Dr. Öğretim Üyesi Burcu Zeynep UĞUR

 

TEBLİĞİ BURADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ.

BOŞANMANIN EVLİLİK ÜZERİNE DIŞSALLIK ETKİSİ: TÜRKİYE’DEN BULGULAR

Dr. Öğretim Üyesi Burcu Zeynep UĞUR[1]

 

Özet

2000’li yıllardan bu yana boşanma birçok gelişmiş ülkede olduğu gibi Türkiye’de de hızla yaygınlaşmaktadır. Boşanma oranlarının artması ve bunun toplumda bilinir olmasının etkisi sadece boşanan çiftlere mahsus kalmayabilir. Bu çalışmada kişinin yaşadığı şehirdeki boşanma oranlarının diğer insanların evliliklerine herhangi bir dışsallık etkisi olup olmadığı incelenmektedir. Bunun için Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yapılan Yaşam Memnuniyeti Araştırması verileri temel alınmaktadır. Ayrıca, Türkiye’de evlilikten memnuniyetin zaman içinde değişimi ve bu değişimi etkileyen faktörler analiz edilmektedir. Analizimiz 2003-2017 yılları arasında yaklaşık 300,000 kişiyle yapılan anket sonuçlarına dayanmaktadır. Ayrıca, 2013 yılında yapılan anket şehir bazında tahmin verecek şekilde tasarlandığı için evlilikten memnuniyetin şehir bazında dağılımını da gözlemleme imkânı vermektedir. 2003-2017 yılı arası dönemde evliliklerinden çok memnun olanların oranında belirgin bir düşüş olmakla beraber ortalama evlilikten memnuniyette çok ciddi değişiklikler gözlemlenmemektedir. Buna mukabil, şehirlerarasında evlilikten memnuniyet oranları arasında belirgin farklılık bulunmaktadır. Özellikle kadınların evlilikten memnuniyet oranı belirgin ölçüde erkeklerden düşüktür. Yaş ile evlilikten memnuniyet arasındaki ilişki U şeklindedir. Ortalama 55-60 yaşına kadar azaltmakta, sonra yaşlılıkta artmaktadır. Gelir, eğitim seviyesi ve sağlık durumu ile evlilikten memnuniyetin pozitif ilişki içinde olduğu görünmektedir. Boşanmanın evliliğe negatif bir dışsallık etkisini gösteren bir bulgu tespit edilmemiştir.

Anahtar kelimeler: boşanma, evlilikten memnuniyet, dışsallık

 

THE SPİLLOVER EFFECT OF DİVORCE RATES ON MARRİAGE: FİNDİNGS FROM TURKEY

Abstract

From 2000 onwards, divorce has become prevalent in Turkey like many other developed countries. The effect of divorce and its becoming common in the society might not be to only divorced people themselves. In this study, we examine how divorce rates in the city which individual lives has an effect on the person’s satisfaction with marriage. For this purpose, we use individual level data obtained from Life Satisfaction Survey. Moreover, we analyze the change in satisfaction with marriage over time in Turkey and the factors that is related to this variable. Our results are based on 300,000 individual’s responses during the period 2003-2017. Also, as the survey conducted in 2013 was designed to be based on representative samples from each city, it allows us to explore how satisfaction with marriage is distributed across cities. During the 2003-2017 period, we observe a pronounced drop in the proportion of people who are very satisfied with their marriage. However, average satisfaction did not change considerably. In addition to this, there are significant differences in satisfaction with marriage in different cities. Women have statistically significantly lower satisfaction from their marriage compared to men. The relationship between age and marriage satisfaction is U shaped. On average, it makes a dip when the partners are around 55-60 years old then starts to increase in old age. Income, education level and subjective Health status assessment are positively related to marital satisfaction. We did not find any support for the spill-over effect of divorce on marriage.

 

  1. Giriş

2000’li yıllardan bu yana boşanma birçok gelişmiş ülkede olduğu gibi Türkiye’de de boşanma yaygınlaşmaktadır (Bakınız Şekil 1). Ayrıca, boşanma hızları arasında Türkiye’nin şehirleri arasında ciddi farklılıklar gözlemlenmektedir (Bakınız Şekil 2). Şekil 2’de gösterilen sonuçların detaylı verileri Ek 1’de Şekil A-1’de bulunmaktadır.

Şekil 1: Kaba Boşanma Hızı[2], Türkiye Ortalaması

Kaynak: Tüik Demografik İstatistikler

Şekil 2: Şehirler Arası Kaba Boşanma Hızı Dağılımı[3],2018

Kaynak: TÜİK Demografik İstatistikler

Fakat birçok ülkede yapılan araştırmalar evli olmanın mutluluğu veya yaşamdan memnuniyeti artırıcı bir etkisini raporlamakta, boşanmış olmanın da mutluluğu ve yaşamdan memnuniyeti bir süreliğine de olsa azaltıcı olduğunu göstermektedir (Lucas ve Clark, 2006; Lucas, Clark, Georgellis ve Diener, 2003). Türkiye’deki bulgular da bu minvaldedir. Biraz daha detaylandırmak gerekirse, Ugur (2019b) boşanmış ve ayrılmış kişilerin 5 üzerinden 0.19 puan hiç evlenmemiş kişilerden daha az mutlu olduklarını ve evli insanların da yine hiç evlenmemiş kişilere göre 0.25 puan daha mutlu olduklarını raporlamıştır.  Bu çerçeveden bakıldığında, eğer kişi yaşamında mutlu olmayı hedefliyorsa ve eğer evliliğe başlayan insanlar boşanan insanlardan sistematik olarak farklı değil ise, aslında boşanmanın istenmeyen bir durum olmasını bekleriz.

 Ayrıca, hâlihazırdaki boşanma oranları evliliğinden memnun olmayanların sadece bir kısmını oluşturmaktadır. Diğer bir deyişle, boşanma oranları sadece buzdağının görünen kısmı olabilir. Özellikle erkelerin evlilikten tatminsizliklerin evliliğin sonra ermesinde önemli bir faktör olduğu bulunmuştur (Hirschberger, Srivastava, Marsh, Cowan ve Cowan, 2009). Evliliğinden memnun olmamanın boşanma ile neticelenip neticelenmeyeceğini de birçok farklı faktör etkilemektedir. Bu konuyla ilgili geniş bir literatür taraması için Bradbury, Fincham ve Beach (2000) bakılabilir. Özellikle kadınların ekonomik gücünün artmasının boşanmayı artırdığı gösteren bulgular vardır (Austen, 2004; Becker, Landes ve Michael, 1977). Çocuk sahip olmak Amerika Birleşik Devletleri için boşanmayı artırıcı bir faktör olarak bulunmuştur (Cáceres-Delpiano ve Simonsen, 2012). Çocuk sahibi olmanın evlilikten memnuniyete de etkisi negatif olarak raporlanmıştır (Twenge, Campbell ve Foster, 2003). Fakat Türkiye’nin sosyo-ekonomik çerçevesinde tam tersi de geçerli olabilir. Ugur (2019a) Türkiye’de yapılan anketlerde sadece 1 kişinin (%0.06) bir aile için ideal olanın çocuksuz olmak olduğunu düşündüğünü ve yaklaşık %95’in çocukların hayatın en büyük neşesi olduğu yargısına katıldığını raporlamaktadır. Fakat Türkiye’deki 2000’lı yıllarda boşanma oranlarındaki artışı çocuk sayısındaki değişimle de kadınların iş hayatına katılımlarıyla da açıklamak güç görünmektedir. Çünkü bahsedilen dönemde Ek’te Şekil A-2’de gösterildiği gibi doğurganlık oranında ciddi bir azalış olmamış ve Ek Şekil A-3’de gösterildiği gibi kadınların iş hayatına katılımlarında da büyük ölçüde bir değişiklik olmamıştır. Fakat Şekil 2’de gösterilen boşanma oranların şehir bazında nasıl farklılaştığına bakınca, İzmir en yüksek boşanma oranının olduğu şehir olup, Hakkâri boşanma oranının en düşük olduğu şehir olduğu görülmektedir. Bu da boşanmanın toplumsal normlar alakalı olabileceğini akla getirmektedir.

Boşanma kişinin mutsuz bir evliliği sürdürmemesi olarak tanımlandığında bazı koşullar altında temel bir insan hakkı şeklinde görülmektedir ve görülmelidir. Buna uygun olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’unda da eşlerden birinin başka bir kişiyle cinsel münasebette bulunmasından, onur kırıcı davranışta bulunmasına kadar birçok davranışı boşanma gerekçesi olarak kabul etmiştir. Bu çalışmada ele alınan fikir, boşanma oranlarının artmasının altında yatan etkinin boşanma ile ilgili toplumsal normlarda bir değişim olduğu ve boşanmanın yaygınlaşmasıyla ve toplumda bilinir olmasıyla etkisinin sadece boşanan çiftlere mahsus kalmayabileceğidir. Gerek teorik (Veblen, 1899) gerek görgül (Ferrer-i-Carbonell, 2005; Luttmer, 2005) birçok çalışma kişilerin önemli kararlar alırken referans gruplarından etkilendiğini göstermektedir. Buna göre, evlilik içinde yaşanan sıkıntılar da kişinin sosyal çevresinin bu sıkıntıları normal görüp veya boşanma nedeni olarak görmesine bağlı olarak kişilerin evliliklerini değerlendirmelerini de değiştirebilir. Boşanmanın evlilik üzerinde bir dışsallık etkisi varsa bu konuyla ilgili birçok düzenleme yapılabilinir. Örneğin bu dışsallığı minimize etmek için özellikle TV’de toplum tarafından bilinir kişilerin boşanma haberlerinin ve boşanan tarafların aldığı nafaka vs. gibi hususların dikkatli bir şekilde haber yapılması gerektiği düşünülebilir.

Türkiye toplumunda genel olarak boşanma oranlarındaki artış çok konuşulmasına rağmen, evlilikten memnuniyet veya evliliğin kalitesi yeterince tartışılmamaktadır. Bunun bir yansıması olarak ilgili alınyazında da bu konuyla ilgili çok fazla çalışma bulunmamaktadır. Bu konuyla ilgili çalışmalar genellikle belirli bir şehre münhasır kalmaktadır (Bakınız: Çağ ve Yıldırım (2016); Tezer (1992); Yalçın (2014). Fakat evlilikten memnuniyete yakın bir kavram olan evlilik uyumunun çocukların gelişimlerine önemli etkileri olduğu bilinmektedir (Erbek, Beştepe, Akar, Eradamlar ve Alpkan, 2005). Bu eksikliği kapatmak için bu çalışmada, evlilikten memnuniyet değişkenine odaklanılmaktadır.

Araştırma sorumuzu net olarak ifade etmek gerekirse, bu çalışmada evli bir kişinin yaşadığı şehirdeki boşanma oranlarının evli insanların evliliklerinden memnuniyetine herhangi bir dışsallık etkisi olup olmadığının incelenmektedir. Bu amaçla Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 2003’den bu yana her yıl yapılan Yaşam Memnuniyeti Araştırması verileri kullanılmaktadır. Ayrıca, Türkiye’de evlilikten memnuniyetin zaman içinde değişimi ve bu değişkeni etkileyen faktörler analiz edilmektedir. Analizimiz 2003-2017 yılları arasında 300,000 civarı kişiyle yapılan anket sonuçlarına dayanmaktadır. Ayrıca, 2013 yılında yapılan anket şehir bazında tahmin verecek şekilde tasarlandığı için evlilikten memnuniyetin değişik şehirlerde nasıl dağıldığını da gözlemleme imkânı vermektedir.

Bu çalışmada evlilikten memnuniyetin orta yaş dönemi olan 35-60 yaş arasında en alt seviyeye ulaştığı, özellikle kadınların evlilikten daha az memnun oldukları bulunmuştur. Ayrıca, beklenildiği gibi hanedeki gelir seviyesi, kişinin eğitim durumu ve sağlık durumundan memnuniyet evlilikten memnuniyet ile pozitif ilişki içindedir.  Boşanma oranlarının yüksek olduğu şehirlerin kişilerin evlilikten memnuniyetlerinin de daha düşük olduğu gözlemlenmektedir. Fakat evlilikten hiç memnun olmama ile boşanma oranları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Benzer şekilde, evlilik ile mutluluk arasındaki ilişkiyi kaba boşanma hızı anlamlı ölçüde etkilememektedir. Bu da boşanmanın yaygınlaşmasının bu analiz düzeyinde evliliğe herhangi bir negatif dışsallık etkisinden bahsedilemeyeceği olarak yorumlanmaktadır. 

  1. Metodoloji

Boşanma oranları ile evlilikten memnuniyet arasındaki ilişkiyi çalışmak için aşağıdaki model kullanılmıştır.

  şehrinde yaşayan  kişisi için evlilikten memnuniyet derecesini temsil etmektedir.  c şehrindeki boşanma ortalaması olarak tanımlanmaktadır ve  kişinin yaşamının diğer yönlerini de hesaba katmak için eklenen yaş, cinsiyet, eğitim seviyesi gibi arka plan değişkenleri vektörüdür.  vektörü ile temsil edilen kontrol değişkenler literatürdeki bulgular çerçevesinde seçilmiş ve modele eklenmiştir. Örneğin, geçim sıkıntısı çekiyor olmak evlilikten memnuniyeti olumsuz etkileyebilir. Bu etkiyi tespit edebilmek için hanehalkının gelir seviyesi modele kontrol değişkeni olarak eklenmiştir. Ayrıca, kişinin sağlık sorunları evliliğini de olumsuz etkiliyor olabilir. Bu muhtemel ilişkiyi de hesaba katmak için kişinin sağlık durumundan memnuniyeti değişkeni modele kontrol değişkeni olarak eklenmiştir. Buna ek olarak, evlilikten memnuniyet aslında insanın kişiliğiyle de alakalı olabilir. Kişi insanlarla ilişkilerinde başarılı olduğu için genel olarak evliliğinden de memnun olabilir. Bunu da hesaba katmak için kişinin arkadaş ilişkilerinden memnuniyeti modele kontrol değişkeni olarak eklenmiştir. Kontrol değişkenleri ile ilgili daha detaylı bilgi bir sonraki bölümde anlatılmaktadır.

Boşanmanın evlilik üzerinde bir dışsallık etkisi var ise, bunu göstereceğini düşündüğümüz katsayı birinci denklemde  ’nin katsayısı ’dır. Diğer bir deyişle, boşanma hızının fazla olduğu yerlerde evlilikten memnuniyetin daha düşük olması beklenir. Fakat bu katsayı, boşanma oranlarının fazla olduğu yerlerdeki mutlu evlilik sürmeye engel olan başka faktörlerin etkisini de gösteriyor olabilir. Bu ihtimali bertaraf etmek için, değişik modeller denenmiştir.

 

  1. Veri

Bu çalışma için TÜİK’in 2003 yılından bu yana her yıl düzenli olarak toplandığı Yaşam Memnuniyeti Araştırması’nın birey düzeyindeki verileri kullanılmaktadır. Elimizde 2003 ve 2017 yılları arasındaki döneme ait veriler bulunmaktadır. Bu anketin örneklemi Türkiye’nin herhangi bir kurumda (hastane, öğrenci yurdu, askeriye, huzurevi gibi) yaşamayan yetişkin nüfusunu temsil edebilir şekilde hazırlanmıştır. Örneklemde 18 yaş ve üstü kişiler bulunmaktadır. Bu veri anketörün katılımcılarla yüz yüze görüşerek sorularını yöneltmesiyle derlenmiştir.

Yaşam Memnuniyeti Araştırması bizim çalışma amaçlarımıza birçok açıdan uymaktadır. İlk olarak, bu anket dışında TÜİK’in yaptığı herhangi bir ankette evlilikten memnuniyeti ait bir soru sorulmamaktadır. İkinci olarak, örneklemin yeterli ölçüde büyük olması hipotez testlerinin sonuçlarına güvenilirliği artırmaktadır. 2003 yılında 3,095 kişiyle görüşülmüş ve her geçen yıl görüşülen insan sayısı artırılmıştır. 2017 yılında ise 9,876 kişiyle görüşülerek veriler derlenmiştir. 2013 yılında araştırma her bir şehri temsil edebilir kabiliyette olacak şekilde tasarlanmıştır. Bunun için 2013 yılında 135,314 kişiyle anket yapılmıştır.

YMA çok kapsamlı olarak tasarlanmıştır. Özellikle kamu hizmetlerinden memnuniyet ile ilgili detaylı sorular sorulmaktadır. Bununla birlikte kişilere evliliklerinden ne derece memnun oldukları, ve geniş bir ölçüde arka plan değişkenleri ile ilgili de sorular yöneltilmiştir. Evlilikten memnuniyet, cevap opsiyonları 1(Çok memnunum)’den 5(Hiç memnun değilim)’e şeklinde olan 5’li Likert ölçeği şeklinde hazırlanan şu soruyla ölçülmüştür: “Evliliğinizden memnun musunuz?”. Yorumlamayı kolaylaştırmak için evlilikten memnuniyet sorusunun kodlaması ‘hiç memnun değilim’den ‘çok memnumum’ olacak şekilde tekrar kodlanmıştır.

YMA kişilerden hanehalkı gelir seviyeleri kategoriler içinde belirtmelerini istemiştir. 2004-2012 yıllları arasında 6 kategori kullanılmış. 2013-2016 yılları arasında kategori kullanılmıştır. Bu gelir ölçümü maaş, elde edilen kiralar, faiz gelirleri ve diğer ödemeleri de içermektedir. Her anket yılında her bir gelir kategorisi için farklı alt ve üst limitler kullanılmıştır. İstatistik kurumu çalışanlarından aldığım bilgiye göre bu kategoriler enflasyon oranına göre güncellendiği için her yıl değiştirilmiştir.

Arka plan değişkenleri olarak, cinsiyet, yaş, kent/kır (2003-2012 arası dönem için) eğitim seviyesi (ilkokul eğitimi veya daha az, ortaokul ve dengi, lise ve dengi, üniversite ve üstü), medeni hal (hiç evlenmemiş, evli, boşanmış/ayrılmış, eşi vefat etmiş), iş hayatıyla ilgili durumu (çalışan, hâlihazırda çalışmasa da bağı kopmamış, işsiz, ev işleriyle ilgilenen, öğrenci, emekli, mevsimlik işçi, çalışamaz durumda ve diğer) kullanılmıştır.

Boşanmanın etkisi tespit edebilmek için, her şehirdeki boşanma oranları 2013 yılı veri setinde o şehirde yaşayan kişiler ile eşleştirilmiştir.

Yaş, cinsiyet, eğitim seviyesi ve iş hayatıyla ilgili durum değişkenlerinde eksik bilgi olan gözlemleri (307 kişi) ve medeni halı boşanmış, ayrılmış, hiç evlenmiş, eşi vefat etmiş olan kişileri (72,513 kişi) örneklemin dışında tuttuğumuzda; diğer bir deyişle örneklemi sadece evli olanlarla sınırladığımızda elimizde 227,860 gözlem kalmıştır. Tablo 1’de örneklemimize ait betimsel istatistikler sunulmaktadır. Birinci sütunda bütün örnekleme ait ortalama deger ve standart sapmalar sunulmuştur. İkinci ve üçüncü sütunda da sırasıyla evliliğinden memnun olmayanlara (hiç memnun değil ve memnun değil) ve memnun olanlara (çok memnun ve memnun) ait ortalama ve standart sapmalar sunulmuştur. Evliliğinden memnun olanlarla olmayanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olup olmadığını test etmek için t-test yapılmış ve sonuçları en son sütunda yıldızlarla gösterilmiştir.

Evlilikten ortalama memnuniyet skoru 5 üzerinden 4.08’dir. Buna göre, evlilerin evliliklerinden genel olarak memnun olduklarını söyleyebiliriz. Ayrıca, örneklemin %17’si evliliğinden çok memnun, %76’sı memnun, %5’i evliliğinden memnuniyetini orta olarak değerlendirmiştir. Evliliklerinden hiç memnun ve memnun olmayanlar sırasıyla %0.6 ve % 1.3 gibi çok az bir kısmı teşkil etmektedirler. Örneklemimizin %55’i kadın olup, ortalama yaş yaklaşık 45’tir. Örneklemin % 69’u şehirde yaşayan insanlardan oluşmaktadır.

Tablo 1 Betimsel İstatistikler

Notlar: Ortalama değerler ve [ ] içinde standart sapmalar sunulmuştur,  * p < 0.05, ** p < 0.01, *** p < 0.001

 

Evliliklerinden memnuniyeti 3’ün altında olanlar, memnun olanlar olarak tanımlanıp memnuniyetleri 3’ün üstünde olanlar da memnun olmayanlar olarak tanımlanıp kıyaslandığından belirgin farklılıklar görünmektedir. Evliliklerinden memnun olmayanların memnun olanlara kıyasla yaşça büyük, kadın olmaları, gelir seviyeleri daha düşük, iş hayatındaki durumu bakımından işsiz, ev işleriyle ilgilenen, çalışamaz durumda olmaları, eğitim seviyesi bakımından hiç okul bitirmemiş, ilkokul mezunu olmaları daha yüksek ihtimal olarak gözlemlenmektedir. Ayrıca, evliliklerinden memnun olmayanların memnun olanlara kıyasla çalışan veya emekli olma, eğitim seviyesi bakımından ortaokul, lise, üniversite ve üstü mezunu olma ihtimalleri daha düşük olarak gözlemlenmektedir. Evliliklerinden memnun olmayanlar memnun olanlara kıyasla da istatistiksel olarak anlamlı ölçüde arkadaş ilişkilerinden, sağlık durumlarından memnuniyetleri ve genel mutluluk seviyeleri de daha düşüktür. Bu farklılıklar regresyon analizi kapsamında hesaba katılarak bir takım sonuçlar elde edilebilinir. 

  1. Bulgular

Şekil 3’de evliliklerinden memnun olmayanların yıllar içinde değişimi sunulmaktadır. Zaman net olarak ne evliliğinden memnun olmayanların oranında ne de hiç memnun olmayanların oranında ciddi bir artış gözlemlenmemektedir. 2004 yılından 2017 yılına kadar evliliğinden memnun olmayanlarla hiç memnun olmayanların toplamı %2 civarında seyretmektedir. Şekil A-3’de de evliliklerinden memnun olanların yıllar içinde dağılımı gösterilmektedir. Buna göre, evliliklerinden çok memnun olanlarda bir düşüş ve evliliklerinden memnun olanlarda ise bir artış görünmektedir.

Şekil 4’te evlilikten memnuniyet ortalamasının şehir bazında dağılımı gösterilmektedir. 2013 yılında yapılan YMA verisi şehir bazında tahmin verecek şekilde tasarlandığı için 2013 verisi kullanılarak hazırlanmıştır. Buna göre, evlilikten memnuniyet ortalamasında şehir arasında belirgin farklar gözlemlenmektedir. Evlilikten memnuniyet ortalaması en yüksek olan şehir Sinop, en düşük şehir ise Adıyaman olarak gözlemlenmiştir. Bu şekilde sunulan veriye ait tam değerler Ek Şekil A-5’te bulunmaktadır.

 

 

 

 

 

Şekil 3: Evlilikten Memnun Olmayanların Zaman içinde Değişimi, %

Kaynak: YMA 2003-2017

Şekil 4: Evlilikten Memnun Ortalamasının Şehir Bazında Dağılımı

Kaynak: YMA 2013

Tablo 2’de En Küçük Kareler (EKK) yöntemi ile tahmin edilmiş evlilikten memnuniyet regresyon sonuçları sunulmaktadır. Model 1’de temel arka plan değişkenleri olarak tanımlanan yaş, yaşın karesi, cinsiyet, eğitim seviyesi, gelir seviyesi, sağlık durumundan memnuniyet, arkadaş ilişkilerinden memnuniyet modele eklenmiştir. Model 2’de zamanda evlilikten memnuniyetteki değişimi gözlemleyebilmek için ‘yıl’ kukla değişkeni modele eklenmiştir. Model 3’te toplumda genelde kadınların iş hayatına girmeleriyle evliliklerinin bundan olumsuz yönde etkilendiği yönündeki yargıyı test etmek için çalışan kukla değişkeni ile kadın kukla değişkeninin etkileşim terimi modele eklenmiştir. Model 4’te eğitimin evlilikten memnuniyete etkisinde kadın ve erkekler arasında bir fark olup olmadığını görmek için kadın kukla değişkeni ile eğitim değişkeninin etkileşim terimi modele eklemiştir. Model 5’te değişik yaş kategorileri modele eklenmiş böylece değişik yaş dönemlerinde evlilikten memnuniyetin nasıl farklılaştığı gözlemlenmesi amaçlanmaktadır.

Model 1, 2,3 ve 4’ün sonuçlarına göre yaş ile evlilikten memnuniyet arasında lineer olmayan bir ilişki söz konusudur. Diğer bir deyişle, yaş bir seviyeye kadar arttıkça evlilikten memnuniyet azalmakta, fakat bir dip noktasından sonra yaş ile birlikte evlilikten memnuniyet artmaktadır. İlk 4 model sonuçlarına göre bu yaş 55-60 yaşlarına tekabül etmektedir. Bütün modellerde kadınların evlilikten memnuniyetleri erkelerinkinden belirgin ölçüde daha azdır. Çalışıyor, işsiz, öğrenci, emekli olmanın diğer iş statüsüne sahip kişilerden evlilikten memnuniyet açısından belirgin bir farkı bulunmamaktadır. Fakat ev işleriyle ilgilenen ve çalışamaz halde olmanın evlilikten memnuniyetleri diğer iş statüsüne sahip kişilerden istatistiksel olarak anlamlı olarak yüksektir. Eğitim seviyesi, gelir seviyesi, sağlık durumundan memnuniyet ve arkadaş ilişkilerinden memnuniyet de evlilikten memnuniyet ile pozitif ilişki içindedir. Model 2,3,4 ve 5’in sonuçlarına göre yıllar içerinden evlilikten memnuniyette istatistiksel olarak anlamlı ölçüde bir düşüş gözlemlenmektedir. Model 3’e göre çalışıyor olmanın evlilikten memnuniyete etkisi açısından kadınlar ile erkekler arasında anlamlı bir fark görülmemiştir. Model 4’e de göre de benzer şekilde eğitim seviyesinin artmasının da evlilikten memnuniyete etkisi açısından kadınlar ile erkekler arasında anlamlı bir fark görülmemiştir. Model 5’in sonuçlarına göre, 18-25 yaşında ve 26-34 yaşında evli olanların evlilikten memnuniyetleri, 61 yaş ve üzeri olan kişilere göre istatistiksel olarak anlamlı ölçüde yüksek olarak gözlemlenmekte, fakat 18-25 yaş arası evli olanların memnuniyet katsayısı çok daha büyük olarak görülmektedir. 35-44 yaşında ve 45-60 yaşında olanların evlilerin ise evlilikten memnuniyeti 61 yaş ve üzeri olan kişilere göre istatistiksel olarak anlamlı ölçüde daha düşük olarak bulunmaktadır.

Tablo 3’deki modellerde boşanmanın yaygınlaşmasının evlilikten memnuniyete bir dışsallık etkisinin olup olmadığını tespit etmek için kaba boşanma hızı ve kişinin yaşadığı şehirdeki boşanmış veya ayrılmış kişilerin oranı hesaplanarak regresyona bağımsız değişken olarak eklenmiştir. Model 1 ve 4’de bağımlı değişken olarak 5’li Likert ölçeğinde değerlendirilen evlilikten memnuniyet değişkeni EKK yöntemiyle tahmin edilmiştir. Model 1 ve 4’de Tablo 2’deki Model 1’in değişkenlerin kullanılmasıyla ve verinin 2013 yılıyla sınırlandırılmasıyla tahmin edilmiştir. Model 1 ve 4’ün sonuçlarına göre, yaş ile evlilikten memnuniyet doğrusal olmayan bir ilişki içindedir,  kadınların evlilikten memnuniyeti daha az, eğitim seviyesi, gelir, sağlık durumu ve arkadaş ilişkilerinden memnuniyet ile evlilikten memnuniyet arasında anlamlı bir pozitif ilişki vardır. Model 1’e göre kaba boşanma hızının artması ile evlilikten memnuniyetin istatistiksel olarak anlamlı ölçüde negatif ilişki içinde olduğu tespit edilmiştir. Model 4’e baktığımızda da benzer şekilde kişinin yaşadığı şehirdeki ortalama boşanmış ve ayrılmış kişilerinin oranının kişinin evlilikten memnuniyeti ile negatif ilişki içinde olduğunu gözlemlemekteyiz. Bu sonuçlara göre boşanmanın artmasının evlilikler üzerine bir dışsallık etkisi olduğunu akla getirmektedir. Fakat aynı sonuçlar, boşanmanın yaygın olduğu şehirlerde evlilikten memnuniyetsizliği de gerektirebilecek kültürel kodların olması anlamına da gelebilir. Bu durumda, boşanmanın yaygın olduğu şehirlerde evlilikten hiç memnun olmamanın veya memnun olmamanın daha yüksek olması beklenir, diğer bir ifadeyle bu şehirlerde evlilikten memnuniyet değişkenin düşük değerlerinde bir yoğunlaşma beklenir. Bu ihtimali test etmek için de, Model 2 ve 5’de de bağımlı değişken olarak evlilikten hiç memnun olmama değişkeni kullanılmış, Model 3 ve 6’da da evlilikten memnun olmama (hiç memnun olmayanlar + memnun olmayanlar) değişkeni bağımlı değişken olarak kullanılmıştır. Tablo 3’de sunulan regresyon sonuçlarına göre, kaba boşanma hızının veya ortalama boşanmış ayrılmış insanların artmasının evlilikten hiç memnun olmama veya memnun olmama ile istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkisi bulunmamıştır.

Tablo 2 Evlilikten Memnuniyet Regresyon Sonuçları

Standart hatalar robust olarak hesaplanmış, t-değerleri ( ) de bulunmaktadır, *** p<0.01, ** p<0.05, * p<0.10

 

 

 

Tablo 3 Evlilikten Memnuniyet Regresyon Sonuçları

Standart hatalar robust olarak hesaplanmış, t-değerleri ( ) bulunmaktadır, *** p<0.01, ** p<0.05, * p<0.10

Boşanmanın evliliğe dışsallık etkisini test etmek için bir de bağımlı değişken olarak

 

 

 

 

 

 

 

 

  1. Tartışma

Bu çalışma kapsamında 2003-2017 yılları arasında yapılan analize göre, evliliğinden memnun olmayanlar ile hiç memnun olmayanların oranında ciddi bir değişim gözlenmemekte ve oranı %2 civarında seyretmektedir. Boşanma oranlarında artış olmasına rağmen evlilikten memnuniyetsizlikte ciddi bir artış olmaması, sağlıklı olmayan evliliklerin boşanma ile neticelendiği kanısını uyandırmaktadır. Fakat bununla beraber, evliliğinden memnun olmayan insanlar bu soruya belki de tümüyle ankete cevap vermek istememiş de olabilir. Bundan dolayı da evlilikten memnuniyetsizlikte ciddi bir değişiklik gözlemlemiyor olabiliriz.

Analiz sonuçlarına göre, yaş ile evlilikten memnuniyet arasında U şeklinde bir ilişki vardır. 18-25 yaş döneminde olan kişilerin evliliklerinden memnuniyetleri en yüksek iken, 55-60 yaşı arasında evlilikten memnuniyet taban değerini almaktadır. Yalçın (2014) da yaş ile evlilik uyumu arasında U şeklinde bir ilişki raporlamıştır. Bu sonuç uluslararası bulgularla da paralellik arz etmektedir. Blanchflower ve Oswald (2008) 500,000 kadar Amerikalı ve Avrupalı ile yapılan anketleri kullanarak yaptıkları analizlerde mutluluk ile yaş arasında U şeklinde bir ilişki olduğunu ve bu ilişkinin kohort etkileri hesaba katıldığında da süregeldiğini göstermektedir. O çalışmanın bulgularına göre mutluluk 40’lı yaşların sonlarına doğru bir taban değeri almakta ileriki yaşlarda yeniden artmaya başlamaktadır. Clark ve Oswald (2007)’ın İngilizler üzerinde panel olarak tasarlanan veri setini inceleyen araştırmalarına göre de yaş ile mutluluk arasında U şeklinde bir ilişki vardır. Bu araştırmanın yatay-kesit veri kullanan araştırma tasarımlarına göre üstünlüğü aynı kişileri yaşlanma süreci içinde analiz ediyor olmasından dolayı kohort etkilerinin sonuçlara etki etme şansını ortadan kaldırmasıdır. Yaş ile evlilikten memnuniyet arasındaki U şeklindeki ilişkinin muhtemel bir açıklaması, ilk evlilik dönemlerinde çocuklar olmadığı için evlilikten memnuniyet yüksek olmakla beraber, çiftlerin 26-34 yaşlarında çocuklar ile ilgili işlerin getirdiği sorumluluklar ile beraber evlilik içi sorunların artması ile açıklanabilir. Benzer şekilde, orta yaş döneminde iş hayatıyla ilgili yükler de evlilikten memnuniyeti azaltıyor olabilir. 61 yaş üstünde de çocukların genellikle yuvayı terk etmesiyle ve iş hayatındaki çalışma yükünün azalması veya bitmesiyle çiftlerin yeniden evliliklerinden memnuniyetlerinde artış gözlemleniyor olabilir. Gorchoff, John ve Helson (2008) da çocukların evden ayrılmasıyla evlilikten memnuniyette bir artış olduğunu kaydetmektedir.

Diğer bir dikkate değer bulgu, kadınların evlilikten memnuniyetlerinin belirgin ölçüde erkeklerden daha düşük olmasıdır. Bu da uluslararası literatür ile uyumludur. Rhyne (1981) ve orada referans verilen birçok çalışma da erkeklerin evlilikten memnuniyetinin daha yüksek olduğunu raporlamaktadır. Türkiye’de daha küçük örneklemlerle yapılan (Bakınız Çağ ve Yıldırım (2016); Tezer (1992)) kadınlarla erkekler arasında anlamlı bir fark bulamamıştır. Fakat bu bulgu o çalışmalarının örnekleminin küçüklüğünden kaynaklanıyor olabilir. Tezer (1992) 63 çift ile gerçekleştirilmiş, Çağ ve Yıldırım (2016) 800 civarında çift ile gerçekleştirilmiş bizim çalışmamız ise 149,000 civarında çiftin verilerine dayanmaktadır. Bununla birlikte, genel olarak kadınların erkeklerden daha mutlu olduğunu gösteren gerek Türkiye’den (Ugur, 2019b) gerek yurtdışında yapılan (Zweig, 2015) birçok çalışma bulunmaktadır. Hayattan daha çok memnun olmalarına rağmen, kadınların evliliklerinden daha az memnun olmaları ilginç görünmektedir. Bunu destekleyen bir bulgu da genel olarak boşanmayı başlatan tarafın kadınlar olduğudur (Brinig ve Allen, 2000). Bunlar evlilikteki faydanın kadın ve erkekler arasında asimetrik olarak dağıldığı ihtimalini kuvvetlendirmektedir.

Eğitim değişkenine baktığımızda, eğitim ile evlilikten memnuniyet arasında pozitif bir ilişki gözlemlenmektedir. Bu sonuç kişilerin kendi eğitim seviyelerine benzer eşler seçmeleriyle (positive assortative mating) ile de açıklanabilir. Çağ ve Yıldırım (2016) Ankara’da yaptıkları çalışmada evlilik doyumu ile eğitim arasında negatif bir ilişki raporlamaktadır. Fakat bu sonuç Ankara’ya münhasır olarak yaptıkları çalışmada ulaşılabilir örneklem seçmelerinden kaynaklanıyor olabilir. Üncü (2007) ise evlilik doyumu en düşük olarak ilkokul mezunlarını bulmuş, evlilik doyumu en yüksek olarak da üniversite mezunlarını bulmuştur. Tynes (1990) da eğitim düzeyi yüksek olanların evlilikten memnuniyetinin da yüksek olduğunu raporlamaktadır. Eğitimli olmak evlilik kararlarını daha iyi karar vermeye ortam hazırlıyor da olabilir. Ugur (2017) kadınlar için eğitim ile kendi hayatını kontrol ediyor olma algısı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulmuştur. Bu minvalde düşününce, eğitimin evlilikten memnuniyete neden olması anlaşılabilir görülmektedir. Benzer şekilde, gelir ile evlilikten memnuniyet arasındaki pozitif ilişki de gelir seviyesindeki artışın aile içi ekonomik sorunlar nedeniyle olabilecek gerginlikleri azaltma fonksiyonu ile açıklanabilir. Yine aynı doğrultuda, sağlık durumu iyi olmayan kişilerin evliliklerinde de sağlık sorunlarından kaynaklı olarak sorun yaşayabiliyor olma ihtimali değerlendirilince, sağlık durumundan memnuniyet ile evlilikten memnuniyet arasındaki pozitif ilişki anlamlı görünmektedir.

Çiftlerin yaşadığı şehirdeki boşanma oranlarının, çiftlerin evlilikten memnuniyetleriyle de negatif ilişki içinde olduğu gözlemlenmektedir. Fakat boşanma hızının fazla olduğu şehirlerde evlilikten memnun olmama da istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki görünmemiştir. Bunu sağlıklı yorumlamak için öncelikle şunu belirtmekte fayda var ki, boşanma avukat ücretlerinden, çocuklara olan zararından, uğranılan finansal zarara, ‘evli olmanın’ rahatlığından ‘dul’ olmaya geçişi gerektiren maliyetli bir süreçtir. Buradaki gerek mali gerek sosyal maliyetler çiftleri evlilikleri kötü gitse de evli kalmaya teşvik edebilir. Boşanma oranlarının yüksek olduğu şehirlerde ise, evlilikten memnuniyetsizlikte ciddi bir yükseklikten ziyade evlilikten çok memnun olanların oranında bir düşüş görülmektedir. Bu da boşanmanın yüksek olduğu şehirlerde evliliği olumsuz hale getiren kültürel kodlardan dolayı boşanmanın yüksek olduğu fikrini desteklememektedir. Hayatın diğer alanlarında olduğu gibi, evlilikten memnuniyeti de kişinin evliliğini nasıl algıladığı ile evlilikten beklentileri arasındaki uyum belirlemektedir. Benzer şekilde, boşanma hızının yüksek olduğu yerlerde evli olmak ile mutluluk arasındaki ilişkide de anlamlı bir farklılık bulunmadığı için, boşanmanın yaygınlaşmasının evliliğe herhangi bir dışsallık etkisi olduğunu destekler bir kanıtımız oluşmamaktadır. Elbette, bizim incelediğimiz durum kişinin yaşadığı şehirdeki boşanma oranlarının artmasının evliliğin mutluluk etkisine veya evlilikten hiç memnun olmamaya anlamlı bir etkisi olmaması, kişinin sosyal gruplardan etkilenmediği anlamına gelmez. Belki de kişi yaşadığı şehirden ziyade kendisi için önemli olan sosyal çevresindeki kişilerden veya geniş ailesinden etkileniyor olabilir. Fakat bu hipotezi test etmek için elimizde yeterli ölçüde veri bulunmamaktadır.

  1.  Sonuç

Son dönemlerde boşanma oranlarındaki artış çok büyük yankı bulmasına rağmen, evlilikten memnuniyet yeterli ölçüde tartışılmamaktadır. Hâlbuki boşanma evlilikten memnuniyetsizliğin bir sonucu olarak gerçekleşmektedir. Bu nedenle, ailenin korunması ile ilgili çabaların boşanma oranlarıyla birlikte evlilikten memnuniyeti de kapsamlı olarak ele alması gerekmektedir.

Bu çalışma kapsamında 2003-2017 yılları arasında yapılan analize göre, evliliğinden memnun olmayanlar ile hiç memnun olmayanların oranında ciddi bir değişim gözlenmemekte ve oranı %2 civarında seyretmektedir. Fakat aynı dönemde evliliklerinden çok memnun olanların oranında belirgin bir düşüş görünmektedir. Ayrıca, şehirlerarasında evlilikten memnuniyet oranları arasında belirgin farklılık bulunmaktadır. Evlilikten memnuniyetin yaş ile U şeklinde bir ilişki içinde olduğu gözlemlenmiş, kadınların evlilikten memnuniyetlerinin sistematik olarak düşük olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, sağlık, eğitim, gelir seviyesi de evlilikten memnuniyet ile pozitif ilişki içindedir.

Boşanma oranlarının yüksek olduğu şehirlerin kişilerin evlilikten memnuniyetlerinin de daha düşük olduğu gözlemlenmektedir. Fakat evlilikten hiç memnun olmama hali ile boşanma oranlarının yüksekliği arasında bir ilişki bulunamadığından ve evliliğin mutlulukla ilişkisinde kişinin yaşadığı şehirdeki boşanma hızının anlamlı bir etkisi olmadığından boşanmanın yaygınlaşmasının çalışmanın kısıtları çerçevesinde yorumlanmak kaydıyla evliliğe ortalamada herhangi bir dışsallık etkisi olmadığı sonucu çıkarılmaktadır.

Kaynakça

Austen, S. (2004). Labour supply and the risk of divorce: An analysis of Australian data. Australian Economic Review, 37(2), 153-165.

Becker, G. S., Landes, E. M., & Michael, R. T. (1977). An economic analysis of marital instability. Journal of political Economy, 85(6), 1141-1187.

Blanchflower, D. G., & Oswald, A. J. (2008). Is well-being U-shaped over the life cycle? Social science & medicine, 66(8), 1733-1749.

Bradbury, T. N., Fincham, F. D., & Beach, S. R. H. (2000). Research on the Nature and Determinants of Marital Satisfaction: A Decade in Review. Journal of Marriage and Family, 62(4), 964-980. doi:10.1111/j.1741-3737.2000.00964.x

Brinig, M. F., & Allen, D. W. (2000). ’these boots are made for walking’: Why most divorce filers are women. American Law and Economics Review, 2(1), 126-169.

Cáceres-Delpiano, J., & Simonsen, M. (2012). The toll of fertility on mothers’ wellbeing. Journal of health economics, 31(5), 752-766.

Clark, A. E., & Oswald, A. J. (2007). The curved relationship between subjective well-being and age. Unpublished Paper.

Çağ, P., & Yıldırım, İ. (2016). Evlilik doyumunu yordayan ilişkisel ve kişisel değişkenler. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 4(39).

Erbek, E., Beştepe, E., Akar, H., Eradamlar, N., & Alpkan, R. L. (2005). Evlilik uyumu. Düşünen Adam, 18(1), 39-47.

Ferrer-i-Carbonell, A. (2005). Income and well-being: an empirical analysis of the comparison income effect. Journal of public economics, 89(5-6), 997-1019.

Gorchoff, S. M., John, O. P., & Helson, R. (2008). Contextualizing change in marital satisfaction during middle age: An 18-year longitudinal study. Psychological Science, 19(11), 1194-1200.

Hirschberger, G., Srivastava, S., Marsh, P., Cowan, C. P., & Cowan, P. A. (2009). Attachment, marital satisfaction, and divorce during the first fifteen years of parenthood. Personal Relationships, 16(3), 401-420. doi:10.1111/j.1475-6811.2009.01230.x

Lucas, R. E., & Clark, A. E. (2006). Do people really adapt to marriage? Journal of happiness studies, 7(4), 405-426.

Lucas, R. E., Clark, A. E., Georgellis, Y., & Diener, E. (2003). Reexamining adaptation and the set point model of happiness: reactions to changes in marital status. Journal of personality and social psychology, 84(3), 527.

Luttmer, E. F. (2005). Neighbors as negatives: Relative earnings and well-being. The Quarterly journal of economics, 120(3), 963-1002.

Rhyne, D. (1981). Bases of marital satisfaction among men and women. Journal of Marriage and the Family, 941-955.

Tezer, E. (1992). Evlilik. Doyumu ve İş Doyumu: Bir Ön Çalışma. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 1(3).

Twenge, J. M., Campbell, W. K., & Foster, C. A. (2003). Parenthood and marital satisfaction: a meta‐analytic review. Journal of Marriage and Family, 65(3), 574-583.

Tynes, S. R. (1990). Educational heterogamy and marital satisfaction between spouses. Social Science Research, 19(2), 153-174.

Ugur, Z. B. (2017). Türkiye’de Kadın Yoksulluğu ve Yoksunluğu. Kadem Kadın Araştırmaları Dergisi, 3(2), 168-198.

Ugur, Z. B. (2019a). Çocuk Sahibi Olmak İnsanları Mutlu Ediyor mu? Türkiye’den Bulgular Nüfusbilim Dergisi, Forthcoming.

Ugur, Z. B. (2019b). Does money buy happiness in Turkey? Working Paper.

Üncü, S. (2007). Duygusal zeka ve evlilik doyumu ilişkisi. Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü.

Veblen, T. (1899). The theory of the leisure class: Routledge.

Yalçın, H. (2014). Evlİlİk Uyumu İle Sosyodemografİk Özellİkler Arasindakİ İlişkİ. Journal of Research in Education and Teaching, 3(1), 250-261.

Zweig, J. S. (2015). Are women happier than men? Evidence from the Gallup World Poll. Journal of happiness studies, 16(2), 515-541.

 TÜRKİYE’DE BİR İLK; ADÖLESAN GEBEYE ÖZEL ÇOK DİSİPLİNLİ ANTENATAL TAKİP POLİKLİNİĞİ

Şule Özel, Gönül Tozlu, Nilüfer Ercan, Yaprak Üstün[4]

 

FİRST İN TURKEY; MULTİDİSCİPLİNARY ANTENATAL FOLLOW UP POLYCLINIC PARTICULAR FOR ADOLESCENT

 

Abstract

      Adolescent Pregnancies are pregnancies that occur in the teenage between the ages of 10 – 19  and are a serious obstacle for the social and economic development of the society. 11% of the pregnancies in the World are in adolescent group and the majority of these adolescent pregnancies are in middle or low-income countries. This rate is 5,4 % in our country.  Adolescent pregnant women need physical and psychological support during pregnancy and following period. It is vital for the adolescent pregnant to have an early onset of antenatal care and timely measures to be taken. Young people are less likely to receive early and appropriate antenatal care due to lack of knowledge, economic or social support.

      Adolescent pregnant who are not given proper care at the beginning of pregnancy constitute is a high risk group in terms of pregnancy complications. Adolescent  pregnant is in the probability of high risk group in terms of hypertension, prolonged labor, preterm delivery, sexually transmitted diseases, interventional delivery, maternal and perinatal mortality, congenital anomaly, anemia and insufficient weight gain, ıntrauterine fetal growth retardation, postpartum hemorrhage, endometritis, obstetric fistulas, postpartum hemorrhage and postpartum depression. For the prevention of these complications, Adolescents needs unique multidisciplinary prenatal care centers with trained  Health care providers Who are sensitive to the unique developmental needs of adolescents through all stages of pregnancy, intrapartum and postpartum period.

 

As of February 2019, multidisciplinary prenatal care center in which trained Obstetrician, Pediatrician, Midwife, Phychologist, Dietitian, Social Worker and Physiotherapist commenced service at Ankara Dr. Zekai Tahir Burak Women Health, Health Application and Research Hospital. Our center has the capacity to provide all kinds of health care services that young people need, and it is easily accessible to the adolescent . Health care Professionals serve pregnant adolescents  by analyzing the traditional beliefs of the young people and providing educational, emotional and clinical support according to the cultural situation of them. A trusted adult or father of fetus can accompany adolescent. A daily average of 20 adolescent pregnant women are admitted to our polyclinic and every pregnant women is evaluated and managed by the team. Also, a person selected by adolescent can accompany the birth in parturition room.   

Postnatally the adolescent is given discharge training under the supervision of the father of baby or an adult of her choice. Adolescents are less likely to start and continue breastfeeding. For this  reason, the lactation midwife assigned in our hospital gives them proactive breastfeeding education accompanied by the father of the baby.

In order to support breastfeeding and parenting capabilities after birth, health at home  services were initiated for adolescent mothers by the health at home midwife-nurse. The responsible midwife visits the adolescent mother and her baby in the place where she lives in the postpartum period and helps them to contact with the professionals of the field who can solve the problem.  Our main goal in these practise is to support adolescent mother during this challenging period and to ensure the growth of children by strengthening the mother who forms the basis of the family. Polyclinic that we established in a women’s health hospital under the Ministry of Health with the coordination of Ministry of Family Work and Social Services, Ministry of Youth, Ministry of Justice etc. will facilitate the burden of adolescant mother and her family.

 Key words: Adolescent pregnancy, antenatal care, postpartum care, health at home

 

ÖZET

Adölesan gebelikler 10-19 yaş aralığındaki kızlarda gerçekleşen gebeliklerdir ve toplumun sosyal ve ekonomik açıdan gelişimi için ciddi bir engeldir. Dünyada Gebeliklerin % 11’i 15-19 yaş aralığında ve bu gebeliklerin çoğunluğu orta ve düşük gelir seviyesine sahip ülkelerdedir. Ülkemizde bu oran % 5,4 tür. Adölesan gebe, gebelik ve sonraki süreçte fiziksel ve ruhsal açıdan desteğe ihtiyaç duyar. Adölesan gebe için antenatal bakımın erken başlaması ve çıkabilecek risklere yönelik tedbirlerin zamanında alınması hayati önem taşır. Gençlerin, bilgisizlik, ekonomik veya sosyal destek eksikliği gibi nedenlerle erken ve uygun antenatal bakım alma olasılıkları erişkinlerden daha düşüktür.

Gebeliğin başında uygun bakım verilmeyen adölesan gebeler, gebelik komplikasyonları açısından yüksek riskli grubu oluşturur. Adölesan gebe, gebelikte ve doğumda; Gebelik hipertansiyonu, uzamış doğum eylemi, erken doğum, cinsel yolla bulaşan hastalıklar,  müdahaleli doğum, maternal ve perinatal mortalite, konjenital anomali, anemi ve yetersiz kilo alımı,  fetusta gelişme geriliği; Postpartum dönemde, postpartum kanama, endometrit, obstetrik fistüller, postpartum depresyon açısından artmış risk taşımaktadır.

Gebelik sürecinde adölesanın ihtiyacı olan bakımı verecek, kolay ulaşılır, çalışanların adölesana yaklaşım konusunda eğitilmiş olduğu çok disiplinli adölesana özel gebe takip merkezlerine ihtiyaç vardır.

Şubat 2019 itibari ile SBÜ. Ankara Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı, Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesinde ‘Adölesan gebeye özel çok disiplinli antenatal takip polikliniği’ hizmete girmiştir. Polikliniğimizde 18 yaş ve altındaki gebelere özel oluşturulan protokole uygun gebelik takibi yapılmaktadır. Merkezimizde tahsis edilen poliklinikte, adölesan gebenin antenatal bakımını Kadın Doğum Uzmanı, Pediatrist, Ebe, Psikolog, Diyetisyen, Sosyal Hizmet Uzmanı ve Fizyoterapist’ten oluşan çok disiplinli bir ekip üstlenmektedir. Merkezimiz gencin kolay ulaşabileceği bir yerde, gebe gencin ihtiyaç duyduğu her türlü sağlık bakım hizmetini sunabilme kapasitesine sahip olup, gencin geleneksel inançlarını analiz ederek gencin kültürel durumuna uygun eğitsel, duygusal ve klinik destek sunmaktadır. Antenatal visitler partner (baba), ebeveyn yada güvenilir bir erişkin eşliğinde yapılmaktadır. Polikliniğimize günlük ortalama 20 adölesan gebe başvurusu alınmakta ve her gebe, ekip tarafından değerlendirilip yönetilmektedir.

Ayrıca hastanemizde adölesana özel poliklinik hizmeti ile eş zamanlı olarak adölesan gebenin doğumuna bebeğin babasının veya adölesanın seçtiği bir erişkinin eşlik etmesi sağlanmaktadır.

Doğum sonrası gence bebeğinin babası veya tercih ettiği bir erişkinin gözetiminde taburculuk eğitimi verilmektedir. Adölesanların emzirmeye başlama ve devam olasılıkları daha azdır. Bu nedenle hastanemizde görevlendirilmiş laktasyon ebesi adölesan gebeye tercihen bebeğin babasının eşliğinde pro-aktif emzirme eğitimi vermektedir.

Hastanemizde doğum yapmış Adölesan annelere taburculuk sonrası emzirmeyi, ana babalık kabiliyetlerini desteklemek amacı ile evde sağlık ebe-hemşiresi tarafından evde sağlık hizmeti başlatılmıştır.  Sorumlu ebe, adölesan anneyi ve bebeğini postpartum dönemde yaşadığı mekanda ziyaret ederek yaşam şartlarını, bebeğine uyguladığı annelik rolünü, fiziksel ve ruhsal sağlık durumunu, emzirme yeteneğini yerinde değerlendirip gördüğü aksaklıklara yerinde müdahale ederek, yetersiz kaldığı durumda gördüğü problemin çözümünü yapabilecek alanın profesyonelleri ile temasa geçebilmesine yardımcı olmaktadır.

Bu uygulamalarımızda temel hedefimiz sağlıklı annelik için yeterli yetiye sahip olmayan adölesan anneyi bu zorlu sürecinde her yönden destekleyip, ailenin temeli olan anneyi kuvvetlendirerek, çocukların bedenen ve ruhen sağlıklı bireylerin olduğu bir aile ortamında yetişebilmelerini temin etmektir. Sağlık bakanlığı bünyesinde bir kadın sağlığı hastanesinde kurduğumuz ‘Adölesana özel çok disiplinli gebe takip polikliniği’ ve beraberinde oluşturduğumuz politikalarımızın Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Gençlik Bakanlığı, Adalet bakanlığı vb. diğer ilgili bakanlıklarla kurulan koordinasyonun, Adölesan annenin ve ailesinin yükünü ve uzun dönemde yaşanabilecek problemleri hafifleteceği kanaatindeyiz.

Anahtar Kelimeler: Adölesan gebe, antenatal bakım, postpartum bakım, evde sağlık

 

 

 Adölesan gebelikler 10-19 yaş aralığındaki kızlarda gerçekleşen gebeliklerdir ve toplumun sosyal ve ekonomik açıdan gelişimi için ciddi bir engeldir. Dünyada Gebeliklerin % 11’i 15-19 yaş aralığında ve bu gebeliklerin çoğunluğu gelişmemiş ülkelerdedir (1). Ülkemizde canlı doğumlardaki adölesan doğum oranı % 5,4 tür. Bu oran, SBÜ Ankara Dr Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesinde genel hasta grubunda % 4, Suriyeli sığınmacılarda %10 dur (2,3,4). Fiziksel ve ruhsal yönden gebeliğe hazır olmayan adölesanın gebe kalması eğitiminde aksama ve neticesinde sosyal ve ekonomik fırsatlarının sınırlanmasının yanısıra, genci ciddi sağlık problemleri ile karşı karşıya bırakabilmektedir (5). Gencin evliliği ve neticesinde gebe kalışı kendi isteği ile olabildiği gibi sosyal baskı neticesindede gerçekleşebilmektedir. Erken evliliği etkileyen en önemli etken gencin içinde bulunduğu aile çevresinin geleneksel yapısıdır. Adölesanın eğitimsizliği, ilk cinsel beraberliğin 15 yaşın altında oluşu, annesinin adölesan gebelik hikayesi, cinsellik ve kontraseptifler hakkında bilgisizlik, okuldan terk,  özgüven eksikliği, alkol ve madde kullanımı adölesan gebeliğe zemin hazırlayan faktörlerdendir (6). Adölesan gebelik olgusuna yaklaşımda ilişkili olduğu çoklu problemleri analiz ederek bunlara çözüm yolları aramak ve bulmak toplumda ciddi katma değer oluşturacaktır. Bu nedenle sağlık politikasını oluşturan birimler adölesan gebeye yaklaşırken adölesanın sosyal çevresini bir bütün olarak ele almalıdır (7).

Gebe kalan adölesan riskli bir gebeliğin getirdiği fiziksel ve ruhsal problemleri ve bir başka çocuğun bakımından sorumluolduğundan eğitimine ara vermek zorunda kalmakta ve sonuç olarak gelecekteki sosyal ve ekonomik fırsatları sınırlanmaktadır. Son yıllarda dünyada adölesan gebelik oranları düşme trendinde olmasına rağmen birçok ülkede oranlar hala yüksektir. Sosyal medyanın,  görsel iletişim araçlarının uygunsuz  kullanımı, riskli davranışlar neticesinde gebelik deneyimi yaşayan gençlerin sayısında artışı beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda doğru bilginin kaynağı olan okullarda gençlere üreme sağlığı konusunda zamanlı ve yeterli bilgilendirmenin yapılması oluşabilecek riskli davranışları ve sonuçlarını engelleyecektir (8).

Türk medeni kanununda 18 yaşını doldurmuş birey kimsenin izni olmadan, 17 yaşını dolduran kişi kendi ve yasal temsilcisinin rızası ile, 16 yaşını dolduran kişi özel koşullarda hâkimin izni ile evlenebilir.16 yaşını doldurmayan birey hiçbir koşulda evlenemez (9,10). Bu bağlamda ülkemizde resmi aile kurabilme yaşının adölesan dönemi içinde olması bu dönem gebelikleri meşru hale getirmekte ve yönetimine yönelik tedbirlerin alınmasını zorunlu hale getirmektedir.

18 yaşın altında evli olmayan bir çocuk kendisinin ve vasisinin onayı ile 10 haftanın altındaki gebeliğinin tahliyesini yaptırabilir (11). Hekim gebelik tahliye işlemini yapmadan adli vaka tutanağı düzenler, adli vaka bildirimi yapar ve tahliye işlemini yapar. Çocukların 10 haftanın üzerindeki gebeliklerinde gebelik tahliyesi yapılabilmesi için mahkeme devam etse dahi savcı talimatının sağlık kuruluna sunulması yeterlidir (12) .

Gencin gebe kalması bulunduğu sosyo-ekonomik maduriyetinin neticesinde oluşan ve sonrasında mevcut sosyo-ekonomik statüsünde daha fazla düşüşe neden olabilen bir olgudur. Bir çocuğun gebe kalması ile sonuçlanan süreç ele alındığında iyileştirilmesine ihtiyaç duyulan birden fazla mağdur ve eşlik eden uygulamalarla karşılaşırız. Ayrıca oluşan gebelik ile mağdurlar listesine yeni bir katılım söz konusu olmaktadır. Devletin gebe genci görmezden gelmesi, ihtiyaç duyulan yeterli fiziksel ve ruhsal rehberliği verecek sistemleri sunamaması, toplumda ileriye dönük ciddi ekonomik ve sosyal problemlerin doğmasına zemin hazırlayacaktır.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinde ‘Taraf Devletler her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler. Taraf Devletler çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.’, ‘Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar.’, ‘Taraf Devletler, çocuğun olabilecek en iyi sağlık düzeyine kavuşma, tıbbi bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini veren kuruluşlardan yararlanma hakkını tanırlar’, ‘Taraf Devletler, hiçbir çocuğun bu tür tıbbi bakım hizmetlerinden yararlanma hakkından yoksun bırakılmamasını güvence altına almak için çaba gösterirler.’ düzenlemeleri yer almaktadır (13,14,15). Bu nedenle, Dünyada gelişmiş ülkelerde gebelik ve sonraki süreçte özellikli bakım ihtiyacı olan adölesan gebeler için çok disiplinli özellikli takip poliklinikleri önerilmektedir (16).

 Genç gebenin yönetiminde yakın çevresinin desteği ve katkısı bu süreçte yaşayacağı morbiditeyi azaltacaktır. Adölesan gebe, gebelik ve sonraki süreçte fiziksel ve ruhsal açıdan desteğe ihtiyaç duyar. Adölesan gebe için antenatal bakımın erken başlaması ve çıkabilecek risklere yönelik tedbirlerin zamanında alınması hayati önem taşır. Gençlerin bilgisizlik, ekonomik veya sosyal destek eksikliği gibi nedenlerle erken ve uygun antenatal bakım alma olasılıkları erişkinlerden daha düşüktür. Gebeliğin başında uygun bakım verilmeyen adölesan gebeler, gebelik komplikasyonları açısından yüksek riskli grubu oluşturur. Adölesan gebe, gebelikte ve doğumda; Gebelik hipertansiyonu, uzamış doğum eylemi, erken doğum, cinsel yolla bulaşan hastalıklar,  müdahaleli doğum, maternal ve perinatal mortalite, konjenital anomali, anemi ve yetersiz kilo alımı,  fetusta gelişme geriliği; Postpartum dönemde, postpartum kanama, endometrit, obstetrik fistüller, postpartum depresyon açısından artmış risk taşımaktadır (17,18,19,20). Gebelik sürecinde adölesanın ihtiyacı olan bakımı verecek kolay ulaşılır, çalışanların adölesana yaklaşım konusunda eğitilmiş olduğu, adölesanın gebe takip sürecinde ihtiyacı olan her türlü bakımı veren; kadın doğum uzmanı, ebe, pediatrist, sosyal hizmet uzmanı, psikolog, fizyoterapist, diyetisyenden oluşan çok disiplinli, adölesana özel gebe takip merkezlerine ihtiyaç vardır.

Şubat 2019 itibari ile SBÜ. Ankara Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı, Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesinde ‘Adölesan gebeye özel çok disiplinli antenatal takip polikliniği’ hizmete girmiştir. Polikliniğimizde 18 yaş ve altındaki gebelere özel oluşturulan protokole uygun gebelik takibi yapılmaktadır. Merkezimizde tahsis edilen poliklinikte, adölesan gebenin antenatal bakımını Kadın Doğum Uzmanı, Pediatrist, Ebe, Psikolog, Diyetisyen, Sosyal Hizmet Uzmanı ve Fizyoterapist’ten oluşan çok disiplinli bir ekip üstlenmektedir. Merkezimiz gencin kolay ulaşabileceği bir yerde, gebe gencin ihtiyaç duyduğu her türlü sağlık bakım hizmetini sunabilme kapasitesine sahip olup, gencin geleneksel inançlarını analiz ederek, kültürel durumuna uygun eğitsel, duygusal ve klinik destek sunmaktadır. Antenatal visitler partner (baba), ebeveyn yada güvenilir bir erişkin eşliğinde yapılmaktadır. Polikliniğimize günlük ortalama 20 adölesan gebe başvurusu alınmakta ve her gebe, ekip tarafından değerlendirilip yönetilmektedir.

Ayrıca hastanemizde adölesana özel poliklinik hizmeti ile eş zamanlı olarak adölesan gebenin doğumuna bebeğin babasının veya adölesanın seçtiği bir erişkinin eşlik etmesi sağlanmaktadır.

Doğum sonrası gence bebeğinin babası veya tercih ettiği bir erişkinin gözetiminde taburculuk eğitimi verilmektedir. Adölesanların emzirmeye başlama ve devam olasılıkları daha azdır. Bu nedenle hastanemizde görevlendirilmiş laktasyon ebesi adölesan gebeye tercihen bebeğin babasının eşliğinde pro-aktif emzirme eğitimi vermektedir.

Hastanemizde doğum yapmış adölesan annelere taburculuk sonrası emzirmeyi, ana babalık kabiliyetlerini desteklemek amacı ile evde sağlık ebe-hemşiresi tarafından evde bakım hizmeti başlatılmıştır.  Sorumlu ebe, adölesan anneyi ve bebeğini postpartum dönemde yaşadığı mekanda ziyaret ederek yaşam şartlarını, bebeğine uyguladığı annelik rolünü, fiziksel ve ruhsal sağlık durumunu, emzirme yeteneğini yerinde değerlendirip gördüğü aksaklıklara yerinde müdahale ederek, yetersiz kaldığı durumda gördüğü problemin çözümünü yapabilecek alanın profesyonelleri ile temasa geçebilmesine yardımcı olmaktadır. Bu uygulamalarımızda temel hedefimiz sağlıklı annelik için yeterli yetiye sahip olmayan adölesan anneyi bu zorlu sürecinde her yönden destekleyip, ailenin temeli olan anneyi kuvvetlendirerek, çocukların bedenen ve ruhen sağlıklı bireylerin olduğu bir aile ortamında yetişebilmelerini temin etmektir. Sağlık bakanlığı bünyesinde bir kadın sağlığı hastanesinde kurduğumuz ‘Adölesana Özel Çok Disiplinli Gebe Takip Polikliniği’ ve beraberinde oluşturduğumuz politikalarımızın Aile Bakanlığı, Gençlik Bakanlığı, Adalet bakanlığı vb. diğer ilgili bakanlıklarla kurulan koordinasyon neticesinde, Adölesan Anne’nin ve Ailesi’nin yükünü ve uzun dönemde yaşanabilecek sosyal, fiziksel ve ekonomik problemleri hafifleteceği kanaatindeyiz.

 

 

 

Referanslar;

  1. World Health Organization (WHO). WHO Guidelines on Preventing Early Pregnancy and Poor Reproductive Outcome Among Adolescents in Developing Countries. Geneva: WHO; 2011.
  2. Türkiye İstatistik Kurumu- TUİK/ http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id
  3. Özel Ş (2018). Üçüncü basamak bir kadın sağlığı merkezinde doğum yapan adölesan annelerin değerlendirilmesi. 17.Ulusal Aile Hekimliği Kongresi, 58-58
  4. Özel Ş, Yaman S, Kansu Çelık H, Hançerlıoğlu N, Balcı N, Üstün Y. Obstetric outcomes among Syrian refugees: A Comparative study at a Tertiary Care Maternity Hospital in Turkey. Revista Brasileira de Ginecologia e Obstetrícia / RBGO Gynecology and Obstetrics 2018; 40:673-679.
  5. Kansu Çelık H, Özel Ş, Üstün Y. Adolesanlarda cinsel sağlık ve üreme sağlığı. Jinekoloji-Obstetrik ve Neonatoloji Tıp Dergisi 2018;15:184-188.
  6. Özel Ş. Ergenlerde cinsel saglık, Bölüm adı: Adölesan gebelikler (2019). Akademisyen Kitabevi, Editör:Orhan Derman, Nuray Kanbur, Zehra Aycan, Sinem Akgül, Zeynep Tüzün, Basım sayısı:1
  7. Özel Ş. Adölesan üreme sağlığı kitabı, Bölüm adı: Adölesan üreme sağlığı Türkiye yasal uygulamaları (2019). Modern Tıp Kitapevi, Editör:Orhan Derman, Yaprak Üstün, Basım sayısı:2
  8. Özel Ş, Oskovı A, Korkut S, Memur T, Üstün Y. Gençlik merkezine basvuran adölesanların menars duygu, mensturasyon algı-bilgi ve özbakım pratikleri. Ankara Medical Journal 2018;18:675-682.
  9. Türk Medeni Kanunu Madde:124
  10. Türk Medeni Kanunu Madde:126
  11. Nüfus planlaması hakkında kanun numarası: 2827 kabul tarihi:24/5/1983. Yayımlandığı R. Gazete: Tarih : 27/5/1983 Sayı : 18059.
  12. Özel Ş, Üstün Yaprak, Avsar F. Türkiye’de gebelik terminasyonunun yasal durumu. Jinekoloji-Obstetrik ve Neonatoloji Tıp Dergisi ;2017;14:34-38.
  13. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi Madde:6
  14. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları sözleşmesi Madde:12
  15. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları sözleşmesi Madde:24
  16. Fleming N, O’Driscoll T, Becker G, Spitzer RF; CANPAGO COMMITTEE. Adolescent Pregnancy Guidelines. J Obstet Gynaecol Can 2015;37:740-756
  17. Nove A, Matthews Z, Neal S, et al. Maternal mortality in adolescents compared with women of other ages: Evidence from 144 countries. The Lancet Glob Health. 2012;2: e155-e164
  18. Quinlivan JA, Evans SF. Teenage antenatal clinics may reduce the rate of preterm birth: a prospective study. BJOG 2004;111:57–8.
  19. Malabarey OT, Balayla J, Klam SL, Shrim A, Abenhaim HA. Pregnancies in young adolescent mothers: a population-based study on 37 million births. J Pediatr Adolesc Gynecol 2012;25:98–102.
  20. Fleming NA, Tu X, Black AY. Improved obstetrical outcomes for adolescents in a community-based out reach program: a matched cohort study. J Obstet Gynaecol Can 2012;34:1134–40.

 

 

 

[1] Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi

[2] Kaba boşanma hızı bahsedilen yıl içinde her 1000 kişi başına düşen gerçekleşen boşanma sayısıdır.

[3] Şekilde gösterilen sonuçların detaylı verileri Ek 1’de Şekil A-1’de bulunmaktadır.

[4] Ankara Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı, Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi, Başhekim Yardımcısı, Ebe, Hemşire ve Başhekim


Paylaş
İşlem Sonucu