalkar, toplumda davranış normlarını ayarlamak için onun kişiliğin oluşumu için şartlardan yararlanır (sosyal-psikolojik fonksiyon). Tüm bu sebeplerden, sovyet ailelerinin, özellikle devlet ve parti organlarında çalışanların ailelerinin parçalanmasına karşı çok olumsuz tutum sergilenirdi. Aile konusunda devlet ve kommunist partiyası organlarında çalışanlar toplumun diğer üylerine örnek olmalıydılar. 

Sovyet hükümetinin aile ve kadın siyasetinden ileri gelerek 8-11 Şubat 1921’de  Bakü’de Azerbaycan Kadınları I. Kongresi, 28-29 Mayıs 1957’de II. Kadın Kongresi, 20-22 Ekim 1967’de III. Kadın Kongresi ve 15-16 Haziran 1972 tarihinde IV. Kadın Kongresi gerçekleştirildi.[18]

Sovyet hükümetinin aile ile ilgili yürüttüğü politikaya bakmayarak Azerbaycan ailesi milli zihniyet, dini inançlardan önde gelerek kendi gelenekselliğini muayyen derece olsa da koruya bildi.

Azərbaycanlıların zihniyetine göre aile değerlerinin özü nedir? Azerbaycanlıların geleneksel aile değerleri temelinde Kafkasya faktörü, Türk faktörü ve İslam faktörü vardır. Çağdaş Azerbaycan ailesinde, Türk halklarının ortak değerleri hakimdir. Aileiçi ilişkilerin yanı sıra toplum, vatan, namus vs. gibi konularda Türk ve İslam faktörü hakimdir. Azerbaycan Atasözlerinde Azerbaycanlıların aileye münasibeti aşağıdakıi gibi verilmektedir: “Mehebbetsiz aile köksüz ağaca benzer”.[19]

Çağdaş dönemde Azərbaycanlıların aile münasibetleri sahasında sosyo-kültürel miras temeli belirli değişikliklere maruz kala bilir. Aile-nikah ilişkilerinde başgösteren değişiklikler kadın ve erkek, akrabalar arasında, çocuk ve ebeveyn ilişkilerinde, çocukların yetiştirilmesinde vs. kendini göstermektedir. Azerbaycan’da Sovyet hakimiyeti yıllarında aile-nikah ilişkileri Sovyet hükümetinin uyguladığı siyaset sonucunda muayyen değişikliklere maruz kalsada, genel olarak geleneksellik korunmuştur. Azerbaycanlı ailesinde aile namusu, ailede ebeveylerin konumu, kız ve erkek çocuklarının yetiştirilmesi ve ağbirçeye (yaşlı kadın, ailenin büyük annesi), yaşlılara saygı, yalan konuşmamak, konukseverlik, akraba ilişkileri, din vs. aile değerlerinin temellerini oluşturur. Hatta Sovyet hakimiyeti yıllarında da Azərbaycanlı ailesinde şeriat kanunları önemli rol oynardı ve her evde mutlaka Kuran-ı-Kerim bulunurdu. 

Azerbaycanlıların aile değerleri onun kültürünün kendine has özelliğinin bir göstergesidir. Halkın geleneksel aile değerleri onun tarihsel olarak şekillendirilmiş gelenek ve görenekleri, dini inançları, mentaliteti ve ekonomik yaşam temelinde oluşur. Aynı zamanda, toplum ve devletin ideolojisi aile değerlerine etki eder. Azerbaycanlıların geleneksel aile değerlerinin şekillenmesinde İslam dininin, özellikle de şeriatın önemli rolü vardır. Örneğin düğünden önce dini nikahın (kebin) gerçekleşmesi, düğün günü kızın baba evinden çıktığında Kuran-ı Kerim’in altından geçirilmesi, çocuğun isimverme merasiminde dini ayinlerin uygulanması vs. özellikle de İslam dininin aile-nikah ilişkilerinde önemli anlamda etkili olduğunu göstermektedir. Aile ilişkilerinde de her şey Müslümanlıkla, Azerbaycanlıkla ilişkilendirilir. Örneğin, temelde ailede kızların ve oğlanalrın terbiyesinde “sen Azerbaycanlı kızısın”, “Azerbaycanlı kız böyle yapmaz” veya “sen Müslüman kızsın”, “Müslüman kız böyle yapmaz”, “Azerbaycanlı erkek bu adımı atmaz” vs. bu gibi söylemler terbiye etmek veya kınamak amacıyla söylenir.

SSCB’nin yıkılmasından sonra “demir perde”nin kaldırılması ve küreselleşme süreçleri, Azerbaycanlıların aile-nikah ilişkilerinde geleneksel değerlerin değişime uğramasına yol açdı. Bu süreçlerin aksine milli hislerin uyanması, milli-manevi değerler ihtiyacı güncel bir sorun olarak ortaya çıkmıştır. Toplumda başgösteren sosyo-iktisadi, siyasi, ideoloji değişikliklerinin ve bununla da sosyo-kültürel değişikliklerin bir dizi temel geleneksel değerlerin temelinde de  aile değerlerinin değiştiği görülmektedir. Tarihi tecrübe gösteriyor ki, ekonomi ve geleneksel değerler birbiriyle ilişkilendirilmektedir. Ekonomi geliştikçe, aile değerleri de değişir. İnsanların birbirine olan ekonomik bağımlılığı azalır. Geleneksel aile değerlerinin korunup gözetilmesi ve yeni nesillere götürülmesi orta nesli rahatsız eden temel problemlerden biridir.

Paradoksal hali özellikle belirtilmelidir ki demokratik süreçlerin gelişmesine rağmen, kadınlar geçmişte sahip oldukları birçok avantajı kaybediyorlar. Bu gerçek, Avrupa Ekonomik Komisyonu tarafından doğrulandı. Piyasa rekabetinin kadınlar üzerinde daha fazla  etkisi var. Genellikle kadınlar erkeklerin liderliğine ve davranışlarına maruz kalıyor ya da şiddet kurbanı oluyorlar. Geçiş dönemini kapsayan sosyal değişikliklerin asıl kurbanları kadınlar olmuşlardır. İnsanların artık maddi anlamdan birbirlerine olan bağlılıkları zamanla zayıflayır. Öte yandan, kadınların  maddi olarak eşlerine bağımlılığının  azalması onların eş veya ailenin diğer üyeleri tarafından fiziksel veya psikolojik veya duygusal baskıya maruz kalmamaları için şartlar yaratmaktadır. Erkeklerin ailede kadınlardan maddi açıdan daha aşağıda olmaları, geleneksel Azerbaycan ailesinde aile ilişkilerinin değişmesine neden olmaktadır. Bu görüş, Azerbaycan’da Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun (UNFPA) Cinsiyet Eşitliği Araştırması (IMAGES) Çalışması sonucunda teyit edildi: "Ekonomik baskı: maddi zorluklar ve daimi işlerin yetersizliği (bazı durumlarda çok fazla iş) nedeniyle stres ve psikolojik şok yaşayan erkekler şiddete karşı daha fazla eğilimlidirler."[20]

Aile içi şiddet de dahil olmak üzere kadına yönelik şiddet, Avrupa’da insan hakları konusunda çözüme ulaşmayan ve hala en ciddi cinsiyet temelli şiddet biçimlerinden biridir. Çocuklar, erkekler ve yaşlılar gibi diğer mağdurlara karşı şiddet gizli kalıyor, bu ise aileye daha fazla dikkat yetirilmesini gerektirir.[21]

Aile ve toplum arasındaki ilişkiler çeşitlilik ve karmaşıklık bakımından farklılık gösterir. Toplumdaki manevi ilerleme aileye yansır ve aile kimlik oluşumu sürecinde önemli bir rol oynar. Toplumun değişen doğası (örneğin devlet ideolojisi vs.) ile birlikte ailenin rolü değişmektedir. Etnograf  Nerqiz Quliyevanın “Azerbaycan’da Modern Köy Ailesi ve Aile Hayatı” adlı çalışmasına göre: “Evlilik, aile geleneğinin yerel, geleneksel özelliklerini korur ve aynı zamanda yenilenir ve şekillenir”. [22] Evlilik talepleri zamanın taleplerine ve toplumun gelişim düzeyine bağlı olarak değişir ve gelişir.

Geleneksel aile değerlerini korumak ve yeni nesiller aktarmak, orta nesli endişelendiriyor olan temel sorunlardan biridir. Halkın aile-evlilik ataerkil karakteri yeterince değişti ve zayıflamıştır. Aynı zamanda, modern Azerbaycanlı toplumu küreselleşmenin etkisi sonucunda yeni, onun için karakteristik olmayan aile-evlilik ilişkilerini tam kabul etmiyor. Toplumsal değişimin bir sonucu olarak aile-evlilik ilişkilerinde meydana gelen değişiklikler temel olarak aşağıdaki gibidir: geleneksel evlilik nedenleri ve evlilik için seçim kriterleri (seçimi ebeveynlerin yapması); Evlilikle ilgili çeşitli yasak ve kısıtlamaların yeniden değerlendirilmesi; aile ilişkilerinin ve kişisel ilişkilerin niteliğini değişmesi; Kadınların daha çok sosyal faaliyetlerle ilgilenmesi; evlilik öncesi cinsel davranışların serbestleşmesi; nigahın pozulmasına ilişkilerin değişmesi vs. Evlilik ilişkilerinde değişikliklerin başgöstermesi bir taraftan Pazar (ekonomi) ilişkileri sistemine geçiş ile ilgili “aile krizi” gibi, diğer tarafdan genel uygarlık dönüşümü bağlamında, aileciliğin gelenekçilikten postmodern modele kadar doğal bir evrimi olarak kabul edilir. Modern aile, "çiftler ittifakı” şeklinde şekillenir.

Unutulmamalıdır ki, Azerbaycan’da kız çocuğunun eğitim almasına, aile kuracağı zaman ailenin görüşlerini alma konusunda ailenin bakış açılarına, genç kızların evlendirilmesi ve ailede kadına ilişki problemine bölgelerin karakterik özellikleri ve ailenin dünya görüşü prizmasından bakılmalıdır. Azerbaycan’lı ailesinde ve toplumda cinsiyet ve cinsiyet eşitliği konusunda hâlâ klişeler var. Erkek ya da kadın konusundaki geleneksel beklentiler  Azerbaycanlı kadın ve erkeklerin kafasında derin köklere sahiptir. Daha önce de belirtildiği gibi, Azerbaycan’da gelenekçilik ve modernite karşı karşıya durur.

Birleşmiş Milletler’in Azerbaycan’da "Erkeklerin Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine dair münasebetinin Araştırması (IMAGES) sonuçlar”ında (“Kişilərin gender bərabərliyinə münasibətinə dair tədqiqatın (IMAGES) nəticələri”ndə), kadınların statüsü, kadınların hakları ve aileiçi ve toplumdaki aile ilişkileri gibi konuları incelendi. Bu araştırmanın sonuçları, Azerbaycan’da toplumsal cinsiyet rolleri hakkındaki geleneksel fikirlerin "Geleneksel olarak," kişilik "kavramı büyük ölçüde erkekler tarafından desteklendiğini göstermektedir; bir kişinin ailesine maddi destek sağlama becerisi ile ilgilidir. Araştırmada yer almış erkek ve kadınların büyük bir bölümü cinsiyet eşitliğinin yeterince yayıldığını zan etse de, çoğunluk eşitliğin teşvik edilmesi için daha çok işlerin görülmesinin gerektiği kanaatindedir: “Birçok erkek “kişilik” (erkekin üstün olması) anlayışının olumsuz yönlerinden uzaktır ve cinsiyet eşitliği açısından olumlu dinamikleri gösterir. Neredeyse tüm erkekler, çocuklar için günlük bakımın maddi güvenlikleri kadar önemli olduğuna inanmaktadır. Aile ilişkilerinde karar vermede erkeklerin yetki açısından hakimiyeti devam etmektedir”.[23]

Geleneksel olarak, ev içi ilişkilerde, babanın çocuğun egitiminde katılımı esas olarak ailenin ve bölgenin geleneğinden kaynaklanmaktadır. Babaları tarafından kaygı gösterilmş ve kadın hakları konusunda daha olumlu olan erkeklerin cinsiyet meselelerini destekleme olasılıkları daha yüksektir ve bu tür aileler daha güçlüdür ve bu ailelerde yetişen çocuklar toplum için daha olumlu kişilikler olarak yetiştirilmektedir. Aynı zamanda ailesinde şiddet, büyük-küçüğe saygısızlık, ailede sevgi, kadına saygı göstermeyen çocukların psikolojik problemleri olabilir. Bütün bunlar onların toplumda münakaşalı ve insan haklarına saygı duymamak gibi davranışları ile eşlik eder.

Aile ve toplumda kadına yönelik şiddet, “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin  Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nde (İstanbul, 11.05.2011) insan haklarının ihlali olarak görülmektedir: “Kadına yönelik şiddet, yaşam, güvenlik, özgürlük, saygınlık, fiziksel veya duygusal bağışıklık dahil olmak üzere kadın haklarını ciddi şekilde ihlal ediyor, kısıtlıyor ve imha ediyor ve hükümetler şiddete yatkın olamaz.”[24]

Aile içi çatışmalar ve çocuklara yönelik şiddetin psikolojik durumları üzerindeki olumsuz etkileri Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi’nde yansıtılmaktadır: "Çocuklara yönelik şiddet yaygındır ve yapılan araştırmalar, kadına yönelik aile içi şiddet ile çocuklara yönelik fiziksel şiddet sonucu çocuklara yönelik psikolojik travma ve ev içi şiddet arasında bir ilişki olduğunu ortaya koydu... Ebeveynler veya diğer aile üyeleri arasında fiziksel, cinsel veya psikolojik şiddete ve hakaretlere maruz kalma çocukları oldukça olumsuz etkiliyor. Bu durumlar çocuklarda korku hissinin artmasına ve psikolojik travmalara yol açmaktadır ve çocukların yanı sıra genel gelişimlerini olumsuz yönde etkilemektedir.[25]

Birleşmiş Milletlerin Genel Kurulunun “Kadınlara Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılmasına Dair Bildirge (20 Aralık 1993) (Madde 3) gösterir: Kadınlar siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel, kişisel veya diğer alanlardaki insan haklarından ve temel özgürlüklerden eşit bir biçimde yararlanma ve korunmasını isteme hakkına sahiptir”[26]. Örneğin, “Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılmasına İlişkin” Sözleşme -  kadın ve insan hakları alanındaki en önemli belge – Kadına karşı ayrımcılıgın" cinsine göre her türlü ayrımcılığı, kısıtlamayı ve hariç tutmayı ifade ettiğini belirtir. Bu, kadın haklarının (aile durumuna bakılmaksızın) politik, ekonomik, sosyal, kültürel ve diğer insan hakları ve temel özgürlükler alanlarında kullanılmasını zayıflatır veya tamamen ortadan kaldırır. Azerbaycan, bu belgeyi imzalayarak “Devlet, kadına karşı şiddeti pislemeli ve kökünün kazınması için yükümlülüğünü yerine yetirmemekde hiçbir eski geleneklere veya dini amllərə referans etmemesini” kabul etmiştir. Özellikle cinslerden birinin diğeri üzerinde ağalığına ya da kadın ve erkek rolü hakkında stereotipler tasvirine dayanan geleneklerin, geçmişin kalıntılarının kökünün kazınması için gerekli önlemler alınmalıdır.

Hukuki bağlamda “aile içi şiddet” terimi, birbiriyle yakın ilişki içinde olan iki kişiden birinin digerine karşı sıra dışı, zalimce bir tutum anlamına gelir.

Aile içi şiddet aşağıdaki şekillerde ortaya çıkar:

  • Eş ve ya ailenin diğer üyeleri tarafından ailede fiziksel, sözlü, yani tehdit, hakaret, iftira, bağırmalar, kışkırtmalar;
  • psikolojik, yani duygusal baskı – sessiz kalmak, yaşam tarzlarını kabul etmemek;
  • ekonomik şiddet (iş yasağı, ailede bir kadının tam ekonomik koşullarının engellenmesi, gelirin saklanması, terk edilmesi ve boşanma esnasında mülkün adaletsiz ve yasadışı bölümesi, vs.);
  • Davranış özgürlüğü kısıtlaması – bir eve hapsedip, arkadaşlarıyla ve akrabalarıyla buluşmayı önlemek;
  • Çocukları annelerine karşı kullanma – boşandıklarında çocukları kaçırmak veya boşandıklarında çocuk almakla tehdit etmek.

Azerbaycan’da aile içi tartışmaların sebebi olarak, geniş anlamda ailede halen, patriarxal yapısının tezahürü olarak değerlendirilebilir. Azerbaycan Cinsiyet Bilgi Merkezi’ne göre, şu anda ülkedeki ölümlerin% 20-30’u, ağır şiddet cinayetlerinin %30-40’i ailede gerçekleşir. Aile çatışmalarına dayanarak ağır bedensel yaralanmalar sonucu ölen veya acı çeken kadınlar, diğer tüm şiddet türlerinin mağduru olanlar arasında ilk sırada yer alıyor. Çocuklar ve yetişkinler arasındaki çatışmalar terbiye problemiyle ilgiliyse, yaşlılarla çatışmalar genç nesil ile yaşlı nesil arasındaki uyuşmazlıktan kaynaklanmaktadır. Kadınların zarar gördüğü tartışmalar ise çok başka konu da olabilir.[27]

Belirtmek gerekir ki, aile ilişkileri hukuken zor tanzim olunan alan olarak kabul edilmiştir. Gerçekten, zererçekenler çoğu zaman suç ceza tedbirlerinin uygulanmasına ilişkin yardım için kimseye müracaat etmiyorlar, ya da edemiyorlar. Poliste olduğu gibi, mahkemede de henüz geleneğe göre, ailede yaşanan soruna "özel ilişki" gibi bakılıyor.  Kuşkusuz, aile içi çatışmalarında bu tür yaklaşım mentalitetten geliyor.

Birleşmiş Milletlerin İnsani Gelişme Endeksi ve Endikatörleri: 2018 İstatistik Güncellemesinde Azərbaycanda gender beraberliyi aşağıdakı kimi gösteriyor:[28]

 

 

2006-2016-cı iller hesablamasına göre Azerbaycan ehalisinin savad seviyyesi %99,8’ni teşkil edir, bunlardan %99,9’i kadınların, %100’i  erkeklerin payına düşür. 2005-2018-ci yıllarda 15 yaş ve üstü kadın nüfusun %15,5’i özel müansibətdə olduğu erkek tarafından  şiddete maruz kaldı.[29]

Bütün bunlara rağmen, Azerbaycan’da aile değerlerinin korunmasında gelenekler büyük rol oynamaktadır. Çağdaş Azerbaycan ailesinde ebeveynlerin, büyükannelerin ve büyükbabaların, çocukların her birinin kendi yükümlülükleri vardır. Etnograf N.Quliyeva’ya göre: “Geleneklere göre, ailenin en küçük oğlu babasının ocağında kalmalıdır. Ailenin (minorat aile) dışında yaşayan diğer çocuklar, nerede yaşadıklarından asılı olmayarak ebeveynleri ile irtibatta kalırlar”. [30] Çağdaş Azerbaycanlı ailesinde geleneklere göre anne-baba yaşlandığında ebeveynlerine iyi bakmak erkek evlatlarının, temelde büyük oğlun görevidir. Atasözlerine de “Ata-ananın kоca vaktinda оğul elinden tutar”, “ata gözdü, оğul – gözün ışığı” [31]   yansımıştır.

 Aileiçi ilişkilerde anne-baba, nene-dede ilişkileri özel bir yer tutmaktadır. Küçüklerin büyüklere, çocukların ebeveynlere, kadınların eşlerine, eşlerin kadınlara hürmet etmeleri gerekmektedir. Baba ailede idareci, yetiştiricidir. Azerbaycan toplumunun atasözlerinde de aile değerlerinin kendini yansıtan özellikleri belirtilmektedir. Örneğin, “Büyüksüz yerde oturma”, “Anasını – atasını dinlemeyen evlat üzengiye yatmayan at, kapıda saklanan it”. [32]

Ebeveynler, geleneksel aile değerlerini kuşaktan kuşağa korumada önemli bir role sahiptir. Çocuk gözlerini açtığında ailesinin bakımı ile büyür, ailede ve aile dışında bütün davranışlar çocuklara geçmektedir. Anne-babanın kişisel özellikleri çocuğa bütün hayatı boyunca etki etmektedir. Yaşına bakılmaksızın, çoğu çocuk kendi anneleri ve babaları gibi davranır, onların davranışlarını tekrarlar. N.Quliyeva “Müsteqillik illeri Azerbaycan ailesi” adlı çalışmasında annenin aile değerlerini korumada özel bir rolü olduğunu öne sürüyor: “Ailede anne çocuklarını büyütür, aileiçi ilişkileri doğrudan düzenler, bütün davranış, Hukuk kuralları ile birlikte, çocuklara en zayıf sorunları öğretir. Bütün bu incelikleri adet şekline salır ve evladına dərk ettirir ki, gelenekler insanın ikinci tabiattır. Ebeveynler arasındaki iyi ilişkiler, karşılıklı saygı çocuklarda bir inanç yaratır”. [33] Sovyet hakimiyeti yıllarında dine karşı yapılan mübarizeye bakılmayarak Azerbaycan ailesi için uygun olan meselelerden biri dini nikahın gerçekleştirilmesi idi. Yeni aile kuran gençler devlet kaydı ile birlikte dini nikah (kebin) da gerçekleştirildi. Hatta bazı ailelerde kızın ebeveynleri düğünden önce mutlaka  “kebinin kesilmesini” (dini nikah) talep edilirdi. Çağdaş dönemde Azerbaycanda’da bu adete kitlesel dönüş meylleri güçlenmekte ve genç nesil dini nikahın kıyılmasına özel bir değer vermektedir. Düğünden önce, evlenenlerin devlet nikahı gerçekleştikten sonra, yeni aile kuran kişiler iki şahitle birlikte mescide gider ve dini nikahı gerçekleştirer.

Karışık nikahlarda aile değerlerinin korunması ve çocukların o değerler temelinde yetiştirilmesi bir dizi zorluklar yaratmaktadır. Bu tip ailelerde çocukların hangi dilde konuşması, hangi dini seçmesi problemini ortaya çıkartır. Evlenen çiftlerin aynı dine mensup olmaları çocukların hangı kültürü seçmesi probleminin önüne geçmektedir. Ancak evlenen tarafların farklı kültürlere ve farklı dinlere mensup olmaları durumunda o ailede hangi kültüre has değerlerin hüküm sürmesi sorununa neden olmaktadır. 

Çağdaş dönemde bütün dünyada olduğu gibi, Azerbaycanda’da aile değerlerinin zayıflamasında veya değişme uğramasında kitle iletişim araçlarının rolü de büyüktür. Nikah ve aile kurumunun sabitleşmesi ve yüksek aile değerlerinin berpa olunması, evlilik ilişkilerinde gelecekteki olumsuz olayları önlemek için geleneksel ulusal-ahlaki değerleri sıradan ve kitle bilincinde pekiştirmek ve güçlendirmek önemlidir.

Modern Azerbaycan ailesinde çağdaşlık ve gelenekçilik, dolayısıyla modern çağın gerekliliklerinden ireli gele değerlerle geleneksel aile değerleri birbirine karşı durur. Bu problemler genellikle farklı yaş gruplarındaki aile üyeleri arasında sorunlara yol açmaktadır.

Çağdaş dönemde Azerbaycan’da aile-nikah ilişkileri 28 Aralık 1999 tarihinde kabul edilmiş olan Aile Kanunu ile düzenlendi. Azerbaycan Cumhuriyeti’nde aile devletin özel himayesindedir, annelik, babalık, çocukluk ise kanun ile korunmaktadır. Aile hukuku, ailenin güçlendirilmesi gerekliliğinden kaynaklanmaktadır. Nikah ve aile ilişkilerinin hukuki bakımdan düzenlenmesi devlet tarafından hayata geçirilir ve yalnızca ilgili yürütme yetkisi bir erkek ile bir kadın arasındaki evlilik kabul edilir. Dini nikahın hukuki bir önemi yoktur. 2012’deki son değişiklikten sonra, her iki cinsiyet için evlilik yaşı 18 olarak kabul edildi.[34]

Bağımsızlığını geri kazandıktan sonra, Azerbaycan, kadın haklarının korunması için bütün önemli uluslararası insan hakları belgelerine katıldı. 1992’de Azerbaycan Cumhuriyeti’nin BM’nin “Kadınların Siyasi Hakları” Sözleşmesi’ne, 1995’in Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ne, 2000 yılında Ek Protokol’e katıldı. Cinsiyet politikasını uygulamak için, 14 Ocak 1998 tarihli Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Kararı ile Kadın Sorunları Devlet Komitesi kuruldu (6 Şubat 2006 Aile, Kadın ve Çocuk İşleri Devlet Komitesi). Komitenin temel amaçları, kadın haklarını korumak ve ülkenin sosyal ve politik yaşamına katılımlarını artırmaktır. 2002 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti İnsan Hakları Enstitüsü (Ombudsman) kuruldu.

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin 2008-2012 Dönemi Aile ve Kadın Sorunları Ulusal Eylem Planı cinsiyet eşitliği temelinde aile ve aileiçi ilişkilerinin güçlendirilmesi ve geliştirilmesi, sağlıklı bir toplum yaratmak ve bununla da ülkenin ilerlemesine katkıda bulunmak amacıyla hazırlanmıştır. Eylem Planı iki alanda mevcuttur, demografik problemler, aile planlaması, üreme sağlığı ve kadınların karar alma süreçleri, politik, ekonomik ve sosyal yaşam vb. sektörlere katılımını arttırma ihtiyacı gibi önemli yönleri gözönünde tutulur.[35]

Cinsiyet eşitliği ve aile gelişimi için "Azerbaycan Ailesi Stratejisi"nin, cinsiyet eşitliği üzerine Milli Eylem Planı’nın, Çocuk Kanunun ve Ulusal Çocuk Stratejisinin hazırlanması öngörülmektedir. Aynı zamanda, “Aile psikoloğu kurumu, yaşam zorluğuna maruz kalmış kişiler için yardım merkezleri ve sığınaklar, ayni zamanda ailede şiddet, eğitimi bırakarak erken evlenme durumları üzerinde izleme sisteminin oluşturulması planlanmaktadır. [36]

Azerbaycan hükümeti, insan hakları ve toplumsal cinsiyet teşviki alanında Birleşmiş Milletler, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Avrupa Konseyi gibi uluslararası kuruluşlarla yakın işbirliği içindedir.

 

Sonuç

 

Aile sorunları, 1980’lerden bu yana Birleşmiş Milletler ve kurumlarında ortaya çıkan ana sorunlardan biridir. Bu, aile ilişkilerinin uluslararası bir sorun olarak görüldüğünü ortaya koyar. Evlilik ve aile kurumunun istikrara kavuşturulması ve yüksek aile değerlerinin geri kazanılması, aile ve evlilik ilişkilerinde olumsuz durumları önlemek için sıradan ve kitle bilincinde geleneksel milli-kültürel değerlerin güçlendirilmesi ve sosyal gücünün yüksek mertebeye ulaştırılması öngörülmektedir. Milli geleneklere uyulması birbirine takip eden nesiller ardında devamlı varisliyin (miras), milli-kültürel değerlerin korunup saklanmasına imkan verir. Belirtildiği üzere, tarihin her aşamasında sosyal, ekonomik, ideolojik vb. faktörlerin etkisi altında, milli ve kültürel değerler bazı değişikliklere uğramıştır. Bütün bu işlemler koşulsuz, aile-nikah ilişkilerinde, aile değerlerinde kendi etkisini göstermiştir ve göstermeye de devam etmektedir. Geleneksel aile ilişkilerinin ve aile değerlerinin sağlıklı aileleri korumak, aile içi şiddeti önlemek ve çocukları evrensel değerler konusunda eğitmek için önemli olduğunu belirtmek önemlidir.

 

 

KAYNAKÇA

 

Atalar sözleri Bakı: “Nurlan”, 2013.

Azğrbaycan Etnoqrafiyası, II C., Bakü, “Şerq-Qerb”, 2007.

Azərbaycan Respublikasının Konstitusiyası, Bakü: Qanun, 2005.

“Azərbaycan 2020: Gələcəyə Baxış” İnkişaf Konsepsiyası. https://president.az/files/future_az.pdf

Azərbaycan Respublikasının BMT-nin “Qadınlara Münasibətdə Ayrseçkiliyin Bütün Formalarinin əğv Olunması Haqqında” Sözləşmə Üzərinə IV. Dö Raporu. http://www.scfwca.gov.az/store/media/cedaw_az_ministries[1].pdf

Azərbaycan Respublikasının Hüquq Sistemi (Umumi icmal).  http://www.constcourt.gov.az/laws/44

Azərbaycan Respublikası Siyasi Partiyalar ve İctimai Harəkətlər Dövlət Arxivi : f. 1, siy.235, iş 50

Azərbaycanda gender bərabərliyi və gender münasibətləri: mövcud vəziyyət ve imkanlar. http://unazerbaijan.org/wp-content/uploads/2018/12/gender-equality-az.pdf

Həsənov Həsən. Nəriman Nərimanovun milli dövlətçilik baxışları və fəaliyyəti. Bakı: Həsən Həsənov, 2005, 248 s.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi. http://www.un.org.tr/humanrights/images/pdf/insan-haklari-evrensel-beyannamesi.pdf

İstiqlal Bəyannaməsi. AR Milli Arxiv İdarəsi/ http://milliarxiv.gov.az/az/istiqlal-beyannamesi

Problemin müəyyən edilməsi. http://gender-az.org/index_az.shtml?id_doc=37

"Bakı fəhləsi" Gazetesi, 18 Eylül 1927, № 218 (2454).

"Bakı fəhləsi", Gazetesi  15 Kasım 1927, № 266 (2502)

"Bakı fəhləsi" Gazetesi , 21 Kasım1929, № 273 (3037).

Bakıda Kollektiv Məişət Evi Tikilir, "Bakı fəhləsi" Gazetesi, 21 Kasım 1929,  №273 (3037).

Ədəbiyyatımızda Ailə Və Məişət Problemləri //İnqilab Və Mədəniyyət Jurnalı, № 2-3, 1930.

Qadınlara qarşı zorakılıq və məişət zorakılığının qarşısının alınması və ona qarşı mübarizə haqqında Avropa Şurası Konvensiyası Istanbul, 11.V.2011 / https://rm.coe.int/ic-explanatory-ic-aze-web/16808e9a39

Quliyeva Nərgiz, Azərbaycanda Müasir Kənd Ailəsi Və Ailə Məişəti,: Elm yay., Bakı 2005.

Quliyeva Nərgiz, Müstəqillik İlləri Azərbaycan Ailəsi. Elm yay., Bakı: 2006.

Kadınlara Yönelik Şiddetin Tasfiye Edilmesine Dair Bildirge. https://www.ombudsman.gov.tr/contents/files/207b4--Kadinlara-Karsi-Siddetin-Tasfiye-Edilmesine-Dair-Bildiri.pdf

NuruzadeəŞəhla, XX Esrin 20-30-cu İllerinde Azerbaycanda Etnokonfessional Şerait,: Xezer Universiteti, Bakı 2010.

“Oktyabrinalarda”, "Bakı fəhləsi" Qazetesi,  14 Ocak 1924, № 10 (1033).

PЕYĞƏMBƏR. H.Cavid. Əsərləri. VI cilddə, II cild. Bakı. Yazıçı. 1982. S. 47-48.

Алекперов Алекпер. Задачи этнографии в Азербайджане //Советская этнография, 1932, № 4-6.

Индексы и индикаторы человеческого развития ООН. Обновленные статистические данные 2018 /http://hdr.undp.org/sites/default/files/2018_human_development_statistical_update_ru.pdf

Маркс Карл. Конспект книги Льюиса Г. Моргана «Древнее общество»/ Маркс Карл, Энгельс Фридрих. Соч., т.45, Москва: Издательство политической литературы, 1974, Ленинград: Издательство народов севера, 1935.

Расул-заде А. Нуксанларымыз (Nöqsanlarımız). "Баку" газ, 1911,5 августа, № 175

Современные этнические процессы в СССР. Москва: Наука, 1977.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, http://www.un.org.tr/humanrights/images/pdf/insan-haklari-evrensel beyannamesi.pdf

2 Azerbaycan Respublikasının Konstitusiyası, Bakü, Qanun, 2005, s. 8; 13.

[1] Маркс Карл. Конспект книги Льюиса Г. Моргана «Древнее общество»/ Маркс Карл, Энгельс Фридрих, Соч., т.45, Москва: Издательство политической литературы, 1974, s. 254.

[2] Морган Льюис. Древнее общество или Исследование линий человеческого прогресса от дикости через варварство к цивилизации,  Ленинград: Издательство народов севера, 1935, s. 288.

[3] Azerbaycan Etnoqrafiyası, “Şerq-Qerb”, II C., Bakı,2007, s. 12.

[4] Atalar Sözləri, “Nurlan”, Bakı 2013,  s. 40.

[5] Quliyeva Nergiz, Müstəqillik İlləri Azərbaycan Ailəsi, s.41.

[6] Расул-заде А. Нуксанларымыз (Nöqsanlarımız). "Баку" газ, 1911,5 августа, № 175.

[7] İstiqlal Bəyannaməsi, AR Milli Arxiv İdarəsi / http://milliarxiv.gov.az/az/istiqlal-beyannamesi

[8] H.Cavid, PЕYĞƏMBƏR,  II. C., Yazıçı yay., Bakü 1982, s. 47-48.

[9] Azərbaycan Respublikası Siyasi Partiyalar ve İctimai Hərəkatlar Dövlət Arxivi, f. 1, siy.235, iş 50, s. 5-5; Şahla Nuruzadə,  XX əsrin 20-30-cu illərində Azərbaycanda Etnokonfessional Şərait, Bakı: Xəzər Universiteti, 2010,  s. 58.

[10] Алекперов Алекпер. Задачи этнографии в Азербайджане //Советская этнография, 1932, № 4-6, s. 142.

[11] Edebiyyatımızda aile ve meişet problemleri //İnqilab ve medeniyyet jurnalı. 1930, № 2-3, s. 35-36.

[12] Bakıda kollektiv məişət evi tikilir, "Bakı fəhləsi" qazetesi., 1929, 21 noyabr,  №273 (3037).

[13] Edebiyyatımızda Aile Ve Meişet Problemleri, s. 35-36.

[14] "Bakı fehlesi" qazetesi, 1927, 18 sentyabr  № 218 (2454); "Bakı fehlesi", qazetesi  1927 15 noyabr, № 266 (2502).

[15]Oktyabrinalarda”. "Bakı Fehlesi",  1924 14 yanvar, № 10 (1033).

[16] Şəhla Nuruzadə, a.g.e., s. 52.

[17] Современные этнические процессы в СССР. Москва: Наука, 1977. s. 433.

[18] Quliyeva Nərgiz, Müstəqillik İlləri Azərbaycan Ailəsi, s. 43-44.

[19] Atalar sözləri, s. 311.

[20]Azərbaycanda Gender Bərabərliyi Və Gender Münasibətləri: Mövcud Vəziyyət Və İmkanlar, http://unazerbaijan.org/wp-content/uploads/2018/12/gender-equality-az.pdf

[21] Qadınlara Qarşı Zorakılıq Və Məişət Zorakılığının Qarşısının Alınması Və Ona Qarşı Mübarizə Haqqında Avropa Şurası Konvensiyası, Istanbul, 11.V.2011 / https://rm.coe.int/ic-explanatory-ic-aze-web/16808e9a39

[22] Quliyeva Nərgiz, Azərbaycanda Müasir Kənd Ailəsi Və Ailə Meişəti, s. 161.

[23] Azərbaycanda Gender Bərabərliyi Və Gender Münasibətləri: Mövcud Vəziyyət Və İmkanlar. http://unazerbaijan.org/wp-content/uploads/2018/12/gender-equality-az.pdf

[24] Qadınlara qarşı zorakılıq və məişət zorakılığının qarşısının alınması və ona qarşı mübarizə haqqında Avropa Şurası Konvensiyası Istanbul, 11.V.2011 / https://rm.coe.int/ic-explanatory-ic-aze-web/16808e9a39

[25] Qadınlara qarşı zorakılıq və məişət zorakılığının qarşısının alınması və ona qarşı mübarizə haqqında Avropa Şurası Konvensiyası Istanbul, 11.V.2011 / https://rm.coe.int/ic-explanatory-ic-aze-web/16808e9a39

[26] Kadınlara Yönelik Şiddetin Tasfiye Edilmesine Dair Bildirge. https://www.ombudsman.gov.tr/contents/files/207b4--Kadinlara-Karsi-Siddetin-Tasfiye-Edilmesine-Dair-Bildiri.pdf

[27] Problemin Həl Edilməsi. http://gender-az.org/index_az.shtml?id_doc=37

[28] İnsani Gelişme Endeksi ve Endikatörleri: 2018 İstatistik Güncellemesi. s. 39

[29]  Bknz. s. 92.

[30] Quliyeva Nərgiz, Azərbaycanda Müasir Kənd Ailəsi Və ailə Məişəti, Elm, Bakı 2005,  s. 119

[31] Atalar sözləri, s. 53; 54.

[32] Atalar sözləri, s. 41.

[33] Quliyeva Nərgiz, a.g.e., s. 41.

[34] Azerbaycan Respublikasının hüquq sistemi (Umumi icmal).  http://www.constcourt.gov.az/laws/44

[35] Azerbaycan Respublikasının BMT-nin “Qadınlara Münasibetde Ayrseçkiliyin Bütün Formalarinin Leğv Olunması Haqqında” Konvensiyası, http://www.scfwca.gov.az/store/media/cedaw_az_ministries[1].pdf

[36] “Azərbaycan 2020: Gələcəyə baxış” İnkişaf Konsepsiyası. https://president.az/files/future_az.pdf


Paylaş
İşlem Sonucu