REFİA KAYA

Tebliği Buradan İzleyebilirsiniz.

 

 

Ayrımcılık Nedeni Olarak Ailevi Sorumluluklar

Family Caregiving Responsibilities as a Discrimination Ground

                                                                    Refia Kaya*                                                                                        

ÖZ

Ailevi ilişkilerin güçlendirilmesinin önündeki engeller, ailenin korunması hakkından istifade edebilmeyi zorlaştırmaktadır. Bu engellerden biri de bireyin ailevi sorumlulukları nedeniyle ayrımcılığa uğramasıdır. Bildirimiz şu meseleleri kapsamaktadır: Aile fertlerine bakım yükümlülüğünü ayrımcılık hukuku bağlamına taşımak toplumsal ailevi ilişkilerin güçlendirilmesi için neden önemlidir? Ailevi sorumluluklar hangi şartlarda ayrımcılık sebebi olur? Ailevi sorumluluklar nedeniyle ayrımcılık konusunda uluslararası hukuklarda ve ulusal hukukumuzda gelişmeler nelerdir, mevcut gelişmeler ne vadetmektedir? Bu çalışmanın teorik dayanağı, ayrımcılık hukukunun sistematik adaletsizlikleri ve toplumsal sorunları vurgulama adına yararlı bir hukuki yol olmasıdır. Pratik dayanağı ise kanunun uygulamada sınırlı kaldığı alanlarda alternatif bir çözüm sunmasıdır.

Anahtar Kelimeler: Ayrımcılık, Eşitlik, Aile, Mazeret İzni

ABSTRACT

The obstacles to strengthening family relations may undermine enjoying the right to respect for family life. Family responsibilities discrimination is an obstacle of this sort. This paper covers the following issues: Why is it important to address family responsibility issues by discrimination law? When do the family responsibility issues cause discrimination? For example, is it discriminative to ask, “are you planning to have kids” in the job application process? What are the current developments about family responsibility discrimination in national and international law and what is the significance of these developments? The theoretical foundation of this paper stems from discrimination law being a useful tool to address systematic injustices and social problems. The practical base is to offer an alternative legal path to deal with a social problem. 

 Keywords: Discrimination, Equality, Family, Casual Leave

1- Ailevi Sorumluluklar Kavramı ve İnsan Hakları Zemininde Hukuki Dayanağı

Aile bireylerinin birbirlerine karşı birçok sorumluluğu vardır. Bu sorumluluklar aile bireylerinin birbirini gözetmesi prensibinden doğar. Sağlıklı olan aile bireyi hastalığı olanı gözetir, ekonomik geliri olan olmayanın geçimini sağlar, yemek yapabilen yapamayanı doyurur. Böylelikle aile, toplumun en temel paylaşma ve dayanışma kurumu olarak var olur. Bazı ailevi sorumluluklar ahlakın alanında kapalı kalmıştır bazıları ise hukukun alanına açılmıştır. Örneğin, Türk hukukunda çocukluk çağındaki aile bireyine bakım hukuken bağlayıcı bir görev iken yaşlılık çağındaki aile bireyine bakım hukuken bağlayıcı bir görev olarak düzenlenmemiştir.[1]

Şüphesiz hukukun ahlakın alanına aşırı müdahil olması, adeta devletin baba rolü üstlenmesi vatandaşların kendi ahlaki prensiplerini geliştirebilme ve hatta ahlakı göz ardı edebilme özgürlüğüne zarar verir. Modern hukukun böyle bir ahlak bekçiliği işlevi yoktur ama bireylerin makul ahlaki prensiplerini hayata geçirebilmelerinin önündeki engelleri kaldırma işlevi vardır. Özellikle bu ahlaki prensipler, devletin temel bir ödevinin yansımalarıysa…

Konumuz bağlamında somutlaştıracak olursak, ailenin korunması vatandaşın hakkı, devletin ise ödevidir. Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) 8. Maddesi özel hayata ve aile hayatına saygıyı bir hak ve ödev olarak düzenler.[2] Bu kapsamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) aile hayatının temelini ailevi ilişkilerin korunmasına, aile bireylerinin yakın ilişkisine ve dayanışmasına dayandırmaktadır.[3] Aile ilişkilerinin korunması, ailenin sağlıklı şekilde var olabilmesi için aile bireylerinin birbirlerini gözetmesinin önündeki engellerin kaldırılması gerekir. Aile, AİHM tarafından anne-baba-çocuk üçgeninde, dar kapsamda yorumlanmamaktadır. Örneğin, çocukların büyük anneleri ve babaları ile ilişkileri de aile kurumu çatısı altında kabul edilmektedir.[4] 8. Maddenin temel unsurlarından biri olan ailevi sorumlular kavramı  bu genişliği göz önünde bulundurarak değerlendirilmelidir.

Türk İş Kanunu’nda geçtiğimiz yıllarda (2014) yapılan düzenlemelerle mazeret izni kapsamına çalışanın en az yüzde yetmiş oranında engelli veya süreğen hastalığı bulunan çocuğunun bulunması dahil edilmiştir.[5] Bu düzenleme, engelli çocuğu olan ebeveynlere toptan veya bölümler halinde 10 güne kadar ücretli izin hakkı tanımaktadır. Yine geçtiğimiz yıllarda (2016) ebeveynlerin doğum izni hakları kapsamına yarım gün izin seçeneğinin eklenmesi gibi genişlemeler olmuştur.[6] Bunların dışında kamu çalışanlarının hayati tehlike ile yüzleşen aile fertleri için refakat izni hakkı bulunmaktadır.[7] Benzeri düzenlemeler genişlemekte olsa da mevcut kanunlarda refakat edilen kişiler ve refakat edilebilecek durumlar sınırlıdır.

Bildirimiz, aile sorumlulukları nedeniyle yaşanan mağduriyetin, kanunların çizdiği sınırlara bağlı kalmadan yargılanabilirliğini savunmaktadır. Anayasal bir hak ve temel insan haklarından biri olan eşitlik ilkesi /ayrımcılık yasağı kapsamında ve Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) başvurusu yolu ile de aile üyelerine bakım sorumluluğu sebebiyle mağduriyet ile mücadele edilebilir. Bu fikrin temel teorik dayanağı, ayrımcılık hukukunun toplumdaki bazı kurumlara zarar veren sistematik eşitsizlikleri vurgulama adına yararlı bir hukuki yol olmasıdır. Aile de sistematik eşitsizliklerden zarar görebilen bir kurumdur. Özellikle, örneğin, işverenler ailevi sorumlulukları olan çalışanları ayrımcı bir tavırla baskı altına aldığında, aile kurumu incinir. Temel pratik dayanağı ise kanunun uygulamada sınırlı kaldığı sorunlara alternatif bir çözüm sunmasıdır. Bunun yanında, somut her olayda doğrudan devletin aile hayatını koruma sorumluluğuna temyiz etmek pratik değildir. Aile hayatının korunması prensibinin aksine, ayrımcılık yasağı sadece devleti değil özel işverenleri de ilgilendirir.

Bildirimizin ikinci bölümünde teorik dayanaklarımız ve “ailevi sorumluluklar nedeniyle ayrımcılık” kavramının yabancı hukuklardaki gelişimi incelenecektir. Üçüncü bölümde ise bu kavramın Türk Hukuku’nda kullanılmasının mümkünatı ve gerekliliği pratik dayanaklarımız kapsamında sorgulanacaktır.

 

2- Ailevi Sorumlulukların Ayrımcılık Hukuku Bağlamında Değerlendirilmesi: Teorik Gerekçeler ve Uluslararası Gelişmeler

Ayrımcılık hukuku, bireylere zarar veren bireysel veya toplumsal eşitsizliklerin giderilmesi için kullanılan yasal bir yoldur. Eşit muamele görmek ve ayrımcılığa uğramamak temel bir insan hakkıdır. Ayrımcılığa uğramama hakkı, AİHS’nin 14.Maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca “sözleşmede tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma...hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.”[8]

Ailevi sorumluluklar nedeniyle ayrımcılık, birey ailevi sorumluluklarından dolayı dezavantajlı duruma düşürüldüğünde, belli bir hak ve özgürlükten mahrum bırakıldığında oluşur. Bu alandaki ayrımcı muameleler bireysel seviyede olduğu kadar toplumsal seviyede de eşitsizlikler doğurur. Bu sorun, çoğunlukla cinsiyet ayrımcılığı, özellikle kadınlara karşı sistematik ayrımcılık cephesinden incelenmiştir. Kadınların çocuk ve kariyer arasında seçim yapma açmazı, diğer bir deyişle kadınların modern hayatın ve kültürel hayatın beklentileri arasında sıkışmışlığı, kadına yönelik ayrımcılık kapsamında yaygın işlenen bir konudur.[9] Zira bu ikilem erkeklerden ziyade kadınların iş hayatında yükselememesine ve yükselmek isteyenlerin aileyi ikinci plana itmesine sebep olarak görülmüştür.

Bunun yanında, erkeklerin de ailevi sorumluluklar nedeniyle mağduriyeti uluslararası literatürde yaygın olarak işlenmiştir ve göz ardı edilmemesi gerekir.[10] Çocuğun sadece anneye ihtiyacı olduğu varsayımıyla babaların doğum izni talepleri reddedilebilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önüne getirilen, Konstantin Markin v. Rusya davası bu konu üzerinedir. Davanın temel sorusu askeri personel olan kadınlara doğum izni verilip erkeklere verilmemesinin cinsiyet ayrımcılığı olup olmadığıdır. Yerel mahkemeler, işin niteliği gereği doğum izninin istisnai olduğu, doğum izni kadınlar için elzem olduğu için askeri personel olmalarına rağmen kadınlara bir ayrıcalık tanındığı argümanı karşısında ikna olmuştur. AİHM ise “devletin askeri personele doğum izni verme gibi bir ödevi yoktur ama ayrımcılık yapmama ödevi vardır” diyerek, kadınlara doğum izni verilip erkeklere verilmemesini sözleşmenin ihlali olarak yorumlamıştır.[11] Görüldüğü gibi, ailevi sorumluluk nedeniyle uygulamada yaşanan bir mağduriyet ayrımcılık hukuku ile giderilebilmiştir. Üstelik, başvurucu kadın değil erkektir.

Ailevi sorumluluklar ve cinsiyet ayrımcılığı ilişkisi önemlidir. Lakin, tespit ettiğimiz temel sorun, ailevi sorumluluklar nedeniyle ayrımcılığın sadece cinsiyet ayrımcılığı yönünden incelenmesinin, sorunun genişliğini anlamada ve üzerine eğilmede yetersiz bir yaklaşım olduğudur.[12] Fikrimizce, ailevi sorumluluklar nedeniyle ayrımcılığı uğrayan bir kişinin her durumda doğrudan cinsiyeti hedef alınmamaktadır. Bunun yanında, aynı alanda her ayrımcılığın ağırlıklı olarak belli bir cinsiyeti mağdur eden bir kitlesel, sistematik arka planı bulunmayabilir. Erkekler de kadınlar kadar dezavantajlı durumda olabilirler. Son olarak, söz konusu ayrımcılık sadece cinsiyet ile değil cinsiyet ve ailevi sorumlulukların etkileşimi ile açıklanıyor olabilir. Bu sebeplerle, mağdur kişilerin kendi özelliklerinden değil de sorumlu oldukları kişiler nedeniyle ayrımcılığa uğradığı, sorunu tüm genişliğiyle ortaya koyan, daha isabetli, daha kapsayıcı bir açıklamadır.

Ayrımcılık hukuku tarafından korunan cinsiyet, ırk, din, fiziksel engel, yaş gibi kişisel özelliklere bir birey sahip olmasa bile bu özelliklerden dolayı ayrımcılığa uğrayabilir. Bir başka ifadeyle ayrımcılık hukuku bağlamında korunan hukuki menfaatler dediğimizde yalnız kişisel statü -kişisel özellik- anlaşılmamalıdır. Örneğin, bireyin kendisi fiziksel engelli olmasa da çocuğunun fiziksel engeli varsa ve birey bu sebeple dezavantajlı duruma düşürülüyorsa bu durum fiziksel engele dayalı ayrımcılık kapsamına girmektedir. Avrupa Adalet Divanı 2008 yılında Coleman v Attridge Law kararında bu bakış açısını desteklemiştir. Söz konusu davada, davacı bir hukuk bürosunda sekreter olarak çalışmaktadır. Davacının engelli bir çocuğu vardır. Davacı, çocuğunun fiziksel engelini iş izni istemek amacıyla manipülatif olarak kullanmakla suçlanmış ve işten çıkarılmıştır. Mahkeme, söz konusu davada davacının fiziksel engelli çocuğu nedeniyle ayrımcılığa uğradığına hükmetmiştir.[13] Literatürde bu tür ayrımcılılığa bağlantı yoluyla ayrımcılık (discrimination by association) denmektedir.

Bu davayı göz önünde bulundurduğumuzda ailevi sorumluluklar nedeniyle ayrımcılık dediğimiz kavramın cinsiyet ayrımcılığından öte fiziksel engel ayrımcılığı, yaş ayrımcılığı gibi alanları da barındırabileceği görülmektedir. Geniş anlamda ailevi sorumluluk hangi şartlarda hukuka aykırı bir ayrımcılığa konu olur sorusunu irdeleyen bir çalışma ulusal kaynaklarımızda bulunmamaktadır. Ayrımcılık sadece kadın ekseninde incelenmiştir. Diğer yandan, uluslararası kaynaklara baktığımızda family responsibilities discrimination (ailevi sorumluluklar ayrımcılığı) başlığı altında birçok çalışma mevcuttur.

Ailevi sorumluluklar nedeniyle ayrımcılık argümanına başvurma stratejisi işverenlerin tavrını şekillendirme konusunda Amerika’da etkili olmuştur. Çocuk bakım ve yaşlı bakım sorumlulukları olan çalışanlar tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır.[14]Davalarda problemli kabul edilen tavırları analiz ederek ailevi sorumlular nedeniyle ayrımcılığın hukuka aykırı olduğu durumlar hakkında bir çıkarımda bulunabiliriz. En yaygın dava türleri kadınların anne olduktan sonra işverenlerinin “artık sorumluluk alamaz, kendini işine adayamaz” varsayımına maruz kalarak pozisyonlarının yükseltilmemesi;[15] çocuk sahibi olmak isteyen kadınların[16] ve hamile kadınların iş hayatında ve iş başvurularında dezavantajlı duruma düşürülmesi[17] olarak örneklenebilir. Bunların yanında çocukları hasta olduğu[18], engelli olduğu[19] gerekçesiyle izin almak istediğinde yargılayıcı ithamlara maruz kalan ebeveynler de ailevi sorumluluklar nedeniyle ayrımcılık argümanından yararlanmıştır. Çocuklar haricindeki aile bireylerine bakım sorumluluğu çerçevesinde de ayrımcılık davaları mevcuttur. Eşlerden birinin kronik hastalığı[20]; yaşlı ebeveynlere bakım sorumluluğu[21] nedeniyle işverenlerin düşmanca tavırlarına maruz kalan bireylerin davaları da ayrımcılık kapsamında incelenmiştir.

Bu açıklamalardan yola çıkarak, ailevi sorumluluklar nedeniyle ayrımcılığın tespiti için önerimiz ayrımcılığın karşılaştırmalı değil bireysel özgürlük yaklaşımı ile ele alınmasıdır. Diğer bir ifadeyle, kadın erkeğe kıyasla ayrımcılığa uğradı veya engelli çocuğu olan sağlıklı çocuğu olana kıyasla ayrımcılığa uğradı yaklaşımı çok isabetli olmamaktadır. Nedeni ise her durumda karşılaştırma yapabilecek bir sınıf bulunmayabilir. Bunun yanında, sosyal çalışmalar kadın ve ailevi sorumluluklar üzerine yoğunlaşmış olsa da erkeklerin böyle bir sorun yaşayabileceği akıllara dahi getirilmemektedir. Oysa çocuk sahibi olmanın iş yerinde dışlanmayı beraberinde getirmesi kadını olduğu kadar erkeği de ilgilendirir. Kadını mağdur ettiği ölçüde erkeği de mağdur eder zira böyle bir ayrımcılık aileye zarar verir. Bireysel özgürlük yaklaşımımızın ölçütü iki durumdan birinin varlığıdır: 1- bireyin ailevi sorumluluğunun, iş hayatında bireyin aleyhine kısıtlayıcı bir unsur olarak kullanılması. 2- iş hayatındaki bireyi alçaltıcı kısıtlamalar nedeniyle bireyin ailevi sorumluluklarını özgürce yerine getirememesi. Bu iki unsurdan biri varsa birey, ailevi sorumluluklar nedeniyle ayrımcılık mağdurudur. Zira, sorumlu olduğu aile bireyinin kişisel özelliği sebebiyle dezavantajlı duruma düşürülmüştür. İş hayatı veya aile hayatındaki özgürlüğü kısıtlanmıştır. Fikrimizce bu yaklaşım, problemin çözümü için kıyas yoluyla ayrımcılığın tespitini gerektiren yaklaşımdan daha isabetlidir.

 

3- “Ailevi Sorumluluklar Nedeniyle Ayrımcılık” Kavramının Türk Hukuku’nda Ailenin Korunması için Kullanılması Gerekliliği

Ailevi sorumluluklar nedeniyle ayrımcılık veya ailevi sorumluluklar ayrımcılığı kavramları Türk Hukuk literatüründe henüz ayrıntılı incelenmemiştir. 4857 sayılı İş Kanunu 18. maddesinde “aile yükümlülükleri” haksız fesih nedeni olarak vurgulanmıştır:

Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz…d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler.”

Kanunda sayılı nitelikler nedeniyle ayrımcı muameleler sadece fesih noktasında problem teşkil etmez. İş ortamında sözlü taciz, memnuniyetsiz tavırlar gibi ayrımcı muameleler ile de mücadelenin yolu açılmıştır zira aynı kanunun 5. maddesinde eşit davranma ilkesi düzenlenmiştir[22]:

İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz.

Bu maddede aile yükümlülükleri kavramı ayrıca belirtilmemektedir. Lakin, aynı maddenin 3. Paragrafında “gebelik” sebebiyle ayrımcılık yasağı vurgulanmıştır:

İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz.”

Bu madde Yargıtay kararlarına da konu olmuştur.[23] Şüphesiz aile sorumlulukları nedeniyle ayrımcılığın var olduğu her durumda İş Kanunu’na tabii bir işçi-işveren ilişkisi bulunmayabilir. İş alımlarında da başvurulan işin niteliği gerektirmedikçe kadınlara hamilelik, çocuk ile ilgili soru sorulması, iç hukukumuzun bir parçası olan “Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi” ile yasaya aykırı ayrımcılık kabul edilmektedir.[24]

Söz konusu düzenlemelerin kapsamı dışında kalan diğer bütün durumlarda Türk Anayasası Madde 10’da düzenlenmiş olan eşitlik ilkesinden yararlanılabilir. Anayasa’nın eşitlik ilkesi yatay etkisi olan bir maddedir, özel hukuk ilişkilerinde de uygulanır.[25] Bu maddeye göre:

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

…(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.”

Ailevi sorumluluklar nedeniyle ayrımcılık kavramı görüldüğü üzere İş Kanunu’ndaki eşitlik ilkesinde ve Anayasa’da da belirtilmemiştir. Buna rağmen, ayrımcılık yasağı bağlamında gündeme getirilmesi iki şekilde mümkündür. İlk olarak “ailevi sorumluluklar” bağımsız olarak “benzeri sebepler” kapsamında bir ayrımcılık nedeni olarak ileri sürülebilir. Anayasa Mahkemesi içtihadına baktığımızda kanunda sayılan niteliklerin örnekten ibaret olduğunu, “benzeri sebepler” ibaresinin ayrımcılığa konu olabilecek potansiyel bütün nitelikleri barındırdığını görmekteyiz.[26] İkinci olarak bildirimizin ikinci bölümünde belirttiğimiz “bağlantı yoluyla ayrımcılık” argümanını kullanılabilir. Böylelikle, engelli, çocuk veya yaşlı aile bireylerine karşı sorumlulukları dolasıyla ayrımcılığa uğrayan bireyler, korunan nitelikleri olan kişilerin kanuni korumasından bağlantı yolu ile yararlanabilirler. Henüz bu argümanın kullanıldığı bir dava örnekleyemesek de kullanılmasında hukuki bir engel olmadığı kanaatindeyiz. Türk Hukuku’nda ayrımcılık yasağının uygulaması konusundaki gelişmeler bu anlamda iyi takip edilmelidir. Kanaatimiz, yeni kanunlara ihtiyaç duymadan, ilgili mahkemelere başvuru veya TİHEK başvurusu yolu takip edilerek ailevi sorumlular nedeniyle ayrımcılık ile mücadele etmenin mümkün olduğudur. Bu bölümde dikkat çekmek istediğimiz diğer konu böyle bir yasal yolun gerekliliğidir.

Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü 2018 Nisan ayı verilerine göre Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı huzurevlerinde toplamda 26 bin 102 kişi hizmet görmektedir.[27] Huzurevlerinin toplam kapasitesi ise 32 bin 509 kişi.[28] Yaşlı nüfusundaki artış göz önünde bulundurularak yaşlıların evde ailelerinin yanında bakılması devlet tarafından teşvik edilmektedir.[29]Sadece yaşlı aile bireylerinin değil, engelli aile bireylerinin de evde bakımı “evde bakım yardımları” ile desteklenmektedir. Lakin aileyi korumak için evde bakım yardımı yanında “evde bakım zamanı” ve benzeri esneklikler gerekiyor.[30]  Genç nüfusun arttırılması gerekliliğinin beraberinde getirdiği özellikle kamu personellerinin çocuk izni almasını kolaylaştıran politikaların hukuki alana geniş bir şekilde yansıdığını gözlemliyoruz. Lakin benzer izinler yaşlıların ve engellilerin evde bakımı için kısıtlıdır. Bunların haricinde özel sektörde iş alımlarında veya çalışma hayatında ailevi sorumluluklar gündeme geldiğinde bireyler bundan olumsuz etkilenmektedir. Bunlar göz önünde bulundurulduğunda, ailevi sorumluluklar nedeniyle ayrımcılık kavramını kadın-çocuk ekseninde değil geniş anlamda incelememiz gerekmektedir.

Sonuç olarak temel argümanlarımızı şu şekilde özetleyebiliriz:

1-Ailevi sorumluluklar nedeniyle ayrımcılığın kadına yönelik cinsiyet ayrımcılığını da içeren ama bu ayrımcılıktan çok daha geniş bir kavram olduğu dikkate alınmalıdır.

2-Ayrımcılık sorumlu olunan aile bireyleri nedeniyle, bağlantılı olarak meydana gelmektedir ve temelde bu açıdan problemlidir.

3-Ailevi sorumluluğunun iş hayatındaki veya aile hayatındaki özgürlüğü bireyi alçaltıcı bir şekilde kısıtlıyor olması ayrımcılığın tespiti için kullanılan ölçüt olmalıdır.

4-Türk Hukuku’ndaki kanuni ve anayasal seviyedeki düzenlemeler ve ailevi sorumluluklara ilişkin politikalar ailevi sorumluluklar nedeniyle ayrımcılığın çalışılmasını gerekli ve mümkün kılmaktadır.

Ayrımcılık, devletin adaletine olan güvene ve dolayısıyla bireyin adil bir insan olma çabasına zarar vermektedir. Benzer şekilde ailevi sorumlular nedeniyle ayrımcılık sonucunda fiziksel bakıma ihtiyacı olan bir bebek, engelli bir çocuk veya yaşlı ebeveyn, insaniyet, merhamet ve vefa gibi manevi değerleri özümseme nazarından çıkıp sıkıntı ve arada kalmışlık olarak algılanıyorsa bu aile kurumuna zarar verir. Aile kurumuna olan güveni ve bireyin ailevi ilişkilerini sağlamlaştırma çabasını zedeler. Bu sosyal realiteyi göz önünde bulundurduğumuzda bildirimiz önem kazanmaktadır.

 

KAYNAKÇA

Kitaplar

Fudge, J and Owens, R (2006), Precarious Work, Women, and the New Economy: The Challenge to Legal Norms, Bloomsbury Publishing.

Tanör, B. (1978) Anayasa Hukukunda Sosyal Haklar. May Yayınları

Williams, J (2001), Unbending gender: Why Family and Work Conflict and What to do About It, Oxford University Press

Akademik Makaleler

Bornstein, S (2012) The Law of Gender Stereotyping and the Work Family Conflicts of Men, 63 Hastings Law Journal 1297, 1299-1300.

Çakır, Ö (2008) Türkiye’de Kadının Çalışma Yaşamından Dışlanması, Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, sayı 31 Temmuz – Aralık.

Yenisey, KD (2006) İş Kanunu’nda Eşitlik İlkesi ve Ayrımcılık Yasağı, Çalışma ve Toplum 4: 63-82.

Williams, J and Bornstein, S (2007) Evolution of FReD: Family Responsibilities Discrimination and Developments in the Law of Stereotyping and Implicit Bias, Hastings Law Journal 59, 1311.

Williams, J and Pinto, C (2006) Family responsibilities discrimination: Don’t get caught off guard, Lab. Law. 22, 293.

Raporlar

TC Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü (2018) Engelli ve Yaşlı Bireylere İlişkin İstatistiki Bilgiler, İstatistik Bülteni, Nisan.

 

Davalar

Tuğba Arslan Kararı, AYM, B.No. 2014/256, 25 Haziran 2014.

T.C Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2007/29103, K. 2007/26743

T.C Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.36349, K.20734/2009

Konstantin Martin v. Rusya. Başvuru no. 30078/06. AİHM. 22 Mart 2012. Parag.130

Olysson v. İsveç. Başvuru no. 10465/83. AİHM. 24 Mart 1988.

Vesna Kruškić v. Hırvatistan. Başvuru no. 10140/13. AİHM. 25 Kasım 2014.

Coleman v Attridge Law. C-303/06. ECLI:EU:C:2008:415. 17 Temmuz 2008.

Jackson v. Service Engineering Inc. 96 F. Supp. 2d 873, 874 (S.D. Ind. 2000).

Santiago-Ramos v.Centennial PR. Wireless Corp 217 F.3d 46, 57 (lst Cir. 2000).

Wagner v. Dillard Department Stores Inc 17 Fed. Appx. 141,149 (4th Cir. 2001).

Schultz v.Advocate Health and Hospitals No. 01 C 702 (N.D. Ill. May. 24, 2002).

Walsh v. National ComputerSystems Inc. 332 F.3d 1150, 1154, 1156 (8th Cir. 2003).

Back v. Hastings on Hudson Union Free School District 365 F.3d 107 (2d Cir. 2004).

Washington v. Illinois Department of Revenue 420 F.3d 658 (2005).

İnternet Siteleri

https://www.trthaber.com/haber/turkiye/iste-huzurevlerinde-kalan-kisi-sayisi-293983.html   http://www.ikmagazin.com/n-1279-dogum-sonrasi-is-hayatina-ara-veren-kadinlar-geri-donmekte-zorlaniyor.html

 

 

 

* Louvain Üniversitesi, Hoover Ekonomik ve Sosyal Etik Kürsüsü, Belçika.

[1] Çoçuğa bakım yükümlülülükleri hakkında bakınız: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 185 ve Madde 327.

[2] AİHS Madde 8 https://www.echr.coe.int/Documents/Convention_TUR.pdf

[3] Olysson v. İsveç. Başvuru no. 10465/83. AİHM. 24 Mart 1988.

[4] Vesna Kruškić v. Hırvatistan. Başvuru no. 10140/13. AİHM. 25 Kasım 2014.

[5] 4857 sayılı İş Kanunu Ek Madde 2 – (Ek: 4/4/2015-6645/35 md.)

[6] 4857 sayılı İş Kanunu Madde 74 (Ek fıkra: 29/1/2016-6663/22 md.)

[7] 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu Madde 105.

[8] AİHS Madde 14 https://www.echr.coe.int/Documents/Convention_TUR.pdf

[9] Williams, J (2001), Unbending gender: Why Family and Work Conflict and What to do About It, Oxford University Press; Fudge, J and Owens, R (2006), Precarious Work, Women, and the New Economy: The Challenge to Legal Norms, Bloomsbury Publishing; Çakır, Ö (2008) Türkiye’de Kadının Çalışma Yaşamından Dışlanması, Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, sayı 31 Temmuz – Aralık.

[10] Erkeklerin de ailevi sorumluluklar nedeniyle ayrımcılığa uğrayabileceği ve cinsiyet ayrımcılığı hukuku kapsamında haklarını savunmada engellerle karşılaştıklarına dair bir çalışma için, bakınız: Bornstein, S (2012) The Law of Gender Stereotyping and the Work Family Conflicts of Men, 63 Hastings Law Journal 1297, 1299-1300

[11] Konstantin Martin v. Rusya. Başvuru no. 30078/06. AİHM. 22 Mart 2012. Parag.130

[12] Williams, J and Pinto, C (2006) Family responsibilities discrimination: Don’t get caught off guard, Lab. Law. 22, 293.

[13] Coleman v Attridge Law. C-303/06. ECLI:EU:C:2008:415. 17 Temmuz 2008.

[14] Williams, J and Bornstein, S (2007) Evolution of FReD: Family Responsibilities Discrimination and Developments in the Law of Stereotyping and Implicit Bias, Hastings Law Journal 59, 1311.

[15] Örneğin bakınız: Back v. Hastings on Hudson Union Free School District 365 F.3d 107 (2d Cir. 2004).

[16] Bakınız: Santiago-Ramos v.Centennial PR. Wireless Corp 217 F.3d 46, 57 (lst Cir. 2000).

[17] Bakınız: Wagner v. Dillard Department Stores Inc 17 Fed. Appx. 141,149 (4th Cir. 2001).

[18] Walsh v. National ComputerSystems Inc. 332 F.3d 1150, 1154, 1156 (8th Cir. 2003).

[19] Washington v. Illinois Department of Revenue 420 F.3d 658 (2005).

[20] Jackson v. Service Engineering Inc. 96 F. Supp. 2d 873, 874 (S.D. Ind. 2000).

[21] Schultz v.Advocate Health and Hospitals No. 01 C 702 (N.D. Ill. May. 24, 2002).

[22] İş Kanunu’ndaki eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı hakkında bakınız: Yenisey, KD (2006) İş Kanunu’nda Eşitlik İlkesi ve Ayrımcılık Yasağı, Çalışma ve Toplum 4: 63-82.

[23] T.C Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2007/29103, K. 2007/26743 ; T.C Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.36349, K.20734/2009…

[24] “Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi” 11.06.1985 tarihli 3232 sayılı Yasa ile onaylamıştır.

[25] Tanör, B. (1978) Anayasa Hukukunda Sosyal Haklar. May Yayınları. s 255.

[26] Tuğba Arslan Kararı, AYM, B.No. 2014/256, 25 Haziran 2014, parag. 146.

[27]TC Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü (2018) Engelli ve Yaşlı Bireylere İlişkin İstatistiki Bilgiler, İstatistik Bülteni, Nisan. s 15.

https://eyh.aile.gov.tr/uploads/pages/engelli-ve-yasli-bireylere-iliskin-istatistiki-bilgiler/2018-yili-nisan-ayi-bultenini-bu-baglantiyi-kullanarak-indirebilirsiniz.pdf

[28] Ibid.

[29] https://www.trthaber.com/haber/turkiye/iste-huzurevlerinde-kalan-kisi-sayisi-293983.html

[30] http://www.ikmagazin.com/n-1279-dogum-sonrasi-is-hayatina-ara-veren-kadinlar-geri-donmekte-zorlaniyor.html


Paylaş
İşlem Sonucu