"İnsan Hakları Mücadelesinde Yeni Bir Dil Geliştirilmesinin Gerekli Olduğunu Düşünüyorum ve Yunusun Bu Dilin İnşasında Önemli Bir Yeri Olduğunu Görüyorum. Bu Dil Kavga Dili Değil, Sevgi Dilidir"

19.03.2021

“Yunus’un dili bir muhalefet dili değil, kardeşlik dilidir. Evet, ifade hürriyeti vardır, kırıcı, sarsıcı olsa da, şok edici olsa da katlanmak gerekir ama kırıcı söz söylememek de gerekir. Zira, kırma kimsenin kalbini yapacak ustası yoktur. Yunus’un ifade ettiği üzere “Gönül çalabın tahtı, Çalab gönüle baktı, iki cihan bedbahtı, kim gönül yıkar ise”

“Örgün ve yaygın eğitim sistemimiz Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre ve Mevlana gönüllü insanları yetiştirecek şekilde yeniden yapılandırılmalı, Ahmet Yesevileri, Hacı Bektaşları, Yunusları yetiştiren geleneksel irfan merkezlerimiz yeniden canlandırılmalı, korunmalı, desteklenmelidir.”

TİHEK Başkanı Süleyman Arslan Üsküdar Üniversitesinin düzenlediği Yunus Emre ve Türk Dünyası Sempozyumu’nda açılış konuşması yaptı. Konuşmasında Yunus Emre’nin bir gönül insanı olduğunu vurgulayan Arslan, “Dünyanın kalbi olarak görülen Kabe’yle gönlü karşılaştırdı ve gönül kabesini yeğ tuttu. Onun gönül gözünde gönül bir aynaydı. Sevgilinin tecelli ettiği bir sırça saraydı. Aşkın mekanıydı” dedi.

İnsan hakları mücadelesinde yeni bir dil geliştirilmesinin şart olduğunu belirten Arslan, bu dilin Yunus dili olması gerektiğini vurguladı. Yunus Emre’nin Anadolu’da Haçlı seferlerinin, istilâların, isyanlar ve yerleşme sıkıntıları ile çeşitli sosyal rahatsızlıkların ve iç huzursuzlukların boy gösterdiği bir dönemde birlik ve beraberliğe çağırdığını, “Bölüşürsek tok oluruz, Bölünürsek yok oluruz.” diyerek önemli bir uyarıda bulunduğunu ifade etti. Arslan sözlerine şöyle devam etti:

İnsan hakları mücadelesinde yeni bir dil geliştirilmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum ve Yunusun bu dilin inşasında önemli bir yeri olduğunu görüyorum. Bu dil kavga dili değil, sevgi dilidir. Bu bir muhalefet dili değil, kardeşlik dilidir. Yunus “Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için, Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim” demiştir. Evet ifade hürriyeti vardır, kırıcı, sarsıcı olsa da, şok edici olsa da katlanmak gerekir ama kırıcı söz söylememek de gerekir. Zira, ‘Kırma kimsenin kalbini yapacak ustası yoktur. Yunus’un ifade ettiği üzere ’Gönül çalabın tahtı, çalab gönüle bahtı, iki cihan bedbahtı, kim gönül yıkar ise’. Yine Yunus’un ifadesiyle ’Söz ola kese savaşı, Söz ola bitire başı, Söz ola ağulu aşı, Yağ ile bal ede bir söz’.

Başkan Arslan, kadim medeniyetimizin bir gönül medeniyeti olduğunu, bugün olumsuz manada başımıza ne geldiyse bu medeniyet idealimizden uzaklaşmanın sonucu olduğunu belirtti ve “Sevgi ve merhamet dolu insan-ı kâmil yetiştirme çalışmalarını geri planda tutmakla hata yapıyoruz. Bir an önce tüm dikkatimizi insan onurunun korunduğu, sevgi ve merhametin hâkim olduğu ilişkiler ve merhametli nesiller için çabalamaya hasretmemiz şarttır. Örgün ve yaygın eğitim sistemimiz Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre ve Mevlana gönüllü insanları yetiştirecek şekilde yeniden yapılandırılmalı, Ahmet Yesevileri, Hacı Bektaşları, Yunusları yetiştiren geleneksel irfan merkezlerimiz yeniden canlandırılmalı, korunmalı, desteklenmelidir. Yeni nesillerimiz dünyayı şiddet yerine sevgi ve merhamet ile doldurmalıdır.” dedi.

Başkan Arslan konuşmasında Yunus’un da değer verdiği Türkçenin de bir dünya dili haline getirilmesi gerektiğini belirterek  “Yaklaşık 12 milyon kilometrekarelik bir coğrafyada, 250 milyonu tek millet, tek yürek, tek bilek yapan Türkçemiz dünyada en çok konuşulan beşinci büyük dildir. Bugün 35 ayrı ülkede ya ana dil, ya ikinci dil, yahut yabancı dil olarak Türkçe ile anlaşılabiliyor. Vatanları, bayrakları, devletleri ayrı olan yüzlerce milyon insanı aynı gönül paydasında buluşturan Türkçedir. Öncelikle de Türk Keneşinde ortak kullanımı artırmalı, İslam İşbirliği Teşkilatında da Türkçenin resmi diller arasına alınmasına yönelik adım adım gelişen çalışmalar yapmalıyız” diye konuştu.

Haberin Fotoğrafları


Paylaş:
İşlem Sonucu