Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu

Tebliği Buradan İzleyebilirsiniz.

 

 

 

AİLENİN KORUNMASI VE MEDYA BAĞIMLILIĞI

                                                

                                                                                              Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu[1]

ÖZET

 

Aile, millet hayatı bakımından kutsal bir temeldir; toplum halinde yaşamanın ilk modeli ailedir; çocuğun ilk eğitimi burada verilir. Her çocuk korunma, barınma, anne – babayla ilişki kurma ve yüksek yararının sağlanması bakımından eşittir. Çocuğun her tür gelişimi için aile şarttır. Uluslararası sözleşmeler de ulusal mevzuat da bu konuyu göz ardı etmemiştir. Başta Anayasa olmak üzere tüm mevzuatımız gereken düzenlemeyi yapmış ve uygulayıcı kamu birimleri bu konuda önemli çalışmalar yapmaktadırlar. Yapılanlar yeterli midir?

Oysa ailenin tek başına koruyucu öğe olamayacağı, çocukların ve gençlerin yetişmesinde sosyal destek sistemi içerisinde yer alan tüm kurumların sorumluluğunun ortak olduğu bellidir. Televizyonlarda suç işleme ve polisiye mücadele yöntemlerinin açıklanması, çocukları ve gençleri olumsuz olarak etkilemektedir. Çocukların ve gençlerin medyaya bağımlılığı söz konusudur. Medyaya karşı bağımlılıkla mücadele çalışmaları tüm medya ve kamu kurumları tarafından işbirliği içinde duyarlılıkla yürütülmelidir. “Cehalet daima düzeltilebilir bir durumdur. Ancak cehaleti bilgi olarak kabul ettiğimiz zaman ne yapabiliriz”.[2] Aslında, yaşları gereği her türlü yönlendirmeye açık olan çocukları ve gençleri medyanın olumsuz etkilerinden korumaya çalışmak; yalnızca hekimlerin, hukukçuların, kamu kurumlarının değil tüm vatandaşların görevi olmalıdır.

Çocukların internet bağımlılığının nedeni, yenilikleri takip etmek, can sıkıntısını gidermek, arkadaşlarıyla buluşmak, duygusal konular hakkında bilgi almaktır,[3] ama bu zamanla bir hastalık halini almamalıdır. Günümüzde internete girme yaşı hem düşmüş, hem de yükselmiştir; günümüzde artık yaşlılar da interneti kullanmaya başlamıştır. Medya bağımlılığının tedavisi konusundaki açıklamalarda aşırıya gidilmemeli, bağımlılık tedavisinin özel uzmanlık işi olduğu için ve özel yerlerde yapılmalıdır. Güvenilir internetin bazı kuralları vardır.

 

Çocukların zamansız ve erken uyarılması zararlıdır ve çocuk olumsuz etkilenir. Programlarda çocukların kıyafetleri, şarkıları ve yer aldıkları sahnelerin içeriği, bu programlara katılan ya da bunlarda rol alan çocukların fiziksel, zihinsel veya duygusal gelişimine zarar verecek unsurlar içermemelidir. Çocuğun modern dönemlerde keşfedilmesinden sonra günümüzde çok daha ileriye gidilmiş ve masumiyeti zedelenmiş, çocuk, masumiyetini tüketim çarkının dişlilerine kaptırmıştır. [4] Bu tür davranışlar, Batı medeniyetinin sonunun başlangıcı olacaktır.

 

Medyanın olumsuzlukları karşısında başta Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olmak üzere ilgili kurumların gereken önlemleri aldığı ve sorunu çözdüğü söylenemez. Aksine bu kurumların mevcut yapısı ile sorunları çözümü epey zor görünmektedir; ebeveynlerin, sorunu, bu kurumlara havale etmek yerine, kendi üzerlerine düşeni yapmaları gerekmektedir.

 

ANAHTAR KELİMELER: Aile, medya, çocuk, bağımlılık, mahremiyet.

 

 

ABSTRACT

FAMILY PROTECTION AND MEDIA ADDICTION

 

Family is a sacred foundation in terms of life of the nation; the first model of living in the society is family; the child’s initial education is given here. Every child is equal in terms of protection, shelter, relationship with parents, and the best interest. The family is a condition for every kind of development of the child. International conventions and national legislation have not ignored this issue. All the legislation, especially the Constitution, have made the necessary arrangements and the implementing public bodies carry out important studies in this regard. Are they done enough?

However, it is obvious that the family cannot be the sole guardian and that the responsibility of all institutions involved in the social support system is common to the education of children and young people.Explaining the methods of crime and police combat method on television affects children and youth negatively.Children and young people depend on the media.The fight against addictions against the media should be carried out with sensitivity in cooperation with all media and public institutions.Ignorance is always correctable. But what can we do when we accept ignorance as knowledge?In fact, children and young people who are open to all kinds of orientation by age, to protect them from the negative effects of the media; the function is not only physicians, jurists, public institutions, but all citizens.

The reason for children’s internet addiction is to follow innovations, to eliminate boredom, to meet friends, to learn about emotional issues, but this should not take the form of a disease.Today, the age of entering the internet has both fallen and increased; now the elderly people have started to use the internet.It is obvious that the treatment of addiction should not be overstressed and addiction treatment will be done in special places.There are some rules of secure internet.

Untimely and early stimulation of children is harmful and children are negatively affected.Children’s clothing, songs and the content of the scenes in the programs should not contain elements that may harm the physical, mental or emotional development of children who participate in or participate in these programs.After the discovery of the child in modern times, the child has lost his innocence and the child lost his innocence to the gears of the consumption wheel. Such behavior will be the end of Western civilization.

 

In the face of the negative effects of the media, the relevant institutions and especially the Radio and Television Supreme Council, cannot be said to solve the problem and have taken necessary measures. On the contrary, it seems difficult this or these authorities to solve the problems with the existing structure; parents need to do their problem themselves, instead of referring the problem to this Institutions.

KEY WORDS: Family, media, child, addiction, privacy.

 

 

Aile, millet hayatı bakımından kutsal bir temeldir; toplum halinde yaşamanın ilk modeli ailedir; çocuğun ilk eğitimi burada verilir. Her çocuk korunma, barınma, anne – babayla ilişki kurma ve yüksek yararının sağlanması bakımından eşittir. Çocuğun her tür gelişimi için aile şarttır. Uluslararası sözleşmeler de ulusal mevzuat da bu konuyu göz ardı etmemiştir. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü ve Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü gibi kamu birimlerinin bu konuda önemli çalışmaları vardır.[5]

Ailenin korunması ve çocuk arasında kopmaz bir bağ vardır, bu ilişki koparılamaz. 1982 Anayasasının 41 inci maddesine göre, “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır (f.1).” “Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar (f.2).” “Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir (f.3).”[6]  “Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır (1982/41, f.4).” Anayasanın 58. maddesine göre, Devlet, çocukları kötü alışkanlıklardan korumak için her türlü önlemi almalıdır.[7] Yabancı ülkelerdeki çocukların da korunma hakkı vardır. Anayasanın 62 nci maddesine göre, yabancı ülkelerde yaşayan vatandaş çocuklarının korunması için devlet önlem alır ve eğitimleriyle ilgilenir.[8] Ailenin korunması ve çocuğun barınma hakkı, ana-babayla ilişki kurma hakkı vardır; bu konularda da çocuğun yüksek yararının önceliği şarttır.

Bağımlılık (addiction), etkisine girmek, alışmak, kontrol edememe, kontrol bozukluğu hastalığıdır. Bağımlılık sınırlı ve hastalık derecesinde olmak üzere ikiye ayrılabilir.[9] Uyuşturucu, internet, facebook ve akıllı telefon bağımlılığı gibi bağımlılık çeşitleri vardır. Kullanımını tercih ettiğimiz “medya bağımlılığı” kavramı ye­rine kullanılan başka kavramlar da vardır. Social networking addiction (sosyal paylaşım bağımlılığı) veya facebook addiction (facebook bağımlılığı) kavramları da kullanılmaktadır.[10] “Sürekli erişilebilir olmak”, zihnin hiçbir zaman dinlenemiyor olması, vücudun toparlanması için zaman ayırmamak, dolayısıyla da sürekli stresli olma halidir.[11] İnternet bağımlılığında büyük etken, fa­ce­book’­tur.

Türkiye’de İlköğretim 5. ve 6. sınıf öğrencisi 351 kişi üzerinde yapılan bir araştırmada internete bağımlılık oranının % 14.5, bağımlı olmayanların oranının % 85.5 olduğu görülmektedir. Bağımlı öğrenciler içerisindeki oranda ise, erkek öğrencilerin 33.79’unun, kız öğrencilerin sadece %17.72’isinin bağımlı olduğu görülmektedir. Facebook kullananlar internete daha fazla bağımlıdır. Internet bağımlılığı, bir hastalık türü olup, psikiyatri literatürüne de girmiştir.[12]

Ulaştırma Bakanlığı İnternet Kurulu“ tarafından ODTÜ ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın desteğiyle hazırlanan ve 9-16 yaş grubu çocukların internet sitelerini kullanım alışkanlıklarının ortaya çıkarılması amacıyla hazırlanan Rapor, Konsensus Araştırma Şirketi tarafından yürütülerek analiz edilmiştir.[13] Buna göre, çocukların yaklaşık % 70’i günde en az bir kere internete girmekte, % 66’sı ise günde en az bir kere sosyal ağları kullanmakta ve buna ortalama 72 dakika zaman harcamaktadırlar.

Facebook % 99 ile en çok kullanılan sosyal ağdır. Sosyal ağlara üye olabilmek için 13 yaşında olmak şart olmasına rağmen 9-12 yaş arası çocuklar da facebook üyesidir. Halen 13 yaştan küçük beş milyon çocuğun beklemede tutulduğu belirtilse de, uygulamada, 13 yaşından küçüklere facebookta profil oluşturma izni verildiği ve sorumsuzca bir davranış olduğu görülmektedir.[14] Bu nedenle ailelere, eğitimcilere, STK’lara görevler düşmektedir.[15] Sosyal medya kullanıcı sayısı günümüzde artmakta olup facebook kullanıcısı sayısı Dünyada 850 milyonu bulmuştur.[16]

Çocukların internet bağımlılığının nedeni, yenilikleri takip etmek, can sıkıntısını gidermek, arkadaşlarıyla buluşmak, duygusal konular hakkında bilgi almaktır,[17] ama zamanla bu bir hastalık halini almamalıdır. İnternet bağımlılığı, aşırı internet kullanımının gerçek hayatı etkileyici düzeye ulaşmasıdır.[18] Bu bağımlılıkta, zihinsel etkiler kullanımı azaltamama, okulda sorunlar yaşama, aileye yalan söylemeler görülebilir.[19] Türkiye’de yaklaşık yirmi bin internet kafede en yoğun aktivite, oyun oynamaktır; bu oyunları üreten ülkeler ise Amerika, Çin ve Güney Amerika’dır.[20]

Günümüzde internete girme yaşı hem düşmüş, hem de yükselmiştir. Günümüzde artık yaşlılar da interneti kullanmaya başlamıştır. İsveç’te 4 yaşındaki çocukların % 50’si internete girmekte, İngiltere’de 5-7 yaş arası çocukların % 74’ü internetten alışveriş yapmaktadır. Kişi internete giderek daha mobil hale gelmektedir.

Engellileri, engelli olmayanlara nispeten daha çok bekleyen bir tehlike de internet bağımlılığıdır.[21]

İnternet, kural olarak, okyanus gibidir, çocuklara büyük fırsatlar sunar ama tehlikeleri de vardır.[22] Çocuklar interneti oyun parkı olarak kullanmaktadır ama aktif ilişkiye girmeye ve fotoğraf paylaşmaya başladıklarında riskler artmaktadır.[23] Türkiye’de çocukların 3/5’inin evinde internetin olduğu, çocukların 1/5’ inin ise internete cafede girdiği belirtilmiştir.[24]

Gérard Mendel’in Son Sömürge Çocuk isimli kitabında belirttiği gibi günümüzde, ABD’de 12-13 yaşındaki bazı kızlar, en yüksek ücretli top modellerdir. Bu çocuklar, büyüklerin dekolte veya dansöz kıyafetleri ile podyuma çıkarılmakta, erotik davranışlarla halka sunulmakta,[25] söyledikleri şarkı sözleri büyüklerle ilgili olmakta, çocukların ruhsal yapılarında aykırılık olmaktadır.[26] Popüler yarışma programlarında yarışmacı çocuklara ağır makyaj ve yetişkinlerin sahne kıyafeti giydirilerek çocuklukları yok edilmektedir.[27] Oysa çocukların zamansız ve erken uyarılması zararlıdır ve çocuk olumsuz etkilenir. Genel olarak, televizyon programlarında ve reklamlarda, bebek giysilerinde ve oyuncak bebek kıyafetlerinde bile seksi görünme özendirilmekte ve bu durum tehlikeli boyutta alarm vermektedir. Bu durumda çocuklar kendilerini bir seks objesi olarak görebilirler. Programlarda çocukların yer aldığı sahnelerin içeriği, bu programlara katılan ya da bunlarda rol alan çocukların fiziksel, zihinsel veya duygusal gelişimine zarar verecek unsurlar içermemelidir.

Çocuğun modern dönemlerde keşfedilmesinden sonra çok daha ileriye gidilmiş ve masumiyeti zedelenmiş, çocuk, masumiyetini tüketim çarkının dişlilerine kaptırmıştır.[28] Post modern çocuk ekrana, internete bağımlı, ama hiç tatmin olmayan, dünyası hep kararan, içine kapanmış bir çocuktur. Sokaklarda film ve reklamların etkisi altındadır; güvenilir sayılan evde ise televizyon ve internetle kuşatılmıştır. Günümüzde iletişim devrimi nedeniyle çocukluğun sınırları kaybolmuştur; çocukluğun sınırlarının nerede başlayıp-sona erdiği belli değildir; tipolojik kültürden, dijital (elektronik) kültüre geçilince çocuk yetişkin ayrımı ortadan kalkmıştır. Bu, kültürel çöküştür, mevcut Batı medeniyetinin iflasının başlangıcıdır.[29]

Sanayi Devriminin başlarında çocuk, Batıda, biyolojik, sosyolojik ve psikolojik olarak büyüklerin minyatürü ve küçük adam olarak kabul edilirdi. İngiltere’de fabrikalarda çalışma yaşı 6’ya (altıya) düşmüştü. Geleneksel ailede çocuk, eski usullerle yetiştirilirdi. Çekirdek ailede ve günümüzde ise çocuk adeta fanusta yetiştirilmeye başlandı.[30]

2013 yılı TÜİK Raporuna göre, 06-15 yaş çocukların bilgisayar ve internet kullanımına başlama yaşı 8 ve 9 dur.[31] 06-10 yaş aralığındaki çocuklar için bu yaş 6 dır.[32] Şiddetin, gerilimin ve müstehcenliğin, çocuğu bozduğu görülmektedir.[33] Erkek çocukların sosyal paylaşım sitelerine giriş oranı kızlardan fazladır.[34]

Çocuğun özel yaşantısına, aile, konut ve iletişimine keyfi ya da haksız bir biçimde müdahale edilemez. Çocuğun onur ve itibarına haksız olarak saldırılamaz. Çocuk bu tür müdahale ve saldırılara karşı yasa tarafından korunur.[35]

Çocuğa yapmış olduğu ihlalleri kendisine göstermenin yararlı mı, zararlı mı olacağına dair elimizde herhangi bir araştırma sonucu olmadığı için bilemiyoruz. Bu konuda bir araştırma sonucu henüz elimizde mevcut değildir.[36] Kanaatimizce, duruma göre, doğrudan değil ama dolayısıyla, usulüne uygun olarak, çocuğa yaptığı hata anlatılabilir.

Anayasamızın 20 nci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre, “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” denilmektedir.[37] Çocukların da özel hayatı ve kişisel verilerinin korunması gerekir. Çocuğa fazla müdahale edilmemesi ve gizli kalmasını istediği yazılarının ve günlüklerinin okunmaması gerekir.

Çocuğun toplumsal, ruhsal ve ahlaki esenliği ile bedensel ve zihinsel sağlığını geliştirmek için ulusal ve uluslararası kaynaklardan bilgi ve belge edinme hakkı vardır.[38] Devlet, kitle iletişim araçlarının önemini kabul ederek çocuğun; özellikle toplumsal, ruhsal ve ahlaki esenliği ile bedensel ve zihinsel sağlığını geliştirmeye yönelik çeşitli ulusal ve uluslararası kaynaklardan bilgi ve belge edinmesini sağlar. Bu amaçla Devlet, kitle iletişim araçlarını çocuğun yararına olan bilgi ve belgeyi yaymak için teşvik eder. Devlet,  kaynaklardan gelen bu türde bilgi ve belgelerin üretimi, değişimi ve yayımı amacıyla uluslararası işbirliğini, çocuk kitaplarının üretimini ve yayılmasını, kitle iletişim araçlarının azınlık gruba veya bir yerli ahaliye mensup çocukların dil ihtiyaçlarına özel önem göstermeleri konusunda teşvik eder. Devlet, çocuğun esenliğine zarar verebilecek bilgi ve belgelere karşı korunması için uygun ilkelerin geliştirilmesi için önlemler alır.[39]

Çocuğun bilgi edinme hakkı olduğu gibi, zararlı yayınlara karşı korunma hakkı da vardır. Zararlı yayınlara karşı çocuğun korunmasında ebeveyne, okula, yazılı-görsel medyaya ve Devlete düşen görevler vardır.

“Çocuk yargı sistemi”nde çocuğun korunması hakkı vardır. Anayasanın 141 inci maddesine göre, yargı sisteminde çocuklar korunmalıdır.[40] Çocuğun, duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olmasına hakkı vardır. Anayasanın 141 inci maddesine göre, mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir. Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.[41]

 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanuna göre hazırlanan Yayın İlkeleri Rehberi’ne göre özel yaşamın korunması ve mahremiyet konusunda şu ilkeler kabul edilmiştir.[42] Kamu yararı açıkça gerektirmedikçe, kimsenin özel hayatı, yayın hizmetleri konusu yapılamaz. “İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez.”[43] Yayın hizmetlerinde, bir kişinin özel hayatına ilişkin olan, kamuoyunun bilmesi durumunda o kişinin hoşnut olmayacağı ifadeler kullanılmamalıdır. Kişilerin kendilerine veya ailelerine büyük acı ve ıstırap verebilecek yayınlar yapılırken, ailenin rızası alınsa bile, ölçülü yayın yapılmalı, sürekli tekrarlardan kaçınılmalıdır. Özel hayata ilişkin gerçeğe aykırı bir canlandırma yapılamaz.

Kişilerin haberi olmadan onların sesi ve görüntüleri kaydedilemez ve yayınlanamaz. Bir kişinin, özel mülkiyet alanında rızası dışında ses ve görüntü kaydı alınamaz. Gizli ses ve kamera kayıtları, haber değeri ve kamu menfaati olması durumunda dahi, radyo ve televizyonlarda kullanılamaz. Kamera şakaları ilgililerin rızası olmadan yayınlanamaz ve bu yolla kişilerin özel hayatları ihlal edilemez. Medya, kişilerin özel hayatlarını ilgilendirebilecek bir haberi yayınlamadan önce doğruluğunu araştırmalı, haberin verilişinde gerçeğe aykırı eklemeler yapmamalı ve kişilerin zarar görmesine neden olacak ifadelerden titizlikle kaçınmalıdır. Aile hayatına ilişkin bir dram ekrana getirilirken, teşhir ve ticari sömürüden kaçınılmalıdır. Aile hayatı boşanma ile dahi sona ermez ve AİHS’nin 8 inci maddesi kapsamında aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı devam eder.[44] Yayın hizmetlerinde; kişilerin özel hayatının gizliliği,  konut dokunulmazlığı, yazışma ve bilişim yollarıyla iletişim kurması haklarına saygı gösterilmedir. İzni alınmadan yayınlarda kimsenin ikamet adresi, araç plakası, telefon numarası, e-posta adresi gibi özel bilgilerine yer verilmemelidir. Kişilerin özel yaşam ve mahremiyet haklarının özel mülkleriyle sınırlı olmadığı, sokakta bile olsalar, bu haklarının gözetilmesi gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.

6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanuna göre, “Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayımlanamaz; haberin verilişinde abartılı ses ve görüntüye, doğal sesin dışında efekt ve müziğe yer verilemez; görüntülerin arşiv veya canlandırma niteliği ile ajanslardan veya başka bir medya kaynağından alınan haberlerin kaynağının belirtilmesi zorunludur.”[45]

İfade özgürlüğü hakkı kullanılırken, bireylerin özel yaşamlarının mahremiyetine ilişkin meşru beklentileri dikkate alınmalıdır. Yayın hizmetleri, “İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez.”[46]

Avrupa Konseyi Lanzarote Sözleşmesi, internetin zararlarından çocukların korunması için gereken önlemlerin alınmasını istemiştir. Lanzarote Sözleşmesi’ne göre, çocuk her tür istismardan ve pornografiden korunmalıdır.[47] Avrupa Konseyi, üyelerini internet ve insan hakları konusunda, AİHM aracılığıyla zorlama gücüne sahiptir.[48] AİHM de çocukların internetin zararlı içeriklerinden korunması konusunda Devletin pozitif yükümlülüğü olduğunu belirtmiştir.[49] UNICEF’e göre, çocukların korunması için televizyon ve internete sınırlandırıcı kurallar getirilmesi sansür değildir[50]

Amerika Birleşik Devletleri, çocukları internet ortamında (mecrasında) korumak için 1998 senesinde “Çocukların Çevrimiçi Gizliliğini Koruma Kanunu-1998” çıkarılmıştır.[51]  Bu kanun 2012 de değişikliğe uğramıştır. [52]

İnternet güvenliği, parlamentoya ve karar vericilere sıkıntı veren bir konudur. Çünkü karar vericiler medyada ve internet medyasında eleştirilecektir ama çocukların da istismardan, uygunsuz içerikten ve zararlı konulardan korunması gerekmektedir.[53]

Güvenli internet için 10 altın kural vardır; internette çok vakit geçirilmemeli; ışıksız ortamda kullanılmamalı; oturma mekânı elverişli olmalı; güvenilir sitelere girilmeli; riskli görülen kişilerle, tanış olmayanlarla tanışılmamalı; kişisel bilgiler isim dâhil riskli kişilere verilmemeli; rahatsız edici görüntüler görülünce hemen çıkılmalı; bilgisayardaki gereksiz aktivitelere katılınmamalı; bilgisayardan bir şey indirilecekse aileye sorulmalı; gereksiz alışveriş yapılmamalı; kimse tehdit edimemeli; kibar dil kullanılmalı; 12 yaşından küçükler internet kafelere girmemeli, gireceklerse adresi ailelerine haber vermelidirler.[54]

Yapılan araştırmalara göre, medya bağımlısı gençlerde dikkatler dağınıktır ve yorgunluk belirtileri vardır. Uzun cümle kuramazlar, gerçeklik algısı değişkendir; aile fertleri ile iletişim azalmakta, gerçek iletişimde zorlanmaktadırlar. Özellikle geceyi bilgisayarda geçiren ve uyuyamayan çocuklarda bu sorunlar daha da artmaktadır. Bu anlamda medyanın çözümsüzlüğü yaygınlaştırdığı söylenebilir. Evde ebeveynin, okulda ise eğitimcinin boşluğunu medya doldurmaktadır. Medyaya ihtiyaç ve istek arttıkça bu durum, giderek bağımlılık oluşturmaktadır. Çocuk böylece gerçek yaşamda bulamadıklarını sanal âlemde gidermekte, yalnızlığını, durağanlığını medya ile giderebildiğini zannetmekte, çocuğu kendi içine çekerek adeta gömmektedir. Çocuk, sorunlarının çözümü için medyaya kaçmakta ise de medya kendisine çözüm üretememektedir. Medyaya göre, her şey çöp konteyneri gibi tek kullanımlıktır; her şeyin ikamesi vardır (olumsuz anlamda); Dünya gözyaşına değmez, şu an önemlidir (olumsuz anlamda).[55]

Kırıkkale Üniversitesi tarafından düzenlenen bir rapora göre, 7-12 yaş grubu çocuklar, akşamları her gün saat 22:30’da tüm televizyonlarda yayıma giren, “iyi uykular çocuklar” projesinin iyi ve olumlu olduğunu, genelde, belirtmişlerdir.[56]

Gençliğe ruhsal açıdan zararlı olan unsurların popüler kültürün parçası gibi gösterilmesi, gençlerin bağımlılığa yönelimini artırabilir. Gerçekleştirilecek programların planlanması ve hazırlanması sürecinde medya bağımlılığı ve bununla mücadele konularında bilimsel literatüre dayalı gerçekçi veriler kullanılmalıdır.

 Medyanın etkisini artırdığı 1980 sonrasında gençler yalnızlaşmıştır, çünkü tüketim kültürü, aile yapısı, sosyal ilişkiler değişmiş, çocuk kendi kültüründen uzaklaşmış, yıkım kültürünün ağına düşmüştür ama yıkım kültürü sanal, çok yüzlü ve yıkıcı bir kültürdür. Yapılan bir araştırmaya göre, medyaya bağlanmak, kendi kültürüne yabancılaşmaktır.  Medya bağımlılığının, kendi kültürüne yabancılaşma olarak nitelendirilmesi mümkündür. Medya bağımlıları, kendi dilini yeterince kullanamamakta, hafızada ve yüz yüze iletişimde sorunlar yaşamaktadır. Bu nedenle bu tür çocuklarda günlük yaşam aksamakta çocuk algıda zorlanmakta, duygu ve davranışta problemler yaşayabilmektedir. Bu tür çocuk ve gençlerde ailenin boşluğu, ebeveynin ihmali vardır. Artık akıllı cep telefonu, vücudun bir parçası gibi olmuştur, çocuk onu uyurken de yanından ayırmamaktadır.[57]

Çocuğun sorunu için medyaya doğru kaçmasının nedeni, geleceğinin olmaması, geleceğe güvenmemesi, geleceğin belirsiz olmasıdır. Çocuğun gelecek kaygıları yanında sosyal kaygıları da vardır. Çocuğun toplumla ve tarihle iletişim eksikliği söz konusudur. Gerçek hayatla ilgili hafızası zayıflamış, kelime sayısı azalmıştır. Artık bu tür çocuklar ve gençler cümleleri daha kısaltarak konuşuyorlar, yüz yüze iletişim kuramıyorlar. Çocuklar ailede sevgi ve ilgi göremedikleri için medya dili ile konuşuyorlar, kendi kültürüne yabancılaşıyorlar, sosyalleşemiyorlar ve yalnızlaşıyorlar.[58] Çocuk ailede bulamadığı ilgi ve sevgiyi medyada arıyor, sosyalleştiğini zannediyor ama bu sosyalleşmenin maalesef aldatıcı olduğunu göremiyor. Çocuk kültürel aidiyet ve kimlik karmaşası yaşıyor, medya gerçeği bildirmiyor ama çocuk medyanın dediklerini, “gerçek” kabul ediyor.

Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre Türkiye’deki evlerin % 93’ünde televizyon bulunmaktadır. Çocukların Türkiye’de televizyon karşısında harcadıkları zaman, ortalama olarak günde 4-5 saattir. Çocukların 1/5 inin yatak odasında televizyon vardır. Çocukların % 82’si, televizyon izleme kararını kendileri vermektedir. Ancak tüm bunlara karşın gerek görsel gerek yazılı yayınlarda özensiz davranıldığı açıktır. Henüz doğru ile yanlışın ayırımını yeterince yapamayan çocuklar ve ergenler için cinsel davranışlar, suça eğilim, intiharlar, alkol ve madde kullanımı hakkındaki yayınlar bilgi kaynağı olabilmekte, gençleri olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Çocuklar, televizyon kahramanlarını rol model olarak benimsemekte, onlarla kendini özdeşleştirmektedir. Çocuklar medyanın verdiği mesajları süzmeden ve kısıtlamadan almaktadır

Günümüzde Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ve ilgili kurumların belirttiğimiz bu sorun karşısında gereken önlemleri aldığı ve sorunu çözdüğü çok abartılı bir iddiadır. Aksine RTÜK’ün mevcut yapısı ile sorunu çözümü epey zor görünmektedir. Ebeveynlerin sorunu RTÜK’e havale etmek yerine, kendi üzerlerine düşeni yapmaları gerekmektedir.

Günümüzde genel televizyon izleme oranı % 94; okul çağındaki çocukların dizi izleme oranı % 70 dir. TÜİK’in 2013 verilerine göre, 6-15 yaşındaki çocukların % 92.5’u her gün; 6-10 yaşındaki çocukların % 94,8’i her gün; 11-15 yaşındaki çocukların % 90.2 si de her gün televizyon izlemişlerdir.[59] Ayrıca, iki yaşın altında (bebek) olup da televizyon izleyen çocuklarda otistik benzeri belirtiler görülebilir.[60]

Çocuklar günde en çok bir-iki saat televizyon izlemelidir; bir-iki saati aşmak tehlikeli olabilir. 2,5 yaş altı çocuklara televizyon kesinlikle zararlıdır. Bilişsel, dil ve dikkat gelişimi açısından fazla televizyon izlemek doğru değildir.[61] Çok televizyon izlemek, çocuğun beyninin sosyal ve yaratıcılık sistemine zarar vermektedir. Sürekli ve plansız televizyon izlemek, planlamadan sorumlu olan ön beyin korteksini tembelleştirmekte; beynin, görsel algıya hitap eden sol lobdaki dil bölgesinin gelişimini zayıflatabilmektedir. Esasen bizi, nefret ettiğimiz şeyler değil, sevdiğimiz şeyler mahvedebilmektedir.[62] Denildiği gibi, Cehenneme giden yol, iyi niyet taşlarıyla döşenmiştir.

Televizyonlarda gösterilen dizilerdeki çarpık ilişkiler çocuk istismarına sebep olabilmektedir. Belki de bu nedenle, çocukların cinsel istismarında son yıllarda artış gözlemlenmektedir. Yapılan araştırmalara göre dizilerin etkisinde kalan ilkokul 1 ve 2 inci sınıfa gelen öğrenciler arasında bile “flört etme, sevgili değiştirme, sevgiliyi kıskandırma” gibi senaryolar üretilmektedir. Bu nedenle cinsel istismar konusunda en önemli yük ebeveyne, okula ve medyaya düşmektedir.[63]

Yapılan bir araştırmaya göre, medyada gösterilen kadınların % 95’nin fiziki özellikleri gerçek hayattaki kadınların sadece %5 inde mevcuttur; medya toplumu gerçekten etkilemektedir.[64]

İstanbul Adli Tıp Başkanlığına, istismara uğramış ve sayıları haftada 100-120 arasında değişen kız çocuklar, mahkemeler tarafından muayene için sevk edilmektedir. Bunların % 70’i cinsel istismara bağlı ruhsal travma geçirmişlerdir. Bazı uzmanlara göre, bu rakamlar buz dağının görünen yüzüdür; bu durum, olgunun sadece % 10 veya 20 sidir.[65] Yapılan bir araştırmaya göre, 2010 yılında yedi bin çocuk tecavüze uğramıştır. Son on yılda cinsel istismara uğrayan çocuk sayısı ise 250 bin kişidir. Teyide muhtaç bu araştırmaya göre, sokaklarda yaşayan çocuk sayısı 50 bindir. [66]

Çocuklar sosyalleşme sürecinde, izledikleri programlardan etkilenerek, insanüstü güçlere sahip olmak, toplumda kendilerini kabul ettirmek isterler. Esasen çocuklar gençlik dönemine geçerken kimlik arayışı içerisindedirler; kendilerine kim ve ne oldukları konusunda soru sorarlar. İşte bu dönemde çocuklar, çevresinde olanlardan, kişilerden ve dizi kahramanlarından etkilenirler. Televizyon programları henüz ruhsal ve fiziksel gelişimlerini tamamlayamamış, yargılamaları tam oturmamış, çok hızlı bir öğrenme süreci içerisindeki çocuklar üzerinde aşırı ve yoğun bir baskı oluşturmaktadır.[67]

Avrupa Sınırötesi Televizyon Sözleşmesinin 7 inci maddesinde “çocukların ve gençlerin fiziksel, zihinsel, ruhsal ve ahlaki gelişmelerini olumsuz etkileyecek yayın yapılmaması veya bunların izleyebileceği saatlerde yayınlanmaması” istenmektedir.[68] Buna rağmen ABD ve Avrupa gibi ülkeler dâhil dünyada büyük oranda çocuk sömürüsü devam etmektedir.[69]

Gençler için fiziksel ve ruhsal açıdan riskli olan konuların ya da buna ait sahnelerin yer aldığı filmlere saat 24’ten önce yer verilmemeli ve sağ üst köşesine konulacak bir akıllı işaret ile programları seyretmesi sakıncalı olan yaş grubu belirtilmelidir. Gençler ve risk grupları, bu tür reklâm niteliği taşıyan içeriklerden de olumsuz etkilenmektedir.

Çocuk ve Gençler İçin Medya Dünya Zirvesi”, 1993’de çocukla ilgili programların düzenlenmesi amacıyla, Avustralya tarafından kurulmuş, ilk toplantısını 1995 de Avustralyanın Melbourn şehrinde yapmıştır.  Daha sonra Londra, Selanik, Rio de Jeneiro ve Johannesburg ve İsveç’in Karlstad şehrinde (14-18.6.2010) gerçekleşmiştir. Katılımcılar, 1995 de yedi maddelik “Çocuk Televizyonu Tüzüğü” hazırlamışlardır.[70]

 

SONUÇ:

Ailenin korunması ve çocuk arasında kopmaz bir bağ vardır, bu ilişki koparılamaz. Anayasamızın 41 inci maddesine göre, “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.” “Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar.” “Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir.”  “Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.” Anayasamıza göre, Devlet, çocukları kötü alışkanlıklardan korumak için her türlü önlemi almalıdır. Anayasamızın 62 nci maddesine göre, yabancı ülkelerde yaşayan vatandaş çocuklarının korunması için devlet önlem alır ve eğitimleriyle ilgilenir.

Bağımlılık (addiction), etkisine girmek, alışmak, kontrol edememe, kontrol bozukluğu hastalığıdır. Bağımlılık sınırlı ve hastalık derecesinde olmak üzere ikiye ayrılabilir. Uyuşturucu, internet, facebook ve akıllı telefon bağımlılığı gibi bağımlılık çeşitleri vardır.

 

Güvenli internet için 10 altın kural vardır; internette çok vakit geçirilmemeli; ışıksız ortamda kullanılmamalı; oturma mekânı elverişli olmalı; güvenilir sitelere girilmeli; riskli görülen kişilerle, tanış olmayanlarla tanışılmamalı; kişisel bilgiler isim dâhil riskli kişilere verilmemeli; rahatsız edici görüntüler görülünce hemen çıkılmalı; bilgisayardaki gereksiz aktivitelere katılınmamalı; bilgisayardan bir şey indirilecekse aileye sorulmalı; gereksiz alışveriş yapılmamalı; kimse tehdit edimemeli; kibar dil kullanılmalı; 12 yaşından küçükler internet kafelere girmemeli, gireceklerse adresi ailelerine haber vermelidirler.

İnternet, kural olarak, okyanus gibidir, çocuklara büyük fırsatlar sunar ama tehlikeleri de vardır. Çocuklar interneti oyun parkı olarak kullanmaktadır ama aktif ilişkiye girmeye ve fotoğraf paylaşmaya başladıklarında riskler artmaktadır.

Gérard Mendel’in Son Sömürge Çocuk isimli kitabında belirttiği gibi günümüzde, ABD’de 12-13 yaşındaki bazı kızlar, en yüksek ücretli top modellerdir. Oysa Post modern çocuk ekrana, internete bağımlı, ama hiç tatmin olmayan, dünyası hep kararan, içine kapanmış bir çocuktur. Sokaklarda film ve reklamların etkisi altındadır; güvenilir sayılan evde ise televizyon ve internetle kuşatılmıştır. Günümüzde iletişim devrimi nedeniyle çocukluğun sınırları kaybolmuştur; çocukluğun sınırlarının nerede başlayıp-sona erdiği belli değildir; tipolojik kültürden dijital (elektronik) kültüre geçilince çocuk yetişkin ayrımı ortadan kalkmıştır. Bu, kültürel çöküştür, mevcut Batı medeniyetinin iflasının başlangıcıdır. Yapılan bir araştırmaya göre, medyada gösterilen kadınların % 95’nin fiziki özellikleri gerçek hayattaki kadınların sadece %5 inde mevcuttur; medya toplumu gerçekten etkilemektedir.

Medyanın etkisini artırdığı 1980 sonrasında gençler yalnızlaşmıştır, çünkü tüketim kültürü, aile yapısı, sosyal ilişkiler değişmiş, çocuk kendi kültüründen uzaklaşmış, yıkım kültürünün ağına düşmüştür ama yıkım kültürü sanal, çok yüzlü ve yıkıcı bir kültürdür. Yapılan bir araştırmaya göre, medyaya bağlanmak, kendi kültürüne yabancılaşmaktır.  Medya bağımlılığının, kendi kültürüne yabancılaşma olarak nitelendirilmesi mümkündür. Medya bağımlıları, kendi dilini yeterince kullanamamakta, hafızada ve yüz yüze iletişimde sorun yaşamaktadır. Bu nedenle bu tür çocuklarda günlük yaşam aksamakta çocuk algıda zorlanmakta, duygu ve davranışta sorun yaşayabilmektedir. Bu tür çocuk ve gençlerde ailenin boşluğu, ebeveynin ihmali vardır. Artık akıllı cep telefonu, vücudun bir parçası gibi olmuştur, çocuk onu uyurken de yanından ayırmamaktadır.

Çocuklar günde en çok bir-iki saat televizyon izlemelidir; bir-iki saati aşmak tehlikeli olabilir. 2,5 yaş altı çocuklara televizyon kesinlikle zararlıdır. Bilişsel, dil ve dikkat gelişimi açısından fazla televizyon izlemek doğru değildir. Televizyonlarda gösterilen dizilerdeki çarpık ilişkiler çocuk istismarına sebep olabilmektedir. Belki de bu nedenle, çocukların cinsel istismarında son yıllarda artış gözlemlenmektedir. İsveç’te 4 yaşındaki çocukların % 50’si internete girmekte, İngiltere’de 5-7 yaş arası çocukların % 74’ü internetten alışveriş yapmaktadır.

Çocuklar sosyalleşme sürecinde, izledikleri programlardan etkilenerek, insanüstü güçlere sahip olmak, toplumda kendilerini kabul ettirmek isterler. Esasen çocuklar gençlik dönemine geçerken kimlik arayışı içerisindedirler; kendilerine kim ve ne oldukları konusunda soru sorarlar. İşte bu dönemde çocuklar, çevresinde olanlardan, kişilerden ve dizi kahramanlarından etkilenirler.

Avrupa Konseyi Lanzarote Sözleşmesi, internetin zararlarından çocukların korunması için gereken önlemlerin alınmasını istemiştir. Lanzarote Sözleşmesi’ne göre, çocuk her tür istismardan ve pornografiden korunmalıdır. Avrupa Konseyi, üyelerini internet ve insan hakları konusunda, AİHM aracılığıyla zorlama gücüne sahiptir. AİHM de çocukların internetin zararlı içeriklerinden korunması konusunda Devletin pozitif yükümlülüğü olduğunu belirtmiştir. UNICEF’e göre, çocukların korunması için televizyon ve internete sınırlandırıcı kurallar getirilmesi sansür değildir.

Avrupa Sınırötesi Televizyon Sözleşmesinin 7 inci maddesinde “çocukların ve gençlerin fiziksel, zihinsel, ruhsal ve ahlaki gelişmelerini olumsuz etkileyecek yayın yapılmaması veya bunların izleyebileceği saatlerde yayınlanmaması” istenmektedir.

Medyanın olumsuzlukları karşısında başta Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olmak üzere ilgili kurumların gereken önlemleri aldığı ve sorunu çözdüğü söylenemez. Aksine bu kurumların mevcut yapısı ile sorunları çözümü epey zor görünmektedir; ebeveynlerin, sorunu, bu kurumlara havale etmek yerine, kendi üzerlerine düşeni yapmaları gerekmektedir.

 

KAYNAKÇA:

Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” (2012): Sayı: 6284), (AKKŞÖ).

Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliği: RG, 18 Ocak 2013/28532) (AKKŞÖY).

Andre Alen and Wouter Pas :  “The UN Convention on the Rights of the Child’s Self-executing Character”, s. 165-186, in: Eugeen Verhellen (ed.), 1996.

Birinci Türkiye Çocuk ve Medya Kongresi (ÇMK): Bildiriler Kitabı, C.I, Yayıma Hazırlayan H. Yavuzer- M. R. Şirin, Çocuk Vakfı Yayınları, İstanbul 2013. (Bildiriler, C. I).

Birinci Türkiye Çocuk ve Medya Kongresi (ÇMK): Bildiriler Kitabı, C.II, Yayıma Hazırlayan H. Yavuzer- M. R. Şirin, Çocuk Vakfı Yayınları, İstanbul 2013. Bildiriler, C. II).

Birinci Türkiye Çocuk Hakları Kongresi (ÇHK): Çocuk Hakları ve Medya El Kitabı, Anne, Baba, Öğretmen ve Medya Çalışanları İçin, Hz. M. R. Şirin, Çocuk Vakfı Yayınları, İst. 2011.

Birinci Türkiye Çocuk ve Medya Stratejisi ve Uygulama Planı 2014-2018, Çocuk Vakfı Yayını, Aralık 2013. (Medya Stratejisi ve Uygulama Planı).

Cheviron, Nilgün Tutal         :  “Medyanın Şiddete Dayalı İşleyişi ve Çocukların Maruz Kaldığı Olumsuzluklar”, ÇHK, İst. 2011, ss. 185-206.

Council of Europe (Conceil De L’Europe: Guide to Human Rights for Internet Users, Legal Instruments, Recommendation CM/Rec (2014) 6 and Explanatory Memorandum (Council of Europe: Human Rights).

Çocuk Koruma Kanunu, (Sayı: 5395; Kabulü: 3 Temmuz 2005; RG: 15 Temmuz 2005/25876).

Dafna Lemish                       :  ”Medya ve Erken Dönem Çocukluk Gelişimi” (Çocuklarla İletişim: Yetiştirme, İlham verme, Harekete Geçirme, Eğitme ve İyileştirme İlke ve Uygulamaları”, ÇMK, Bildiriler, C. II, ss. 13-34. (Dafna Lemish, 2014).

Daniel R. Anderson              : ”Çocuklar ve Medya: Bilişsel Gelişim ve Eğitim”, Çeviren Pınar Şengözer Şiraz, ÇMK, Bildiriler, C. II, ss. 77-89. (Daniel R. Anderson, 2014).

Daniel R. Anderson              : “Children and Media”, Interview with Prof. Dr. Daniel R. Anderson, İletişim ve Dip­lo­masi, ss. 149-159. (Daniel R. Anderson, 2014-2).

Demirel, Emin                      :  Global Şiddet, 8. Baskı, 1+335, İstanbul 2011.

Er, Cüneyd                             : Biyometrik Yöntemler ve Özel Hayatın Gizliliği Hakkı, Parmak izi, Göz ve DNA Tarama Gibi Teknolojik Kimlik Denetleme Usullerinin Hukuki Statüsü, Yetkin Yayınları, Ankara, 2007.

European Union Council      :  International Conference on “Protection of Minors in the Dijital Era”, Greece, Athens, April, 14-15th, 2014 (Protection of Minors, Athens, 2014).

Eugeen Verhellen                 :  (Edited by) (University of Ghent, Children’s Rights Centre, Belgium) Monitoring Children’s Rights, Matinus Nijhoff Publishers, ss. 1+940, 1996, printed in the Netherlands.

Geraldine Van Bueren          :  (Editor), International Documents on Children, Second Edition, Martinus Nijhoff Publishers, The Hague/Boston/London, 1998, Printed in the Netherlends.

Fendoğlu, Hasan Tahsin        :  “Medya ve Şiddet”, Düzenleyen: Dicle Üniversitesi Rektörlüğü, “Tüm Yönleriyle Şiddet” Çalıştayı, Diyarbakır 2013, D.Ü Yayını, 2013, ss. 133-142.

Gören, Zafer-İzgi, Ömer       :  Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Yorumu, Madde Gerekçeleri, Anayasa Mahkemesi Kararları, Bilimsel Görüşler, Ankara, 2002, C. I-II.

Güneş, Âdem                        :  ”Medya Pedagojisi”, ÇMK, Bildiriler, C.I, İst. 2013, ss. 83-98.

Güneş, S. ve Kalaycı, A. R.  :  Sokakta Yaşayan ve Çalışan Çocuklar, Tespitler ve Çözüm Önerileri, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Ağustos 2004.

Jayne Kırkham                      : “Çocuklara Yönelik Medya ve Politik Konulara İlişkin Sistemler”, ss. 323-331.

Kathryn C. Montgomery       :  “’Büyük Veri’ Devrinde Çocukların Gizliliğinin Korunması”, Çeviren Ayşe Aksakal, ss. 299-321.

Kılıçoğlu, Ahmet                  : Kadın ve Çocuk Hakları, KSGM Yayını, Ankara, 2003.

Korkmaz, Ali                        :  ”Özel Eğitim Kurumlarındaki Bedensel Engelli Öğrencilerin İnternet Bağımlılığı Üzerine Bir Araştırma (A Reserach On Internet Addiction Of Physically Handicapped Students In Private Educational Institutins)”, İletişim ve Diplomasi Dergisi, ss. 161-178. (Korkmaz, 2014).

Koruyucu Aile Yönetmeliği, Resmi Gazete, 14 Aralık 2012/ 28497. (KAY).

Liz Kelly                               : Kadınlara ve Çocuklara Yönelik Şiddete Karşı Polislikte Görüş, Yenilik ve Uzmanlık, Avrupa Konseyi Yayınları, Strasbourg, 2000?.

Marian Koren                         : “The Right to Information-Too Vague to Be True”, in: Eugeen Verhellen (Ed.), Monitoring Children’s Rights, 1996.

Manuela Martra                    :  “The European Strategy for Beter Internet for Kids”,  Protection of Minors, European Commission, Athens, 2014, Presented Paper.

Mora, Necla                          : “Gençlerde Medya Bağımlılığı (Media Dependency in Youth)”, İletişim ve Diplomasi, ss. 19-29, Ankara, 2013. (Mora, 2014).

Neil Postman                        : Çocukluğun Yokoluşu, Çev. Kemal İnal, İmge yayınevi, Ankara, 1995 (Postman, 1995).

Neil Postman                        :  Televizyon: Öldüren Eğlence, Gösteri Çağında Kamusal Söylem, Çev. Osman Akınhay, Ayrıntı Yayınları, 4. Basım, İstanbul, 2012. (Postman, 2012).

Organisation for Security and Co-operation in Europe and Radyo Televizyon Üst Kurulu: The Representive on Freedom of the Media, Medya Özdenetimi Rehber Kitabı, Viyana 2008, editörler: Adeline Hulin ve Jon Smith. (The Representive on Freedom of the Media, 2008).

Pascale Boucaud                   :  ”Resource Procedures Against the Violation of Children’s Rights in European Countries”, s. 145-158, in: Eugeen Verhellen (ed.), 1996.

Phil Jones and Susan Welch :  Rethinking Children’s Rights, Attitudes in Contemporary Society, Bloomsbury Academic, printed in Great Britain, 2013, ss. 1+193.

Phil Jones and Gary Walker :  (Editors): Children’s Rights In Practice, 2012, SAGE Publications, printed and bound by CPI Group U.K.

  1. Ganga, M. Supputhai : (Editors): Children’s Rights As Basic Human Rights, Sensitization of Stakeholders, 2007. Reference Press, New Delhi, India.

Radyo Televizyon Üst Kurulu (2013): Türkiye’de Çocukların Medya Kullanma Alışkanlıkları Araştırması.

Radyo Televizyon Üst Kurulu (09.04.2014/2014-24): Yayın İlkeleri Rehberi.

Sayılan, Gülden                     :  “Yazılı Basında Çocuk Temsilleri: Bir Bekleme Salonu Olarak Çocukluk”, İletişim ve Diplomasi Dergisi, ss. 97-115.

Sosyal Hizmet Merkezleri Yönetmeliği: RG/28554, 9 Şubat 2013.( SHMY).

Seferoğlu, S. Sadi                 :  “Dijital Çağın Çocukları: İlköğretim Öğrencilerinin Facebook Kullanımları ve İnternet Bağımlılıkları Üzerine Bir Araştırma”, İletişim ve Diplomasi Dergisi, ss. 31-48, Ankara-2013.

 

 

www.unicef.org

www.unicef.org;children rights information network

www.cocukhaklariizleme.org/chs

www.cocukhaklariizleme.org/chs-bireysel-basvuru-protokolu-14-nisan-2014-itibariyle-yururluge-girdi

www.guvenlicocuk.org.tr

www.echr.coe.int/Documents/FS_Childrens_

http://www.ailetoplum.gov.tr/tr/18524/Tamamlanan-Arastirmalar (1.7.2014).

http://www.oecd.org/sti/ieconomy/childrenonline_with_cover.pdf (24.5.2014). OECD’nin

 

 

 

[1] Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Anayasa Hukuku Anabilimdalı-ANKARA.

[2] Postman, 2012, s. 122.

[3] Önür, Nimet, (Prof. Dr., Ege Üniv.), Bildiri, “Sosyal Medyanın Keşfedilen Toplumsallıklarında İnternet bağımlısı Çocuklar”, Risk (4)-2012.

[4] Aşar, 2014, s. 83.

[5] Ör. Bkz. Kılıçoğlu, Kadın ve Çocuk Hakları, Ankara, 2003, KSGM Yayını.

[6] 1982/41 (ailenin korunması) için bkz. Gören-İzgi, s. 469.

[7] 1982/58 (gençliğin korunması) için bkz. Gören-İzgi, C.I, s. 609-610.

[8] 1982/62 (yabancı ülkede çalışanların çocukları) için bkz. Gören-İzgi, C.I, s. 636-638.

[9] Seferoğlu, 2014, s. 46.

[10] Seferoğlu, 2014, s. 33.

[11] Bu tanım, Coventry Üniversitesi Psikologlarından Dr. Christine Grant’e aittir; bkz. http://beta.interpress.com: “akıllı telefon bağımlılığı” (20.08.2014).

[12] Seferoğlu, 2014, s. 32.

[13] Bkz. Çocukların Sosyal Paylaşım Sitelerini Kullanım Alışkanlıkları Araştırması Raporu, ss. 1-20.

[14] Kathryn C. Montgomery, 2013, s. 317 dn 47 ve 319

[15] Çocukların Sosyal Paylaşım Sitelerini Kullanım Alışkanlıkları Araştırması Raporu, s. 1 (Yönetici Özeti).

[16] Janice Richardson, “Insafe: Avrupa ve Ötesinde Online Güvenliği Arttırmak”, Bildiri, Risk (4)-2012.

[17] Önür, Nimet, Bildiri, “Sosyal Medyanın Keşfedilen Toplumsallıklarında İnternet bağımlısı Çocuklar”, Risk (4)-2012.

[18]Bkz. “İnternet Kullanımı Ve Aile”, Ankara – 2008, Aile ve Sosyal Araştırmalar. Genel Müdürlüğü; http://www.ailetoplum.gov.tr/tr/18524/Tamamlanan-Arastirmalar (1.7.2014).

[19] Özer, Dijle, “İlköğretim Okulundaki Öğrencilerin İnternet bağımlılığını Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi”, Risk (4)-2012.

[20] Dinç, Mevlüt, “Dijital Oyunlarda Güvenlik Ortamı Sağlanması”, Bildiri, Risk (4)-2012.

[21] Detay için bkz. Korkmaz, 2014, s.196-197.

[22] Paul Cha (ABD),  Bildiri, “Masum Görüntülerle Mücadele Gücü”, Risk (4)-2012.

[23] Erik Verstrate, Bildiri, “Çevrimiçi Saldırgan Profili belirleme İhtimalleri”,  Risk (4)-2012.

[24] Birinci Türkiye Çocuk ve Medya Stratejisi ve Uygulama Planı 2014-2018, Çocuk Vakfı Yayını, Aralık 2013, s. 23.

[25] Aşar, 2014, 90.

[26] Bu ve benzeri gerekçelerle, bazı programlarda Radyo Televizyon Üst Ku­ru­lu’­n­ca ihlal bulunmuştur.

[27] Medya Stratejisi ve Uygulama Planı, s. 26.

[28] Aşar, 2014, s. 83.

[29] Bkz. Aşar, 2014, 88.

[30] Bostancı, İletişim ve Diplomasi, s. 1.

[31] Seferoğlu, 2014, s. 34.

[32] Seferoğlu, 2014, s. 34.

[33] Geniş bilgi için bkz. Fendoğlu, H.T., “Medya ve Şiddet”, Düzenleyen: Dicle Üniversitesi Rektörlüğü, “Tüm Yönleriyle Şiddet” Çalıştayı, Diyarbakır 2013, ss. 133-142; Ayrıca bkz. Seferoğlu, 2014, s. 35; Demirel, Emin, Global Şiddet, 8. Baskı, 1+335, İstanbul 2011.

[34] Seferoğlu, 2014, s. 45.

[35] Convention on the Rights of the Child (1989), madde 16.

[36] Dafna Lemish, 2014-1, s. 25.

[37] Bkz. Er, Cüneyd, Biyometrik Yöntemler ve Özel Hayatın Gizliliği Hakkı, Parmak izi, Göz ve DNA Tarama Gibi Teknolojik Kimlik Denetleme Usullerinin Hukuki Statüsü, Yetkin Yayınları, Ankara, 2007.

[38] Bkz. Marian Koren, “The Right to Information-Too Vague to Be True”, in: Eugeen Verhellen (Ed.), Monitoring Children’s Rights, 1996, s. 667-679.

[39] ÇHS/17.

[40] 1982/141 için bkz. Gören-İzgi, C.I, s. 1249-1251.

[41] A.g.e.

[42] Radyo Televizyon Üst Kurulu, Yayın İlkeleri Rehberi, Ankara 2014.

[43] 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun, md. 8, fıkra 1, ç bendi.

[44] Ursula Kilkelly, AİHS-8, 2007, s. 53.

[45] 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun, md. 8, fıkra 1, ç bendi.

[46] 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun, md. 8, fıkra 1, ç bendi.

[47] Bkz. Council of Europe, Human Rights, s. 25-26.

[48] Council of Europe: Human Rights, s. 1.

[49] AİHM, K.U. v. Finland no. 2872/02, article, 9/1, 13.

[50]Cheviron, 2011, s. 205. Dünyada internete getirilen filtrelemenin çeşitleri hakkında bkz. http://www.oecd.org/sti/ieconomy/childrenonline_with_cover.pdf (24.5.2014). OECD’nin “The Protectıon of Children Online: Risks Faced by Children Online and Policies to protect Them” isimli raporu için bkz. http://www.oecd.org/sti/ieconomy/childrenonline_with_cover.pdf (24.5.2014).

[51] COPPA: The U.S. Children’s Online Privacy Protection Act, 1998.

[52]Kathryn C. Montgomery, 2013, s. 299; COPPA konusunda detay için bkz. http://www.oecd.org/sti/ieconomy/childrenonline_with_cover.pdf (24.5.2014).

[53] Jayne Kırkham, 2013, s. 330.

[54] Orhon-Pembecioğlu-Altun-Tüzel: Medya okuryazarlığı, 2014, 158-160.

[55] Mora, 2014, s. 27, 19, 21, 20 ve 23.

[56] Prof. Dr. Selda Fatma Bülbül, Yrd. Doç. Dr. Fatma Elibol, Arş. Gör. Nesime Güzel, “7-12 Yaş Grubu Çocuklarında İyi Uykular Çocuklar Projesinin Etkinliği”, ss. 1-13. Buna göre ilk 3 aylık bebek, günde 16-18 saat, çocuklar 8,5-9 saat uyur. Yapılan araştırmaya göre, akşam 22-23 arasında uyanlar, daha geç uyuyanlara göre daha başarılıdır. Odasında TV olanların uyku bozukluğu ile ilişkisi Owens ve arkadaşları tarafından yapılan incelemede belirtilmiştir. Öğrencilerle yapılan araştırmada öğrencilerin % 77.5’u televizyon programlarının şiddet içerdiğini belirtmiştir. Tele çıktığında, öğrencilerin % 67.7’si “yatmam gerektiğini düşünüp yatarım” yanıtını vermiştir. Öte yandan teknoloji arttıkça uyku süresinin azaldığı belirtilebilir. İngiltere medya otoritesi OFCOM’un yaptığı bir araştırmaya göre, günde 8 saat 41 dakikayı medya araçlarına ayırıyor, ama en fazla 8 saat uyuyoruz; Star Gazetesi, 9.8.2014.

[57] Mora, 2014, s. 27, 22.

[58] Mora, 2014, s. 25, 26.

[59] TÜİK, 2013, “Çocuklarda Bilişim Teknolojileri Kullanımı ve Medya”, Bildiriler Kitabı, C.I, s. 433 vd.

[60] Yaramış,  Ahmet (Prof. Dr.), D.Ü.Tıp Fakültesi, “Çocuklarda Televizyon Tehlikesi”, www.haberx.com (1.7.2010)

[61] Daniel R. Anderson, 2014, s. 76, 82, 85. Bilgi akışında en etkili araç medyadır. 1982 de kaldırılan medya pedagojisi dersi yeniden konulmalıdır. ABD’de bu alanda uğraş veren kurumlar vardır. Medya pedagojisi, medyanın bilgi aktarması ve olası zararlarından çocukları koruma bilimidir. Pedagoji ve medya pedagojisi bölümleri yeniden ihdas edilmelidir; (Güneş, 2013, s. 83, 88 ve 96).

[62] Postman, 2012, s. 8.

[63] www.timeturk.com./tr/2011/03/31/diziler-cocuk-istismarına-sebep-oluyor.html

[64] Alberto Pellai-İtalyan, İsveç, Karlstad, 2010.

[65] Yorulmaz, Coşkun (Doç. Dr. İ.Ü., Cerrahpaşa Tıp Fakültesi; www.radikal.com.tr. (21.11.2008).

[66] Milliyet, 11.4.2011, “250 Bin Çocuk istismara uğradı”. Not: Bu rakamlar teyide muhtaçtır.

[67] Bkz. Liz Kelly, (Prof.): Kadınlara ve Çocuklara Yönelik Şiddete Karşı Polislikte Görüş, Yenilik ve Uzmanlık, Avrupa Konseyi Yayınları, Strasbourg, 2000?, s. 79-95.

[68] 6112/8-2.

[69] Bkz. ABD, İngiltere, İtalya, Polonya, İrlanda vs de hangi yaşta hangi oranda vaki çocuk istismarları için bkz. http://www.oecd.org/sti/ieconomy/ childrenonline_with_cover.pdf (24.5.2014). OECD’nin The Protection of Children isimli araştırma raporu için bkz. http://www.oecd.org/sti/ieconomy/ childrenonline_with_cover.pdf

[70] İsveç, Karlstad, 2010.


Paylaş
İşlem Sonucu