Yunanistan’da Kalan Çocuklarına Kavuşan Afgan Aileden TİHEK’e Teşekkür Ziyareti

05.06.2020

Türkiye’nin sınırlarını mültecilere açmasının ardından Meriç Nehri’ni aşarak Yunanistan’a geçtikleri sırada Yunan polisinin müdahalesi sonucu çıkan kargaşada ayrı kaldığı iki çocuğuna, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun girişimleri sayesinde kavuşan Afgan uyruklu Şefika Nazari, Başkan Süleyman Arslan’a teşekkür ziyaretinde bulundu.

Aileyi makamında kabul ettikten sonra açıklamalarda bulunan TİHEK Başkanı Süleyman Arslan, Türkiye’nin sınır kapılarının açmasının ardından düzensiz göçmen ve sığınmacıların Edirne sınırına yöneldikleri ve farklı noktalardan sınırı geçtikleri sırada kendisi ve heyetinin de Edirne’ye giderek bu hareketliliği izlediğini söyledi.

Ziyaretlerinin ardından 4 Nisan 2020 ’de Afgan anne Şefika Nazari’ nin TİHEK’ e başvurarak 3 yaşındaki kızı Elif Naz ve oğlu Ferit Ahmet’in orada mahsur kaldığını bildiren bir başvuru yaptığını belirten Arslan, Kurum olarak harekete geçtiklerini ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Dışişleri Bakanlığı, BM Yüksek Komiserliği Yunan makamları, UNICEF ve Afganistan Büyükelçiliği gibi birçok kurumla iletişime geçtiklerini ifade etti.  Arslan, konunun medyanın gündemine gelmesinin ardından Avrupa Komisyonu Göç Mülteciler ve Yerinden Edilmiş Kişiler Komisyonu üyesi Serap Yaşar’ın da konuyu komisyonunun gündemine getirdiğini belirtti.

Kızılay’ın da katkılarıyla olaydan 75 gün sonra çocukların aileye Edirne Pazarkule sınır kapısında teslim edildiğini söyleyen TİHEK Başkanı Arslan, “Bu tekil bir olaydır. Bu ailenin birliği yeniden tesis edilmiştir. Ancak buna benzer on binlerce olay var. Buna benzer travmatik vakaların canlı tutulması insanlık adına önemlidir” diye konuştu.  

Arslan ayrıca Yunan makamlarının ailenin mağduriyetini gidermekte yavaş davranmasını da eleştirerek, “Bu olay hemen gün geçmeden çözülmesi gerekirken çözülmedi. Büyük ilişkileri devreye sokarak hareket etmek zorunda kaldık. Bizzat Yunanistan devletinin bu ve buna benzer olaylarda makamlara gerekli bilgileri vermesi gerekirdi” diye konuştu.

Arslan benzer vakaların önüne geçebilmek adına aşağıdaki önerilerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı:

  • Statülerine bakılmaksızın tüm mülteci ve göçmen çocuklara en yüksek koruma sağlanmalıdır.
  • Çocuk göçmen ve mültecilerin temel hak ve ihtiyaçları karşılanmalı ve çocuklar hiçbir şekilde gözaltına alınmamalıdır.
  • Mülteci ve göçmen çocuklar mümkün oldukça aileleri ile birlikte yerleştirilmelidir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 22. maddesine uygun olarak birbirinden ayrılmış mülteci ve göçmen aileleri bir araya getirmek için her çaba gösterilmedir.
  • Bir göçmen veya mülteci çocuğun kaybolması durumunda, ebeveynler, aile üyeleri ve arkadaşlara çocuk koruma kurumları ve polisle iletişime geçecek gerekli bilgi ve araçlar verilmelidir.
  • Çocuk mülteci ve göçmenlere ayrıca, çocuk koruma kurumları veya polis ile iletişime geçme durumları olduğunda bunu yapabilmeleri için gereken bilgi ve imkân verilmelidir.
  • Polis ve çocuk koruma kurumları kayıp çocuk mülteci ve göçmen vakalarına cevap verecek şekilde eğitilmelidir.
  • Okullar, kabul merkezleri ve mülteci ve göçmen çocukların barınmasından ve ihtiyaçlarının karşılanmasından sorumlu olanlar, çocuk kaybolduğunda çocuk koruma kurumları ve polisi hemen bilgilendirmelidir.
  • Göçmen ve mülteci çocukların kaybolmalarıyla ilgili araştırmalar desteklenmelidir.
  • Çocuklar dâhil olmak üzere mülteci ve göçmenlerden kayıp mülteci ve göçmen çocuk sorununa karşılık olarak gelen geri bildirimler, ulusal insan hakları kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinin yardımı ile uygun, kullanılabilir ve güvenli bir şekilde dikkate alınır. Bu göç ve mülteci statüsü prosedürlerini geciktirmemeli, engellememeli ve olumsuz etkide bulunmamalıdır.
  • Ulusal ve bölgesel medya, mülteci ve göçmen çocukların kaybolması ile ilgili duruma karşı uyarılmalıdır. Basılı, görsel-işitsel ve sosyal ağlar da dâhil olmak üzere ulusal ve bölgesel medya, mülteci ve göçmen çocukların ortadan kaybolması ile ilgili duruma karşı uyarılmalı ve dağıtılan bilginin polis prosedürlerine veya kişisel mahremiyet hakkına müdahale etmemesi temin edilerek, kayıplar hakkında farkındalık sağlanmalı ve kayıp çocukların bulunmasına yardım etmek için uygun eylemler başlatılmalıdır. Parlamenter Asamble, ailelerin birleşmesi amacıyla kayıp çocukların aranması ve kayıpların engellenmesine yönelik iyi uygulama veri tabanını çeşitli medya kaynakları aracılığıyla yayımlayarak örnek teşkil etmelidir.
  • Çocuk mülteci ve göçmenlerin kaybolmasını engellemek için kolluk ve adli makamlar arasında uluslararası işbirliği artırılmalıdır.
  • Kaybolan çocuk mülteci ve göçmenler, Interpol’ün sarı bültenine dâhil edilmeli ve Schengen Bilgi Sisteminde ihbar konusu yapılmalıdır.
  • Mülteci ve göçmen çocukların kaybolmasını engellemek için gerekli mali fonlar sağlanmalıdır.
  • Belgesiz göçmen çocukların yetkililerle ilk temasında etkin ve uygun bir yöntemle kayıtları yapılmalıdır.
  • Fiziksel ve zihinsel engeli kendisini ifade etmesini engelleyen çocuklar dâhil bilhassa özel ihtiyaçları olan belgesiz mülteci ve göçmen çocuklara uygun tıbbi ve psikolojik bakım verilmelidir.
  • Mülteci ve göçmen aileleri birleştirmek amacıyla, ebeveynlerin veya diğer aile üyelerinin bulunması için aktif araştırma yapılmalıdır.
  • Kabul tesisleri korunaklı ve açık olmalıdır.
  • Avrupa Birliği ve BM ortadan kaybolmaları önlemek için teknik ve mali yardım sağlamalı ve ayrılmış mülteci ve göçmen ailelerin aile birleşimini kolaylaştırmalıdır.
  • Kız çocukları kaçakçılığa ve cinsel istismara karşı çok korumasız olduğundan, kaçma riski olan kız çocuklarının korunmasına özel dikkat gösterilmelidir. Cinsiyete duyarlı politikalar geliştirilmeli ve cinsiyete duyarlı tesisler mesela ayrı ve güvenli konutlar, çocuk mülteci ve göçmenler için hazır edilmelidir.
  • Refakatsiz çocuk mültecilere ve göçmenlere vasi atanmalıdır ve atanan vasilere, çocuk kaybolduğunda hemen çocuk koruma hizmetleri ve polisle bağlantı kurmaları için etkin ve kolay erişilebilir bir mekanizma (yardım hatları gibi) sağlanmalıdır.
  • Kayıp çocukları bulmaya yardım eden sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları engellenmemeli, yanlış kullanılmamalı ve desteklenmelidir.
  • Kayıp çocuk mülteci ve göçmenler meselesinin ulusal makamlar nezdinde daha fazla dikkat ve çaba gerektirmektedir. Uluslararası, ulusal ve bölgesel medya, kayıp çocuklar sorununun boyutu ve önemi konusundaki farkındalığı arttırmak ve kayıp göçmen ve mülteci çocukları bulmak ve bulunduklarında korunmalarına yardımcı olmak için çaba sarfetmelidir.
  • Ulusal parlamentolar, kayıp mülteciler ve göçmenler hakkında, özellikle çocuklara odaklanan bir parlamenter komiser veya genel raportör atamalıdır. Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı ortadan kaybolmaları mümkün olduğunca önlemek için teknik ve mali yardım sağlamalı ve ayrılmış mülteci ve göçmen ailelerin aile birleşimini kolaylaştıracak çalışmalar yapmalıdır.
  • Göçmen ve mülteci çocukların kaybolmasını engelleyecek başarılı stratejilerin oluşturulması için polis dâhil ilgili ulusal ve bölgesel yetkililer arasında hukuki yardım ve sınır aşan iş birliği yaşamsal unsurlardır. Bu iş birliğine pratik destek, örneğin, Interpol, Europol, Frontex, Kızılay ve Kızılhaç  gibi teknik kuruluşlar ile sivil toplum kuruluşları tarafından sağlanmalıdır. Europol, Interpol ve Frontex’in kayıp çocukları bulmak konusundaki araçları güçlendirilmeli ve etkinlikleri mali, teknik ve personel desteği ile artırılmalıdır.

TİHEK Başkanı Arslan’ın ardından söz alan anne Şefika Nazari ise “Çocuklarım orada tam 75 gün kaldılar. Sayın Başkanımızdan ve Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumundan Allah razı olsun. Çok çalıştılar. Göç İdaresi, BM, milletvekilimiz Sayın Serap Yaşar’a da çok teşekkür ederim. Bizi çocuğumuza kavuşturdular. Herkes çocuğuna kavuşsun. Orada çok sayıda çocuk, aile bu şekilde kayboluyor. Ben kavuştum. Allah herkesi kavuştursun“ diye konuştu.

Yunanistan’daki mülteci kampında tam 75 gün kardeşiyle birlikte zor koşullar altında yaşayan 21 yaşındaki Ferit Nazari de “Başkanımız ve tüm Türk yetkililere teşekkür ediyorum. Yunanistan tarafına geçmeye çalışırken Yunan Polisi ile yaşanan arbedede ailemizi kaybettik ve Yunan tarafında kaldık. Orada kampta kaldık. Oradaki şartlarımız çok iyi değildi. Yunanistan’da yaşadıklarımızdan sonra kardeşim hala geceleri korkuyor, uyuyamıyor. Polis görünce kaçıyor. ‘Beni alır götürürler’ diyor” şeklinde konuştu.

 

 

Paylaş:
İşlem Sonucu