Aslıhan KABADAYI

 

 

Türkiye’de Aile Yapısının Toplumsal Cinsiyet Bakış Açısı ile İncelenmesi

 

Analysis of Family Structure in Turkey by Gender Perspective

 

Aslıhan KABADAYI*

 

ÖZET

 

Toplum kavramı,  genellikle değişim olgusuyla açıklanmaktadır. Kırsal nüfusun ve tarımsal üretimin belirleyici olduğu tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş süreci, insanlık tarihindeki en köklü dönüşümlerinden biridir. Ülkemizde bu süreç, özellikle 1950’lerden sonra hızlı bir şekilde yaşanmaya başlamıştır. 1950 yılında nüfusun %75’i belde veya köylerde, %25’i il veya ilçe merkezlerinde yaşarken 2018 yılında belde veya köylerde yaşayanların oranı %7,7, il veya ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı ise %92,3 olmuştur. Bu dönüşümün ekonomik ve sosyal yönleri olduğu kadar kültürel sonuçları da önem taşımaktadır. Ayrıca, son zamanlarda yaygınlaşan kitle iletişim araçlarının kültürel etkileri de göz önünde bulundurulacak olunursa tüm dünya ile birlikte ülkemizin de hızlı bir dönüşüm süreci içerisinde olduğunu söylemek mümkündür.

 

Hızlı toplumsal değişim süreci karşısında bireyler ve aile kurumu, bu hızlı değişime ayak uydurmada zaman zaman sorunlar yaşamakta,  ailedeki değişimler ve sorunlar diğer alanlara da yansımakta ve bazı sosyal problemlerin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle, özellikle toplum hayatının en temel birimlerinden birini oluşturan aile yapısı ve sorunlarıyla ilgili bilimsel verilerin toplanması, toplumsal değişim süreci içinde ortaya çıkan problemlerle ilgili önlemlerin alınması ve sağlıklı politikaların oluşturabilmesi açısından önem taşımaktadır.

 

Türkiye’deki ailelerin yapısını, bireylerin aile ortamındaki yaşam biçimlerini ve bireylerin aile hayatına ilişkin değer yargılarını tespit etmek amacıyla, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı işbirliği ile Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından ilki 2006 yılında ikincisi 2016 yılında Aile Yapısı Araştırması (AYA) yürütülmüştür. Bu çalışmanın amacı, TÜİK tarafından yürütülen Aile Yapısı Araştırması sonuçlarına göre; Türkiye’de evlilik ve boşanma, hanehalkı ilişkileri, çocuk ve çocuğa yaklaşım, aile ve toplum hayatına ilişkin algılar ve yaşlılık konularını toplumsal cinsiyet bakış açısı ile ele almak ve zaman içerisindeki değişimini incelemektir.

 

Anahtar kelimeler: Hanehalkı, aile yapısı, toplumsal cinsiyet, evlenme, boşanma.

 

*TÜİK, Demografi İstatistikleri Daire Başkanlığı, TÜİK Uzmanı, 

(TurkStat, Demographic Statistics Department, TurkStat Expert)

 

ABSTRACT

 

The concept of society is often explained by the phenomenon of change. The transition process from the agricultural society to the industrial society, which is the determinant of the rural population and agricultural production, has been one of the most radical transformations in human history. This process in our country, began to be experienced fast especially after the 1950s. While 75% of the population lived in towns or villages and 25% in province or district centers in 1950, the proportion of people living in towns or villages in 2018 was 7,7% and those living in province or district centers were 92,3%. The cultural consequences as well as the economic and social aspects of this transformation are important. In addition, considering the cultural effects of the mass media, it is possible to say that our country is in a rapid transformation process with the whole world.

 

In the face of the rapid process of social change, individuals and family institutions have problems from time to time to keep up with this rapid change, changes and problems in the family are reflected in other areas and may cause some social problems. For this reason, collecting scientific data on the family structure which constitutes one of the most basic units of community life and its problems, is important in terms of taking measures related to the problems occurring in the process of social change and creating healthy policies.

 

Family Structure Survey (FSS) was conducted by Turkish Statistical Institute (TurkStat) to identify the structure of families, life style of individuals in the family environment and values of individuals regarding family life in Turkey in 2006 and 2016 with the cooperation of Ministry of Family, Labour and Social Services. In this study, it is aimed to analyze marriage and divorce, intrafamilial relations, child and approaches toward children, perceptions on family and community life and elderliness by gender perspective and explain changes over time according to the results of the Family Structure Survey conducted by TurkStat.

 

Keywords: Household, family structure, gender, marriage, divorce.

 

 

  1. GİRİŞ

 

Bireylerin hayatlarına yön veren ve toplumların devamlılığını sağlayan, değer yargılarının ve davranışların şekillenip kuşaktan kuşağa dönüşerek aktarıldığı bir kurum olarak aile, toplum bilim araştırmalarının önemli bir öznesidir.

 

Toplum hayatının en temel birimlerinden birini oluşturan aile yapısı ve sorunlarıyla ilgili bilimsel verilerin toplanması, toplumsal değişim süreci içinde ortaya çıkan problemlerle ilgili önlemlerin alınması ve sağlıklı politikaların oluşturabilmesi açısından önem taşımaktadır (AYA El Kitabı, TÜİK, 2016).

 

Türkiye genelini temsil eden aile temalı araştırmaların azlığından kaynaklanan veri ve bilgi eksikliğinin giderilmesi maksadıyla Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu işbirliğiyle 2006 ve 2016 yıllarında “Aile Yapısı Araştırması” yürütülmüştür. Resmi İstatistik Programı’nda yer alan ve beş yılda bir tekrarlanan Aile Yapısı Araştırması, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın sorumluluğunda bir çalışmadır.

 

2006 ve 2016 yıllarında yürütülen araştırmalar ile Türkiye’de ailelerin hanehalkı özellikleri, evlilik, aile içi ilişkiler, akrabalık ilişkileri, çocuk, yaşlılık sosyal turum, davranış ve beklentiler hakkında bilgilerin toplanması, bunların çeşitli değişkenler açısından analiz edilmesi ve zaman içindeki değişimin belirlenebilmesine imkan sağlayacak verilerin elde edilmesi hedeflenmiştir.

 

Çalışmada, 2016 yılında yürütülen Aile Yapısı Araştırması sonuçları evlilik ve boşanma, hanehalkı ilişkileri, çocuk ve çocuğa yaklaşım, aile ve toplum hayatına ilişkin algılar ve yaşlılık başlıkları altında toplumsal cinsiyet bakış açısı ile ele alınacaktır. Toplumsal cinsiyet kavramı, kadın erkek eşitsizliğinin biyolojik farklılıkların bir sonucu olmak yerine, toplumsal kurgu sonucu belirlendiği iddiası üzerine kurulur. Toplumsal cinsiyet, kültürel ve sosyal olarak belirlenen cinsiyet rollerine karşılık gelerek biyolojik cinsiyetten farklılaşmaktadır. Toplumsal cinsiyet rolleri, toplumda kadınlık ve erkekliğe ilişkin toplumsal kurguya bağlıdır. Diğer deyişle, toplumsal cinsiyet, zaman ve coğrafya bağlamını göz önüne alarak, kadın ve erkeklere yönelik toplumsal beklentiler, kadın ve erkeklerin davranış kalıpları, aile ve toplumsal hayattaki sorumlulukları ve kaynak, sorumluluk ve engelleri deneyimleme pratikleriyle ilişkilidir. Bu açıdan toplumsal cinsiyet, kadın ve erkeklerin yaptıkları iş ve sorumlulukları belirlediği kadar onların ulaşabileceği kaynakları ve/veya deneyimledikleri zorlukları, engelleri de belirlemektedir (TAYA Tespitler, ASPB, 2014).

 

Bu kapsamda, öncelikle 2016 yılı Aile Yapısı Araştırması metodolojisi ve alan uygulaması anlatılacak, daha sonra araştırma sonuçları, toplumsal cinsiyet rolleri ve toplumsal cinsiyet dinamikleri bakımından incelenecektir. 

 

  1. AİLE YAPISI ARAŞTIRMASI

 

Çeşitli sosyal bilim dalları ve bu bilimlerin alt çalışma alanlarında aile ve aile ile yakından ilgili olan evlilik, akrabalık, bireyler arası etkileşim gibi konularda çok sayıda kuramsal ve uygulamalı çalışmalar yapılmıştır.

 

Bu alanda, kamu kurumlarınca da yapılan bazı önemli araştırmalar bulunmaktadır. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü (HÜNEE) tarafından 1968 yılında gerçekleştirilen “Aile ve Nüfus Araştırması”, Türkiye’de doğrudan aile yapısını konu edinen ve ülke genelini kapsayan ilk araştırma olma özelliğine sahiptir.

 

Devlet Planlama Teşkilatı tarafından 1992 yılında yayımlanan “Türk Aile Yapısı Araştırması”, Türkiye’de ülke genelinde doğrudan aile yapısına ilişkin verileri toplamak üzere yapılmış ikinci araştırma niteliğindedir.

 

Bu çalışmaların yanı sıra, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da aile konusu ile ilgili çeşitli araştırmalar yapmıştır. Bunlardan bazıları şu şekilde sıralanabilir:

  • Gecekondularda Aileler Arası Geleneksel Dayanışmanın Çağdaş Organizasyonlara Dönüşümü
  • Sosyo-Kültürel Değişme Sürecinde Türk Ailesi
  • Televizyon ve Aile
  • Aile İçinde ve Toplumsal Alanda Şiddet
  • Mesleklere Göre Aile Araştırması Olarak: İşçi Ailesi
  • Akraba Evliliğinin Kültürel Nedenleri-Ankara Örneği
  • Yaşlı ve Aile Araştırması ( Ankara Örneği)
  • Aile Yapısı Araştırması
  • İnternet Kullanımı ve Aile
  • Türkiye’de Boşanma Nedenleri Araştırması
  • Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması
  • Türkiye Ergen Profili Araştırması
  • Türkiye’de Aile Değerleri Araştırması
  • Tek Ebeveynli Aileler Araştırması
  • Ülkemizde Yaşlılık Dönemine İlişkin Beklentiler Araştırması
  • Türkiye’de Evlilik Tercihleri Araştırması

Ayrıca, TÜİK tarafından yürütülen nüfus sayımları ve hanehalkı araştırmalarından aile yapısına ilişkin veriler elde edilmekte ve Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi aracılığı ile elde edilen idari kayıtlardan hanehalkı tipleri belirlenmektedir. TÜİK tarafından yürütülen hanehalkı araştırmalarından başlıcaları şu şekilde sıralanabilir:

  • Genel Nüfus Sayımları
  • Yaşam Memnuniyeti Araştırması
  • Zaman Kullanım Araştırması
  • Aile Yapısı Araştırması
  • Hanehalkı İşgücü Araştırması
  • Hanehalkı Bütçe Araştırması
  • Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması
  • Türkiye Sağlık Araştırması
  • Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması
  • Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması
  • Kazanç Yapısı Araştırması
  • Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları
  • Hayati İstatistikler (Doğum, Ölüm, Evlenme, Boşanma, İntihar İstatistikleri)

 

Özetle, Türkiye’de ülke genelinde yapılan ve doğrudan aile yapısı ve sorunlarını ele alan araştırmaların oldukça az sayıda olması, bu çalışmalara ait bilgilerin güncelliğini yitirmesi, bu alanda yeni verilerin elde edilmesine ihtiyaç duyulması nedeniyle 2006 yılında TÜİK ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı işbirliği ile Aile Yapısı Araştırması’nın gerçekleştirilmesi ve bu araştırmanın Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinatörlüğünde her 5 yılda bir tekrarlanması planlanmıştır. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından koordine edilen ve şimdiye kadar üç kez tekrarlanan Aile Yapısı Araştırmaları aşağıda kısaca anlatılmaktadır.

2.1. 2006 Aile Yapısı Araştırması

 

2006 yılı Aile Yapısı Araştırması’nın soru formu Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı ve TÜİK tarafından birlikte tasarlamış olup örneklem tasarımı ve saha uygulaması TÜİK tarafından gerçekleştirilmiştir.

 

Aile Yapısı Araştırması’nın alan uygulaması 10 Haziran - 08 Ağustos 2006 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmanın kapsamı, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan tüm yerleşim yerlerinde ikamet eden hanehalklarıdır. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan hanelerde yaşayan 18 ve daha yukarı yaştaki fertler araştırmada kapsanmıştır.

 

Araştırmanın örnek büyüklüğü, Türkiye toplam, Türkiye kent/ kır, İstatistiki Bölge Birim Sınıflaması (İBBS) Düzey 1 (12 coğrafi bölge) ve üç seçilmiş il (İstanbul, İzmir Ankara) bazında tahmin verebilecek şekilde 14 380 hane olarak tasarlanmıştır. 2006 yılı Aile Yapısı Araştırması alan uygulaması, örnek hanehalkı adreslerinde yaşayan 18 ve daha yukarı yaşlardaki tüm fertlerle tablet bilgisayarlar aracılığı ile yüz yüze görüşme yöntemiyle gerçekleştirilmiştir.

 

2.2. 2011 Aile Yapısı Araştırması

 

İkincisi, 2011 yılında yapılan Aile Yapısı Araştırması’nın araştırma tasarımını Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve alan uygulamasını ANAR Ankara Sosyal Araştırmalar Merkezi Ltd. Şti gerçekleştirmiştir.

 

Araştırmanın alan uygulaması, 23 Ağustos – Ekim 2011 tarihleri arasında yüz yüze görüşme tekniği ile kağıt ortamında soruların derlenmesi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nihai örnekleme birimi, hanehalkı ve seçilen hanehalklarındaki 18 ve daha yukarı yaşlardaki tüm fertlerdir.

Araştırmanın örneklem büyüklüğü, Türkiye toplam, Türkiye kent/ kır, İBBS Düzey 1 ve üç seçilmiş il (İstanbul, İzmir Ankara)  temsil edecek şekilde ve ikame prensibi uygulanmadan 16 500 hane olarak tasarlanmıştır.

 

2.3. 2016 Aile Yapısı Araştırması

 

2016 yılında üçüncü kez tekrarlanan Aile Yapısı Araştırması, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve TÜİK arasında yapılan protokol kapsamında işbirliği içinde gerçekleştirilmiştir.

 

2.3.1 Pre-test Çalışması

 

2016 yılı Aile Yapısı Araştırması’nın soru formunun geliştirilmesi aşaması, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, TÜİK, Strateji ve Bütçe Başkanlığı uzmanları ve akademisyenlerin ortak çalışmasıyla gerçekleştirilmiştir.

 

Geliştirilen taslak soru formunun pre-test uygulaması, 21-31 Aralık 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Pre-test çalışması ile, taslak soru formunda yer alan sorulardaki anlatım ve soru akışlarındaki bozukluklar, görünüm veya yönergelerdeki hatalar, cevaplayıcının isteksizliği veya yetersizliğinden kaynaklanan sorunlar ve cevaplayıcıların sorulara verdikleri tepkiler test edilmiştir. Aynı zamanda, soru formu için ortalama görüşme uzunluğu belirlenerek veri derleme çalışmalarında kullanılacak anketör sayısı ve alan uygulama süresi planlanmıştır.

 

2.3.2. Uygulama Yöntemi

 

2016 yılı Aile Yapısı Araştırması’nda, örnek hanehalkı adreslerinde yaşayan 15 ve daha yukarı yaşlardaki fertlerle yüz yüze görüşme yöntemiyle veri toplanmıştır. Uygulama, bilgisayar destekli kişisel görüşme (CAPI) yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Bu yöntem gereği, anketörler haneleri ziyaretleri esnasında, taşınabilir bilgisayarlarında kayıtlı olan veri giriş programını kullanarak soruları hanehalkında bulunan fertlere yöneltmekte ve aldıkları cevabı, doğrudan bilgisayara kaydetmektedir.

 

2.3.3. Kullanılan Soru Formu

 

Araştırmada, hanehalkı üyesi fertlerinin temel özelliklerinin (cinsiyet, yaş, medeni durum vb.) sorgulandığı “Hanehalkı Fertlerinin Temel Özellikleri” soru kağıdı, hane bilgilerinin (konut özellikleri, gelir ve yardım, hanehalkı davranışları vb.) sorgulandığı “Hanehalkı Soru Formu” ve göç, istihdam ve gelir, evlilik ve boşanma bilgileri, aile içi ilişkiler, aile yaşamı konusunda eğilimler, akraba ve komşularla ilişkiler, günlük yaşam ve kültürel faaliyetler, eğilimler ve yaşlılığa ilişkin eğilim ve bilgilerin sorgulandığı 15 ve üzeri yaştaki fertlere uygulanan “Fert Soru Formu” olmak üzere üç temel soru kağıdı kullanılmıştır.

 

2.3.4. Örnekleme Planı

 

Kapsam: Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan kurumsal olmayan sivil nüfus kapsamındaki tüm 15+ yaştaki nüfus kapsam dahilindedir.

 

Kurumsal nüfus olarak tanımlanan okul, yurt, otel, çocuk yuvası, huzurevi, hastane ve hapishanede bulunanlar ile kışla ve ordu evlerinde ikamet edenler kapsanmamıştır.

 

Tahmin Düzeyi ve Örneklem Hacmi: Araştırmanın örneklem büyüklüğü İBBS Düzey 1 toplamları ve üç seçilmiş il (İstanbul, İzmir, Ankara) toplamları bazında tahminler üretecek şekilde hesaplanmıştır. Hesaplanan örneklem hacmi 20 580 hanehalkıdır. Örneklem hacmi hesaplanırken cevapsızlık durumu da göz önüne alındığından araştırmada hanehalkı ve fert için ikame kullanılmamıştır.

 

Örnek hacmi dağıtımı İBBS Düzey 1 toplamları ve üç seçilmiş il düzeyinde karekök dağıtımı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. İstanbul tek başına bir Düzey 1 bölgesi olduğundan, bu işlem toplam 14 tasarım tabakası üzerinden gerçekleştirilmiştir.

 

Örnekleme Yöntemi: Araştırmanın örnekleme yöntemi 2 aşamalı tabakalı küme örneklemesidir. Kent yerleşim yerleri ile kır yerleşim yerleri için yaklaşık 100 adres ihtiva edecek şekilde kümeleme yapılmıştır. Birinci aşamada, toplam 2 058 küme seçilmiştir. Kümeler her bir tasarım tabakasından büyüklüğüne orantılı olasılıklı seçim yöntemi kullanılarak seçilmiştir. Her bir kümede yer alan adres sayısı küme büyüklüğünü oluşturmuştur.

 

İkinci aşamada ise her bir seçilmiş küme içinden 10’ar hanehalkı sistematik olarak seçilmiştir. Araştırma, seçilmiş hanehalklarındaki tüm 15+ yaştaki fertlere uygulanacak şekilde planlanmıştır.

 

2.3.5. Alan Uygulaması

 

2016 yılı Aile Yapısı Araştırması’nın alan uygulaması TÜİK Bölge Müdürlükleri (26 bölge) aracılığı ile 1 Haziran – 26 Eylül 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Öncelikle, örnek hanede yaşayan 18 ve üzeri yaştaki hanenin sosyo-ekonomik durumu ile ilgili ayrıntılı ve en doğru bilgiye sahip hanehalkı ferdi ile “Hanehalkı Fertlerinin Temel Özellikleri”, “Hanehalkı Soru Formu” ve “Fert Soru Formu” soru formları doldurulmuştur. Daha sonra, hanedeki görüşmelerin tamamlanabilmesi için 15 yaşından büyük hanehalkı üyelerinin tamamı ile görüşülmüştür.

 

2016 yılı alan uygulaması sonucunda 20 580 örnek hane ziyaret edilmiş ve 17 239 örnek hanede yaşayan 15 ve daha üzeri yaştaki 35 475 birey ile görüşme sağlanmıştır. 

 

  1. BULGULAR

 

Bu bölümde, 2016 yılı Aile Yapısı Araştırması sonuçları, evlilik ve boşanma, hanehalkı ilişkileri, çocuk ve çocuğa yaklaşım, aile ve toplum hayatına ilişkin algılar ve yaşlılık başlıklarında toplulaştırılarak toplumsal cinsiyet bakış açısı ile ele alınmıştır.

 

3.1. Evlilik ve Boşanma

 

Bu bölümde araştırma kapsamında evlilik ve boşanma konularında elde edilen veriler yer almaktadır.

 

Araştırma verilerine geçmeden önce Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS)’nden elde edilen verilere göre ülkemizdeki yasal medeni durumun incelenmesinin araştırma sonuçlarını değerlendirmede faydalı olacağı düşünülmektedir.

 

ADNKS sonuçlarına göre; 2018 yılında 15 ve üzeri yaştaki nüfusun yasal medeni durumu incelendiğinde; Türkiye nüfusunun %27,5’inin hiç evlenmediği, %63,2’sinin evli olduğu, %3,9’unun boşanmış olduğu ve %5,5’inin eşinin öldüğü görülmektedir. 2016 yılında ise Türkiye nüfusunun %27,4’ünün hiç evlenmediği, %63,5’inin evli olduğu, %3,6’sının boşanmış olduğu ve %5,5’inin eşinin öldüğü görülmektedir.

 

Yasal medeni duruma göre nüfus oranı, 2016-2018

 

2016 yılı Aile Yapısı Araştırması sonuçlarına göre araştırmaya katılanların beyan ettikleri medeni durumları incelendiğinde ADNKS kayıtları ile benzer bir durum görülmektedir. Araştırmaya katılanların %27,3’ü hiç evlenmediğini, %64,5’i evli olduğunu, %2,7’si boşanmış olduğunu ve %5,5’i eşinin öldüğünü beyan etmiştir.

 

Cinsiyete göre beyan edilen medeni durum, 2016

 

3.1.1 İlk Evlenme Yaşı

 

2016 yılı Aile Yapısı Araştırması sonuçlarına göre; evlilik deneyimi yaşamış 15 ve üzeri yaştaki bireylerin araştırmada beyan ettikleri ilk evlenme yaşları incelendiğinde; Türkiye’de ilk evliliklerin %37,5’inin 20-24 yaş aralığında yapıldığı görülmüştür. Bu yaş aralığından sonra ilk evlilikler en fazla %21,2 ile 25-29 yaş aralığında ve %17,9 ile 18 yaşından önce gerçekleşmiştir.

 

Cinsiyete göre ilk evlenme yaşı, 2016

İlk evlilik yaşı cinsiyete göre incelendiğinde ise; erkeklerin ve kadınların ilk evliliklerini en fazla 20-24 yaş aralığında yaptığı görülmektedir. İlk evliliğini 20-24 yaş aralığında yapan kadınların oranı %34,3 iken bu oran erkeklerde %41,3 olmuştur. Evliliğini 18 yaşından önce yapan kadınların oranı %28,2, erkeklerin oranı %5,6 iken 18-19 yaş aralığında evlenen kadınların oranı %22,8, erkelerin oranı ise %9,9 olmuştur.

 

Araştırma sonuçlarına göre; 18 yaşından önce evlenen kadınların oranının erkelerden 5 kat, 18-19 yaş aralığında evlenen kadınların ise erkeklerden yaklaşık 2,5 kat daha fazla olduğu görülmektedir.

 

3.1.2 Uygun Bulunan ilk Evlenme Yaşı

 

Bireylerin kadın ve erkek için uygun gördükleri ilk evlenme yaşının kaç olduğu incelendiğinde; kadınlar için en uygun ilk evlenme yaşı %46,9 ile 20-24 yaş arası, erkekler için ise %53,9 ile 25-29 yaş arası olarak belirtilmiştir.

 

Araştırma sonuçlarına göre, erkekler için uygun görülen ilk evlenme yaşı kadın için uygun görülen ideal evlenme yaşından daha fazladır. Ayrıca, Türkiye’deki bireylerin %17,9’u 18 yaşından önce ilk evliliklerini yapmış olmalarına rağmen bireylerin sadece %0,2’si erkekler için, %0,4’ü ise kadınlar için uygun gördükleri ilk evlenme yaşını 18 yaş altı olarak belirtmişlerdir.

 

Erkek ve kadın için uygun görülen ilk evlenme yaşı, 2016

3.1.3 Eş ile Tanışma Şekli

 

15 ve üzeri yaşta olup evlilik deneyimi yaşamış bireylerin eşleri ile nasıl tanıştıkları incelendiğinde; ülke genelinde bireylerin %49,8’inin eşleri ile aile ve akraba çevresinden, %28,2’sinin komşu ve mahalle çevresinden, %10,3’ünün ise eşleri ile arkadaş (okul ve iş dışı) çevresinden tanıştıkları görülmektedir.

 

Bireylerin eşleri ile nasıl tanıştıkları cinsiyete göre incelendiğinde ise; erkeklerin %47,8’inin, kadınların ise %51,5’inin eşleri ile aile ve akraba çevresinde tanıştıkları görülmektedir.

 

Cinsiyete göre bireylerin eşleri ile tanıştığı çevreler, 2016

Eş ile tanışma şekli cinsiyete göre değerlendirildiğinde; erkek ve kadınların büyük çoğunluğunun eşleri ile aile ve akraba çevresinden tanıştığı, diğer tanışma türlerinde de her iki cinsiyette oranların birbirine benzer olduğu görülmektedir.

 

3.1.4 Evlilik Kararı

 

Evlilik deneyimi olan bireylerin eş seçimini nasıl yaptıkları incelendiğinde; ülke genelinde ilk evliliklerin %47,8’inin görücü usulü ve kendi rızasıyla, %12,1’inin ise görücü usulü ve kendi görüşü sorulmadan aile kararıyla gerçekleştiği görülmektedir. Eşini kendi kararı ve ailesinin rızası ile seçenlerin oranı %30,2, kendi kararı ve ailesinin rızası dışında evlenenlerin oranı %2,5, kaçma/kaçırılma ile evlenenlerin oranı ise %7 olmuştur.

 

Evli bireylerin eşleri ile nasıl evlendikleri cinsiyete göre incelendiğinde; görücü usulü ve kendi rızası ile evlenen kadınların ve erkeklerin oranı %47,8 ile aynı oranda gerçekleşmiştir. Görücü usulü ve kendi görüşü sorulmadan aile kararıyla evlenen kadınların oranı %14,8, erkeklerin oranı ise %9 olmuştur. Eşini kendi kararı ve ailesinin rızası ile seçen kadınların oranı %27,1, erkeklerin oranı %33,8, kendi kararı ve ailesinin rızası dışında evlenen kadınların oranı %2,6, erkeklerin oranı ise %2,5 olarak görülmüştür.

 

Cinsiyete göre evlilik kararı, 2016

 

Araştırmada görüşülen kadın ve erkekler arasında evlilik kararının veriliş biçiminde farklılıklar olduğu görülmektedir. Erkeklerin kendi seçimleri ile evlenme oranının kadınlardan fazla olduğu, görücü usulü ve kendi görüşü sorulmadan ailesinin kararı ile evlenen kadınların oranının ise erkeklerden fazla olduğu görülmektedir.  

 

3.1.5 Akraba Evliliği

 

15 ve üzeri yaşta olup evlilik deneyimi yaşamış bireylerin eşleri ile akraba olup olmadıkları incelendiğinde; bireylerin %23,2’sinin eşi ile akraba olduğu görülmektedir.

 

Cinsiyete göre son evliliğindeki eşi ile akraba olan ve olmayan bireylerin oranı, 2016

Akraba evliliği yapanların oranı cinsiyete göre incelendiğinde; cinsiyetler arasında bir faklılaşma görülmediği, her iki cinsiyette de akraba evliliği yapanların oranının hemen hemen aynı olduğu görülmektedir.

 

Ayrıca, araştırma kapsamında 15 ve üzeri yaştaki bireylere akraba evliliğini uygun bulup bulmadıkları sorulmuştur. Akraba evliliklerinin uygun bulunma oranı, Türkiye genelinde %15,1’dir. Akraba evliliğini uygun bulma oranı cinsiyete göre incelendiğinde; erkeklerin %15,4’ü, kadınların ise %14,8’i akraba evliliğini uygun bulduğunu beyan etmiştir.

 

Kadın ve erkekler arasında akraba evliliğini uygun bulma konusunda önemli bir farklılaşma gözlenmemektedir. Eşi ile akraba olduğunu belirtenlerin oranı %23,2 iken akraba evliliğini uygun bulanların oranının %15,1 olduğu dikkate alınınca akraba evliliği yapma eğiliminde bir azalma olduğu görülmektedir.

 

3.1.6 Boşanma Nedeni

 

Araştırma kapsamında, en az bir kez boşanmış bireylerin boşanma nedenleri incelendiğinde; Türkiye genelinde en fazla boşanma nedeni, %50,9 ile sorumsuz ve ilgisiz davranma olmuştur. Bunu, %30,2 ile evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama ve %24,3 ile eşlerin ailelerine karşı saygısız davranması sorunu izlemiştir.

 

Boşanma nedenleri cinsiyete göre incelendiğinde; en önemli boşanma nedeni her iki cinsiyette de sorumsuz ve ilgisiz davranma olmuştur. Bu oran, kadınlar için %61,5, erkekler için ise %40,2’dir. Kadınlar için sorumsuz ve ilgisiz davranmadan sonra en önemli boşanma nedenleri %42,6 ile evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama, %36,4 ile dayak/kötü muamele iken erkekler için sorumsuz ve ilgisiz davranmadan sonra en önemli boşanma nedenleri %24,5 ile eşin ailesinin aile içi ilişkilere karışması ve %24 ile eşlerin ailelerine karşı saygısız davranması olmuştur.

 

Cinsiyete göre boşanma nedenleri oranı, 2016

3.2. Hanehalkı İlişkileri

 

Bu bölümde araştırma kapsamında evdeki işlerin kimler tarafından yapıldığı, hanede küçük çocukların gündüz bakımı, hanede karar verme, eşler arasında sorun yaşanan konular ve evli bireylerin eşleri ile anlaşmazlık durumunda eşlerin verdikleri tepkilerle ilgili veriler yer almaktadır.

 

3.2.1 Ev İşlerinin Kimin Tarafından Yapıldığı

 

Hanedeki ev işlerinin genellikle kim tarafından yapıldığı incelendiğinde; evin badana/boyası hariç tüm işlerin genellikle bir hanehalkı ferdi tarafından üstlenildiği görülmüştür. Hanehalkı ferdi tarafından en fazla üstlenilen işler sırasıyla, %98 ile sofranın kurulup kaldırılması, %97,8 ile akşamları çay servisi yapma ve %97,5 ile bulaşık yıkama olmuştur.

 

Hanedeki ev işlerinin genellikle kim tarafından yapıldığı cinsiyete göre incelendiğinde; kadınların yemek yapma, bulaşık yıkama, çamaşır yıkama, ev temizliği ve ütü yapmak gibi sürekliliği olan ev işlerini yaptığı, erkeklerin ise  tamir, boya badana, fatura yatırma gibi başlangıcı ve sonu belli olup görünürlüğü fazla olan işleri yaptığı gözlenmiştir.
Türkiye genelinde yemek yapma işini %91,2 oranında kadınlar yaparken erkeklerin yemek yapma oranı %8,8 olmuştur. Evin boya badana işini %80,4 oranında erkekler yaparken kadınlarda bu oran %19,6’dır.

 

Cinsiyete göre hanedeki işlerden genellikle sorumlu olan kişiler, 2016



Erkekler ve kadınlar arasındaki farklılaşmanın en yüksek olduğu işler kadınlar tarafından yapılan dikiş yapma, ev temizliği, çamaşır yıkama ve yemek yapma konularında görülmüştür.

 

 

 

3.2.2 Hanedeki Küçük Çocukların Gündüz Bakımı

 

Hanedeki 0-5 yaş aralığındaki çocukların gündüz bakımının kim tarafından yapıldığı incelendiğinde; hanelerin %86’sında bakım işini annelerin üstlendiği görülmüştür. Gündüz bakım işini, anneden sonra %7,4 ile en fazla anneanne veya babaanne üstlenmiştir. Bakımın, kreşte veya anaokulunda sağlanma oranı %2,8 iken bakıcı tarafından yerine getirilme oranı %1,5 olmuştur.

 

Hanedeki küçük çocukların gündüz bakımı, 2016

 

3.2.3 Hanede Karar Verme

 

Araştırma kapsamında, bazı belirlenmiş konularda alınacak kararları hanede genellikle kimin aldığı sorgulanmıştır.

 

Cinsiyete göre hanede karar alıcılar, 2016

Hanede alınacak kararları genellikle kimin aldığı, hanede bulunan 15 ve üzeri yaştaki bireyler için cinsiyete göre incelendiğinde; kadınların en yüksek oranda sırasıyla, %78,1 ile ev düzeninde, %58 ile alışveriş konularında ve %56,1 ile komşularla ilişkilerde karar alma önceliğinin olduğu görülmüştür. Erkekler ise %70,6 ile tatil ve eğlence konusunda, %65,9 ile ev seçiminde ve %59,7 ile akrabalarla ilişkiler konularında karar alıcı olmuştur.

 

3.2.4 Eşler Arasında Sorun Yaşanan Konular

 

Evli bireylerin bazı belirlenmiş konularda eşleri ile sorun yaşayıp yaşamadıkları incelendiğinde; eşler arasında en fazla sorun yaşanan konunun %5,9 ile ev ile ilgili sorumluluklar olduğu görülmüştür. En fazla sorun yaşanan diğer konular sırasıyla, %5,4 ile ailece birlikte vakit geçirmeme ve %5,3 ile sigara alışkanlığı olmuştur. Eşler arasında en az sorun yaşanan konular ise sırasıyla, %1 ile eğlence alışkanlıkları ve alkol alışkanlığı ve %1,1 ile arkadaşlar, görüşülen kişiler olmuştur.

 

Seçilmiş konularda evli olanlardan eşi ile sorun yaşayanların oranı, 2016

Evli olanların eşleri ile yaşadıkları sorunlar cinsiyete göre incelendiğinde; kadınların eşleri ile en fazla gelirin yeterli olmaması ve ev ile ilgili sorumluluklarda sorun yaşadıkları, erkeklerin ise eşleri ile en fazla ev ile ilgili sorumluluklarda ailece birlikte vakit geçirmeme konusunda sorun yaşadıkları görülmüştür.

 

3.2.5 Eşler Arasında Anlaşmazlık Olduğu Durumlarda Eşlerinin Verdiği Tepkiler

 

Araştırma sonuçlarına göre; eşler arasında anlaşmazlık olduğunda erkeklerin %75,3’ü, kadınların %66,2’si eşlerine seslerini yükselterek/bağırarak tepki vermiştir. Erkeklerin %55,1’i, kadınların ise %64,2’si eşleri ile anlaşmazlık durumunda sessiz kalmıştır. Eş ile anlaşmazlık durumunda erkeklerin %3,6’sı, kadınların ise %2,4’ü eşlerine fiziksel şiddet uygulamıştır.

 

Cinsiyete göre eşler arasında anlaşmazlık olduğunda erkeklerin verdiği tepkiler, 2016

 

 

 

 

3.3. Çocuk ve Çocuk İle ilgili Düşünceler

 

Bu bölümde araştırma kapsamında ideal çocuk sayısı, tek çocuk sahibi olunsa çocuğun istenen cinsiyeti, çocuk ile ilgili algılar, çocuk ile sorun yaşanan konular ve anne-babaların çocuklarına verdikleri cezalar ile ilgili veriler yer almaktadır.

 

3.3.1 İdeal Çocuk Sayısı

 

Bireylerin şartları uygun olsa kaç çocuk sahibi olmayı istedikleri incelendiğinde; en fazla istenen ideal çocuk sayısı %32 ile 2 çocuk olmuştur. Türkiye genelinde bireylerin %31,4’ü şartları uygun olduğunda 3 çocuk, %18’i 4 çocuk, %14,9’u 5 ve daha fazla çocuk isterken %3,4’ü tek çocuk istediğini, %0,3’ü ise hiç çocuk istemediğini belirtmiştir.

 

Bireylerin şartları uygun olduğunda istedikleri ideal çocuk sayısı cinsiyete göre incelendiğinde; kadınların en fazla istediği ideal çocuk sayısı %33,1 ile 2 çocuk iken erkeklerin en fazla istediği ideal çocuk sayısı %31,6 ile 3 çocuk olmuştur.

 

Cinsiyete göre şartlar uygun olduğunda istenen çocuk sayısı, 2016

 

 

 

3.3.2 Tek Çocuk Sahibi Olunsa İstenen Çocuğun Cinsiyeti

 

Bireylere eğer tek çocuk sahibi olsalardı çocuğun cinsiyetinin ne olmasını istedikleri sorulduğunda, Türkiye genelinde bireylerin %17,6’sı kız çocuk sahibi olmayı istediğini beyan ederken erkek çocuk sahibi olmayı isteyen bireylerin oranı %16,9 olmuştur. Bireylerin %65,5’i ise sahip olunmak istenen çocuğun cinsiyetinin önemli olmadığını beyan etmiştir

 

Cinsiyete göre tek çocuk sahibi olunsa istenen çocuğun cinsiyeti, 2016

Sahip olunmak istenen tek çocuğun cinsiyet tercihi, kadın ve erkekler için incelendiğinde;  kız çocuk isteyenlerin oranı kadınlarda, erkek çocuk isteyenlerin oranı ise erkeklerde daha yüksek olmuştur. Kadınların %23’ü erkeklerin ise %12,1’i eğer tek çocuk sahibi olsalardı kız çocuk tercih ettiklerini beyan etmiştir. Erkek çocuk tercih oranı ise erkeklerde %20,5, kadınlarda %13,5 olmuştur.

 

3.3.3 Çocuk ile İlgili Algılar

 

2016 yılı Aile Yapısı Araştırması sonuçlarına göre; bireylerin çocuk ile ilgili algıları incelendiğinde; Türkiye genelinde bireylerin %92,3’ünün çocuğun anne ve babasına yaşlılığında bakması gerektiğini düşündükleri görülmüştür. Çocuğun eşleri birbirine yakınlaştırdığını düşünen bireylerin oranı %88,1, her ailenin ekonomik durumuna göre çocuk yapması gerektiğini düşünen bireylerin oranı ise %85,3 olmuştur.

 

 

 

 

 

Cinsiyete göre çocuk ile ilgili algılar, 2016

 

Türkiye genelinde bireylerin çocuk ile ilgili algıları incelendiğinde; en büyük farklılaşmanın soyun devamı sadece erkek çocuk ile sağlanır algısında görülmüştür. Erkeklerin %50,9’u soyun devamının erkek çocuk tarafından sağlandığı düşüncesine katıldığını beyan ederken bu oran kadınlarda %38,7 olmuştur.

 

3.3.4 Çocuk ile Sorun Yaşanan Konular

 

Araştırma kapsamında, 6-17 yaş grubunda çocuğu olan bireylerin çocukları ile yaşadıkları sorunlar incelendiğinde; anne ve/ veya babaların çocukları ile en fazla %65,9 ile eğitimini ihmal etme konusunda sorun yaşadıkları görülmüştür. Bunu sırasıyla, %46 ile çocuğun İnternette/bilgisayarda çok fazla oyun oynaması ve %33,3 ile kendi bakımını yapmaması ve odasını toplama gibi görevlerini yerine getirmemesi konuları izlemiştir. Anne ve babaların çocukları ile yaşadıkları sorunların farklılaşmadığı anlaşılmaktadır.

 

Anne ve babalara göre çocuk ile sorun yaşanan konuların dağılımı, 2016

 

3.3.5 Çocuğa Verilen Cezalar

 

Araştırma sonuçlarına göre; anne ve/ veya babaların çocuklarına verdikleri ceza türleri incelendiğinde, en yaygın ceza türünün %76,2 ile azarlama olduğu görülmüştür. Bunu, %48,7 ile İnternet’in yasaklanması ve %40,8 ile TV izlenmesine izin verilmemesi cezaları izlemiştir.

 

Anne ve babalara göre çocuklara verilen cezalar, 2016

Anne ve/ veya babaların çocuklarına verdikleri en az cezanın ise %8,9 ile odaya kapatma cezasının olduğu görülmüştür. Bu cezayı, %14,2 ile harçlığının kesilmesi ve %14,3 ile arkadaşları ile görüştürülmeme cezaları izlemiştir.

 

Çocuklara verilen ceza türleri anne ve baba ayrımında incelendiğinde; annelerin ve babaların çocuklarına verdikleri ceza türlerinin farklılaşmadığı görülmektedir.

 

3.4. Aile ve Toplum Hayatına İlişkin Algılar

 

Bu bölümde, araştırma kapsamında kadının çalışmasına yaklaşım, bireylerin aileleriyle ilgili mutluluk algısı, koruyucu aile olma düşüncesi, evlat edinmeyi isteme ve akraba ve yakınlarını özel durumlarda ziyaret etme sıklıkları konuları ele alınmıştır.

 

3.4.1 Kadının Çalışmasına Yaklaşım 

 

2016 yılı Aile Yapısı Araştırması sonuçlarına göre; kadınların çalışmasını uygun bulanların oranı toplamda %84,9 olup erkeklerde bu oran %78,1, kadınlarda %91,5 olmuştur.

 

Cinsiyete göre kadının çalışmasına yaklaşım, 2016

Kadının çalışmasını uygun bulmayan erkeklerin oranının kadının çalışmasını uygun bulmayan kadınların oranından 2,5 kat daha fazla olduğu görülmektedir.

 

3.4.2 Bireylerin Ailelerinin Mutluluk Düzeyi Hakkındaki Düşünceleri

 

2016 yılı Aile Yapısı Araştırması sonuçlarına göre, 15 yaş ve üzeri yaştaki bireylerin ailelerinin genel mutluluk durumunu nasıl değerlendirdikleri incelendiğinde; %74,4’ünün ailelerini mutlu olarak beyan ettiği, %20’sinin ailesinin mutluluk düzeyini orta bulduğu, %5,7’sinin ise ailesini mutsuz olarak beyan ettiği görülmüştür.

 

Ailelerinin mutlu olduğunu beyan eden kadınların oranının erkeklerden çok az bir oranda fazla olduğu görülmektedir.

 

Cinsiyete göre bireylerin ailelerinin mutluluk düzeyi hakkındaki düşünceleri, 2016

 

3.4.3 Koruyucu Aile Olmayı İsteme

 

Bireylere koruyucu aile olmayı isteyip istemedikleri sorulduğunda; bireylerin %30,4’ü koruyucu aile olmayı istediğini, %53,5’i koruyucu aile olmayı istemediğini, %16,1’i ise koruyucu aile olma hakkında bir bilgisinin olmadığını beyan etmiştir. Koruyucu aile olmayı isteyen erkeklerin oranı %28,2, kadınların oranı ise %32,6 olmuştur.

 

Cinsiyete göre koruyucu aile olmayı isteme oranı, 2016

 

3.4.4 Evlat Edinmeyi İsteme

 

Araştırma sonuçlarına göre; 15 ve üzeri yaştaki bireylere evlat edinmeyi isteyip istemedikleri sorulduğunda, Türkiye genelinde bireylerin %13,2’si evlat edinmeyi istediklerini beyan etmiştir. Evlat edinmeyi isteyen erkeklerin oranı %12,5 iken bu oran kadınlarda %13,8 olmuştur.

 

 

Cinsiyete göre evlat edinmeyi isteme oranı, 2016

 

3.4.5 Akraba ve Yakınların Özel Durumlarda Ziyaret Edilme Sıklıkları

 

2016 yılı Aile Yapısı Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve üzeri yaştaki bireylerin akraba ve yakınlarını seçilmiş bazı durumlarda hangi sıklıkla ziyaret ettikleri incelendiğinde; bireylerin akraba ve yakınlarını en fazla %65,4 ile dini bayramlarda bayramlaşma için ziyaret ettiği görülmüştür.

 

Bayramlaşmadan sonra akraba ve yakınlar en fazla sırasıyla; %61,6 ile başsağlığı için, %59,3 ile düğün, nikah vb. törenlerde, %56,7 ile hasta ziyareti için, %49,5 ile bebeği olan yakınlar için bebek görmede, %47,5 ile kabir/mezarlık ziyaretinde, %46,9 ile askere gidenleri uğurlamada veya karşılamada, %46,8 ile hac veya umre ziyaretlerinde, %45,9 ile ev alan yakınları için ev görmede ziyaret ettikleri görülmüştür.

 

Cinsiyete göre akraba ve yakınların özel durumlarda ziyaret edilme sıklıkları, 2016

Kadınların ev alan yakınlarının evini görme ve bebeği olan yakınlarının bebeğini görme ziyaretlerinin erkeklerden farklılaştığı, erkeklerin ise askere gidenleri uğurlamada veya karşılamada kadınlardan farklılaştığı görülmektedir.

 

 

3.5. Yaşlılık

 

Araştırma kapsamında bireylerin yaşlılığı ile ilgili yaşam tercihleri, yaşlıların gelecekte huzurevinde kalmayı tercih etme nedenleri ve yaşlı bireylerin çocukları tarafından ziyaret edilme sıklıkları ele alınmıştır.

 

3.5.1 Bireylerin Yaşlılığı ile İlgili Yaşam Tercihi

 

Bireylerin kendilerine bakamayacak kadar yaşlandıklarında nasıl yaşamayı düşündükleri sorulduğunda; bireylerin %37,6’sı yaşlandıklarında çocuklarının yanında kalmayı istediklerini belirtti. Diğer en çok tercih edilen yaşlılıktaki yaşam biçimi tercihi sırasıyla, %29,4 ile evde bakım hizmeti almak ve %11 ile huzurevine gitmek oldu. Bireylerin %21,6’sı ise yaşlandıklarında nasıl yaşayacakları hakkında bir fikirlerinin olmadığını belirtti.

 

Cinsiyete göre bireylerin yaşlılığı ile ilgili yaşam tercihi, 2016

 

Bireylerin yaşlılığı ile ilgili yaşam tercihleri cinsiyete göre incelendiğinde; evinde bakım hizmeti almayı isteyen kadınların oranının erkeklerden daha fazla olduğu görülmektedir.

 

3.5.2. Huzurevini Tercih Etme Nedenleri

 

Kendilerine bakamayacak kadar yaşlandıklarında huzurevinde yaşamayı tercih eden bireylerin huzurevinde kalmayı istemelerindeki nedenler incelendiğinde;  en önemli nedenin %54 ile çocuklarına yük olmayı istememeleri olduğu görülmüştür. İkinci en önemli neden, %14 ile huzurevlerindeki imkanların daha rahat olması, üçüncü en önemli neden ise %11,6 ile çocuklarının kendileriyle birlikte yaşamayı istememeleri olmuştur.

 

Cinsiyete göre huzurevini tercih etme nedenleri, 2016

 

3.5.3 Yaşlı Bireylerin Çocukları Tarafından Ziyaret Edilme Sıklığı

 

2016 yılı Aile Yapısı Araştırması sonuçlarına göre;  çocukları ile aynı evde yaşamayan yaşlı bireylerin, çocukları tarafından her zaman veya sıklıkla ziyaret edilme oranının %71,7, bazen ziyaret edilme oranının %20, nadiren ziyaret edilme ya da hiç ziyaret edilmeme oranının ise %8,3 olduğu görülmüştür.

 

Çocukları ile aynı evde yaşamayan yaşlı bireylerin, çocukları tarafından ziyaret edilme sıklığı cinsiyete göre incelendiğinde; cinsiyetler arasında önemli bir farklılaşmanın bulunmadığı görülmektedir.

 

Cinsiyete göre yaşlı bireylerin çocukları tarafından ziyaret edilme sıklığı, 2016

 

  1. SONUÇ

 

Erkekler ve kadınlar ilk evliliklerini en fazla 20-24 yaş aralığında yapmışlardır. 18 yaşından önce evlenen kadınların oranı erkelerden 5 kat, 18-19 yaş aralığında evlenen kadınların oranı ise erkeklerden yaklaşık 2,5 kat daha fazladır.

 

Erkekler için uygun görülen ilk evlenme yaşı kadın için uygun görülen ideal evlenme yaşından daha fazladır. Ayrıca, Türkiye’deki bireylerin %17,9’u 18 yaşından önce ilk evliliklerini yapmış olmalarına rağmen bireylerin sadece %0,2’si erkekler için, %0,4’ü ise kadınlar için uygun gördükleri ilk evlenme yaşını 18 yaş altı olarak belirtmişlerdir.

 

Erkek ve kadınların büyük çoğunluğunun eşleri ile aile ve akraba çevresinden tanışmış olup diğer tanışma türlerinde her iki cinsiyette oranlar birbirine benzerdir. Kadın ve erkekler arasında evlilik kararının veriliş biçiminde farklılıklar bulunmaktadır. Erkeklerin kendi seçimleri ile evlenme oranı, kadınlardan, görücü usulü ve kendi görüşü sorulmadan ailesinin kararı ile evlenen kadınların oranı ise erkeklerden fazladır.

 

Akraba evliliklerinin uygun bulunma oranı, Türkiye genelinde %15,1’dir. Kadın ve erkekler arasında akraba evliliğini uygun bulma konusunda önemli bir farklılaşma gözlenmemektedir. Eşi ile akraba olduğunu belirtenlerin oranı %23,2 iken akraba evliliğini uygun bulanların oranının %15,1 olduğu dikkate alınınca akraba evliliği yapma eğiliminde bir azalma olduğu görülmektedir.

 

Sorumsuz ve ilgisiz davranma en önemli boşanma nedeni olmuştur. Kadınlar için sorumsuz ve ilgisiz davranmadan sonra en önemli boşanma nedenleri evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama, dayak/kötü muamele iken erkekler için sorumsuz ve ilgisiz davranmadan sonra en önemli boşanma nedenleri eşin ailesinin aile içi ilişkilere karışması ve eşlerin ailelerine karşı saygısız davranmasıdır.

 

Hanedeki ev işlerinin kim tarafından yapıldığı incelendiğinde; ev işlerinin geleneksel cinsiyet rollerine göre düzenlendiği görülmüştür. Kadınlar yemek yapma, bulaşık yıkama, çamaşır yıkama, ev temizliği ve ütü yapmak gibi sürekliliği olan ev işlerini yaparken erkekler  tamir, boya badana, fatura yatırma gibi başlangıcı ve sonu belli olup görünürlüğü fazla olan işleri yapmaktadır. Erkekler ve kadınlar arasındaki farklılaşmanın en yüksek olduğu işler kadınlar tarafından yapılan dikiş yapma, ev temizliği, çamaşır yıkama ve yemek yapma konularındadır.

 

Hanede kararların kimler tarafından alındığı incelendiğinde erkeklerin tatil ve eğlence, ev seçimi, akrabalarla ilişkiler ve çocuklarla ilgili konularda alınan kararlarda kadınlardan daha fazla etkin olduğu, kadınların ise ev düzeninde, alışveriş ve komşularla ilişkiler konularında alınan kararlarda erkeklerden daha fazla etkin olduğu görülmektedir.

 

Kadınlar, eşleri ile en fazla gelirin yeterli olmaması ve ev ile ilgili sorumluluklarda, erkekler ise eşleri ile en fazla ev ile ilgili sorumluluklarda ailece birlikte vakit geçirmeme konusunda sorun yaşamışlardır.

 

Eşler arasında anlaşmazlık olduğunda erkekler ve kadınlar, eşlerine seslerini yükselterek/bağırarak tepki vermiştir.

 

Kadınların en fazla istediği ideal çocuk sayısı 2 çocuk iken erkeklerin en fazla istediği ideal çocuk sayısı 3 çocuk olmuştur.

 

Tek çocuk sahibi olunsaydı çocuğun cinsiyet tercihi incelendiğinde; kız çocuk isteyenlerin oranı kadınlarda, erkek çocuk isteyenlerin oranı ise erkeklerde daha yüksektir.

 

Türkiye genelinde bireylerin çocuk ile ilgili algıları incelendiğinde; en büyük farklılaşmanın soyun devamı sadece erkek çocuk ile sağlanır algısında görülmüştür.

 

Çocuklara verilen ceza türleri anne ve baba ayrımında incelendiğinde; annelerin ve babaların çocuklarına verdikleri ceza türlerinin farklılaşmadığı görülmektedir.

 

Kadının çalışmasını uygun bulmayan erkeklerin oranının kadının çalışmasını uygun bulmayan kadınların oranından 2,5 kat daha fazla olduğu görülmektedir.

 

Kadınların ev alan yakınlarının evini görme ve bebeği olan yakınlarının bebeğini görme ziyaretlerinin erkeklerden farklılaştığı, erkeklerin ise askere gidenleri uğurlamada veya karşılamada kadınlardan farklılaştığı görülmektedir.

 

Bireylerin yaşlılığı ile ilgili yaşam tercihleri cinsiyete göre incelendiğinde; evinde bakım hizmeti almayı isteyen kadınların oranının erkeklerden daha fazla olduğu görülmektedir.

Çocukları ile aynı evde yaşamayan yaşlı bireylerin, çocukları tarafından ziyaret edilme sıklığı cinsiyete göre incelendiğinde; cinsiyetler arasında önemli bir farklılaşmanın bulunmadığı görülmektedir.

 

  1. KAYNAKÇA

 

  1. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Türkiye’de Aile Yapısı Araştırması Tespitler, Öneriler, 2014, Ankara
  2. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Aile Yapısı Araştırması (AYA) El Kitabı, 2016, Ankara
  3. TÜİK, (2018a), Toplumsal Cinsiyet İstatistikleri, 1068. Erişim adresi: http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1068
  4. 4. TÜİK, (2018b), “Aile Yapısı Araştırması, 2016 Türkiye İstatistik Kurumu Haber Bülteni”, Erişim adresi: http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=21869
  5. TÜİK, (2018c), “İstatistiklerle Aile, 2016 Türkiye İstatistik Kurumu Haber Bülteni”, 24646. Erişim adresi: http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=24646
  6. TÜİK, (2018d), “İstatistiklerle Kadın, 2016 Türkiye İstatistik Kurumu Haber Bülteni”, 24643. Erişim adresi: http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=24643
  7. TÜİK, (2018e), “İstatistiklerle Kadın, 2017 Türkiye İstatistik Kurumu Haber Bülteni”, 27594. Erişim adresi: http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=27594
  8. TÜİK, (2018f), “İstatistiklerle Yaşlılar, 2016 Türkiye İstatistik Kurumu Haber Bülteni”, 24644. Erişim adresi: http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=24644

 

 

 

 


Paylaş
İşlem Sonucu