TİHEK Başkanı Süleyman Arslan’ın Yaşlı Hakları Konferansı Açılış Konuşması

 

 

Sayın Vekilim,

Değerli Katılımcılar, Kıymetli Hazirun,

Öncelikle değerli vaktinizi ayırıp davetimize icabet ettiğiniz için hepinize teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum. Ankara dışından çalışmamıza katılan misafirlerimize hassaten Ankara’ya hoş geldiniz diyor, çalışmamızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Ayrıca programa başlarken bütün yaşlılarımızın ellerinden öpüyor, saygılarımızı sunuyorum.

Değerli Katılımcılar,

Hayatın ileri evrelerine denk gelen yaşlılık, biyolojik süreç içerisinde hepimizin uğrayacağı bir durak ve kaçınılamayan bir dönemdir. Bu açıdan bugünün gençleri yarınların yaşlı adaylarıdır. Bu nedenle bugün ele alacağımız yaşlılık konusu, esasen hepimizi ilgilendiren bir konudur. Hepimizi ilgilendiren bu konuda bütün katılımcılarımızdan değerli katkılarını sunmaları arzusundayız.

İnsan, yaratılışı gereği onurlu bir varlıktır. Bu onurun kaynağı din, ahlak veya hukuk gibi farklı normlarda aransa da insanların onurlu birer varlık olduğu konusunda oydaşma bulunmaktadır. İnsanın içkin bir değer olarak sahip olduğu insan onurunun korunması ise çeşitli argümanlar aracılığıyla gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. Bu argümanlardan birisi de şüphesiz insan haklarıdır.

İnsan hakları, bireylerin salt insan olmalarından dolayı sahip oldukları devredilmez ve vazgeçilmez nitelikte haklar kümesidir. İnsan hakları aracılığıyla bütün insanların asgari düzeyde insan onuruna yaraşır bir hayat sürmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda özellikle İkinci Dünya Savaşından sonra insan hakları alanında yoğun bir normlaşma ve kurumsallaşma çabası görülmektedir.

Bu normlaşma ve kurumsallaşma sürecinde toplumun bazı kesimleri ön plana çıkarken, bazı kesimler ise daha az gündem olabilmiştir. Kadınlar, çocuklar ve engelliler konusunda devlet, uluslararası kuruluşlar, ulusal insan hakları kurumları ve sivil toplum kuruluşları tarafından çok çeşitli form ve düzeylerde çalışmalar yapılmıştır ve yapılmaktadır. Ancak her kesim bu kesimler kadar şanslı olamamıştır. Bu açıdan ihmal edilen ve gayretlerin görece az olduğu alanlardan birisi de “yaşlı haklarıdır.”

İnsanların insan onuruna sahip olması, dolayısıyla da insan haklarının korumasından yararlanması elbette yaştan bağımsız bir durumdur. İnsan hakları, kişinin doğumundan ölümüne değin koruma sağlayan; hatta bazı durumlarda doğum öncesi ve sonrasına ilişkin dahi güvenceler sağlayan haklar bütünüdür. Ancak olması gerekeni ortaya koyan bu durum, uygulamada her zaman karşılık bulamamaktadır. İnsan hakları serüveni açısından çocuk, kadın ve engelliler için sağlanan gelişmeler ve ortaya konan gayretlerin yaşlı hakları açısından aynı düzeyde gerçekleşmediği görülmektedir.

Nüfus artış hızının düşmesi ile birlikte genel nüfus içinde hem sayısal hem de oransal olarak yaşlı nüfus artmıştır. Ülkemizin de dâhil olduğu birçok ülkenin nüfus piramitlerinde değişiklikler ortaya çıkmıştır. Bu durum, daha önce görünürlük sorunu olan yaşlı haklarının daha fazla gündem olmasını sağlamış ve ekonomiden çalışmaya, sosyal güvenlikten sağlığa kadar ülkelerin birçok politikasını etkiler noktaya gelmiştir.

Tüm bu sorun, etki ve tehditlerine rağmen maalesef hem devletlerin hem de uluslararası alanda sorumluluğu olan bölgesel ve evrensel düzeydeki insan hakları mekanizmalarının geniş kapsamlı bir yaşlı stratejisi ortaya koyamadıkları görülmektedir. Bugün için uluslararası alanda bağlayıcılığı olan bir “yaşlı hakları sözleşmesi” bulunmamaktadır. Yaşlıların istihdam, emeklilik, sosyal ve kamusal hizmetlere erişim, ayrımcılık gibi birçok alandaki sorunları halen çözüm bulabilmiş değildir.

Değerli katılımcılar,

Bir insan hakları meselesi olarak “yaşlı hakları” elbette önemli ve değerlidir. Ancak konu medeniyetimiz ve insan hakları olunca öncelikli ve özellikli bir hal almaktadır.

Toplumsal ve kültürel unsurlarımızı geçmişten geleceğe taşıyan yaşlılarımız, tarihsel süreçte kök değerlerimize uygun olarak ailenin temel unsurlarından birisi, yol göstericisi, akıl danışılanı olmuştur. Kültürümüzde yaşlılar, bereket kaynağı olarak telakki edilmiştir.

Bununla birlikte son dönemlerde yaşlılara yönelik algıların son dönemde değişime uğradığına şahitlik etmekteyiz. Özellikle yaşlıların çağa ayak uyduramadıkları, inatçı, değişmez ve aileye yük oldukları şeklindeki mesnetsiz önyargılar ve kalıpyargıların ortaya çıktığı görülmektedir.

Ailelerin çekirdek aileye dönüşmesi ve hayatın kentleşmesi neticesinde yaşlıların eski önemini kaybetmeye başladığı yönündeki varsayım, yaşlılara yönelik sosyal sorumluluğun artık aileden ve toplumdan çok devlete ait olduğu kabulünün yaygınlaşmasına neden olmuştur. Ancak, kök değerlerimizi bir an için anımsadığımızda bu konunun, salt devletin sorumluluk üstlendiği bir konu olmadığı ortaya çıkacaktır. Bir bütün olarak toplumun ve tüm fertlerin, yaşlıların hak ettiği saygıyı ve değeri göstermek konusunda bireysel ve toplumsal sorumluluğu bulunmaktadır.

Kıymetli Hazirun,

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu olarak, ulusal önleme mekanizması kapsamında çeşitli illerdeki huzurevlerini ziyaret ederek yaşlılarımızın insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşamını devam etmelerine katkı sunmak gayretindeyiz. Bu inceleme neticesinde müspet yönler ve iyi uygulama örnekleri ile varsa sorunların ve muhtemel çözüm önerilerinin raporlaştırılması sağlanmaktadır. Ayrıca 6701 sayılı Kuruluş Kanunumuzda             “yaş” bir ayrımcılık temeli olarak düzenlenmiştir. Yaşa dayalı ayrımcılığa maruz yaşlılar, Kurumumuza başvurabilmektedir. Kurumumuz, ayrımcı muamelelerde bin Türk Lirasından on beş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verme yetkisini haizdir.

Değerli katılımcılar,

Yaşlılara yönelik ayrımcılık, çok çeşitli yönleriyle diğer ayrımcılık türlerinden ayrılmaktadır. Yaşlılara yönelik ayrımcılığın mağdur kesimi devingendir. Bugün için genç olduğu için yaşa dayalı ayrımcılığa maruz kalmayanlar, yaşamın ilerleyen evrelerinde yaşa dayalı ayrımcılığa maruz kalabilmektedir.

Yaşlılara yönelik ayrımcılığın bir diğer özel durumu, yaşlıların özel durumlarını dikkate almayan uygulamaların ayrımcılığa sebebiyet vermesidir. Bazı gruplara yönelik olağan uygulamalara gitmek dahi başlı başına bir ayrımcılık nedeni olabilmekte, diğer bir ifadeyle yatay eşitlik uygulamaları, bu gruplar açısından ayrımcı bir niteliğe dönüşebilmektedir.

Hayatın ileri aşamalarına denk gelen yaşlılık dönemi, ayrımcı muamelelere maruz kalınması açısından yukarıda işaret edilen hususlara iyi bir örnek oluşturmaktadır. Yaşlı bireyler, mevcut durumları itibarı ile ayrımcı uygulamalara daha yoğun şekilde maruz kalma riski taşımaktadırlar. Özellikle nüfusun geri kalanı ile aynı uygulamalara tabi tutulmaları dahi, belli durumlarda yaşlılar için ayrımcılık oluşturabilmektedir.

Yaya geçidinde uygulanan 20 saniye uygulamasının yaşlı bireylere yönelik doğrudan ayrımcı bir muamele olmasa da, özel durumlarını ve ağır hareket kabiliyetlerini dikkate almadığı için dolaylı ayrımcı bir uygulamadır.

Bu örnekler elbette yaşlılara yönelik ayrımcılığın bütün boyutlarını ortaya koyma açısından yetersizdir. Yaşlılar istihdam başta olmak üzere birçok alanda doğrudan veya dolaylı ayrımcı uygulamaların mağduru olabilmektedir.

 

Konu bakımından değinilmesi gereken bir diğer husus, yaşlıların huzurevlerinde kalmasıdır. Yaşlıların aile içindeki etkin pozisyonun erozyona uğraması neticesinde yaşlıların kalmak durumunda bırakıldığı huzurevleri, örfümüz ve medeniyetimizle çok uyarlı değildir. Şüphesiz kastımız, ülkemizde hiçbir şekilde huzurevi olmaması değildir. Ancak medeniyetimiz açısından olması gereken, huzurevlerine olan ihtiyacın minimize etmektir. Yaşlılarımızın sıcak ev ortamında hayatlarını idame ettirecek bir konsepti hayata geçirmenin zorunlu olduğu kanaatindeyiz.

Belli bir yaştan sonra bireylerin toplumda etkin bir rol almak istemediği iddiasında olan “geri çekilme kuramı” kültürümüzle bağdaşmamaktadır. Bu açıdan “aktivite” kuramının öncelenmesi ve yaşlıların gençlik dönemindeki önemini yaşlılık döneminde arttırarak devam eden bir hayat sürmesine imkan veren koşulların sağlanması gerekmektedir.

Bu duygu ve düşüncelerle, çalışmamızın hayırlı ve etkili sonuçlar doğurmasını temenni ediyor, çalışmada katkısı olan herkese şahsım, karar organımız olan İnsan Hakları ve Eşitlik Kurulu ve Kurumum adına şükranlarımı sunuyorum.

 

 

 


Paylaş:
İşlem Sonucu