COVID-19 Salgınıyla Mücadelede Ulusal Önleme Mekanizması ve İnsan Hakları

07.04.2020

Dünya Sağlık örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen koronavirüs salgını (COVID-19) en temel insan hakkı olan bireylerin yaşam hakkı başta olmak üzere halk sağlığına küresel bir tehdit oluşturmaya devam etmektedir.

Bilindiği üzere, 6701 sayılı Kanun ile TİHEK, diğer görevlerinin yanı sıra ‘özgürlüğünden mahrum bırakılan ya da koruma altına alınan kişilerin bulunduğu yerlere düzenli ziyaret sistemi’ anlamına gelen ulusal önleme mekanizması görevini de yürütmektedir. Bu görevin ifası kapsamında Kurumumuz; ceza infaz kurumları, nezarethaneler, geri gönderme merkezleri, geçici barınma merkezleri, psikiyatri merkezleri, huzurevi yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezleri, engelli bakım merkezleri, sevgi evleri gibi özgürlüğünden mahrum bırakılan veya koruma altına alınan kişilerin bulunduğu yerleri düzenli olarak ziyaret etmektedir. Söz konusu mekânlarda yaşlılar ve çocuklar başta olmak üzere hassas gruplar ve kronik hastalığı bulunan kişiler barındırıldığından ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından COVID-19 ile mücadele bağlamında bu mekânlarda üst düzey önlemler alındığı ve başkaca çalışmaların sürdürüldüğü bilinmektedir. Alıkonulma mekânlarında görev yapmakta olan personel ile alıkonulan kişilerin bu süreçte zarar görmemesi adına yapılan tüm çalışmalar desteklenmektedir.

Bu kapsamda, Sağlık Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Koronavirüs Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri ve uluslararası kuruluşlar ile ülkemiz bünyesindeki tüm kurum ve kuruluşlarımızın birbiriyle uyumlu olarak aldığı ve almaya devam ettiği tedbirler ile söz konusu salgının yayılımının önlenmesi çalışmaları büyük bir hassasiyetle sürdürülmektedir.

Diğer yandan, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Dünya Sağlık Örgütü, BM İşkencenin Önlenmesi Alt Komitesi, Avrupa İşkenceyi ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele ve Cezayı Önleme Komitesi gibi uluslararası kuruluşların konuya ilişkin açıklamaları ve yayınları Kurumumuz tarafından sürekli takip edilmekte olup, bu açıklamalardan bir kısmı aşağıda özetlenmiştir:

 

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ve Dünya Sağlık Örgütünce hazırlanan "COVID-19: Özgürlüğünden Yoksun Bırakılanlara Odaklanmak" başlıklı rehber kapsamında aşağıdaki hususlara yer verilmiştir;

  1. Alıkonulma mekânlarındaki duruma ilişkin uzaktan denetim/izlemenin etkinleştirilmesi; ulusal insan hakları kurumu başta olmak üzere denetleyici organların kurumlara erişiminin sağlanmaya devam edilmesi,
  2. Dünya Sağlık Örgütü’nün sosyal mesafe ve diğer sağlık tedbirlerine uygun önlemler de dahil ceza infaz kurumlarındaki kalabalıklaşmanın çözümü için hızla adım atılması; (soruşturma evresinde) tutuklama ve hapis ya da yakın gözetim gerektiren cezalara alternatiflerin uygulanması,
  3. Tahliyeleri sonrasında bir ikametgahı bulunmayanlar için boş ve terk edilmiş binaların kullanımı veya kısa dönem kiralamalar da dahil olmak üzere devletlerin barınma imkanı sağlayacak olağanüstü dönemlere mahsus tedbirleri alması,
  4. Özgürlüğünden yoksun bırakılmış kişilere önleyici sağlık tedbirleri hakkında bilgi verilmesi; alınan önlemler konusunda mahpuslar ve ailelerine anlayacakları dilde bilgi sağlanması,
  5. Mahpusların avukatlarıyla görüşme hakkına kısıtlama getirilmemesi, avukatın müvekkiliyle görüşmelerinin gizliliğinin sağlanması; ceza infaz kurumlarındaki izolasyon ve karantina tedbirlerinin yasal, ölçülü ve gerekli olması, zaman sınırı taşıması, denetime açık olması ve fiili hücre hapsi sonucu doğurmaması,
  6. Kurum çalışanlarının haklarına saygı gösterilmesi; yönetim tarafından acil durum hazırlık planlarının personelle paylaşılması; sağlık ve temizlikle ilgili düzenlemeler konusunda bilgi, beceri ve davranışlarını geliştirmek üzere bütün personele özel eğitim verilmesi,

Birleşmiş Milletler (BM) İşkenceye Karşı Söz1eşme’ye Ek İhtiyari Protoko1’ün (OPCAT) denetim mekanizması olan İşkencenin Önlenmesi Alt Komitesi’nin (Subcommittee on the Prevention of Torture - SPT) üye devletler tarafından alınması gereken önlemlere ilişkin tavsiyeler yayınlanmıştır:

 (…)

  1. Gözaltı merkezleri, göçmenlerin alıkonulma yerleri, kapalı mülteci kampları, psikiyatri merkezleri ve diğer tıbbi ortamlar dâhil olmak üzere tüm alıkonulma yerlerine ilişkin yetkililer tarafından alınması gereken önlemler 
    1. Gözaltında tuttuğu kişilere yönelik sağlık hizmetlerinden Devletin sorumlu olması ve Devletin gözaltı ve sağlık bakım personeline özen gösterme görevi belitseldir. Nelson Mandela Kuralları bunu açıkça ortaya koymaktadır: ‘… Mahpuslar, topluma sağlanan mevcut sağlık standartlarından aynı şekilde yararlanır ve hukuki statülerine dayalı ayrımcılık olmaksızın gerekli sağlık hizmetlerine ücretsiz erişime sahip olurlar.[1]
    2. Gözaltı ve diğer alıkonulma yerlerinde olanlar arasında yüksek bulaşma riski göz önüne alındığında; SPT tüm Devletleri şunları yapmaya çağırmaktadır:
      1. Alıkonulan kişiler içinde en fazla risk altında olan kişileri belirlemek ve tüm hassas grupları göz önünde bulundurarak acil değerlendirmeler yapmak;
      2. Tokyo Kurallarında belirtildiği şekilde hapis dışı önlemleri tam olarak dikkate alarak, yapılması kendileri için güvenli olan alıkonulanlar için erken, şartlı veya geçici salıverilme uygulanarak hapishanelerde ve mümkün olan diğer alıkonulma yerlerindeki popülasyonu azaltmak;
      3. Doluluk oranının resmi kapasiteyi aştığı alıkonulma yerlerine ve bir bütün olarak genel nüfusa verilen standart rehberliğe uygun olarak sosyal mesafeye izin vermeyen kişi başı metrekareye dayalı kapasitenin olduğu yerlere özel önem vermek;
      4. Halk sağlığı tehlikesini yenme ışığında katı bir şekilde gerekli olup olmadığını belirlemek ve en ciddi davalar hariç herkes için kefaletle tahliye edilme kullanımını yaygınlaştırmak için tutuklu yargılama davalarının tümünü gözden geçirmek;
      5. Popülasyonlarını mümkün olan en düşük seviyeye indirme düşüncesiyle göçmenlerin tutulduğu alıkonulma merkezleri ve kapalı mülteci kamplarının kullanımlarını gözden geçirmek;
      6. Virüse karşı özellikle hassas olanlar veya enfeksiyon durum pozitif olanlar için uygun önlemlerin devreye sokulmasını sağlamak için alıkonulma yerinden salıverilenler taramaya tabi olmalı;
      7. Mevcut rejimler üzerindeki herhangi bir kısıtlamanın asgari, olağanüstü sağlık durumunun doğasıyla orantılı ve hukuka uygun olmasını sağlamak;
      8. Mevcut şikâyet mekanizmalarının işlevsel ve efektif kalmasını sağlamak;
      9. Mevcut pandemi ile mücadele etmek için gerekli olan önlemleri de dikkate alırken, günlük açık hava egzersizi için minimum gereklilikleri sağlamak;
      10. Tıpkı bir bütün olarak nüfus tarafından takip ediliş şekliyle bütün alıkonulanların aynı seviyede kişisel hijyenlerine olanak vermek için alıkonulma yerlerinde kalan herkese yeterli imkân ve malzeme (ücretsiz olarak) temin edilmesini sağlamak;
      11. Sağlıkla ilişkili sebeplerle ziyaret usullerinin kısıtlandığı yerlerde, telefon, internet/e-mail, video görüşmesi ve diğer uygun elektronik araçlar gibi araçlarla alıkonulanların aileleriyle ve dış dünya ile iletişim kurabilmesi için yeterli alternatif telafi edici yöntemleri sağlamak. Bu tür temaslar hem kolaylaştırılmalı ve hem teşvik edilmeli, sık ve ücretsiz olmalıdır;
      12. Yerel uygulamalara uygun olarak ve gerekli koruyucu önlemlere saygılı şekilde, alıkonulanlar için aile üyelerinin veya yakınlarının yiyecek ve diğer malzemeleri sağlamaya devam edebilmelerini sağlamak;
      13. Alıkonulma yerleri içerisinde haklarına tam olarak saygı gösterirken, özgürlüğünden mahrum bırakılan popülasyon içinde kalan en yüksek riskteki kişileri bu yüksek riski yansıtacak şekilde yerleştirmek;
      14. Tıbbi izolasyon kullanımının hücreye koyma disiplin cezası şekline dönüşmesini engellemek; tıbbi izolasyon bağımsız tıbbi bir değerlendirmeye dayalı, orantılı, belirli bir süreyle sınırlı ve prosedürel güvencelere tabi olmalıdır;
      15. İhtiyacı olan alıkonulanlara, mümkün olduğu durumda alıkonulma yeri dışında bulunanlara, tıbbi bakım sağlamak;
      16. Erişim kısıtlamaların bağlı olmaksızın kötü muameleye karşı temel güvencelerin (bağımsız tıbbi tavsiyeye, adli yardıma erişim hakkı ve alıkonulmanın üçüncü şahıslara bildirilmesini sağlamak dâhil) erişilebilir ve çalışılabilir kalmasını sağlamak;
      17. Tüm alıkonulanların ve personelin alınan tüm önlemler, bunların süreleri ve sebeplerine ilişkin güvenilir, doğru ve güncel bilgi almasını sağlamak;
      18. Alıkonulma ve tıbbi personelin sağlığını korumak için uygun önlemlerin alınmasını ve bu personellerin görevlerini yerine getirirken gereğince donatılmalarını ve desteklenmelerini sağlamak;
      19. Bu tedbirlerden etkilenen tüm alıkonulanlara ve personele uygun psikolojik destek sağlamak; ve
      20. Mevcut ise, tüm yukarıdaki hususların psikiyatri hastanelerine istem dışı kabul edilen hastalar için dikkate alınmasını sağlamak.
  1. Resmi karantina alanları hususunda yetkililerce alınması gereken önlemler
    1. SPT daha önceki tavsiye kararında karantinada tutulanların durumu hakkında yorum yapmıştır. Buna, şunları da ekleyecektir:
      1. Karantinada geçici olarak tutulanlar, hukuka uygun olarak ve karantina amacıyla bilimsel kanıtlara dayalı şekilde zorunlu olarak haklarında getirilen sınırlamalar haricinde, her zaman özgür aktörler olarak muamele görmelidir;
      2. Bu kişiler ‘özgürlüğünden mahrum bırakılan kişiler’ gibi görülmemeli veya muamele görmemelidir;
      3. Karantina alanları iç hareket özgürlüğüne ve bir dizi amaçlı faaliyete izin verecek yeterli büyüklükte ve yeterli olanaklara sahip olmalıdır;
      4. Ailelerle ve arkadaşlarla uygun araçlarla iletişim teşvik edilmeli ve kolaylaştırılmalıdır;
      5. Karantina alanları bir alıkonulma yeri şekli olduğundan bu şekilde tutulanların tümü, statüleri ve durumları ile uyumlu şekilde, karantina altına alınma nedenleri hakkında bilgilendirilme, bağımsız tıbbi tavsiyeye, adli yardıma erişim hakkı ve karantinada olduklarına dair üçüncü şahıslara bilgi verilmesinin sağlanması dâhil kötü muameleye karşı temel güvencelerden yararlanabilmelidir;
      6. Karantinada kalmış veya halen karantinada olanların, topluma geri döndükleri süreç de dâhil olmak üzere herhangi bir ötekileştirme veya ayrımcılığa maruz kalmalarını önlemek için tüm uygun önlemlerin alınması; ve
      7. Karantina döneminde ve sonrasında ihtiyaç duyanlar için uygun psikolojik destek sağlanmalıdır.
      8. (…)

Avrupa İşkenceyi ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele ve Cezayı Önleme Komitesi (AİÖK-CPT)’de konuya ilişkin bir ilkeler dizisi yayınlamıştır (CPT’nin söz konusu bildirisinin tam metin çevirisi için tıklayınız). Bu doğrultuda CPT, aşağıdaki ilkelerin uygulanması konusunda çağrıda bulunmaktadır;

  1. Temel prensip, özgürlüğünden mahrum bırakılan tüm kişilerin sağlığı ve güvenliğini korumak için mümkün olan tüm önlemleri almak olmalıdır. Bu tür önlemler, ayrıca personelin sağlığını ve güvenliğini korumaya da katkı sağlar.
  2. Uluslararası standartlara uygun ulusal sağlık ve kliniksel yönergelerin yanı sıra Dünya Sağlık Örgütü’nün salgınla mücadele kılavuzlarına riayet edilmeli ve bunlar tüm alıkonulma yerlerinde tam olarak uygulanmalıdır.
  3. Personel ulaşılabilirliği güçlendirilmeli ve personelin alıkonulma yerlerindeki görevlerini yerine getirmelerine devam edebilmesi için personel, gerekli tüm profesyonel destek, sağlık ve güvenlik korumasının yanı sıra eğitim almalıdır.
  4. COVID-19’un yayılmasını önlemek için özgürlüğünden mahrum bırakılan kişilere karşı alınan herhangi bir kısıtlayıcı önlem yasal bir dayanağa sahip olmalı ve gerekli, orantılı, insan onuruna saygılı ve belirli bir süreyle sınırlandırılmalıdır. Alıkonulan kişiler bu tür önlemler hakkında, anladıkları dilde, kapsamlı bilgi almalıdır.
  5. Yakın kişisel temas virüsün yayılmasını teşvik ettiğinden, tüm ilgili makamlar tarafından özgürlükten mahrum bırakma alternatiflerine başvurmak için uyumlu bir çaba gösterilmelidir. Böyle bir yaklaşım, özellikle, aşırı kalabalıklaşma durumlarında zorunludur. Ayrıca, yetkililer tutuklu yargılama alternatiflerinden, cezanın değiştirilmesi veya hafifletilmesi, erken tahliye ve denetimli serbestlik seçeneklerinden daha fazla yararlanmalı; psikiyatrik hastaların istem dışı yerleştirilmesine devam etme ihtiyacını yeniden değerlendirmeli; uygun olan yerlerde sosyal bakım merkezlerinde kalanlar taburcu edilmeli veya toplum bakımına bırakılmalı ve mümkün olan azami ölçüde göçmenlerin alıkonulmasından kaçınılmalıdır.
  6. Sağlık hizmetlerinin sunulmasına ilişkin, özgürlüğünden mahrum bırakılan kişilerden özel olarak yaşlı ve önceden mevcut tıbbi durumları olan kişiler gibi hassas gruplar ve/veya risk altındaki grupların belirli ihtiyaçlarına özel dikkat gösterilmesi gerekecektir. Bu, diğerlerinin yanı sıra, COVID-19 için taramayı ve gereğince yoğun bakım yollarını içermektedir. Ayrıca, özgürlüğünden mahrum bırakılan kişiler bu zamanda personelden ek psikolojik destek almalıdır.
  7. Elzem olmayan faaliyetleri askıya almak meşru ve makul olmakla birlikte, salgın süresince alıkonulan kişilerin temel haklarına tam olarak saygı gösterilmelidir. Bu, özellikle, yeterli kişisel hijyeni sürdürme (sıcak su ve sabuna erişim dâhil) ve günlük açık havaya erişim (en az bir saat) hakkını içermektedir. Ayrıca, ziyaretler dâhil olmak üzere dış dünya ile iletişime ilişkin herhangi bir kısıtlama, alternatif iletişim araçlarına (örneğin telefon veya –internet üzerinden- sesli erişim gibi) erişimin artmasıyla telafi edilmelidir.
  8. SARS-CoV-2 virüsü ile enfekte olmuş veya enfekte olduğundan şüphelenilen alıkonulan kişinin izolasyonu veya karantinaya alınması durumunda, ilgili kişiye her gün anlamlı insan teması sağlanmalıdır.
  9. Kolluk kuvvetlerinin nezaretindeki kişilerin kötü muameleye karşı temel güvencelerine (avukata erişim, doktora erişim, gözaltı bildirimi) her koşulda ve her zaman tam olarak saygı duyulmalıdır. Bazı durumlarda, ihtiyati önlemler (örneğin semptomları olan kişilerin koruyucu maske takmasını istemek gibi) uygun olabilir.
  10. Ulusal önleme mekanizmaları (UÖMler) ve CPT dâhil olmak üzere bağımsız organlarca yapılan izleme kötü muameleye karşı temel bir koruma olmaya devam etmektedir. Devletler kişilerin karantina altında tutuldukları yerler dâhil olmak üzere tüm alıkonulma yerlerine izleme organlarının erişimini garanti etmeye devam etmelidir. Bununla birlikte, tüm izleme organları, özellikle yaşlı kişilerle ve önceden mevcut tıbbi durumu olan kişilerle iletişim halindeyken, ‘zarar vermeme (do not harm)’ ilkesine uymak için her türlü tedbiri almalıdır.

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri, Covid-19 krizi devam ederken göçmen tutukluların serbest bırakılması çağrısında bulunmuştur:

26 Mart 2020 tarihli açıklamalarında: Tüm Avrupa Konseyi üye ülkeleri, göçmenlerin gözaltında tutulması nedeniyle reddedilen sığınmacıların ve düzensiz göçmenlerin durumunu gözden geçirmeye ve mümkün olan en üst düzeyde serbest bırakmaya çağırılmıştır.

Küresel Covid-19 salgını karşısında, birçok üye ülkenin, Dublin geri dönüşleri de dahil olmak üzere, artık kendi topraklarında kalma yetkisine sahip olmayan kişilerin zorunlu geri dönüşlerini askıya almak mecburiyetinde kaldığını ve bunların ne zaman yeniden devam edeceğinin belirsiz olduğu ifade edilmiştir. İnsan hakları hukuku uyarınca, bu tür geri dönüşler amacıyla göçmenlerin gözaltına alınması ancak geri dönüşün gerçekten mümkün olabildiği sürece yasal olabildiğine değinilmiştir. Geri dönüşün mümkünlüğü sorununun şu anda birçok durumda açıkça görüldüğü, ayrıca göçmenlerin gözaltında tutulduğu tesislerin genellikle göçmenler ve personel için Covid-19 enfeksiyonuna karşı korunmada sosyal mesafe koyma ve diğer önlemler için yeterli fırsatlar sunmadığı ifade edilmiştir.

Belçika, İspanya, Hollanda ve Birleşik Krallık da dahil olmak üzere birçok üye ülkede göçmenlerin salıverildiği rapor edilmiş, ikinci ülke göçmenlerin gözaltında tutulduğu herkesin durumunu gözden geçirdiği bildirilmiştir. Bu sürecin devam etmesi ve diğer üye devletlerin de meseleyi izlemesinin önemli olduğu, en savunmasız olanların serbest bırakılmasına öncelik verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Refakatsiz ya da aileleriyle birlikte tutulan çocukların yüksek yararı gözetilerek derhal serbest bırakılmalarının gerektiğine ve  üye devletlerin yetkililerinin yakın gelecekte geri gönderilmesi muhtemel olmayan kişileri gözaltına almaktan kaçınması gerektiğine değinilmiştir.

Üye devletlerin ayrıca, gözaltından serbest bırakılanlara konaklama ve sağlık hizmetleri de dahil olmak üzere temel hizmetlere uygun erişimi temin etmesi gerektiği, bunun insan onuru  ve üye devletlerde halk sağlığını korumak için gerekli olduğu belirtilmiştir.

Alıkonulma mekanlarında tutulan göçmenlerin serbest bırakılmasının üye devletlerin Covid-19 salgını sırasında, genel anlamda özgürlüklerinden yoksun bırakılan kişilerin yanı sıra sığınmacıların ve göçmenlerin haklarını korumak için alabileceği yegane önlem olduğu ifade edilmiştir.

                                                                       ***

Bu hususların alınan veya alınacak tedbirlerde insan hakları bağlamında fikir verici ve aydınlatıcı rolü bulunmaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 

[1] Birleşmiş Milletler Mahpuslara Muameleye Dair Asgari Standart Kuralları (Nelson Mandela Kuralları), UN Doc A/RES/70/175 (17 Aralık 2015), Kural 24(1). 


Paylaş:
İşlem Sonucu